T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I DOSYA NO: 2024/937 Esas KARAR NO : 2025/1711 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ 28/02/2024 NUMARASI : 2021/144 Esas, 2024/78 Karar DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 25/12/2025 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. …
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I DOSYA NO: 2024/937 Esas KARAR NO : 2025/1711 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ 28/02/2024 NUMARASI : 2021/144 Esas, 2024/78 Karar DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 25/12/2025 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde; Davalı tarafından müvekkilinin tanınmış markasının kullanıldığını, müvekkilinin Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tescilli "...", ibareli tanınmış markalarına vaki tecavüzün durdurulması, men’i ve ref’i, davalıların haksız eylemlerine son verilerek "..." ve "... ... ... ..." ibaresi/görselini taşıyan tüm ürünlere el konularak toplatılması, bu ibarenin her türlü ürün ve tanıtım aracından çıkartılması, bunun imkansız olması halinde bunların imhası, davalı şahsa ait Türk Patent nezdinde tescilli 2017 35348, 2019 66319 ve 2019 07917 sayılı markaların hükümsüzlüğü ve sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; Markalar arasında iltibas bulunmadığını, davanın haksız ve mesnetsiz olduğunu ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI: "...Davanın reddine konu olan 2019 07917 tescilli markanın hükümsüzlüğü yönünden değerlendirme; davalı yana ait iş bu marka ile davacının tescilli markaları karşılaştırıldığında; Davalının bu markasında bir şapka ve oyun sopası görselleri yer almaktadır. Kavramsal olarak bakıldığında ... oyun şapkası ve sopalarına vurgu yapıldığı görülmektedir. Ancak ... oyunu genel anlamıyla davacıya ait bir tekel oluşturmadığından, kelime ve şekil benzerliği olmaksızın “...” oyunu vurgusu davacı markalarıyla bir benzerlik yaratmamaktadır. Aksine yukarıda açıklandığı gibi nasıl davacı at üzerindeki oyuncu figürünü markasallaştırmışsa, davalı için de vurgudan hareket etmek marka oluşturmanın doğal davranışı olduğundan şapka ve sopalarla oluşturan figürün markasallaştırılması olağandır. Davalı markasında her ne kadar “...” kelimesinin bazı harfleri (p harfi) ters çevrilerek kullanılmışsa da bütünsel olarak at üzerindeki oyuncu görseliyle birlikte kullanılmayıp ayırt edici başka unsurlarla kullanıldığı için davacının ... markasına benzerlik oluşmadığı anlaşılmaktadır. Kaldı ki harflerin yazım ve dizilimi de ayırt edici bir şekil yaratmaktadır yine davalı markasında yer alan bütünsellikte M.... kelimeleri yer almaktadır. Davalı markasındaki ayırt edici unsurların bütüne yansıyan bir etkisi olması, tüm bu unsurların, davalı markasını davacı markalarından uzaklaştırması sebebiyle; halkta karıştırma ihtimali doğurmayacağı, SMK m.6/1 anlamında hükümsüzlüğe sebep olacak bir benzerlik bulunmadığı, benzerlikten uzaklaşma sebebiyle bu marka açısından kötü niyet ve tanınırlıktan yararlanma da bulunmadığı dosyaya sunulan 01.07.2022 tarihli bilirkişi raporunda “davacı markasına yaklaşmak ve sulandırmak amacıyla kötü niyetle yapıldığı izlenimi oluştuğu, dolayısıyla kötü niyetli başvuru olarak değerlendirilebileceği” görüşü yer almakta ise de benzerliğin uzaklaşması ve sadece kavramsal olarak aynı oyuna vurgu yapmak, ayırt edici unsurlar gözetildiğinde markayı sulandırmak anlamına gelmeyeceği, dosya kapsamına en son alınan 26/04/2023 tarihli bilirkişi raporu ile de bu marka yönünden evvelce alınan bilirkişi raporları arasındaki çelişkilerin usul ve yasaya uygun olarak giderildiği ve isabetle iş bu marka yönünden hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı sonucuna varılmış olup, anılı sebeplerle iş bu marka yönünden marka hükümsüzlüğünü