Başvuru, haksız tutuklama nedeniyle açılan tazminat davasının zamanaşımı nedeniyle reddedilmiş olmasının adil yargılanma, bu davaya esas teşkil eden önceki ceza yargılamasının ise yedi yıl sürmesi nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının ihlal dildiği hakkındadır.
Başvuru, haksız tutuklama nedeniyle açılan tazminat davasının zamanaşımı nedeniyle reddedilmiş olmasının adil yargılanma, bu davaya esas teşkil eden önceki ceza yargılamasının ise yedi yıl sürmesi nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının ihlal dildiği hakkındadır. Başvuru, 18/2/2013 tarihinde Didim Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir. İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca 10/2/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından, 31/3/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas hakkındaki incelemesinin birlikte yapılmasına ve bir örneğinin görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmesine karar verilmiştir. Başvuru konusu olay ve olgular 1/4/2014 tarihinde Adalet Bakanlığına bildirilmiştir. Talep üzerine Bakanlığa tanınan süre 5/5/2014 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere 15 gün uzatılmıştır. Adalet Bakanlığı, görüşünü 6/3/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur. Adalet Bakanlığı tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş başvurucuya 16/6/2014 tarihinde bildirilmiş olup, başvurucu, karşı görüşlerini 1/7/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuş, başvurucu, tüm taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. OLAYLAR VE OLGULARA. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, “toplu kaçakçılık yapma” suçunu işlediği şüphesiyle 17/6/2002 tarihinde tutuklanmış, Ereğli (Konya) Cumhuriyet Başsavcılığının 20/6/2002 tarih ve E.2002/603 sayılı iddianamesi ile hakkında Ereğli Ağır Ceza Mahkemesinde kamu davası açılmıştır. Yargılama devam ederken 24/7/2002 tarihinde, başvurucunun tahliyesine karar verilmiştir. Yargılama sonucunda Ereğli Ağır Ceza Mahkemesinin 27/1/2005 tarihli ve E.2002/58, K.2005/17 sayılı kararıyla başvurucu hakkında toplu kaçakçılık yapma suçundan beraat kararı verilmiştir. Katılan kurum vekilinin temyizi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay Ceza Dairesi, 23/2/2009 tarihli ve E.2005/15495, K.2009/2254 sayılı ilamı ile eylemin münferit kaçakçılık suçunu oluşturması nedeniyle hükmün bozulmasına, ancak bu suç için kanunda öngörülen zamanaşımı nedeniyle kamu davasının ortadan kaldırılmasına karar vermiş ve bu karar aynı tarihte kesinleşmiştir. Kesinleşme şerhini içeren karar örneği başvurucuya 4/1/2010 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu, 24/3/2010 tarihinde Söke Ağır Ceza Mahkemesinde açtığı davada haksız tutuklama nedeniyle hürriyetinden yoksun kaldığını iddia ederek, bu süre boyunca oluşan zararının tazmini için 500,00 TL maddi, 000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Söke Ağır Ceza Mahkemesinin 19/4/2010 tarihli ve E.2010/15, K.2010/153 sayılı kararı ile tazminat istemine esas teşkil eden kamu davasının zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırıldığı ve dolayısıyla tazminat için öngörülen yasal koşulların bu nedenle oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Başvurucunun, anılan ret kararına karşı temyiz başvurusunu inceleyen Yargıtay Ceza Dairesi, 3/12/2012 tarihli ve E.2012/24557, K.2012/26035 sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesinin ret kararının onanmasına karar vermiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:“… davacı hakkındaki kamu davasının zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılmasına karar verilmiş olması karşısında, davacının temyiz istemi yönünden uygulanması gereken 466 sayılı Kanun Dışı Yakalanan veya Tutuklanan Kimselere Tazminat Verilmesi Hakkında Kanunun maddesinin fıkrasında hangi hallerde tazminat istenebileceğinin tahdidi şekilde sayıldığı ve belirtilen şartların davacı yönünden oluşmadığının anlaşılması karşısında, mahkemece aynı yönde yapılan değerlendirme sonucu gerekçeleri gösterilerek davanın reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı yön bulunmadığından hükmün onanmasına …” Yargıtay’ın onama kararı başvurucuya 23/1/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu 18/2/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.B. İlgili Hukuk 7/5/1964 tarihli ve 466 sayılı mülga Kanun Dışı Yakalama veya Tutuklanan Kimselere Tazminat Verilmesi Hakkında Kanun’un maddesi şöyledir: “ Anayasa ve diğer kanunlarda gösterilen hal ve şartlar dışında yakalanan veya tutuklanan veyahut tutukluluklarının devamına karar verilen; Yakalama veya tutuklama sebepleri ve haklarındaki iddialar kendilerine yazılı olarak hemen bildirilmeyen; Yakalanıp veya tutuklanıp da kanuni süresi içinde hakim önüne çıkarılmayan; Hakim önüne çıkarılmaları için kanunda belirtilen süre geçtikten sonra hakim kararı olmaksızın hürriyetlerinden yoksun kılınan; Yakalanıp veya tutuklanıp da bu durumları yakınlarına hemen bildirilmeyen; Kanun dairesinde yakalandıktan veya tutuklandıktan sonra haklarında kovuşturma yapılmasına veya son soruşturmanın açılmasına yer olmadığına veyahut beraetlerine veya ceza verilmesine mahal olmadığına karar verilen; Mahkum olup da tutuklu kaldığı süre hükümlülük süresinden fazla olan veya tutuklandıktan sonra sadece para cezasına mahkum edilen kimselerin uğrayacakları her türlü zararlar, bu kanun hükümleri dairesinde Devletçe ödenir.”