8. Hukuk Dairesi 2023/5689 E. , 2024/1806 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN : MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi Taraflar arasındaki uygulama kadastrosuna itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davalılar yönünden davanın esastan reddine, dahili davalılar yönünden davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararın, davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf baş
**8. Hukuk Dairesi 2023/5689 E. , 2024/1806 K.** **"İçtihat Metni"** İNCELENEN KARARIN : MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi Taraflar arasındaki uygulama kadastrosuna itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davalılar yönünden davanın esastan reddine, dahili davalılar yönünden davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararın, davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Uygulama kadastrosu sırasında, Antalya ili Alanya ilçesi Yaylalı Mahallesi çalışma alanında ve tapuda davacı adına kayıtlı olan bulunan eski 133 ada 26 parsel sayılı 2509 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, aynı ada parsel numarasıyla 2.049 m2 yüzölçümlü olarak; davalılar adına kayıtlı eski 133 ada 27 parsel sayılı 1.489 m2 yüzölçümündeki taşınmaz ise, aynı ada parsel numarasıyla 2.072,25 m2 yüzölçümlü olarak tespit edilmiştir. Davacı ... dava dilekçesinde; uygulama kadastrosu sonucu kendisine ait Antalya ili Alanya ilçesi Yaylalı Mahallesi 133 ada 26 parsel sayılı taşınmazın yüzölçümünün davalılar adına tapuya kayıtlı taşınmaz lehine eksildiğini öne sürerek, eski hale getirilmesine talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; " Uygulama kadastrosunun özü itibari ile ilk tesis kadastrosu ile yapılan tespite ilişkin sınırların belirlenmesine yönelik bir mühendislik faaliyeti olduğu, davacının davasına konu Alanya Yaylalı Mahallesi 133 ada 27 parsel ile olan sınırında kadim bir duvar ya da başka sabit bir sınır bulunmadığı, fen bilirkişi raporunda dere yatağının olduğu bölümdeki (a) alanının 255.55 m² olarak hesaplandığı, aynı taşınmaz başında harita ve fotogrametri mühendisi ve jeolog bilirkişi eşliğinde keşif yapıldığı, keşif sonrası dere yatağı dışında kalan kısım jeolog bilirkişisinin gösterdiği hudutlara uyularak A = 220.32 m² olarak belirlendiği, her iki bilirkişi raporunda da davalıya ait 133 ada 27 parsel sınırında herhangi bir hatalı ölçüm bulunmadığı kanaatinin bilirkişiler tarafından belirtildiği, dava konusu taşınmazların bulunduğu adanın ilk tesis kadastrosu esnasında hazırlanan paftası ile uygulama kadastrosu esnasında hazırlanan paftasını çakışık halde ortofoto hava fotoğrafı üzerinde ve aynı adanın ilk tesis kadastrosu esnasında hazırlanan paftası ile uygulama kadastrosu esnasında hazırlanan paftasını çakışık halde ilk tesis kadastrosu tarihine yakın hava fotoğrafı üzerinde bilirkişi tarafından düzenlenip dosya arasına alındığı, izah edildiği üzere davacı tarafından dava konusu taşınmazda (133 ada 26 parsel) uygulama kadastrosu sonrasında meydana gelen yüzölçüm azalmasının komşu 133 ada 27 parselden kaynaklandığı iddisıyla dava açılmış ise de tüm dosya kapsamına göre komşu 133 ada 27 parselden kaynaklı bir yüzölçüm azalmasının bulunmadığı, 24.09.2021 günlü celsede davacı vekilinin dahili davalılar Hazine, ... ve Alanya Belediye Başkanlığı yönünden davadan feragat ettiği" gerekçesiyle, dahili davalılar Antalya Büyükşehir Belediye Başkanlığı, Alanya Belediye Başkanlığı ve Hazine yönelik davanın feragat nedeniyle reddine, davalılar ... ve ...'a karşı açılan davanın reddine, 133 ada 27 parsel sayılı taşınmazın uygulama kadastrosu tutanağındaki gibi 133 ada 26 parsel sayılı taşınmazın uygulama kadastrosu komisyon tutanağındaki gibi tapu siciline aynen aktarılmasına karar verilmiş; hükmün, davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; " İlk Derece Mahkemesince