3. Ceza Dairesi 2021/15874 E. , 2023/2337 K. "İçtihat Metni" TUTUKLU İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma HÜKÜM : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı
**3. Ceza Dairesi 2021/15874 E. , 2023/2337 K.** **"İçtihat Metni"** TUTUKLU İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma HÜKÜM : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Bolu Ağır Ceza Mahkemesinin, 24.10.2018 tarihli ve 2017/266 Esas, 2018/297 sayılı kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun (3713 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası uyarınca 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. 2. Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 16.01.2019 tarihli ve 2018/231 Esas, 2019/72 sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun Bolu Ağır Ceza Mahkemesinin 24.10.2018 tarih ve 2017/266 Esas, 2018/297 Karar sayılı hükmünün, 5271 sayılı CMK'nın 280 inci maddesinin 2 nci fıkrası uyarınca kaldırılarak 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun (3713 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. 3. Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 30.09.2021 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafiinin temyiz istemi özetle, usul ve kanuna uygun bulunan Bölge Adliye Mahkemesi hükmüne yönelik sanık müdafiinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü "sanığın atılı suçlu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak, inandırıcı delil bulunmadığı, dosyada mevcut sanık hakkındaki ByLock tespit ve değerlendirme tutanağı ile BTK'dan gelen CGNAT kayıtlarına göre yapılan bilirkişi raporu arasında bir çok çelişki bulunduğu, sanığın ByLock kullandığının her türlü şüpheden uzak, kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespit edilemediği, sanık aleyhine ifade veren tanık beyanlarının geçmiş yıllara ilişkin ve çelişkili olduğu, sanığın geçmiş dönemde ekonomik sebeplerle ve geçimini sağlamak için çalıştığı kurumların daha sonradan örgüt üyeliği için aleyhine delil olarak kullanılamayacağı, sanığın hata hükümlerinden yararlanması gerektiği, sanığın üzerine atılı terör örgütü üyeliği suçunun maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığına, sanığın beraatine ve sair sebeplere ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü Sanık, silahlı terör örgütüne üye olmak suçunun manevi unsurunu, örgütün belli amaçlarını gerçekleştirme gayesini bilerek ve isteyerek örgüte girme iradesi oluşturduğuna göre; failin konumunun örgüt üyesi sayılmasını gerektirecek boyuta ulaşıp ulaşmadığı hususunun, fiilin gerçekleştiği yer ve zaman ile şartlar göz önünde bulundurulmak suretiyle belirlenmesi gerekmektedir. 17-25 Aralık 2013 tarihinde örgütün emniyet ve yargı teşkilatındaki elemanları ile gerçekleştirdiği operasyonlar, daha sonra 19 Ocak 2014 tarihinde örgütün, Devletin emniyet ve jandarma teşkilatına sızmış elemanları aracılığıyla MİT'e ait Suriye'ye giden tırlara yapılan silahlı operasyon, Milli Güvenlik Kurulunun 26.02.2014 tarihinden itibaren bu yapıyı ulusal güvenliği tehdit eden yapılanma olarak görmeye başlaması gibi sosyal hayata ve ülke kamuoyuna yansıyan pratikler nedeniyle; artık bu tarihlerden itibaren bir kişinin, bu örgütün silahlı bir terör örgütü olduğunu, devletin içinde paralel yapılanma oluşturduğunu bilmemesi hayatın olağan akışına uygun görülmemiştir. Sanığın, Yargıtay Ceza Genel Kurulunca da kabul edildiği üzere FETÖ/PDY mensuplarınca gizli haberleşme programı olarak kullanıldığında şüphe bulunmayan ByLock isimli haberleşme programını kullanması, 2012-2015 yılları arasında örgüte müzahir şirketlerde SGK kaydının bulunması, sanığın örgüte ait evlerde kaldığına ve bir dönem ev abiliği görevini icra ettiğine dair aleyhe tanık beyanının bulunması hususları