DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2024/2366 E. , 2024/2951 K. T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2024/2366 Karar No : 2024/2951 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Belediye Başkanlığı VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALILAR): 1- ... 2-... Başkanlığı VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU: Danıştay Altıncı Dairesinin 06/05/2024 tarih ve E:2022/4004, K:2024/2683 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: ...…
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2024/2366 E. , 2024/2951 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2024/2366 Karar No : 2024/2951 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Belediye Başkanlığı VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALILAR): 1- ... 2-... Başkanlığı VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU: Danıştay Altıncı Dairesinin 06/05/2024 tarih ve E:2022/4004, K:2024/2683 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, ... ada ... ve ... parsel sayılı taşınmazlara ilişkin Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca hazırlanan ve 11/03/2022 tarih ve 5300 sayılı Cumhurbaşkanı kararı ile onaylanan 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliklerinin iptali istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Altıncı Dairesinin 06/05/2024 tarih ve E:2022/4004, K:2024/2683 sayılı kararıyla; Usule ilişkin itirazlar yerinde görülmemiş, Dosyanın ve mahallinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi neticesinde düzenlenen bilirkişi raporunun birlikte değerlendirilmesinden, bilirkişi raporunda uyuşmazlık konusu imar planlarının planlama esaslarına, şehircilik ilkelerine ve kamu yararına uygun olmadığı değerlendirilmiş ise de, davaya konu taşınmazın bulunduğu alanda imar planı yapma yetkisinin Özelleştirme Yüksek Kuruluna ait olduğu, plan kararlarına ilişkin ilgili kurum ve kuruluşların görüşlerinin alındığı, dava konusu plan değişikliklerinin üst ölçekli planlara aykırılık oluşturmadığı, çevre ve imar bütünlüğü yönünden değerlendirildiğinde ise; bilirkişi raporunda da ifade edildiği gibi dava konusu plan değişikliği ile önerilen “ticaret alanı” kullanım kararı ve tanımlanan yapılaşma koşullarının bölge karakteri itibarıyla yakın çevresi ile uyumlu olduğu, 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 9. maddesinin 2. fıkrasında verilmiş olan yetkiye istinaden özelleştirmenin amacına uygun olarak taşınmazın verimli olarak kullanımının sağlanması için parsel bazlı değişiklik yapıldığı, dava konusu taşınmazın 2005 yılında yapılan imar planları ile belediye hizmet alanı kullanımına ayrılmasına rağmen atıl durumda olduğu, planlama alanında "ticaret alanı" kullanımına ihtiyaç bulunduğu, planlama kapsamında Muğla Büyükşehir Belediyesinden alınan kurum görüşünde dava konusu taşınmazın "belediye hizmet alanı" kullanımında kalması gerekliliğine ilişkin teknik ve bilimsel gerekçelerinin ortaya konulamadığı, diğer taraftan dava konusu parselle sınırlı olarak yapılan bu değişikliğin sosyal ve teknik alt yapı dengesini etkileyecek nitelikte olmadığı, ayrıcalıklı haklar verilerek çevre ve imar bütünlüğünün bozulmadığı, bu nedenlerle dava konusu imar planı değişikliklerinde şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve kamu yararına aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, teknik bilirkişi raporunda yer alan tespitlerin aksine, soyut ve bilirkişi raporunu karşılamayan gerekçeyle davanın reddine karar verildiği, sosyal donatının azaltıldığı ve eş değer alan ayrılmadığı, yapılaşma miktarının arttırıldığı alanda ek trafik yükünün ve otopark ihtiyacına ilişkin dava