T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/1595 Esas KARAR NO: 2026/597 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI: 2019/953 Esas - 2022/574 Karar TARİH: 13/09/2022 DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 26/03/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/1595 Esas KARAR NO: 2026/597 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI: 2019/953 Esas - 2022/574 Karar TARİH: 13/09/2022 DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 26/03/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki ticari satış ilişkisine dayalı bakiye 193.210,00-TL asıl alacak ve 11.672,00-TL'lik işlemiş faizin tahsili amacıyla davalı aleyhine başlatılan takibe davalının haksız olarak itiraz ettiğini, davacının TTK'nun 1530/4 fıkrası uyarınca takip öncesi işlemiş faiz talep edebileceğini ileri sürerek, davalının haksız itirazının iptali ile takibin devamına, davalı aleyhine %20'den az olmamak kaydıyla icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalının usulüne uygun tebliğe rağmen süresinde cevap dilekçesi vermediği anlaşılmıştır. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi'nin 13/09/2022 tarih ve 2019/953 Esas - 2022/574 Karar sayılı kararında; davalının icra dairesinin yetkisine yönelik itirazının TBK'nun 89 maddesi uyarınca yerinde olmadığı, dava dilekçesinde alacağın kaynağı cari hesap ilişkisi olarak gösterilmiş ise de, bilirkişi raporu kapsamından uyuşmazlığın kaynağının davacı tarafından davalıya avans olarak verildiği iddia olunan toplam 300.000,00-TL bedelli üç adet çeke ilişkin olduğu, davacı tarafından davalının kestiği 09/02/2018 tarihli 106.790,00-TL bedelli fatura tutarı düşüldükten sonra bakiye kalan kısım için mal teslimi yapılmadığından bahisle talip başlatıldığı, ancak çek kural olarak bir ödeme aracı olduğundan, dava konusu çeklerin avans olarak verildiğini ispat yükünün davacı üzerinde olduğu, bu hususu ispata yarar delil sunulmadığı, taraflar arasında davalıya avans çeki verileceğine ilişkin bir sözleşme bulunmadığı, davalının davacıya fatura kesmesinin çeklerin avans çeki olduğunu ispata yetmeyeceği, dava dilekçesinde dayanılan yemin delili davacıya hatırlatılmasına rağmen, davacının yemin deliline dayanmayacağını yazılı olarak beyan ettiği, usulüne uygun delillerle ispatlanamayan davanın reddi gerektiği, gerekçesi ile; davanın reddine, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğunun bilirkişi rapor ile tespit edildiğini, davalının defter ibrazından kaçınması sebebiyle, davacı defterlerinin davacı lehine kesin delil vasfını haiz olduğunu, bilirkişi raporunda davacının kendi defterlerine göre davalıdan 193.210,00-TL alacaklı olduğunun, yine davacının talep ettiği işlemiş faiz tutarının da yerinde olduğunun tespit edildiğini, buna göre davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, mahkeme ara kararı uyarınca Kızıltepe Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi'ne davalı defterlerinin incelenmesi amacıyla talimat yazıldığını, talimat dosyasında davalıya defter ibraz için ihtaratlı tebligat çıkartılmasına rağmen defterlerin ibraz edilmediğini ve talimatın bila ikmal iade edildiğini, HMK'nun 220/3 ve 222/5 fıkraları uyarınca davacı defterlerindeki kayıtlara göre davacı alacağının ispatlandığını, İlk derece mahkemesinin, taraflarınca dosyaya sunulan faturaya ilişkin olarak davalının istivcap edilmesi amacıyla Kızıltepe Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi2ne talimat yazdığını, talimat mahkemesinin davalıya, mahkemeye gelinmediği takdirde anılan fatura altındaki imza ve kaşenin davalıya ait olduğunun kabul edilmiş sayılacağı ihtarını içerir tebligat çıkardığını, usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen duruşmaya gelmeyen davalının anılan faturayı, fatura üzerindeki kaşe ve imzanın kendisine ait olduğunu kabul etmiş sayıldığını, böylece davalının bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde ileri sürdüğü, taraflar arasında ticari ilişki bulunmadığına yönelik savunmanın aksinin ispat olduğunu, davalının rapora itiraz dilekçesi ekinde sunduğu 21/11/2017 tarihli sözleşmede davacı taraf olmasa da, malların davacıya teslim edildiğini, bu sözleşmede de sözleşme bedelinin 300.000,00-TL olduğunun yazıldığını, bu sözleşme bedeli karşılığı avans çeklerinin de davacı tarafından davalıya verildiğini, davalının malların teslim edildiğini belirttiği ...'nin davacı şirket yetkilisi ...'nin akrabası olduğunu, davalıya toplam 300.000,00-TL bedelli üç adet çek verilmesine rağmen, yalnızca 09/02/2018 tarihli ... seri numaralı 106.790,00-TL tutarlı faturaya konu malların teslim edildiğini, bakiye 193.210,00-TL karşılığında mal teslim edilmediğini, alacaklarının ispatlandığını Ticari defter ve kayıtlarını ibraz etmeyen davalı yönünden, mahkeme nihai kararında HMK'nın 219. 