konu alan davanın reddine iş bu markaya ilişkin devrin engellenmesi yönünde verilen tedbir kararın da kaldırılmasına dair karar verilmiştir,...Hükümsüzlüğü talep edilen işbu markalarda ... münhasıran asli ve baskın unsur olduğu olduğu ; ... kelimesi veya ... oyuncusunu andıran şekil, hükümsüzlüğü talep edilen emtialara ilişkin ürünlerden hiçbirisinin münhasıran adı, cinsi, çeşiti, vasfı veyahut bu malların kalitesine, miktarına, amacına, değerine, coğrafi kaynağına, üretim/sunum zamanına, karakteristik bir özelliğine işaret eden bir kelime değildir. Salt ... sporu yapılırken eyer, kamçı gibi deriden imal edilen eşyaların da kullanılıyor olmasından bahisle davalının ... ibaresini de ihtiva eden veya ... oyuncusunu andıran şekil markalarının deriden veya taklit deriden mamül tüm eşyalar için otomatikman tanımlayıcı olduğu ve ayırtediciliğinin bulunmadığı varsayılmamalıdır. Tekraren, Yargıtay 11.HD'nin yerleşik Kararına göre "Tescili istenen işaretin tanımlayıcı kabul edilmesi için, işaretin ilgili mal ve hizmetle sıkı ilişkisi sebebiyle malın veya hizmetin bir özelliğini veya kompozisyonu refleks, halinde derhal düşündürmesi ve akla getirmesi gerekmekte olup. bir mal veya hizmeti doğrudan çağrıştırmayan ancak telmihte bulunan yani hatırlatan veya üstü kapalı şekilde anımsatan kelimelerin tescili engellenemez. ... kelimesi veya ... oyuncusunu andıran şekil unsurunun, ... sporu veya Davalının tescil kapsamında bulunup hükümsüzlüğü talep edilen ürünler ile sıkı bir ilişki içinde olmadığı; ilgisinin dahi bulunmadığı; ilgili alıcı kitlesi olan ortalama dikkat ve özene, eğitime haiz vasati alıcı ve nihai tüketicilerin aklına refleks halinde derhal doğrudan, bir başkasının hatırlatmasına gerek olmadan. -hatırlatma ve üstü kapalı şekilde anımsatmaktan öte; tescile konu emtiayı getireceğinin düşünülemeyeceği; tanımlayıcı kabul edilemeyeceği ve dolayısıyla hükümsüzlüğü talep edilen emtia bakımından ayırtedici olduğu kanaatine varılmıştır.Davalı taraf ayrıca, davacı ve davalı markasında ortak yer alan "..." ibaresinin, ticari hayatta farklı firmalarca da kullanıldığından bahisle, tek başına ayırt ediciliğe sahip olmadığını iddia etmiştir. Burada da ilk bu ibareyi kullananın davacı olduğu açıktır. İlaveten bahse konu firmaların bir veya bir kaçıyla davacının anlaşması ve ayırt ediciliği düşürmemek kaydıyla benzer markaları kullanmasına izin vermesi diğerlerinin de bu markayı kullanma imkanının olduğu anlamına gelmemektedir. Ayrıca davalı yanın bu iddiası ayrı davaların konusunu oluşturabilecek mahiyette bir durum olup başka firmalar tarafından ... ibarelerinin kullanılması, bu davanın konusunu oluşturmayıp, itirazları bu meyanda yerinde görülmemiştir.Davacıya ait "..." markasının, dava dilekçesi ile birlikte sunulan Yerel Mahkeme kararları ve diğer tüm deliller ile de anlaşılacağı üzere dünya çapında tanınmış bir marka olması ve bu nedenle yüksek bir ayırt ediciliğe sahip olması ve zayıf marka olarak kabul edilemeyeceği açık olup, nitekim dosya kapsamına alınan bilirkişi raporlarında da davacı markasının tanınmış marka olduğu, zayıf marka olmadığı, ayırt ediciliğe sahip olduğu açıkça tespit edilmiş, ayrıca mahkememizce uyap üzerinden resen davacının davacı olarak yer aldığı emsal dava dosyaları incelendiğinde de kesinleşen çok sayıda emsal mahkeme kararlarında davacı markasının tanınmış marka olduğu, zayıf marka olmadığı, yüksek ayırt ediciliğe sahip olduğu anlaşılmaktadır....Yukarıda tespiti yapılan yüksek mahkeme kararlarında da esasen davacının markasının tanınmış marka olduğu, davacının markasını uzun süredir kullanmak suretiyle ayırdedicilik kazandırdığı ve zayıf marka olmadığı kesinleşmiş mahkeme kararları ile tespit edilmiş olup, dosya kapsamına alınan bilirkişi raporları ile de bu husus net bir şekilde tespit edilmiştir. Somut