Başvuru, mahkeme kararıyla hüküm altına alınan kamulaştırma bedelinin geç ödenmesi ve faiz oranının enflasyon oranının altında kalması ile uzun süren yargılama nedenleriyle mülkiyet ve makul sürede yargılanma haklarıyla bağlantılı olarak etkili başvuru haklarının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru; mahkeme kararıyla hüküm altına alınan kamulaştırma bedelinin geç ödenmesi ve faiz oranının enflasyon oranının altında kalması ile uzun süren yargılama nedenleriyle mülkiyet ve makul sürede yargılanma haklarıyla bağlantılı olarak etkili başvuru haklarının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 27/3/2019 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucular, Yalova Çınarcık Koruköy 10 pafta 736 parselde bulunan taşınmazına takdir edilen kamulaştırma bedelinin artırılması için 28/7/2000 tarihinde Yalova Asliye Hukuk Mahkemesinde (Mahkeme) bedel artırımı davası açmıştır. Mahkeme23/8/2004 tarihinde davanın kısmen kabulüne ve tespit edilen toplam 672 TL (eski TL cinsinden) bedel farkının işleyecek yasal faiziyle birlikte başvuruculara ödenmesine karar vermiştir. Yargıtay Hukuk Dairesi 7/2/2005 tarihinde mahkeme kararının hüküm fıkrasındaki faize ilişkin bölüm çıkarılarak bedel farkına 21/8/2000 tarihinden itibaren "yasal faiz yürütülmesi" cümlesi eklenmek suretiyle düzeltilerek onanmasına karar vermiştir. Başvurucular süresinde kamulaştırma bedel alacaklarının ödenmemesi üzerine Kadıköy İcra Dairesinde 2/12/2004 tarihinde ilamlı icra takibi başlatmıştır. Başvurucular 17/8/2007 tarihinde, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS/Sözleşme) maddesine dayanarak adil yargılanma hakkının, ayrıca Sözleşme'nin diğer bazı maddelerinin ihlal edildiğinden Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne (AİHM) başvurmuştur. AİHM, 34686/07 numaralı Ayşe USTA ve Hüseyin BAYRAKTAR/Türkiye kararında, yargılama sürecinin uzun sürmesi, yargı kararının icra edilmemesi, geç veya eksik icra edilmiş olması ve kamulaştırma bedelinin geç ödenmesi veya bu bedelin değerinin kaybolmasına yönelik şikâyetler hususunda başvurucuların 9/1/2013 tarihli ve 6384 sayılı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine Yapılmış Bazı Başvuruların Tazminat Ödenmek Suretiyle Çözümüne Dair Kanun'la kurulan Tazminat Komisyonuna (Komisyon) başvurması gerektiğinden başvurunun kabul edilemez olduğuna karar vermiştir. AİHM kararı sonrası başvuruyu inceleyen Komisyon, 12/12/2018 tarihli kararla başvurunun süre yönünden reddine karar vermiştir. Komisyon kararında kamulaştırma bedelinin geç ödenmesi veya bu bedelin değerinin kaybolması ile uzun süren yargılama açısından, mahkeme kararının 7/2/2005 tarihli Yargıtay onama kararı ile kesinleştiği, AİHM'e bu tarihten itibaren altı ay içinde başvurulmadığı; kesinleşmiş mahkeme kararının icra edilmesi açısından da icra dairesine 12/1/2007 tarihinde borcun ödendiği, AİHM'e bu tarihten itibaren altı ay içinde başvurması gerekirken 17/8/2007 tarihinde başvurulmakla altı ay kuralına uyulmadığına işaret etmiştir. Başvurucular Komisyon kararına itiraz etmiştir. İtiraz dilekçesinde icra dairesine kısmi ödemeler yapıldığı, yapılan ödemelerin icra dairesi tarafından kendilerine bildirilmediği en son 19/4/2007 tarihlerinde ödeme yapıldığı bu tarihten itibaren 6 aylık süre içinde AİHM'e başvurulduğunu belirtmişlerdir. Bu sebeple 000 TL maddi, 000 TL manevi olmak üzere toplam 000 TL tazminatın ödenmesine karar verilmesi talebinde bulunmuşlardır. İtiraz, Ankara Bölge İdare Mahkemesi (Mahkeme) İdari Dava Dairesinin 8/2/2019 tarihli ilamıyla reddedilmiştir. Başvurucular, nihai hükmü 5/3/2019 tarihinde öğrendikten sonra 27/3/2019 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. A. Ulusal Hukuk 6384 sayılı Kanun'un "Kapsam" başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir: "(1) Bu Kanun;a) Ceza hukuku kapsamındaki soruşturma ve kovuşturmalar ile özel hukuk ve idare hukuku kapsamındaki yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı,b) Mahkeme kararlarının geç veya eksik icra edildiği ya da hiç icra edilmediği, iddiasıyla Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılmış başvuruları kapsar...." 