konusu işlemde değerlendirme yapılmadığı, ulaşım sistemine etkilerin değerlendirilmediği, belirtilen gerekçelerle, temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : Davalı idareler tarafından, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'ÜN DÜŞÜNCESİ : Her biri Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği eki gösterimlerde ayrı lejantlarla gösterilen ve Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği uyarınca da farklı fonksiyonlara tekabül eden, ulaşım başta olmak üzere sosyal ve teknik altyapıya getireceği yük birbirinden farklı olan bu kullanım kararlarının, imar planlarında, konusuna göre "konut alanı", "turizm alanı" ya da "ticaret-turizm-konut alanı"nda yer alması gerektiğinden, dava konusu 1/5000 ölçekli nazım imar planının 5.1 ve 5.7 sayılı plan notları ile 1/1000 ölçekli uygulama imar planın 3.1 ve 3.7 sayılı plan notları ile "ticaret alanı" belirlenen alanda, konut ve turizm tesisleri bulunabileceğine ilişkin kısımlarda, İmar Kanunu'nun 3. maddesi ile ilgili Yönetmelik hükümlerine uyarlık bulunmamaktadır. Bu itibarla, davacının temyiz isteminin kısmen kabulü ile Daire kararının, yukarıda anılan plan notlarına ilişkin kısmının bozulması ile plan notlarının iptalinin, diğer kısımlar yönünden ise temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı Kanun'un 20/A maddesi uyarınca gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen kararın 1/5000 ölçekli nazım imar planının 5.1 ve 5.7 sayılı plan notları ile 1/1000 ölçekli uygulama imar planın 3.1 ve 3.7 sayılı plan notları haricinde kalan kısmı usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. 1/5000 ölçekli nazım imar planının 5.1 ve 5.7 sayılı plan notları ile 1/1000 ölçekli uygulama imar planın 3.1 ve 3.7 sayılı plan notları yönünden dosyanın değerlendirilmesinden: Uyuşmazlık konusu taşınmaz, daha önce, 1/5000 ölçekli nazım imar planında “belediye hizmet alanı, park alanı ve orta yoğunlukta konut alanı" planlanmış iken, dava konusu işlem ile “ticaret alanı, teknik altyapı ve park alanı” olarak belirlenmiş, 1/1000 ölçekli uygulama imar planında “belediye hizmet alanı, E:0.30 Yençok:10.50m, (3 kat) (Gümrük Müdürlüğü), belediye rekreasyon alanı, çocuk bahçesi ve yol” olarak planlanmış iken, 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliği ile “ticaret alanı, park, teknik altyapı alanı ve yaya yolu” kullanımlarına ayrılmıştır. 3194 sayılı İmar Kanunu'nun "Genel esas" başlıklı 3. maddesinde, herhangi bir sahanın, her ölçekteki plan esaslarına, bulunduğu bölgenin şartlarına ve yönetmelik hükümlerine aykırı maksatlar için kullanılamayacağı hükme bağlanmıştır. Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği'nin "Tanımlar" başlıklı 4. maddesinin 1. fıkrasının (hhhh) bendinde, ticaret alanı, imar planlarında ticaret kullanımına yönelik olarak planlanan ve ayrıca 19. maddede belirtilen fonksiyonların da yer alabildiği alanlar olarak tanımlanmış olup, anılan Yönetmeliğin "Parsel kullanım fonksiyonlarına göre yapılaşma koşulları" başlıklı 19. maddesinde, "(1) Bu Yönetmelikte tanımlanan kullanım alanlarına ilişkin yapılaşma koşulları aşağıdaki gibidir: ... g) Ticaret alanı: Bu alanlarda; 1) İş merkezleri, yönetim binaları, banka, finans kurumları, ofis-büro, çarşı, çok katlı mağazalar, otoparklar, alışveriş merkezleri, konaklama tesisleri, 2) Sinema, tiyatro, müze, kütüphane, sergi salonu gibi sosyal ve kültürel tesisler ile lokanta, restoran, gazino, düğün salonu gibi eğlenceye yönelik birimler, 3) Sağlık kabini ve muayenehane, gibi ticaret ve hizmetlere ilişkin yapılar yapılabilir." hükmüne yer verilmiştir. Diğer yandan, Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği Ek-1ç (nazım