olaya ve davalının tescilli markaları ile fiili kullanım durumları yönünden konuya tekrar dönülecek olursak; bilirkişi raporlarında da tespit edildiği üzere ...markasının pek çok ülkede kaydının bulunduğu ve dünyanın her yerinde uzun yıllardır satışta olduğu görülmektedir....” ibaresi ve “... ... ... Oyuncusu” figüründen oluşan tüm şekil markalarında gerçek hak sahibi konumunda olduğu ve davalıya kıyasen tarih olarak öncelik hakkına sahip olduğu alınan bilirkişi raporu ile sabit olduğu gibi bu hususta bir niza bulunmamaktadır....Tüm bu bütünsel ve şekilsel benzerlik dikkate alındığında her ne kadar ... kelimesi kullanılmasa da baskın unsur olan ve davacının tanınmışlığını sağlayan figirün çok benzerinin kullanılması ile davalının bu markasının davacı markasıyla benzerliğinin benzerliğinin SMK m.6/1 anlamında hükümsüzlüğe sebep olacağı değerlendirilmektedir. Kaldı ki davacının tanınmışlığından haksız bir yararlanmanın amaçlandığı ve yüksek düzeyde tanınırlık taşıyan bu markayı sulandırarak kötü niyetli bir başvuru oluşturduğu değerlendirilmektedir. Bu sebeple SMK. m.6/5 ve 6/9 anlamında da koşullar doğmuştur. ... dosya kapsamına en son alınan 26/04/2023 tarihli bilirkişi raporu ile de bu marka yönünden evvelce alınan bilirkişi raporları arasındaki çelişkilerin usul ve yasaya uygun olarak giderildiği ve isabetle iş bu iki marka yönünden SMK 6/1, 6/4,6/5 ve 6/9 maddeleri yönünden hükümsüzlük koşullarının oluştuğu sonucuna varılmış olup, anılı sebeplerle iş bu iki marka yönünden marka hükümsüzlüğünü konu alan davanın kabulüne bu markalara ilişkin devrin engellenmesi yönünde verilen tedbir kararın aynen devamına dair karar verilmiştir.Davalı vekili her ne kadar sunulu uzman raporunun, dosya kapsamındaki bilirkişi raporları ile çeliştiğini ifade etmiş ise de; mahkememizce 4 ayrı bilirkişi heyetinden rapor alındığı, en son alınan 26/04/2023 tarihli bilirkişi raporunun dosya kapsamına sunulu uzman raporu ve evvelce alınan 3 ayrı bilirkişi raporundaki çelişkileri giderdiği, davalı yanın 4. Kez hazırlanan bilirkişi raporu sonrası sunduğu uzman raporunun da yine ayrı sebeplere bir önceki rapor ile çelişki içermesi sebebiyle ayrı rapor alınması talebinde bulunmuş ise iş bu talebin usul ekonomisine aykırılık teşkil edeceği zira her bir bilirkişi raporu sonrası aksi yönde sunulan her uzman raporundan sonra yeniden bilirkişi incelemesi yapılması dosyanın gereğinden fazla uzamasına ve yargılamanın sürüncemede kalmasına sebebiyet vereceği sabit olup, dosya kapsamına en son sunulan uzman raporundaki değerlendirmelerin hukuki mahiyette kaldığı gibi ilk sunulan uzman raporu ile de benzer tespitleri ihtiva ettiği, uzman raporlarındaki tespitlerin aksinin mahkememizce tek tek tespit edildiği, ayrıca uzman raporlarının aynı içerik ve tespitlere havi olduğu, uzman raporlarının ilk üç bilirkişi raporu ile çeliştiği kabul edilse dahi, 4. kez alınan bilirkişi raporu ile çelişkilerin giderildiği iş bu sebeple 5. Kez bilirkişi raporu alınmasında hukuki bir fayda olmadığı, mahkememizce değerlendirilmiş, anılı sebeplerle yukarıda yer alan tespit ve değerlendirmeler ışığında;"-Açılan davanın kısmen kabulü kısmen REDDİ ile;-Davalı taraf adına Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde 2017 35348 ve 2019 66319 tescil numarası ile kayıtlı markaların SMK 6/1, 6/4,6/5 ve 6/9 maddeleri kapsamında hükümsüzlüğü ve sicilden terkinine, hükmün kesinleşmesi ile ilgili kararın bir örneğinin kararın infazı için Türk Patent Ve Marka Kurumu'na bildirilmesine, davacı şirketin Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tescilli "...", "... " ibareli tanınmış markalarına vaki tecavüzün ve haksız rekabet teşkil eden eylemlerin durdurulması, men’i ve ref’i, davalıların haksız eylemlerine son verilerek "...", ", "... ", " ... ... ... ..." ibaresi/görselini