6384 sayılı Kanun'un "Müracaatın reddi" kenar başlıklı maddesi şöyledir: "(1) Komisyon;a) Müracaat konusu başvurunun, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesince öngörülen iç hukuk yollarının tüketilmesi koşulu dışındaki diğer kabul edilebilirlik şartlarını taşımadığını,b) Komisyona süresinde müracaat edilmediğini,c) Müracaat edenin hukuki menfaati olmadığını,ç) Müracaatın 2 nci madde kapsamına girmediğini,tespit ederse müracaatı reddeder." 6384 sayılı Kanun'un "Müracaat hakkında karar ve karara itiraz" kenar başlıklı maddesi şöyledir: "... (2) Komisyon, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin emsal kararlarını da gözetmek suretiyle müracaat konusunda gerekçeli olarak karar verir. (3) Komisyon kararlarına karşı tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içinde Komisyon aracılığıyla Ankara Bölge İdare Mahkemesine itiraz edilebilir. İtiraz dilekçesi müracaata ilişkin diğer tüm belgelerle birlikte derhal itiraz merciine gönderilir. Bu itiraz öncelikli işlerden sayılarak üç ay içinde karara bağlanır. Mahkeme tarafından Komisyon kararı yerinde görülmezse işin esası hakkında karar verilir. İtiraz üzerine verilen kararlar kesindir...." 6384 sayılı Kanun'un "Süre" kenar başlıklı maddesi şöyledir: "(1) Bu Kanun, 23/9/2012 tarihi itibarıyla Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi nezdinde kaydedilmiş başvurular hakkında uygulanır."B. Uluslararası Hukuk Sözleşme’nin "Kabul edilebilirlik koşulları" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir (1/2/2022'den önceki başvurular yönünden):"Mahkeme’ye ancak, uluslararası hukukun genel olarak kabul edilen ilkeleri uyarınca iç hukuk yollarının tüketilmesinden sonra ve iç hukuktaki kesin karar tarihinden itibaren altı aylık bir süre içinde başvurulabilir." Sözleşmenin ek (1) No.lu Protokol'ün "Mülkiyetin korunması" kenar başlıklı maddesi şöyledir:"Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir.Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez." Sözleşme'nin "Etkili başvuru hakkı" kenar başlıklı maddesi şöyledir: "Bu Sözleşme’de tanınmış olan hak ve özgürlükleri ihlal edilen herkes, söz konusu ihlal resmi bir hizmetin ifası için davranan kişiler tarafından gerçekleştirilmiş olsa dahi, ulusal bir merci önünde etkili bir yola başvurma hakkına sahiptir." AİHM, Sözleşme'nin maddesi uyarınca temel hak ve özgürlüklerin ulusal düzeyde korunması için etkili bir başvuru yolunun var olması gerektiğini belirtmektedir. AİHM'e göre Sözleşme'nin maddesi yetkili ulusal makamlar tarafından Sözleşme kapsamına giren bir şikâyetin esasının incelenmesine izin veren ve uygun bir telafi yöntemi sunan bir iç hukuk yolunun sağlanmasını gerekli kılmaktadır. Ayrıca bu hukuk yolunun teoride olduğu kadar pratikte de etkili bir yol olması gerekmektedir (İlhan/Türkiye [BD], B. No: 22277/93, 27/6/2000, § 97; Kudla/Polonya [BD], B. No: 30210/96, 26/10/2000, § 157; Özpınar/Türkiye, B. No: 20999/04, 19/10/2010, § 82). AİHM, etkili başvuru hakkının Sözleşme çerçevesinde savunulabilir nitelikteki bir şikâyetin mahkemelerce etkili bir şekilde incelenmesini ve öngörülen yolun uygun bir telafi imkânı sunmaya elverişli olmasını güvence altına aldığını vurgulamaktadır (Kudla/Polonya, § 157; Dimitrov-Kazakov/Bulgaristan, B. No: 11379/03, 10/2/2011, § 35). AİHM, iç hukuktaki düzenlemelerin başvuruculara bu anlamda asgari güvenceleri içerecek şekilde yeterli bir hukuk yolu sunup sunmadığını irdelemektedir (Dimitrov-Kazakov/Bulgaristan, § 36).