imar planı gösterimleri) ile Ek-1d'de (uygulama imar planı gösterimleri); konut alanı, ticaret alanı ve turizm alanlarının ayrı olarak gösterimlerine yer verilmekle birlikte, herhangi bir alanda, anılan üç kullanımın birlikte yer alabilmesi, imar planında, bu alanın, konut, ticaret ve turizm kullanımlarından farklı bir gösterimi olan ve karma kullanım niteliğindeki "ticaret-turizm-konut alanı" kullanımına ayrılması ile mümkün olabilecektir. Bu çerçevede dosyanın incelenmesinden; dava konusu 1/5000 ölçekli nazım imar planına ait plan notlarının "Ticaret alanları" başlıklı kısmının 5.1 sayılı plan notunda, “Ateşli ve gürültülü olmayan, ticari amaca yönelik yapılar yapılabilir. Ancak zemin ve bodrum kat haricindeki katlar istenilmesi halinde konut olarak düzenlenebilir." hükmü ile 5.7 sayılı plan notunda, "Ticaret alanlarında (belgeli) turizm tesisleri yapılabilir.Yapılacak turizm tesislerinde yapılaşma nizamı, ticaret alanlarında verilen nizamdır." hükmüne yer verilmiş, 1/1000 ölçekli uygulama imar planının 3.1 ve 3.7 sayılı plan notlarında da yukarıda yer verilen plan hükümlerinin aynı şekilde kabul edildiği görülmüştür. Bu durumda, her biri Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği eki gösterimlerde ayrı lejantlarla gösterilen ve Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği uyarınca da farklı fonksiyonlara tekabül eden, ulaşım başta olmak üzere sosyal ve teknik altyapıya getireceği yük birbirinden farklı olan bu kullanım kararlarının, imar planlarında, konusuna göre "konut alanı", "turizm alanı" ya da "ticaret-turizm-konut alanı"nda yer alması gerektiğinden, dava konusu 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planının yukarıda yer verilen plan notları ile "ticaret alanı" belirlenen alanda, konut ve turizm tesisleri bulunabileceğine yönelik kısımlarda, İmar Kanunu'nun 3. maddesi ile ilgili Yönetmelik hükümlerine uyarlık bulunmamaktadır. Bu itibarla, temyize konu kararın, dava konusu işleme ait 1/5000 ölçekli nazım imar planına ait plan notlarının "Ticaret alanları" başlıklı kısmının 5.1 ile 5.7 sayılı plan notları ile 1/1000 ölçekli uygulama imar planına ait 3.1 ve 3.7 sayılı plan notlarına ilişkin kısmında, hukuki isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1.Davacının temyiz isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine, 2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Altıncı Dairesinin temyize konu 06/05/2024 tarih ve E:2022/4004, K:2024/2683 sayılı kararının, 1/5000 ölçekli nazım imar planına ait 5.1 ile 5.7 sayılı plan notları ile 1/1000 ölçekli uygulama imar planına ait 3.1 ve 3.7 sayılı plan notlarına ilişkin kısmı yönünden BOZULMASINA, anılan plan notlarının oyçokluğu ile İPTALİNE, 3.Temyize konu kararın diğer kısımlarının oyçokluğu ile ONANMASINA, 4.Dava sonucu itibarıyla kısmen iptal, kısmen ret ile sonuçlandığından, aşağıda dökümüne yer verilen dava aşamasına ilişkin ...-TL yargılama gideri ile temyiz aşamasına ilişkin ...-TL yargılama giderinin toplamı olan ...-TL'nin yarısı olan ...-TL'nin davacı üzerinde bırakılmasına, kalan ...-TL yargılama gideri ile karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Tarifesi uyarınca ...