Başvuru, tıbbi ihmal sebebiyle meydana gelen ölüm ve açılan tazminat davasının reddedilmesi dolayısıyla yaşam hakkının, yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle de adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru; tıbbi ihmal sebebiyle meydana gelen ölüm ve açılan tazminat davasının reddedilmesi dolayısıyla yaşam hakkının, yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle de adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 24/1/2018 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. 2018/3629 numaralı bireysel başvuru dosyası, aralarında konu yönünden hukuki irtibat bulunması nedeniyle 2018/3285 numaralı bireysel başvuru dosyası ile birleştirilmiş olup inceleme 2018/3285 numaralı bireysel başvuru dosyası üzerinden yürütülmüştür. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Başvurucuların annesi H.Ş., idrar yollarındaki şikâyet nedeniyle farklı doktorlar tarafından muayene edilmiş ve rahim sarkması (evre 4 Pop Q + vault) teşhisi konularak H.Ş.nin tedavi için ameliyat edilmesine karar verilmiştir. H.Ş. 19/2/2009 tarihinde Bakırköy Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Araştırma ve Eğitim Hastanesinde (Bakırköy Hastanesi) ameliyat edilmiştir. H.Ş. ameliyatın ardından kusma ve mide bulantısından yakınmaya başlamıştır. Söz konusu şikâyetlerin varlığına karşın H.Ş. 23/2/2009 tarihinde Bakırköy Hastanesinden taburcu edilmiştir. H.Ş., kusma ve mide bulantısı şikâyetlerinin devam etmesi üzerine 28/2/2009 tarihinde yeniden Bakırköy Hastanesine götürülmüş ve yapılan tetkik sonucu ileus (bağırsak tıkanıklığı) ön tanısı ile yatış işlemi yapılmıştır. Başvurucuların iddiasına göre Bakırköy Hastanesine gidilmeden önce H.Ş. özel bir hastaneye götürülmüş, söz konusu hastanede bağırsak düğümlenmesi teşhisi ile derhâl ameliyat edilmesi gerektiği ifade edilmiş ancak durumun telefonla bildirildiği ilk ameliyatı yapan doktor A.nın hastanın Bakırköy Hastanesinde tedavisinin yapılmasının daha uygun olacağı yönündeki beyanı üzerine H.Ş. Bakırköy Hastanesine götürülmüştür. H.Ş. Bakırköy Hastanesinde takip edilmiş ve genel cerrahi kliniğinin bulunmaması nedeniyle 3/3/2009 tarihinde Bakırköy Dr. Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesine sevk edilmiştir. Bakırköy Dr. Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesinin koşullarının başvurucular tarafından beğenilmemesi/uygun bulunmaması nedeniyle talep üzerine H.Ş.nin Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesine (Fakülte Hastanesi) sevki yapılmıştır. 3/3/2009 tarihinde Fakülte Hastanesine yatışı yapılan H.Ş. ince bağırsak tıkanması teşhisi ile 4/3/2009 tarihinde ameliyata alınmıştır.Ameliyat sonrası 5/3/2009 tarihinde yoğun bakım servisine alınan H.Ş. solunum ve dolaşım sisteminin durması üzerine entübe (solunum/dolaşım desteği) edilmiş ise de tedaviye cevap veremeyerek 6/3/2009 tarihinde vefat etmiştir. Başvurucuların annelerinin ölümünden kaynaklı olarak tıbbi ihmal saikiyle 3/2/2010 tarihinde açtığı tazminat davasında İstanbul İdare Mahkemesince verilen merciine tevdi kararı sonrası Sağlık Bakanlığı tarafından taleple ilgili bir cevap verilmemesi üzerine 15/6/2010 tarihinde İstanbul İdare Mahkemesi (Mahkeme) nezdinde manevi tazminat istemli dava açılmıştır. Dava dilekçesince özetle "H.