taşıyan tüm ürünlere el konularak toplatılması, bu ibarenin her türlü ürün ve tanıtım aracından çıkartılması, bunun imkansız olması halinde bunların imhasına, 26/04/2023 tarihli bilirkişi heyet raporunun hükmün infazı amacı ile hükmün eki sayılmasına, - 2017 35348 ve 2019 66319 tescil numaralı markaların devrinin önlenmesi amacı ile verilen ihtiyati tedbir kararının hüküm kesinleşinceye kadar devamına, 2019 07917 tescil numaralı markaya ilişkin devrin engellenmesi amacı ile verilen tedbir kararının kaldırılmasına, bu hususta Türk Patent Ve Marka Kurumu'na müzekkere yazılmasına, - 2019 07917 tescilli marka yönünden ikame edilen davanın REDDİNE," Şeklinde karar vermiştir. İSTİNAF İSTEMİ: Davacı vekili istinaf isteminde özetle;Davanın reddedilen kısmı yönünden kararı istinaf ettiklerini, davalı tarafın tescilli markalarında yer alan "... ..." veya "M...." ibareleri yeterli ayırt edicilik vasfını haiz olmayıp, markanın esas unsuru olan “...” ibaresi ve at üstünde ... oyuncusu figürlü "şekil" görselini sadece destekler nitelikte olduğunu, 2019/07917 sayılı markanın esas unsurunun “...” ibaresi olduğunu, diğer ibarelerin davalı şirket marka tesciline ayırt edici özellik kazandırmadığını, Önceki bilirkişi raporunda; "davalı yan ayrıca ... ... ibareli 2019/07917 sayılı marka başvurusunda bulunmuş olup markada ters şekilde ... ibaresinin üstü çizili şekilde yer almasının işbu markanın başvuru tarihinde ... ibareli tanınmış markaya yaklaşmak amacıyla veyahut sulandırma amacıyla kötü niyetle yapıldığı, keza bir sonraki marka tescilinde monteblazepoloclub ibareli marka başvurusunda bulunduğu dikkate alındığında 2019/07917 sayılı markanın başvuru tarihinde kötü niyetli olduğunun değerlendirilebileceği," görüş ve kanaatine yer verildiğini, davalı tarafın davaya konu markaların başvuru tarihinden önce 2016 yılında, müvekkilinin tanınmış markasının neredeyse aynısı olan "... ... şekil" ve "... ... şekil" şeklinde marka başvuruları olduğunu, markalardan birinde tek diğerinde ise çift at üstünde ... oyuncusu görseli olduğunu, başvurunun itiraz üzerinde reddedildiğini, buna rağmen davaya konu markalarını, kronolojik olarak müvekkil markalarına yaklaştırma iradesi gösterdiğini, davalı tarafın kötü niyetinin dikkate alınması gerektiğini,müvekkili markalarının tanınmış marka olduğu hususu da tespit edildiğinden benzerlik değerlendirmesinin, daha geniş yorumlanması gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını ve davanın tümden reddini talep etmiştir. Davalı vekili istinaf isteminde özetle;... ibaresi sporun adı olup zayıf nitelikte bir ibare olduğunu, zayıf markalara en büyük örnek olduğunu, Yargıtay'ın kararında zayıf markaların koruma kapsamının daha dar olması gerektiğinin belirtildiğini, Müvekkili markasının ... ... ... ... olduğunu, ... kelimesine 3 farklı kelime daha eklenerek markanın farklılaştırıldığını ve iltibasın ortadan kaldırılmış olduğunu, TPMK kayıtları incelendiğinde ... ibaresini içeren çok sayıda marka kaydı olduğunun 2 farklı şirket tarafından 2 farklı ... ibareli markasının tanınmış marka tescili olduğunun görüleceğini, bununla birlikte çok tanınmış marka olan US ... markası dikkate alındığında ... ibaresini içerir giyim sektöründe en az 3 farklı tanınmış marka olduğu, birden çok firma tarafından kullanıldığı bu haliyle de iltibas ihtimalinin ortadan kalktığını, ortalama tüketicinin ürün alırken üstündeki ... ibaresinden ziyade diğer kısımlara odaklanarak arkasındaki şirketi araştıracağını, mahkemenin itirazı hatalı değerlendirdiğini, müvekkili markasının davacı markasından yeterince ayrıştığını, at üzerinde ... oynayan oyuncu figürünün de davacıya has bir tasarım olmadığını, fotoğraflanabilecek bir şekil olduğunu, aksini kabulü halinde kimsenin ... oynayan oyuncu görselini kullanamayacağını, bu durumun ise