bir bütün olarak nazara alındığında, örgütle olan organik bağını ve irtibatını geçmişten bu yana sürdürdüğü değerlendirilerek, FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olduğu vicdani kanaatine varılmıştır. Sonuç olarak sanığın yukarıda detayları ile arz ve izah olunan eylemleri nedeniyle, FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün hiyerarşik yapılanmasına dahil olmak suretiyle, örgütün genel amacını bilerek, sürekli faaliyette bulunduğu, çeşitlilik ve yoğunluk gösteren eylem ve faaliyetler icra ettiği sonucuna varıldığından, üzerine atılı eylemin 5237 sayılı TCK'nın 314/2 nci maddesini ihlal ettiği kabul edilmiş ve anılan kanun maddesi uyarınca suçun işleniş biçimi, sanığın kastının ağırlığı, sanığın güttüğü amaç ve saik göz önüne alınarak takdiren ve teşdiden cezalandırılmasına karar verilmiştir. Sanığın, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 3 üncü maddesinde belirtilen terör suçu ile cezalandırılmış olması sebebiyle, cezasından anılan Kanun'un 5/1 inci maddesi uyarınca gerekli artırım yapılmıştır. Sanığın geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları göz önünde bulundurularak, cezasından TCK'nın 62 nci maddesi uyarınca indirim yapılmasına karar verilerek hüküm tesis edilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü Emniyet Genel Müdürlüğü KOM Daire Başkanlığınca düzenlenen ByLock sorgu tutanağına göre, sanığın adına kayıtlı olan ve fiilen kendisi tarafından kullanılan 0 506 ... .. .. numaralı GSM hattı ile 3*** *** ****135 ve 3*** *** ****130 IMEI numaralı cihazlar üzerinden ByLock kullandığı; Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumundan gelen CGNAT (HIS) kayıtları ve bu kayıtlar üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi neticesinde; sanığın ByLock sunucusunda kayıtlı IP adresleri üzerinden 11.08.2014 ile 16.12.2014 tarihleri arasında toplam 11927 kez bağlantı sağladığı; dosya içerisinde bulunan ByLock tespit ve değerlendirme tutanağına göre; sanığın söz konusu programı kendi üzerine kayıtlı 0 506 ... .. .. numaralı GSM hattı üzerinden 147660 ID numarası, "yavuzsultann" kullanıcı adı ve "Hh.2264352" şifresi ile kullandığının tespit edilmiş, şifresisinde geçen "Hh" harflerinin sanığın adının baş harfini simgelediği; bu şekilde sanığın adına kayıtlı bulunan ve kendisi tarafından kullanılan cep telefonuyla, kriptolu iletişim sağlamak amacıyla oluşturulmuş ByLock iletişim sistemine bu özelliğini bilerek dahil olduğunun ve birçok kez kullandığının kuşkuya yer bırakmayacak biçimde belirlendiği; sanığın 2012-2013 yıllarında FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne müzahir Nalan Özel Eğitim Kurum Gazete Reklam Dağıtım İç ve Dış Ticaret A.Ş isimli şirkette, 2013-2014 yıllarında FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne müzahir Özel Ereğli Sabah Eğitim Hizmetleri A.Ş isimli şirkette, 2014-2015 yıllarında FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne müzahir Eksen Bilimsel Ara. Dan. Özel Eği. Öğr. Turz. Terc. Paz. İth. İhr. Sa isimli şirkette SGK kaydının bulunduğu ve öğretmen olarak görev yaptığı; tanık T. B.'nin ve ifadesi duruşmada okunan K. K.'nin alınan ifadelerinde sanığın örgüt içerisinde ev abiliği yaptığını beyan ettikleri; toplanan delillere göre sanığın inkara dayanan savunmalarına itibar edilmeyerek FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olduğuna ilişkin dairemizce de tam bir vicdanı kanaate ulaşıldığı, sübuta yönelik İlk Derece Mahkemesinin kararında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır. Ancak; İlk Derece Mahkemesince temel ceza "suçun işleniş biçimi, sanığın kastının ağırlığı, güttüğü amaç ve saik" gerekçeleriyle alt sınırdan uzaklaşılarak ceza tayin edilmiş ise de, TCK'nın 61/1 ve 3/1 maddeleri hükümlerine göre temel