Ş.nin ameliyat sonrası şikayetlerine ve tıkanmanın tespit edilmiş olmasına karşın bekletildiği, ameliyat edilmediği, hastanın koşulları uygun olmayan bir hastaneye sevk edildiği, bu sevk yapılırken bilgi verilmediği, doktorların özensizliği ve ihmali nedeniyle ameliyatın çok geç yapıldığı, ölüm riski oldukça az olan rahim sarkması ameliyatının ihmal silsilesi nedeniyle ölümle sonuçlandığı" ifade edilerek idarenin ölüm olayında hizmet kusurunun bulunduğu ileri sürülmüştür. Mahkeme, uyuşmazlığın sonuca bağlanabilmesi adına hizmet kusurunun bulunup bulunmadığının tespiti amacıyla Adli Tıp Kurumu nezdinde bilirkişi incelemesi yaptırmıştır. Bilirkişi Heyeti adli tıp, tıbbi patoloji, iç hastalıkları, çocuk sağlığı ve hastalıkları, kadın hastalıkları ve doğum ile genel cerrahi alanında uzman olan doktorlardan teşekkül etmiştir. 14/3/2012 tarihli bilirkişi raporunun ilgili kısmı şöyledir;"2-Dr.A.nın 2010 tarihli ifadesinde.Bana sormuş olduğunuz 63 yaşındaki hasta H.Ş. Vajenkafı sarkması,evre 4 POPQ nedeniyle (daha önceden geçirilmiş histeroktomi sonrası) sacrocolpopeksi+ Burch +Halban operasyonları 2009 tarihinde olup, 2009 tarihinde saat 00 gibi taburcu şifa ile edilmiştir. Bilahare 2009 Cumartesi günü akşam saatlerinde evime gelen telefonda bu hastanın öğürme, bulantı ve kusma şikayetleri ile yatırıldığı üzere Doç. Dr. H.A. dan (Nöbetçi şef) bilgi verilmesi üzerine nazogastrik sonda yutturulup hastanın bağırsak sesleri dört kadranda pozitif ve akut batın bulgularının olmayışı nedeniyle intravenöz sıvı beslenmesi ile takibine karar verildi. 2009 Pazar günü genel durumunun iyi oluşu, ateşinin 36,2 oluşu, bağırsak seslerinin pozitif oluşu, elektrolitlerinin normal oluşu sebebiyle pazartesiye kadar takibine genel durumunun da iyi olmuş olması, distansiyonunun olmayışı, bağırsak seslerinin dört kadranda da pozitif oluşu sebebiyle karar verildi. 2009 tarihinde Pazartesi günü hastanın genel durum değerlendirilmesinde sabah vizitinde genel durum iyi, tansiyon normal, bağırsak sesleri gaz (+), gaita(-) olarak görülmesi üzerine ayaktan direkt batın çekildi. Cüzi hava sıvı seviyeleri gözlenmesi üzerine elektrolid takiplerinde de bir bozukluk olmamasına rağmen genel cerrah olmaması sebebiyle Dr. Sadi Konuk Devlet Hastanesi Genel Cerrahi servisine nakline karar verildi. Yapılan istişarelerle sabah saat 00'da alabileceklerini söylemeleri üzerine her dört kadranda da bağırsak sesleri hala pozitif iken, 2009 tarihinde saat 00'da hasta bu hastaneye nakledildi. Orada 12-24 saat arası acil serviste müşahade de kaldıktan sonra hastaneyi beğenmeyip, Marmara Tıp Fakültesine gittiğini ve ameliyat olduğunu. 2009 tarihinde de emboli nedeniyle ex olduğunu şifaen öğrendik. Hastanın gerek ameliyatında gerekse ameliyat sonrası ikinci kere yatışında hafta sonu olmasına rağmen hiçbir ihmal söz konusu olmayıp, yakinen tetkik, takip ve tedavi görmüş ve gereği yapılmıştır. Konu ile ilgili söyleyeceklerinin bundan ibaret olduğunu” söylediği,3-Dr.