220 vd. maddeleri uyarınca değerlendirmede bulunulmaksızın davacı aleyhine karar verildiğini, davacı lehine olan delillerin değerlendirilmediğini, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini, İleri sürerek, izah edilen ve re'sen dikkate alınacak sebeplerle; ilk derece mahkemesi kararını kaldırılmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; taraflar arasındaki ticari satış ilişkisi kapsamında davalıya avans olarak verildiği ve davalı tarafından tahsil edildiği iddia olunan çeklerin, eksik teslim nedeniyle bedelsiz kalan ve açık hesaba yansıtılan kısmının iadesi amacıyla başlatılan ilamsız takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece yukarıda yazılı gerekçeler ile davanın reddine karar verilmiş, karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Mahkemece davalının ba-bs formlarının celbi, yine işletme bilgilerinin celbi için bağlı bulunduğu vergi dairesine yazılan yazı cevapları kapsamından, davalının işletme hesabına göre defter tuttuğu, tacir kaydının olmadığı, esnaf olduğu, bu nedenle ba-bs ormu verme-diği, öte yandan davacının delil olarak münhasıran davalının defter ve kayıtlarına dayanmadığı anlaşılmış olup, HMK'nun 222/5 fıkra sı yalnızca tacir olan tarafın ticari defterlerine münhasıran delil olarak dayanılması halinde uygulanabileceğinden, davacının HMK'nun 222/5 fıkrası gereğince alacağın ispat olunduğuna yönelik istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Mahkemece yaptırılan bilirkişi incele mesi neticesinde, davacı tarafından davalıya 05/02/2018 tarihinde üç adet çek toplam 300.000,00-TL tutarlı çek verildiğinin kayıtlı olduğu, çeklerin ödeme ve ibraz bilgilerinin muhatap bankalardan sorulduğu, ... nezdindeki hesaptan keşide edilen 150.000,00-TL bedelli 30/05/2018 keşide tarihli çekin davacıya ciro yolu ile geçtiği ve davacı tarafından da davalıya ciro edildiği, çekin davalı tarafın dan ibraz ve tahsil edildiği; ... nezdindeki hesaptan keşide edilen ve davacının lehdarı olduğu 70.000,00-TL bedelli çekin davalıya ciro edildiğine dair çek üzerinde kayıt bulunmadığı, ciro silsilesinde davalının yer almadığı, çekin üçüncü kişi tarafından ibraz ve tahsil edildiği; ... nezdindeki hesaptan keşide edilen ve davacının lehdarı olduğu 80.000,00-TL bedelli çekin davacı tarafından davalıya ciro edildiği, davalıdan sonra çekin ciro yolu ile iki kez el değiştirdiği, son hamil tarafından ibraz ve tahsil edildiği, davalı tarafından ise davacıya 09/02/2018 tarihli 106.790,00-TL bedelli fatura kesildiği, davalı tarafından bilirkişi raporuna itiraz dilekçesi ekinde sunulan 21/11/2017 tarihli "zayıf akım yapım işleri taşeron sözleşmesi" başlıklı sözleşmede müteahhidin ........., taşeronun ise davalı olduğu, davacının bu sözleşmeye taraf olmadığı, davacı istinafının aksine dava konusu ve kısmen bedelsiz kaldığı iddia olunan üç adet çekin avans çeki olduğu iddiasının bu sözleşme ile ispat olunamayacağı, mahkeme gerekçesinde belirtildiği üzere kural olarak ödeme aracı olan çeklerin avans çeki olduğu iddiasını yazılı delil ile ispat yükü üzerinde olan davacının bu iddiasını ispata elverişli delil sunmadığı gibi, yemin deliline de dayanmadığı, davalının, isticvap duruşmasına katılmayarak, 09/02/2018 tarihli kapalı fatura üzerindeki kaşe ve imzasını ikrar etmiş sayılmasının da çeklerin avans çeki olduğuna dair iddianın ispatı ile ilgisi bulunmadığı, davalının aksi yöndeki istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Sonuç itibariyle; ilk derece mahkemesinin davanın reddine dair hüküm ve gerekçesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi, kamu düzenine aykırılık da tespit edilmediğinden, davacının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 269,85-TL harcın mahsubu ile bakiye 462,15-TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 26/03/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.