toplanan deliller, yapılan keşif, teknik bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, davacıya ait 133 ada 26 parsel sayılı taşınmaz ile davalı gerçek kişilere ait dava konusu 133 ada 27 parsel sayılı taşınmazın tapulama paftasındaki sınırları ile 3402 sayılı Kanunu' un 22/a maddesi çalışmaları sonucu oluşan sınırlarında değişiklik bulunmayıp birbiriyle uyumlu olduğu, buna karşın davacıya ait 133 ada 26 parsel sayılı taşınmazın 20.08.1990 tarihinde askı ilanına çıkarılarak 19.09.1990 tarihinde kesinleşmiş olan ilk tesis kadastrosunda yapılan mevzi koordinat sistemine göre oluşturulan koordinatlar incelendiğinde, jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişinin 03.12.2020 tarihli raporuna ekli krokide gösterilen 3028, 3039 ve 3043 noktalarını birleştirirken 3039 noktası atlanarak direkt 3043 nolu noktaya bağlantı yapıldığı ve kroki ile daha sonra oluşturulan kadastral paftaya bu şekilde işlendiği, dolayısıyla tesis kadastrosunda tersimat hatası yapıldığı, bunun sonucunda 1990 yılında yapılan kadastro çalışması sonucunda parsellerin hatalı tescil edildiği, nitekim davaya konu 3402 sayılı Kanun' un 22/2-a maddesi uygulaması sırasında 12.05.2018 tarihinde komisyonca yerinde yapılan incelemede "133 ada 26 parsel ile 133 ada 27 parsel arasında bulunan sınırın 3402 sayılı Kanun ve Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün 2010/9 sayılı genelgesinde bahsi geçen sabit sınır tanımına uyduğu, bu nedenle de dava k parselin 1990 da yapılan çalışmada hatalı sınırlandırma yapıldığı “işbu parselin yüzölçümü farkının 133/26 parsel ile olan sınırında 1990 yılında yapılan tapulama çalışmalarında hatalı olarak sınırlandırılmasından kaynaklı olduğu tespit edilmiştir” denilerek hatalı bir sınırlandırmadan bahsedildiği halde 3402 sayılı Kanun' un 22/2-a maddesi uygulaması sırasında aynı hatada ısrar edildiği, bu nedenle davacının parselindeki azalmanın davalının parselinden değil, zaten en başından tesis kadastrosunda yapılan bir tersimat hatasından kaynaklandığı, aslında ilk tesis kadastrosu esnasında 133 ada 26 parselin alanının 2252,28 m2, davalıya ait 133 ada 27 parselin alanının ise 2297,99 m2 olması gerekirken tersimat ve sınırlandırma hatasından kaynaklı hatalar ile alanın girildiği, aynı tespitlerin harita ve kadastro mühendisi bilirkişinin 09.03.2021 tarihli raporuyla da tespit edildiği, bu hatanın düzeltilmesi için davacıya ait 133 ada 26 parsel sayılı taşınmazın dere ile arasında bulunan ancak dere yatağı olmayan sınırındaki a ile gösterilen 220,32 m2 lik alanın davacıya ait parsel yüzölçümüne eklenmesi gerektiğinin belirlendiği, bu nedenle ilk derece mahkemesince Hazine ile ilgili belediyelerin davaya dahil edilmelerinin sağlandığı, ancak buna karşın davacı vekilince 24.09.2021 tarihli duruşmada verilen imzalı beyanda, davayı davacının parselindeki eksilmenin davalının 133 ada 27 nolu parselinden kaynaklandığından düzeltilmesi istemiyle dava açtıklarını, bu davalarının kabulünü istediklerini, dahili davalılar Hazine ile Belediyelere karşı olan taleplerinden feragat ettiklerini ve taşınmazın dere sınırı ile ilgili herhangi bir taleplerinin bulunmadığını, taleplerinin komşu 133 ada 27 parsel ile olan sınıra ilişkin olduğunu bildirilmesi nedeniyle ilk derece mahkemesince anılan davalılar yönünden davanın feragat nedeniyle reddine, davalı gerçek kişilere yöneltilen davanın ise açıklanan sebeplerle ispatlanamadığından reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığının anlaşıldığı " gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf isteminin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiş ve iş bu karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA, 269,85 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 157,75 TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 19.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.