İ.Ç.nin2010 tarihli ifadesinde:“Hastanın 2009 tarihinde vault prolapsusu tanısı ile yapılan sacrocolpopeksi halban Burch operasyonuna ikinci operatör olarak katıldım. Birinci operatör Op.Dr.N.S. idi. Ameliyat tamamen normal şartlarda, normal sürede cereyan etti. Ameliyat ve ameliyat sonrası hiçbir komplikasyon gerçekleşmedi. Hasta post op günde taburcu edildi. Ancak aynı hasta 2009 Cumartesi günü karın ağrısı ve şişlik şikayeti ile tekrar hastanemiz acil polikliniğine başvurmuş. Yapılan muayene ve inceleme sonucunda bağırsak sesleri dört kadranda pozitif, gaz dejarjı (+), gaita (-), batın distandü, çekilen ayakta direkt batın grafısinde hava sıvı seviyeleri görülmesi üzerine ileus ön tanısıyla yatırılmış ve klinik şefi Op. Dr. bey durumdan haberdar edilmiş. Hastanın genel durumu iyi, laboratuvar parametreleri iyi olması üzerine sıvı tedavisi ve nazogastrik sonda ile Pazartesiye kadar takip edilmiş. Pazartesi günü sabah vizitinde hasta yatağında görüldü. Vizitte bende vardım. Hasta klinik şefimiz Op. Dr. A. önerisi ile hastanemizde Genel Cerrahi kliniği olmaması üzerine sabah saat 00'da Bakırköy Dr. Sadi Konuk Devlet Hastanesi Genel Cerrahi kliniği ile görüşülerek hastanın kabul edilmesi üzerine hasta aynı gün sevk edildi. Hastanın ileus tablosu olmasına rağmen genel durumu iyi, gaz deşarjı müspet, kan elektrolit seviyeleri normal idi. Daha sonra hastanın Bakırköy Dr. Sadi Konuk Devlet Hastanesi Genel Cerrahi Kliniğini beğenmemesi üzerine kendi isteği ile Marmara Tıp Fakültesine gittiğini, orada yapılan ileus operasyonunu takiben ex olduğunu şifaen öğrendik. Konu ile ilgili söyleyeceklerinin bundan ibaret olduğunu” söyledi,4-Dr.A.S.B.nin 2010 tarihli ifadesinde:Ben olayın olduğu tarihte Bakırköy Kadın Hastalıkları ve Doğum Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum asistanı olarak görev yapmakta idim. Hastanın 2009 tarihinde yapılan ameliyatında herhangi bir görevim yoktur. 2009 tarihinde klinik şefi Op. Dr. A. nın talimatıyla septik servisinden ürojinekoloji servisine alındı. Hastayı servis kıdemli doktorum Dr.E. hanımla beraber değerlendirdik. Hastanın distansiyonu mevcuttu. Gaz deşarjı vardı. Dört kadranda bağırsak sesleri alınmakta idi. Gaita deşarjı yoktu. Hastanın hafta sonu çekilen ayakta direkt batın grafisinde hava sıvı seviyeleri mevcuttu. Hastanın nazogastrik sondası haftasonu koşullarında takılmıştı. Hasta tetkikleri ile beraber vizitte bölüm şefi ile beraber değerlendirildi. Hastanın aldığı çıkardığı takibi ve nazogastrikten gelen miktarının takibi önerildi. Vizitten sonra poliklinikte görevli olmam dolayısıyla o gün için hastayı görmedim. 2009 tarihinde sabah vizitinde bölüm şefi ile beraber hasta tekrar değerlendirildi. Hastanın genel cerrahi konsültasyonu yapılması uygun görüldü. Hasta servis kıdemli doktoru Dr. E. hanım ve ambulans eşliğinde Dr. Sadi Konuk E.A.Hastanesine Genel Cerrahi bölümüne konsülte edildi. Genel cerrahi hastayı kendilerinin takibinde ve kendilerinde yatışını uygun gördü. Hastanın sevk ve evraklarım öğlen arası poliklinikten geldiğim sırada Dr. E. hanımdan aldığım bilgiler doğrultusunda imzaladım. Hastanın bundan sonraki durumunu E. hanımın hastanın oğlu ile telefonda haberleşmeleri dolayısıyla öğrendim. Konu ile ilgili söyleyeceklerinin bundan ibaret olduğunu söyledi.” dediği,5-Dr.N.S.nin 2010 tarihli ifadesinde:2009 tarihinde hastamıza vajinal kaf prolafsus nedeniyle sacrocolpopeksi halban Burch operasyonu olmak üzere hastanemize yatırıldı. 