13. Hukuk Dairesi 2016/29089 E. , 2018/10744 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki hizmet akdinden kaynaklanan alacak davasının bozma kararına uyularak yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü. K A R A R Davacı, davalıların evinde 1983 yılından itibaren tüm ev işlerine baktığı
**13. Hukuk Dairesi 2016/29089 E. , 2018/10744 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki hizmet akdinden kaynaklanan alacak davasının bozma kararına uyularak yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü. K A R A R Davacı, davalıların evinde 1983 yılından itibaren tüm ev işlerine baktığını ve davalı ...'nın eşine bakıcılık yaptığını, bunun karşılığında davalıların ileride kendisine maddi destekler sağlayacaklarını, düğününü yapacaklarını ve tüm giderlerini karşılayacaklarını vaat ettiklerini, ancak kısa bir süre önce hiçbir sebep yokken, hiçbir ücret ve tazminat ödemeksizin kendisini evden kovduklarını belirterek; davalılardan öncelikle kendisine ev alınmasını, nişanı ve düğünü ile ilgili tüm giderlerin yapılmasını, bunlar mümkün olmadığı takdirde çalıştığı süreler için ücret alacağı, işten çıkarıldığı için ve haksız sebeplerle yanlarında çalışması engellendiği için kıdem tazminatının tahsiline karar verilmesini terditli olarak istemiş, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 2.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuşlardır. Mahkemece, davanın reddine dair verdiği kararın dairemizce 2012/25160 Esas 2013/3199 Karar sayılı ilamı ile 12.02.2013 tarihinde, davacının davalılardan ...'a hizmet ettiği taraflar arasında ihtilafsızdır. Her ne kadar davaya konu olayda ölünceye kadar bakma sözleşmesinin unsurları yoksa da davacının tarafların da kabulünde olan bu hizmetleri karşılıksız olarak yapmadığı da ortadadır. Açıklanan nedenle bilirkişi marifetiyle davacının davalılar yararına görmüş olduğu hizmetlerin ve süresinin tespit edilip bu hizmetlerin karşılığı bedelin belirlenerek sonucuna göre hüküm kurulması gerekir gerekçesiyle bozulması üzerine, bozma kararına uyularak yapılan yargılama neticesinde davanın kısmen kabulüne, davacının ev alınması, düğün yapılması ve nişan masrafları ile kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin reddine, davacının ücret alacağı yönünden talebinin kısmen kabulü ile; brüt 1.550,55 TL ücret alacağının dava tarihinden (17/01/2000) itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ve dahili davalılardan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir. Yanlar arasındaki uyuşmazlık 818 Sayılı BK.nun 313. ve devamı maddelerinde düzenlenen hizmet akdinden kaynaklanmakta olup, davacının 30.06.1999 tarihinde hizmet akdinin sona erdiği hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık hizmet aktinin kim tarafından ve haklı nedenle feshedilip edilmediği ile davacının tazminata hak kazanıp kazanmadığı konusunda toplanmaktadır. 4857 Sayılı Yasa’nın 4. Maddesinin Birinci Fıkrası’nın (e) Bendi uyarınca, "ev hizmetlerinde çalışanlar" hakkında bu kanun hükümleri uygulanmaz. Ev hizmetlerinde aşçı, ..., temizlikçi gibi işlerde çalışan işçi ile ev sahibi işveren arasındaki uyuşmazlığın iş mahkemesi yerine genel mahkemelerde çözümlenmesi gerekir. İş Kanunu kapsamı dışında bırakılan bu hizmetleri gören kimselerle bunları çalıştıranlar arasındaki hukuki ilişkilerden Borçlar Kanununun hizmet akdine ilişkin hükümleri uygulanır. Bu durumda uyuşmazlıkta uygulanacak hükümler davanın açıldığı tarih itibariyle 818 Sayılı Kanun hükümleridir. Davacı'nın istemleri arasında ev alınması, nişanının düğününün yapılması ile ilgili tüm giderlerin