kabul edilemeyeceğini, genel geçer bir figürünün davacı tekeline bırakılamayacağını, dosyada iki farklı uzman görüşü sunduklarını, mahkemenin bu hususları hiç değerlendirmediğini belirterek kararın kaldırılmasını ve davanın reddini talep etmiştir. GEREKÇE Dava, markaya tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, meni, refi ile markaların hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili ve davalı vekili yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Somut uyuşmazlıkta; mahkemece aşamalarda 4 ayrı bilirkişi heyetinden rapor alındığı, son raporun yeterli, denetime elverişli ve çelişkileri giderici nitelikte olduğu, davacının T 03171 numaralı ... Şekil markasının TPMK'da tanınmış marka olarak tescilli olduğu, davacının ... ŞEKİL ve ... ibareli markalarının tanınmış marka olduğunun mahkeme kararları ile de tespit edildiği, markanın zayıf marka olduğu yönündeki istinaf sebebinin yerinde olmadığı, davalının 2017 35348 numaralı ... ... ... ... ŞEKİL ibareli ve 2019/66319 numaralı ... ... ... ... ŞEKİL İbareli markalarındaki şekil unsurları son raporda karşılaştırıldığı, markalardaki üçlü olan atlı figürün davacının markasından ayırt edici bir farklılık içermediği, aksine benzer figürlerin çoğaltılarak kullanılmasının aynı figürün baskınlığını artırdığı ve markada öne çıkmasını sağladığının tespit edildiği, bu şeklin ise davacı tarafça tanınmış marka haline getirilmiş olduğu, markalardaki ... ... kelimelerinin ise markadaki şekil ve ... kelimesi yüksek düzeyde benzerlik taşıdığı için bütünsel değerlendirmede markaya ayırt edicilik katmadığı anlaşılmakla bütünsel ve şekilsel benzerlik, davacı markasının tanınmış marka oluşu, tanınmışlıktan haksız yararlanma amaçlandığı dikkate alındığında markaların kötüniyetli tescili nedeni ile hükümsüzlüğüne karar verilmesi yerindedir.Davacı markaları ile davalının markasal kullanımları karşılaştırıldığında; davalının kullanımda ... ... ibarelerini öne çıkardığı, bir kısım kullanımlarda ... ibaresi ve şekil kullanıldığı, katalog ve kartvizitte ... şekil ibaresini tek başına kullanıldığı, kullanımların davacının tanınmış markasının tescil sınıfında olduğu ve markaya tecavüzün oluştuğu anlaşılmakla davalı vekilinin istinaf isteminin reddi gerekmiştir.Davacı vekilinin istinaf istemine gelince; 2017 07917 numaralı "m ... şekil" ibareli markanın 25 ve 35.sınıfta tescilli olduğu, son bilirkişi heyeti raporunda belirtildiği üzere benzerlik, tanınmış markadan yararlanma ve kötüniyete dayalı hükümsüzlük koşullarının bu marka yönünden oluşmadığı tespit edilmiştir. Markada şekil olarak şapka ve oyun sopası görselinin öne çıktığı, şeklin üstünde M.... ibaresinin yer aldığı, şeklin altında ise ters şekilde ... kelimesi yazılı olduğu, markada farklı kullanılan şekil unsuru, markadaki M.... kelime unsuru bütünsel olarak değerlendirdiğinde son rapordaki görüşün yerinde olduğu kanaatine varılmış ve davacı vekilinin istinaf isteminin reddine karar verilmiştir. Açıklanan nedenle ilk derece mahkemesinin kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığından davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf siteminin ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi ayrıntılı kararda açıklandığı üzere; 1-6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince, davacı ve davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gereken 615,40TL harçtan, peşin alınan 427,60TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, Alınması gereken 615,40TL harçtan, peşin alınan 427,60TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Artan gider avanslarının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince taraflara iadesine,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nun 361.maddesi uyarınca tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.25/12/2025