2009 tarihinde ameliyata alındı. Ameliyat sorasmda eski ameliyata bağlı çok yapışıklık olması nedeniyle arkadaşımız Op. Dr. İ.Ç. de ameliyat ekibine dahil oldu. Ameliyat alanını açmak için yapışık olan yerler açıldı. Ameliyat sahası ortaya çıkarıldı. Kapalı sacrocolpopeksi ameliyatı gerçekleştirildi. Halban operasyonu yapıldı. Periton kapatıldı. (Hemşire gazın kompresin ve aletlerin tam olduğunu ifade etti) Bundan sonra Burch operasyonu uygulandı. Batın katları uygun olarak kapatıldı. Post op dönemi sorunsuz geçen hasta dört gün sonra taburcu edildi. Hastanın 2009 tarihinde tekrardan hastanemize yattığını bu soruşturma sırasında öğrendim. Olan olaylarda ihmal kusur olmadığını beyan ederim. Konu ile ilgili söyleyeceklerinin bundan ibaret olduğunu”söylediği,7-Bakırköy Kadın Doğum ve çocuk Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesinin 2009girişve 2009 çıkış tarihli epikriz raporunda:Son birkaç aydır ele gelen kitle şikayeti olan hastanın yapılan muayenesinde evre 4 pop Q+vault prolapsusu saptanması üzerine operasyon amacı ile servise yatırıldı.GAA’da hasta litotomi pozisyonunda hazırlandı. Pfannenstiel insizyonla batına girildi. Gözlem deomentumun barsak anslarınave batın ön duvarına yapışık olduğu izlendi. Yapışıklıklar disseke edildi Vajen kafı ile sakrumpromontoriumu arasındaki periton açıldı. Prolen meshanterior longitudinal ligaman ile posterior vajen kafı arasına fiske edildi. Periton açıldı. Prolen meshanterior longitudinal ligaman ile posterior vajen kafı arasına fikse edildi. Periton kontinue kapatıldı. Halbansütürü kondu. Batın temizliği kanama kontrolünü takiben anterior periton kapatıldı. Retzius aralığınagirilerekbilateral2’şer adet burch sütürü kondu.240 cc metilen mavisi ile mesane şişirildi. Kaçak izlenmedi. Retzius aralığına 1 adet hemovak dren kondu. Batın katları anatomik kapatıldı. Cilde rapid vicrille iç sütür atıldı.8-Bakırköy Kadın Doğum ve çocuk Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesinin 2009girişve 2009 çıkış tarihli epikriz raporunda: 2009tarihide halban burch sakrokolpopeksi ameliyatı geçiren hasta 2009 tarihinde bulantı kusma ishal şikayeti ile tarafımıza başvurduğu, hastanın ayakta direk batın grafisinde hava sıvı seviyesi izlenmesi ve TVUSG’de dilate barsak ansı izlenmesi üzerine servise internne edildi.Hastaya 2009tarihideyatışında nazogastriksonda takıldığı, oral alımı kesildiği, 3000 cc 24 saatte mayi order edildi. Dinlemekle barsak peristaltizimi mevcuttu. Vital bulgularının stabil olduğu izlendi. Üre:111 Crea:01, Na:132, K:4, CPR:207, olarak sonuçlandı. Hastanın ilk 36 saatte NGS’dan 2000 cc geleni oldu, diürez 110 cc/sa olarak izlendi. Hastanın 2009tarihinde biyokimya tekrarı üre:51, Na:142, K.3,5 CPR:88 olarak sonuçlandı. Gaz gaita deşarjı olmadı. 