14. Hukuk Dairesi 2011/11922 E. , 2011/12840 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 12.04.2011 gününde verilen dilekçe ile tapu kaydında isim düzeltilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 30.06.2011 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenere…
**14. Hukuk Dairesi 2011/11922 E. , 2011/12840 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 12.04.2011 gününde verilen dilekçe ile tapu kaydında isim düzeltilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 30.06.2011 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Davacı dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarında kayıt malikinin "... kızı ... " şeklinde yazılan kimlik bilgilerinin "... kızı ... ..." olarak düzeltilmesini talep etmiştir. Davalı davacının iddiasını kanıtlamasını istemiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hükmü davalı temyiz etmiştir. Dava tapu kaydında kimlik bilgilerinin düzeltilmesi istemine ilişkindir. Taşınmazların, kadastro tespiti ya da tapuya tescili sırasında mülkiyet hakkı sahibinin isim, soyisim, baba adı gibi kimlik bilgilerinin kayda eksik ya da hatalı işlenmesi, kayıt düzeltme davalarının kaynağını oluşturur. Bu tür davalarda kimlik bilgileri düzeltilirken, taşınmaz malikinin değişmemesi, diğer bir anlatımla mülkiyet aktarımına neden olunmaması gerekir. Bu nedenle de mahkemece sağlıklı bir inceleme yapılmalı, kayıt maliki ile ismi düzeltilecek kişinin aynı kişi olduğu kuşkuya yer vermeyecek şekilde aşağıdaki yöntem izlenerek saptanmalıdır. 1-Düzeltilecek tapu kaydı tüm dayanakları ile birlikte getirtilmelidir. 2-Nüfus Müdürlüğünden, kayıtta geçen kişi ile aynı kimlik bilgilerine sahip bir başka kişinin kaydının bulunup bulunmadığı sorulmalı, kaydı düzeltilecek kişinin nüfus kaydı, tapu ve dayanakları ile bağlantı oluşturacak şekilde incelenmeli, gerekirse kök kayıtlar da istenmelidir. 3-Taşınmazın bulunduğu mahalde kayıt maliki ile aynı ismi taşıyan başka kişi bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır. 4-İstem konusunda tanık dinlenmelidir. 5-Tüm bu araştırmalar sonucu hala kesin bir kanaat oluşmamış ise, tanıklar ve varsa tespit bilirkişileri de taşınmaz başında dinlenerek keşif yapılmalıdır. Açıklanan bu hususlar çerçevesinde yapılacak inceleme ve araştırma sonucu, tapu ve nüfus bilgileri arasında bağlantı ve tutarlılık sağlandığında davanın kabulü yoluna gidilmelidir. Somut olayda davacı, dava konusu taşınmazların kayıt malikinin ... kızı ... ... olmasına rağmen ... kızı ... olarak kaydedildiğini ileri sürmüştür. Mahkemece taşınmazların tapu kayıtları getirtilmiş nüfus müdürlüğünden araştırma yapılmış, tanık dinlenmiştir. Zabıta araştırmasında kayıt malikinin tanınmadığı bildirilmiştir. Nüfus müdürlüğü ise ... kızı ... ...'ın kaydından başka 1854 ve 1909 doğumlu ... kızı ... kaydına rastlandığını belirterek kayıtları göndermiştir. Tanıklar da kayıt malikinin baba adının nüfusta ... olduğunu, kendilerinin ... olarak bildiklerini beyan etmişlerdir. Mahkeme mevcut delil durumunu göre davayı kabul etmiştir. Ancak, nüfus müdürlüğünün bildirdiği kayıtlara göre yaşları birbirine yakın ... isimli üç kişi bulunmaktadır. Bunlardan hangisinin kayıt maliki olduğu kuşkuya yer vermeyecek şekilde saptanmamıştır. Ayrıca kadastro tespitinin dayanağı vergi kayıtları incelenmemiş, davacı vekilinin 30.06.2011 tarihli oturumdaki beyanına göre hatanın eski kayıtların Osmanlıca olmasından kaynakladığına dair savunması üzerinde de durulmamıştır. Mahkemece, varsa Osmanlıca belgeler de temin edilerek bilirkişi incelemesi yaptırılmalı, kadastro tespit tutanakları ve dayanak belgeleri getirtilerek incelenmeli, nüfusta kaydı bulunan üç kişiden hangisinin gerçek kayıt maliki olduğunun belirlenebilmesi için duruşmaya çağrılarak, ölü olan var ise mirasçıları çağrılarak dava konusu taşınmazda mülkiyet hakkı iddiaları bulup bulunmadığı sorulmalı, bütün bu incelemeler sonucunda tam bir kanaat oluşmadığı takdirde taşınmaz başında keşif yapılarak tanıklar ve tespit bilirkişileri dinlendikten sonra sonucuna göre bir karar verilmelidir. Eksik inceleme ile davanın kabulü doğru görülmemiş, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda yazılı nedenlerle temyiz itirazlarının kabulüyle, hükmün BOZULMASINA, 27.10.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi