11. Hukuk Dairesi 2010/3321 E. , 2010/3696 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Pendik 2.Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 06.03.2008 tarih ve 2003/317-2008/68 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için dosya mahalline gönderilmişti. Bu noksanlıkların giderilerek dosyanın gönderildiği anlaşılmakla, dava dosyası için …
**11. Hukuk Dairesi 2010/3321 E. , 2010/3696 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Pendik 2.Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 06.03.2008 tarih ve 2003/317-2008/68 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için dosya mahalline gönderilmişti. Bu noksanlıkların giderilerek dosyanın gönderildiği anlaşılmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, davalı ...' in müvekkili bankada tasarruf teşvik hesabı bulunan diğer davalı şirketlere ait antetli kağıtları ve şirket kaşelerini kullanıp temsilcilerinin imzalarını taklit etmek suretiyle hazırladığı dilekçelerle ve dilekçe ekindeki sahte imza sirkülerleri ile müvekkili bankadan 9 ayrı işlemle toplam (12.346.781.000) TL.çektiğini, davalı şirketlerde muhasebe şefi olarak çalışan davalı ...' in fiillerinden davalı şirketlerin de adam çalıştıran sıfatyıla sorumlu bulunduğunu ileri sürerek, anılan meblağın 6183 SK.'nun 51.maddesi uyarınca uygulanacak gecikme zammı ve gecikme cezasıyla birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı şirketler vekili davanın reddini savunmuş, davalı ... savunmada bulunmamıştır. Mahkemece, toplanan kanıtla rve bilirkişi raporuna dayanılarak, davalı ...' in diğer davalı şirketlerde çalıştığı ve nitelikli dolandırıcılık suçunu işlediğinden cezalandırıldığı, davalı şirketlerin 05.07.2001 tarihli imza sirkülerine gerçek temsilcisinin... olduğu, davacı banka çalışanlarının buna rağmen gerekli özeni göstermeden resmi olmayan belgelere dayanarak davalı ...'le ödeme yaptıkları, gerekçesiyle davalı ... hakkındaki davanın kabulüne, diğer davalı şirketler hakkındaki davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava, bankacılık işlemlerinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir. Davalı şirketlerin personel müdürü ve muhasebe şefi olarak çalışan diğer davalı ... tarafından, davacı bankada tasarrufu teşvik hesabı bulunan davalı şirketlere ait nema ödemelerinin, tamamı sahte imzalarla hazırlanmış olan her iki şirkete ait imza sirküleri, şirket kaşeleri ve yetkili imzalarını taşıyan taahhütnameler, tasarrufu teşvik ödeme ve takip formları ile davacı bankanın Pendik Şubesi’ne hitaben yazılmış talimat mektupları kullanılarak çekildiği konularında taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmayıp, esasen bu hususların doğruluğu dosyaya sunulan bilgi ve belgelerle de sabittir. Davacı banka vekilince anılan somut olayda davalılardan ...’e haksız fiilin faili sıfatıyla BK.’nun 41. maddesine dayanılarak, diğer davalı şirketlere ise bu kişiyi çalıştıranlar sıfatıyla BK.’nun 55. maddesine dayanılarak husumet yöneltilmiş, mahkemece bu olaydan sorumluluklarının bulunmadığı gerekçesiyle davalı şirketler hakkındaki davanın reddine, diğer davalı ... hakkındaki davanın ise kabulüne karar verilmiştir. Oysa yukarıda da belirtildiği gibi davalı ..., diğer davalı şirketlerin işlerini gördüğü sırada bu fiili işlemiş ve zarar, ...’in bu işleri görmesi dolayısıyla meydana gelmiştir. Eğer davalı ... diğer davalı şirketlerde çalışmasaydı, şirketlerin antetli kağıtlarına ve kaşelerine ulaşamayacak, suçta kullandığı belgeleri hazırlayamayacak ve dolandırıcılık fiilini işlemesi mümkün olmayacaktı. Dolayısıyla davalı şirketler de ...’in bu fiilinden adam çalıştıran sıfatıyla sorumlu tutulmalıdır. Zira BK.’nun 55. maddesi uyarınca adam çalıştıran, işçisinin seçiminden sorumlu olduğu gibi işçisinin çalışırken başkalarına zarar vermemesi için gerekli dikkat ve özeni göstermemesinden dolayı da sorumludur. Hatta, BK.’nun 55. maddesi hükmünün kusura değil, sadece içtimai tehlike esasına dayandığı kabul edildiğinden, bir kimsenin bir işini görmekle vazifelendirdiği diğer kimsenin bu işi görmesi dolayısıyla meydana gelen zarardan, hem kendisinin hem de işi görenin kusuru aranmaksızın sorumlu tutulacağı sonucuna varılır. Gerçekten de bir kimseyi işinde kullanarak onun emeğinden fayda sağlayan kimsenin, kullanılan adamın işini gördüğü sırada sebebiyet verdiği zararlardan da sorumlu tutulması, yani elde ettiği nimete karşılık külfete de katlanması, hakkaniyete uygundur. Adam kullananın halin gerektirdiği özeni göstermiş olduğunu ispat ederek sorumluluktan kurtulacağının belirtilmesi, adam kullananın kusurunu ispat külfetini tersine çeviren bir hükümden ibaret olup, maddede kusura dayanan sorumluluk esasının benimsendiği anlamına gelmez. Bu sorumluluktan kurtulma sebebinin kanuna konulması ile güdülen tek hedef, iş sahiplerini mesuliyetten kurtulacakları düşüncesiyle zararı önleyici tedbirlere teşvik ederek içtimai tehlikeyi azaltmaktır ( 27.03.1957 tarih ve 1957/1 E.- 1957/3 K. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı). Bu durum karşısında mahkemece, davalı şirketlerin diğer davalı ...’in davacı bankaya verdiği zarardan, BK.’nun 55. maddesi uyarınca adan çalıştıran sıfatıyla sorumlu bulundukları kabul edilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı banka yararına BOZULMASINA, 05.04.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.