2009 hastanın hemogram biyokimya değerleri normal sınırlarda izlendi. Gaz deşarjı mevcuttu. NGS:1600 cc diürez 45 cc/sa, olarak sonuçlandığı, ayakta direkt batın grafisi tekrarlandığı, hava sıvı seviyesi izlendi. Hastanın ateşi bir kez 2’ye yükseldi. 2009tarihinde hastanın tüm rutinleri tekrarlandığı, ve Sadi Konuk Devlet Hastanesi acil Cerrahi Biriminekonsültasyona yollandı yapılan değerlendirme sonrası hasta ileus düşünülerek hasta Sadi Konuk Devlet Hastanesi Cerrahi birimine yatırıldığı, bunun üzerine hastanın taburculuk işlemi yapıldı.9-Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı2009 tarihli ameliyat notunda:GAA uygun sterilizasyon ve operasyon koşulları hazırlandıktan sonra usulüne uygun biçimde midline insizyon ile batına girilen olguda Karın içi yapışıklıklar tesbit edildi, mets ve bistürü yardımı ile yapışıklıklar açıldı. Milking ile barsak ansları dekomprese edildi. Batın içinde bridlerden birinin etrafına sarılmış olan ileum segmentinin strangüle olduğu görülerek detorsiyone edildi. Sonrasında uygulanan sıcak ile vitalitesinin geri gelmemesi üzerine rezeksiyon kararı alındı. Uslüne uygun olarak mezosu hazırlanıp yer yer 2-0 ipekler ile bağlanan ve yer yerde ligasure ile rezeke edilip hazırlanan segment demarkasyon hatlarından rezeke edildi. Uçuca kalan uçlar 2-0 ipeklerle ve 3-0 vikrille içte Lambert ve dışarıda connel sütürlerle anastomoz yapıldı. Geçişin yeterli olduğu görüldü. Batın içi yıkama ve hemostazı takiben fasya no 1 loop PDS ile kontinü ; cilt stapler ile kapatıldı.” Dediği,10-2009 yatış ve 2009 çıkış tarihli eksitus epikriz raporunda;Hastanın sabah saatlerinde mobilizasyonu sonrasında solunum sıkıntısı başlaması üzerine hastaya maskeile oksijen başlandığı, takiplerinde taşikardik seyretmesi üzerine EKG’si çekildi. Kan gazlarıve rutinkan tetkikleri istendi. Hastanın solunum sıkıntısı ilerlemesi üzerine Cerrahi Yoğun Bakım Ünitesinden konsültasyon istendi. Hastanın saat 50 saatlerinde kardiopulmoner arresti geliştiği, kardiopulmoner resüsitasyona başlandığı, hasta entübeedildiği, Atropin veAdrenalin IV infüzyonları yapıldığı, 45 dakika sonrasında kardiopulmoner resüsitasyonacevap vermeyen hasta eksitus kabul edildi.11-Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı Başkanı imzalı 2010 tarihli yazısında:H.Ş. isimli hasta 2009 tarihinde geçirmiş olduğu jinekolojik operasyonu takiben gelişen İnterstinal Obstrüksiyon şikayetiyle 2009 tarihinde acil olarak operasyona alınmış ve strangulasyonlu ince barsak obstruksiyonu tespit edilerek rezeksiyon yapılmıştır.Yoğun bakımdan servise alındığı 2009 tarihinde bir sorunu olmamasına rağmen sabah yataktan kalktığında gelişen kardio pulmoner arrest ile hasta kaybedilmişitir. Hastanın pulmoner emboli nedeni ile exitus olduğu kararı verilmiş, ancak tam ölüm nedenini gösterecek bir kanıtımız olmamaktadır.” şeklinde yazılı olduğu,12-2009tarihli mernisölüm belgesinde: kişinin ölümünün kardiopulmonerarrest olduğu, ölüm tarihinin 2009olduğukayıtlıdır.SONUÇ:2009 tarihinde ele gelen kitle şikayeti olan hastanın yapılan muayenesinde evre 4 Pop Q+ vault prolapsusu saptanması üzerine operasyon amaçlı yatırıldığı, ameliyat edildiği, tedavisinin ardından şikayetleri nedeniyle aynı hastaneye 2009 tarihinde tekrar yatırıldığı ve daha sonra Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi bölümüne sevk edildiği, obstrüksiyon şikayeti nedeniyle 2009 tarihinde operasyona alındığı, ve strangulasyonlu ince barsak obsrüksiyonu tespit edilerek rezeksiyonyapıldığı,2009 tarihide yoğun bakım servisine yatırıldığı, 2009tarihindekariopulmoner arrest geliştiği resüsitasyona cevap vermediğive eks kabul edildiği bildirilen İ. kızı 1946 doğumlu H.Ş. hakkında düzenlenmiş adli ve tıbbi belgelerde bulunan veriler değerlendirildiğinde:1-Her ne kadar zamanında otopsi yapılarak iç organ değişimleri araştırılmamış olsa da; tıbbi belgelere göre kişinin ölümünün evre 4 pop Q + vault prolopsusu nedeniyle yapılan ameliyat sonrasında oluşan barsak strangulasyonu ameliyatı sonrasında gelişen komplikasyonlar (pulmoner emboli) sonucu meydana gelmiş olduğunun kabulü gerektiği,2-2009tarihide evre4 Pop Q+ vault prolopsusu nedeniyle konulan ameliyat endikasyonunu ve yapılan ameliyatın tıp kurallarına uygun olduğu, ameliyat sonrası barsak stragulasyonu gelişmesinin bir komplikasyon olduğu, 2009 -2009 tarihleri arasında kişinin Bakırköy Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesinde kitakiplerinin uygun olduğu, stragulasyonunun düzelmemesi üzerine ameliyat kararı verilmesinin ve yapılan ameliyatın uygun olduğu, tedavisini yapan hekimlere ve idareye kusur atfedilemeyeceği oy birliğiyle mütalaa olunur." Başvurucular bilirkişi raporuna itiraz etmiştir. İtiraz dilekçesinde özetle "ilk ameliyat sonrası hasta taburcu edilirken şikayetlere karşın bağırsak tıkanmasının tespit edilememesinin açık bir ihmal olduğu, ameliyatın geç yapıldığı, hastanın şikayetlerine ve tıkanmanın tespitine karşın ameliyatın bekletildiği bu gecikmenin ölüm olayındaki etkisinin değerlendirilmediği" ileri sürülmüştür. Mahkeme 30/10/2012 tarihli kararı ile davayı reddetmiştir. Gerekçenin ilgili kısmı şöyledir:"Anayasa’ nın maddesinin son fıkrasında “idare kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür.” hükmüne yer verilmiştir. İdarenin hukuki sorumluluğu, kamu hizmetlerinden doğan zararların karşılanıp giderilmesini amaçlayan hukuki bir kurum olarak tanımlanmaktadır. Bu nedenle idarelerin kanunlarla kendilerine verilen görevleri yaptıkları sırada gerekli dikkat ve özenin gösterilmemesi veya tedbir alınmaması neticesinde kişilerin uğradığı zararların hizmet kusuru ilkesi uyarınca giderilmesi gerekmektedir. İdarenin hukuki sorumluluğundan söz edebilmek için ortada bir zararın bulunması ve bunun idareye yüklenebilen bir işlem veya eylemden doğması, başka bir deyişle zararla, idari faaliyet arasında illiyet bağı bulunması gerekir. Daha açık bir anlatımla idari faaliyet zararın gerçek nedenini oluşturması, zararın idari işlem veya eylemden kaynaklanması gerekmektedir. Dava dosyasının incelenmesinden; müteveffa H.