-TL vekalet ücretinin davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine, 5.Posta gideri avansından artan tutarın davacıya iadesine, 6.Daha önce ret ile sonuçlanan davada Danıştay Altıncı Dairesince davalılar lehine vekalet ücretine hükmedildiğinden, bu hususta yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına, 7.Dosyanın Danıştay Altıncı Dairesine gönderilmesine, 8.Kesin olarak, 21/11/2024 tarihinde karar verildi. KARŞI OY X- Dava, ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi,...... ada ... ve ... parsel sayılı taşınmazlara ilişkin Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca hazırlanan ve 11/03/2022 tarih ve 5300 sayılı Cumhurbaşkanı kararı ile onaylanan 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliklerinin iptali istemiyle açılmıştır. Özelleştirme programındaki kuruluşlara ait veya özelleştirilmek üzere özelleştirme programına alınan arsa ve arazilerde, ilgili kuruluşlardan gerekli görüş alınmak suretiyle her ölçekteki imar planı değişiklikleri yapmak Özelleştirme İdaresi Başkanlığının yetkisi dahilinde olmakla beraber; bu plan ve plan değişikliklerinin çevre ve imar bütünlüğünü bozmayacak şekilde yapılması gerektiği kuşkusuzdur. Bu kapsamda yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen raporda, "* Dava konusu planlarda, Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinde belirtilen, imar planlarının ihtiyaca cevap vermediği veya üst kademe plan kararlarına uymadığı durumlarından herhangi birinin oluşmadığı, * Dava konusu alanın statüsünün özel kanun hükümleri kapsamında olduğu ancak planlama doktrini açısından bir alanın özelleştirme kapsam ve programına alınmasının ve satışı yolu ile dolaylı kamu menfaati sağlama amacının planlamanın ilkeleri ve hizmet amaçları arasında olmadığı, * Kent planlama disiplininde yapılan her işlemin doğrudan kamu menfaatine olması gerektiği, * “Belediye hizmet alanı ve park alanı” olarak tanımlı alanların özelleştirme kapsamında değerlendirilmesinde belirli kısıtların bulunduğu, bu nedenle özelleştirme altyapısının oluşturulurken hem bu kısıtların engellenmesi hem de doğrudan genel kamu menfaati sağlanması için titizlikle daha kapsamlı projelerin üretilmesi gerektiği, * Dava konusu plan değişikliği ile “park alanı ve yol alanı” kullanımlarının miktarlarının azaltıldığı, “belediye hizmet alanı” kullanımının ise tamamen kaldırıldığı, * Dava konusu planlar ile miktarında azalma olduğu belirlenen park alanlarının sosyal altyapı alanları arasında yer aldığı, * Arazi ve Arsa Düzenlemeleri Hakkında Yönetmelik ile Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinde yer alan tanımlar ve şehir planlama tekniğinde kullanılan arazi çeşitlendirmesi ve tanımlamaları gereği belediye hizmet alanlarının sosyal ve teknik altyapı alanları üst başlığı içerisinde yer aldığı, * Bu nedenle park alanları ve belediye hizmet alanlarının, kaldırılması veya değiştirilmesinin ancak belli koşullar dahilinde olduğu, bu koşulların dava konusu planlarda sağlanmadığı, * Dava konusu plan değişikliği ile önerilen “ticaret alanı” kullanım kararı ve tanımlanan yapılaşma koşullarının bölge karakteri itibariyle yakın çevresi ile uyumlu olduğu, * Dava konusu alanda artan yapılaşma miktarı ve önerilen ticaret alanı ile birlikte bölgede trafik yoğunluğu ve otopark ihtiyacının artacağı, bu hususun tam olarak belirlenebilmesi için gerekli trafik etütlerinin yapılması gerektiği, *Oluşacak ek trafik yükünün ve otopark ihtiyacının yine bölge bütününde ele alınarak çözülmesi gerektiği aksi halde çevre kullanımların durumdan olumsuz etkileneceği, *Dava konusu plan değişikliği ile söz konusu alanda yapılaşma miktarının arttırıldığı, genel kamusal kullanımlardan oluşan plan kararlarının daha çok bireysel kullanıma uygun olacak şekilde yeniden düzenlendiği, * Dava konusu plan değişikliği ile kent meydanının erişilebilirlik düzeyinin azaltıldığı, yapılmak istenen projenin münferit bir çalışma olduğu, ancak alanın konumu itibariyle bütüncül olarak ele alınması gerektiği hususları ile birlikte davaya konu 1/5000 ölçekli nazım imar planı ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişiklerinin oy birliği ile ilgili mevzuat hükümlerine, planlama