karşılanması, bunlar mümkün olmadığı takdirde çalıştığı süreler için ücret alacağı, işten haksız sebeplerle çıkarıldığı için kıdem ve ihbar tazminatının tahsiline karar verilmesi terditli olarak yer almaktadır. BK.’nun 344. Maddesi’nde, "muhik sebeplerden dolayı gerek işçi gerekse iş sahibi, bir ihbara lüzum olmaksızın her vakit akdi fesedebilir. Ezcümle, ahlaka müteallik sebeplerden dolayı yahut hüsnüniyet kaideleri noktasından iki taraftan birini artık akti icra etmemekte haklı gösteren her hal, muhik bir sebep teşkil eder. Bu gibi hallerin mevcudiyetini hakim taktir eder. Fakat işçinin kendi kusuru olmaksızın duçar olduğu nispeten kısa bir hastalığı yahut kısa müddetli biraskeri mükellefiyeti ifa etmesi, muhik sebep olarak kabul edilemez." hükmü, yine BK.’nun 345/1. maddesi’nde ise, "Muhik sebepler bir tarafın akte riayet etmemesinden ibaret olduğu taktirde, bir taraf diğer tarafa onun akit ile müstehak iken mahrum kaldığı feri menfaatler de nazara alınmak üzere, tam bir tazminat itasıyla mükellef olur." hükmü ve yine anılan maddenin 2. fıkrasında ise, "bundan başka hakim vaktinden evvel feshin mali neticelerini, hali ve mahalli adeti gözönünde tutarak taktir eder." hükmü vazedilmiştir. Ayrıca yine 818 Sayılı BK.’nun ihbar tazminatına ilişkin 340. maddesinde “Hizmet akdinde, bir müddet tayin edilmez ve böyle bir müddet işin maksut olan gayesinden de anlaşılmazsa, her iki tarafça feshi ihbar olunabilir. Böyle ne akit nede kanun ile diğer bir müddet tesbit edilmemiş olduğu takdirde, amele hakkında ihbardan sonra girecek hafta nihayeti için, idarehane memur ve müstahdemleri hakkında ihbardan sonra girecek ikinci hafta ve diğer hizmet akitlerinde ihbardan sonra girecek keza ikinci hafta nihayeti için akit fesholunabilir. İşsahipleri ve işçiler için muhtelif ihbar müddetleri, mukavele edilmesi caiz değildir.”, 341. maddesinde “Bir hizmet akdi, bir seneden fazla devam ettiği takdirde bu akit iş sahibi ve işçi tarafından ihbar edildikten sonra girecek ikinci haftanın nihayeti için fesholunabilir. Bu müddetin bir haftadan eksik olmamak üzere mukavele ile tebdili caizdir.” hükümleri yer almaktadır. Somut olaya dönülecek olursa; davacı, davalılar tarafından kovulması üzerine hizmet akdinin sona erdiğini iddia etmiş, davalı taraf ise davacının kendi isteği ile işten ayrıldığını savunmuştur. Yerel mahkemece; davacının kovulduğuna dair iddiasını ispatlayıcı yeterli delil sunamadığı gibi kovulduğunu beyan eden tanık ifadelerinin de duyuma dayalı olarak verilmesi ve davacının annesinin yanına rızaen gittiğini ve bir daha da dönmediğini tanık ...’ın beyan etmiş olması nedeniyle taraflar arasındaki hizmet ilişkisinin, davacının kendi isteğiyle sona erdiği kabul edilerek kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanamadığı kanaatine varılmıştır. Ancak dosya kapsamında alınan bilirkişi raporuna göre, hizmet akdinin sona erdiği tarihte davacının ücret alacağı mevcuttur. Bu durum karşısında, ödenmemiş ücret alacakları nedeniyle davacının hizmet akdini haklı nedenle feshettiği kabul edilmelidir. Davacının haklı feshi de BK.’nun 344 ve 345. maddeleri uyarınca fesih tazminatına hak kazanmasına neden olmaktadır. Mahkemece, 818 Sayılı BK’nun 340 ve 341.maddeleri gereğince ihbar tazminatı koşullarının oluşup oluşmadığı değerlendirilmeli ve 344 ve 345. maddeleri uyarınca davacı lehine uygun bir fesih tazminatına hükmedilmesi gerekirken, yanılgılı bir değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/III-1 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 15/11/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.