4. Hukuk Dairesi 2012/19124 E. , 2013/17695 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalılar ... vdl. aleyhine 15/03/2007 gününde verilen dilekçe ile trafik kazası nedeni ile yaralanmadan dolayı maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 06/09/2012 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili ile davalılar ..., .....A.Ş. ve İl Özel İdaresi vekili tarafından …
**4. Hukuk Dairesi 2012/19124 E. , 2013/17695 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalılar ... vdl. aleyhine 15/03/2007 gününde verilen dilekçe ile trafik kazası nedeni ile yaralanmadan dolayı maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 06/09/2012 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili ile davalılar ..., .....A.Ş. ve İl Özel İdaresi vekili tarafından istenilmekle..... A.Ş.'den gayrı tarafların süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davacının ve davalı ... İdaresi Müdürlüğü'nün aşağıdaki bentlerin kapsamları dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir. 2-Davacının diğer temyiz itirazlarına gelince, Dava, trafik kazası nedeni ile yaralanmadan dolayı uğranılan maddi ve manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece istemin bir bölümü kabul edilmiş; karar, taraflarca temyiz olunmuştur. Davacı, davalı sürücünün tam kusuru ile neden olduğu trafik kazasında ağır yaralandığını, aracının hurda haline geldiğini beyanla uğradığı maddi ve manevi zararlarının ödetilmesini istemiştir. Davalılar kusurlu ve sorumlu olmadıklarını savunmuşlardır. Mahkemece, belirlenen maddi zararlar ile birlikte takdir edilen manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmiştir. Borçlar Yasası'nın 47. maddesi gereğince yargıcın, özel durumları göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği para tutarı adalete uygun olmalıdır. Takdir edilecek bu tutar, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir işlevi (fonksiyonu) olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi malvarlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek tutar, var olan durumda elde edilmek istenilen doyum (tatmin) duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22/06/1966 gün ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel durum ve koşullar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden yargıç, bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde nesnel (objektif) ölçülere göre uygun (isabetli) bir biçimde göstermelidir. Somut olaya gelince, davacının yaralanmasının derecesi, kusur durumu, olay tarihi, tarafların ekonomik ve sosyal durumları ile yukarıda anılan ilkeler gözetildiğinde davacı yararına takdir edilen 2.000,00 TL manevi tazminat tutarı azdır. Daha üst düzeyde manevi tazminat ödetilmek üzere kararın bozulması gerekmiştir. 3-Davalı ...Ş.'nin temyiz istemine gelince; Davalı ...Ş.'nin HUMK’nun 432/1. maddesinde yazılı onbeş günlük ve 427/4 ve 433/2. maddelerinde belirlenen on günlük süreleri geçirdikten sonra kararı temyiz ettiği anlaşılmasına göre temyiz dilekçesinin reddine karar verilmesi gerekmiştir. 4-Davalı ... İdaresi Müdürlüğü'nün diğer temyiz itirazlarına gelince; Davacı, trafik kazasında aracının hurda haline geldiğini iddia etmiş, hasar tazminatı ödetilmesini istemiştir. Dosya arasındaki bilgi ve belgelerden, davalı ...Ş.'nin, davacının aracında meydana gelen hasar nedeni ile davacıya, 30/03/2007 tarihinde 5.750,00 TL ödeme yaptığı anlaşılmaktadır. Mahkemece görüşüne başvurulan makine mühendisi bilirkişinin araçtaki hasar tutarını 10.856,93 TL olarak bildirdiği, itiraz üzerine alınan bilirkişi raporunda ise hasar tutarının 17.000,00 TL olarak belirlendiği görülmüştür. Raporların hiçbirinde sigortadan davacıya ödenen tutar indirilmemiştir. Davacı 10/11/2011 günlü ıslah dilekçesi ile araç hasarı yönünden istemini 920,00 TL araç çekici bedeli dahil olmak üzere kusur oranına göre indirim yaparak 16.128,00 TL olarak ıslah etmiş, mahkemece, bilirkişi raporları arasındaki çelişki giderilmeden ve sigorta şirketi tarafından davacıya araç hasarı için ödenen bedel indirilmeden ıslah edilen bedel hüküm altına alınmıştır. Şu durumda, mahkemece, bilirkişi raporları arasındaki çelişki giderilerek davalı ...Ş. tarafından davacıya yapılan ödemenin de indirilmesi ile bakiye hasar tutarının bulunup bulunmadığı araştırılıp davalının araç hasar bedeli yönünden sorumluluğu belirlenmesi gerekirken eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir. 5-Davalı ...'in temyiz itirazlarına gelince; Kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken veya görevlerini yaparken kişilere zarar vermesi ilgili kamu kurumunun hizmet kusurunu oluşturur. Bu durumda sorumlu, kamu görevlisinin emrinde çalışmakta olduğu kamu kurumu olup dava o kurum aleyhine açılmalıdır. (T.C. Anayasası 40/III, 129/V, 657 Sy.K.13, HGK 2011/4-592 E., 2012/25 K.) Bu konuda yasal düzenlemeler emredici hükümler içermektedir. Diğer yandan Sorumluluk Hukukunun temel ilkeleri açısından bakıldığında da bu şekilde düzenlemenin mevzuatta yer almış olması zarar görenin zararının karşılanması yönünde önemli bir teminattır. Somut olaya gelince, davalı ..., davalı ... İdaresi Müdürlüğü'nün şoförü olup 657 sayılı yasa hükümlerine tabi kamu görevlisidir. Davacı, davalının kullandığı çekicinin çarpması sonucu yaralandığını iddia ettiğine göre, Anayasa'nın 129/5. maddesi ile 657 sayılı Devlet Memurları Yasası'nın 13/1. maddesi gereğince memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken kusurlu eylemleri nedeniyle oluşan zararlardan doğan tazminat davalarının, kendilerine rücu edilmek kaydıyla ve yasada gösterilen biçim ve koşullara uygun olarak idare aleyhine açılabileceğine ilişkin yasal düzenleme uyarınca bu davalı yönünden davanın husumet nedeni ile reddine karar verilmesi gerekir. Mahkemece açıklanan yasal düzenleme gözetilerek, davalı ... hakkındaki davanın husumet nedeniyle reddedilmesi gerekirken, işin esasının incelenmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda (2) sayılı bentte gösterilen nedenle davacı yararına, (4) sayılı bentte gösterilen nedenle davalı ... İdaresi Müdürlüğü yararına, (5) sayılı bentte gösterilen nedenle davalı ... yararına BOZULMASINA, davalı ...'in diğer temyiz itirazlarının kendisi yönünden bozma nedenine göre şimdilik incelenmesine yer olmadığına, (3) sayılı bentte gösterilen nedenle davalı ...Ş.'nin temyiz dilekçesinin reddine, davacı ile davalılardan Ordu İl Özel İdaresi'nin diğer temyiz itirazlarının (1) sayılı bentte gösterilen nedenlerle reddine ve temyiz eden taraflardan peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 14/11/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.