esaslarına, planlama tekniğine ve şehircilik ilklerine uygun olmadığı kanaatine varılmıştır." tespitlerine yer verilmiştir. Bu çerçevede, bilirkişi raporunda yer verilen ve karara esas alınabilecek yeterlilikte görülen tespit ve değerlendirmeler doğrultusunda, dava konusu imar planı değişikliklerinin şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve kamu yararına aykırı olduğu sonucuna varılmıştır. Bu itibarla, dava konusu işlemin, 1/5000 ölçekli nazım imar planına ait 5.1 ile 5.7 sayılı plan notları ile 1/1000 ölçekli uygulama imar planına ait 3.1 ve 3.7 sayılı plan notları haricinde kalan kısmı yönünden de, temyize konu kararın bozulmasına ve iptaline karar verilmesi gerektiği oyuyla, kararın onamaya ilişkin kısmına katılmıyoruz. KARŞI OY XX- Anayasa'nın "Devletleştirme ve Özelleştirme" başlıklı 47. maddesinin ikinci fıkrasında, "Devletin, kamu iktisadi teşebbüslerinin ve diğer kamu tüzelkişilerinin mülkiyetinde bulunan işletme ve varlıkların özelleştirilmesine ilişkin esas ve usuller kanunla gösterilir." düzenlemesine yer verilmiştir. 18/05/2018 tarih ve 30425 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 7142 sayılı Kanun'un verdiği yetkiye dayanılarak Bakanlar Kurulunca 02/07/2018 tarihinde kararlaştırılan 703 sayılı KHK'nın 85. maddesi ile 4046 sayılı Kanun'un "Özelleştirme Yüksek Kurulu ve Görevleri" başlıklı 3. maddesinin birinci fıkrasında yer alan "Başbakanın başkanlığında, Başbakanın belirleyeceği dört bakandan oluşan Özelleştirme Yüksek Kurulu (Kurul) kurulmuştur. Kurul, üyelerin tamamının katılımı ile toplanır ve kararları oybirliği ile alır. Kurulun sekretarya hizmetleri Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca yürütülür." düzenlemesi yürürlükten kaldırılmakla birlikte, 4046 sayılı Kanun'un, Özelleştirme Yüksek Kurulunun görevlerinin sayıldığı 3. maddesinin ikinci fıkrasındaki düzenleme yürürlükte bulunmaktadır. Her ne kadar, 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin "Kurulların Görevleri" başlıklı geçici 8. maddesinde; bu Kanun Hükmünde Kararname ile yürürlükten kaldırılan kanun ve kanun hükmünde kararnamelerle bakanlıklar ve kamu kurum ve kuruluşları bünyesinde yapısı ve görevleri düzenlenmiş olan Kurul ve benzeri birimlerin bu maddenin yürürlüğe girdiği 09/07/2018 tarihinde yayımlanan Cumhurbaşkanlığı Kararnamesine aktarılmayanlara ait ve politika belirlemeye ilişkin görev ve yetkiler haricindeki diğer görev ve yetkilerin Cumhurbaşkanlığına veya yetkilendirilecek kurum ya da makama devredilmiş sayılacağı belirtilmiş ise de, Özelleştirme Yüksek Kuruluna 4046 sayılı Kanun'la verilmiş görev ve yetkilerin bizzat kimin tarafından kullanılacağı konusunda açık bir kurala yer verilmemiştir. Nitekim, 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin geçici 8. maddesine dayanılarak hazırlanan 01/08/2018 tarih ve 2018/3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesiyle 703 sayılı KHK ile yürürlükten kaldırılan 4046 sayılı Kanun'un 3. maddesinin birinci fıkrasında yapısı düzenlenen Özelleştirme Yüksek Kuruluna 4046 sayılı Kanun'la verilmiş görev ve yetkileri kullanacak makamın bizzat "Cumhurbaşkanı" olduğu belirtilmiştir. Görüleceği üzere, 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararname veya yasal bir düzenleme ile yetkili makam tespit edilmediğinden, Genelge'ye ekli 1 sayılı Cetvelin üçüncü sırasında Özelleştirme Yüksek Kuruluna ait görev ve yetkileri kullanacak Makamı gösteren ayrık bir düzenlemeye daha gerek duyulmuştur. Öte yandan, 4046 sayılı Kanun'un 3. maddesinin birinci fıkrasında yapısı düzenlenen Özelleştirme Yüksek Kurulunun görev ve yetkisinin tevdi edildiği makamın Cumhurbaşkanı olduğu 01/08/2018 