cezasının, kanun maddesindeki alt sınırdan belirlenmesinin somut olaya uygun olacağı ve verilen cezanın orantılı bulunmadığından İlk Derece Mahkemesinin kararı kaldırılmış, 5237 sayılı TCK'nın 61 inci maddesi gereğince temel ceza belirlenirken söz konusu maddenin 1 inci fıkrasında yedi bend halinde sayılan hususlar, aynı Kanun'un 3/1 inci maddesindeki "suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur" şeklindeki yasal düzenlemeler, dosyaya yansıyan bilgi ve kanıtlar hep birlikte ve isabetli bir şekilde değerlendirilip; örgüt içerisindeki konumu da gözetilerek, suçun işleniş biçimi, suçun işlendiği yer ve zaman, sanığın kastı, suçun işlenmesinde kullanılan araçlar, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı birlikte değerlendirilerek, temel cezanın tayininde alt sınırdan ayrılmayı gerektirir bir neden tespit edilemediğinden ceza takdiren alt sınırdan belirlenmiş; sanığa yüklenen suçun 3713 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinde sayılan mutlak terör suçlarından olması nedeniyle, tespit edilen temel ceza aynı Kanun'un 5/1 inci maddesi uyarınca yarı oranında artırılmış, sanığın, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları ile cezanın geleceği üzerindeki olası etkileri dikkate alınarak, hakkında TCK'nın 62 nci maddesinde düzenlenen takdiri indirim hükümlerinin uygulanması yönünde kanaat oluştuğundan aşağıdaki biçimde hüküm kurulmuştur. IV. GEREKÇE Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan inceleme sonunda; a) Amacı, yapılanması ve faaliyet yöntemlerine ilişkin ayrıntıları, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarih, 2017/16-956 Esas ve 2017/370 sayılı kararı ile onanarak kesinleşen, Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı kararında ve Dairemizin müstakar kararlarında açıklandığı üzere, FETÖ/PDY, cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın öngördüğü düzeni ortadan kaldırmayı ve yerine başka bir düzen getirmeyi amaçlayan bir terör örgütüdür. b) Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından onanarak kesinleşen Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı kararında ve müstakar kararlarında ByLock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle; örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının, her türlü şüpheden uzak, kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespit edilmesi halinde sanığın örgütle bağlantısını gösteren bir delil olacağı kabul edilmiştir. c) Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere, dosya kapsamına, tanık beyanlarına göre ev abiliği yaptğı ve ByLock tespit ve değerlendirme tutanağına göre 147660 ID numarası, "yavuzsultann" kullanıcı adı ve "Hh.2264352" şifresi ile kullandığı görülmüş, şifresinde geçen "Hh" harflerinin sanığın adının baş harfini simgelemiş olduğu ByLock iletişim sistemini örgütsel iletişim amacıyla kullandığı anılan örgütün hiyerarşik yapısına organik bağla katılıp süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluluk arz eden faaliyetlerde bulunmak suretiyle üyesi olduğuna ve sanığın örgütteki konumu, kaldığı süre, faaliyetlerinin önem ve yoğunluğu ile faaliyet alanı göz önünde bulundurulduğunda isabetsizlik görülmemiştir. d) Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla; karar gerekçelerine göre sanık müdafiinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmediğinden, sanık hakkında kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafiinin temyiz talebi yerinde görüldüğünden Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 16.01.2019 tarihli ve 2018/231 Esas, 2019/72 sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca dosyanın Bolu Ağır Ceza Mahkemesine, kararın bir örneğinin bilgi için Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 25.04.2023 tarihinde karar verildi.