Ş.nin İstanbul İli, Bakırköy Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Eğitimi ve Araştırma Hastanesi'nde 2009 tarihinde ele gelen kitle şikayetiyle yapılan muayenesinde evre 4 Pop Q+ vault prolapsusu saptanması üzerine operasyon amaçlı yatırıldığı, ameliyat edildiği, tedavisinin ardından şikayetleri nedeniyle aynı hastaneye 2009 tarihinde tekrar yatırıldığı ve daha sonra Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi bölümüne sevk edildiği, obstrüksiyon şikayeti nedeniyle2009 tarihinde operasyona alındığı, ve strangulasyonlu ince barsak obsrüksiyonu tespit edilerek rezeksiyonyapıldığı,2009 tarihide yoğun bakım servisine yatırıldığı, 2009 tarihinde kariopulmoner arrest geliştiği resüsitasyona cevap vermediğive eks duhul kabul edilmesi nedeniyle davacıların her biri için 000,00 TL olmak üzere toplam 000,00 TL manevi zararın tazmini istemiyle görülmekte olan davanın açıldığı anlaşılmıştır.Olayda; davalı idarenin hizmet kusurunun bulunup bulunmadığının tespitini teminen Mahkememizin 2011 tarihli ara kararıyla dosya üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş olup, karar uyarınca düzenlenen Adli Tıp İhtisas Kurulu'nun 2012 tarih ve 898 karar sayılı raporunun incelenmesi sonucunda; ameliyat sonrası bağırsak Strangulasyonu gelişmesinin bir komplikasyon olduğu, 2009 tarihinde yapılan ameliyatın tıp kurallarına uygun olduğu, 200-2009 tarihleri arasında Bakırköy Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi'ndeki takiplerinin uygun olduğu, tedavisini yapan hekimlere ve davalı idareye kusur atfedilemeyeceği anlaşılmakla, davacıların manevi tazminat isteminin reddi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır." Başvurucuların temyiz istemi Danıştay Onbeşinci Dairesi tarafından 12/12/2016 tarihli kararla reddedilerek ret hükmü oyçokluğu ile onanmıştır. Karşıoy gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:"Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; müteveffanın ilk ameliyatı sonrası kendisine gerekli özenin gösterilmediği, ikinci defa Bakırköy Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne yatırıldığındaki şikayetleri ile dava dışı hastanede aldığı belirtilen tanısının ve ilk ameliyatın olası komplikasyonlarının yeterince gözönünde tutulmayarak genel cerrahi uzmanı olmayan Bakırköy Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde bekletildiği ve nihayetinde genel cerrahi uzmanı eksikliği nedeniyle bir başka hastaneye sevk edildiği, böylelikle yitirilmiş zamana yol açıldığı ve müteveffanın daha riskli bir operasyona girmesine neden olunduğu anlaşıldığından, idare mahkemesi kararının temyizen bozularak davacıların manevi tazminat talepleri hakkında yeni bir karar verilmesi için dosyanın anılan mahkemeye gönderilmesi gerektiği düşüncesiyle çoğunluk kararına katılmıyoruz." Karar düzeltme istemi de aynı Daire tarafından yine oyçokluğu ile 22/11/2017 tarihinde reddedilmiştir. Karşıoy gerekçesi temyiz aşamasındaki ile aynı doğrultudadır. Başvurucular nihai hükmü 25/12/2017 tarihinde tebellüğ etmelerinin ardından 24/1/2018 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Konu hakkında ilgili hukuk için bkz. Saadet Ergün ve diğerleri, B. No: 2013/4194, 14/10/2015, §§ 24-30; Ali Abidin Saruhanoğlu ve diğerleri, B. No: 2014/15478, 6/12/2017, §§ 39-