tarih ve 2018/3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesi'ne ekli 1 sayılı Listenin üçüncü sırasında tespit edilmiş ise de, Özelleştirme Yüksek Kuruluna ait görev ve yetkiler arasındaki özelleştirme kapsam ve programına alınan taşınmazlara ilişkin her tür ve ölçekte plan, imar planı ile değişiklik ve revizyonlarının onaylanması hususunda karar verecek makamın, Genelge hükümleri ile tespit edilmesi, normlar hiyerarşisine açıkca aykırıdır. Yetki kuralları, idari kararların, Anayasa ve kanunların yetkili kıldığı organ, makam ve kamu görevlileri tarafından alınmasını ifade etmektedir. "Görev ve yetki" kamu düzeninden olup, varlıkların özelleştirme kapsam ve programına alınması hususunda karar verecek makamın da alt düzenleyici işlem niteliğindeki Genelge ile değil, ancak üst hukuk normu niteliğindeki ve Anayasa'nın 47. maddesinin ikinci fıkrasının açık hükmü gereğince, kanun ile düzenlenmesi gerekmektedir. Bu nedenle, Özelleştirme Yüksek Kuruluna ait görev ve yetkiler konusunda bizzat karar alacak makamın, üst hukuk normlarında belirlenmediği, 01/08/2018 tarih ve 2018/3 sayılı Genelge'ye ekli 1 sayılı Listenin üçüncü numarasında Genelge ile tespit edilmiş yetkiye dayalı şekilde işlem tesis edildiği dikkate alınarak dava konusu işlemlerin, yetki kuralları yönüyle hukuka aykırı olduğu sonucuna varılmıştır. Öte yandan, 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 85. maddesinin (f) bendi ile 4046 sayılı Kanun'a eklenen geçici 29. madde, 09/07/2018 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Dolayısıyla 703 sayılı KHK'nın yürürlüğe girdiği 09/07/2018 tarihinde "görülmekte olan işler"in, bu tarih itibarıyla devam eden özelleştirmeye ilişkin işlemler olduğu ve bu işlemlere yönelik yetkinin de "geçici" nitelikteki yasa hükmü ile eklendiği göz önüne alındığında, 703 sayılı KHK yürürlüğe girdikten sonra tesis edilen 11/03/2022 tarihli işlemin, 09/07/2018 tarihi itibarıyla devam eden işler kapsamında olduğundan söz edilemez. Nitekim, değinilen Geçici 29. maddedeki ".... veya yetkilendireceği makam..." ibaresinin iptali istemiyle Anayasa Mahkemesinde açılan davada verilen 07/12/2023 tarih ve E:2018/117, K:2023/212 sayılı kararda Anayasa Mahkemesi de geçici 29. maddeyi incelerken aynı yönde değerlendirme yapmıştır. Bu itibarla, 11/03/2022 tarih ve 5300 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı, 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun'un geçici 29. maddesi kapsamındaki görülmekte olan işler niteliğinde bulunmadığından, bu maddeye dayanılarak işlem tesis edilmesi hukuken mümkün değildir. Kaldı ki, geçici 29. maddeyle, sadece bu Kanun hükmünde Kararname'nin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Özelleştirme Yüksek Kurulunca "görülmekte olan işlerin" Cumhurbaşkanı veya yetkilendireceği makam tarafından sonuçlandırılacağına ilişkin düzenlemeye gerek duyulmuş olması da, Özelleştirme Yüksek Kurulunun geçici 8. madde kapsamında olmadığını göstermektedir. Açıklanan nedenlerle, yetki yönünden hukuka aykırı olan dava konusu işlemlerde hukuka uyarlık bulunmadığından, davacının temyiz isteminin kabulü ile temyize konu kararın bozulmasına ve dava konusu işlemlerin belirtilen gerekçe ile iptaline karar verilmesi gerektiği oyuyla, karara katılmıyorum. KARŞI OY XXX- Temyiz edilen kararla ilgili dosyanın incelenmesinden; Danıştay Altıncı Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun olduğu, davacının temyiz dilekçesinde ileri sürülen temyiz nedenlerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı anlaşıldığından, davacının temyiz isteminin reddi ile Daire kararının tümüyle onanması gerektiği oyuyla, kararın, bozmaya ilişkin kısmına katılmıyoruz.