11. Hukuk Dairesi 2010/6010 E. , 2012/7866 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 05.11.2008 tarih ve 2007/548-2008/580 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm
**11. Hukuk Dairesi 2010/6010 E. , 2012/7866 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 05.11.2008 tarih ve 2007/548-2008/580 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, şirket olağan genel kurul toplantısında 12.06.2007 tarihli denetim kurulu raporları içeriğine istinaden şirketi zarara sokan eski yönetim ve denetim kurulu üyeleri olan davalılar hakkında mali sorumluluk davası açılmasına ve bunun için şirket denetim kuruluna yetki verilmesine karar verildiğini, şirket ana sözleşmesinde esas sermayenin ortaklar tarafından 1/4 ünün tescil tarihinden itibaren en geç üç ay içerisinde kalanının ise 01.11.2003 tarihinde ödenmesi gerekirken halen 375.000 TL sermaye ödemesinin yapılmadığını, yönetim kurulu üyelerinin apel ödemesi için ortaklara gerekli çağrıları zamanında yapmayarak şirketi zarara uğrattıklarını, denetim kurulunun da gerekli uyarıları yapmadığını ileri sürerek, 10.000 TL nin zararın meydana geldiği tarihten itibaren avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalılar ve vekilleri, davanın reddini istemişlerdir. Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; şirket ana sözleşmesinde şirket sermayesinin 1/4 ünün tescil tarihinden itibaren en geç üç ay içerisinde kalanının ise 01.11.2003 tarihinde ödeneceğinin, sermaye taahhüt borçlarının yönetim kurulunun alacağı kararlar dairesinde ve tüm ortakların yazılı olurları alınmak suretiyle belirtilen tarihten önce istenebileceği belirtilmek suretiyle usul ve yöntemlerin düzenlendiği, yönetim kurulunun TTK nın 406. maddesine istinaden bir apel çağrısı yapma yükümlülüğünün bulunmadığı, ortakların taahhüt ettikleri sermaye borcunu muaccel olduğu halde ödememeleri dolayısıyla şirket yönetim kurulunun bu alacağın tahsili için herhangi bir girişimde bulunmayarak şirketi zarara uğratması dolayısıyla TTK nın 336. maddesine istinaden sorumluluğu söz konusu olabilirse de 2003 yılında şirketin söz konusu apellerin ödenmemesi dolayısıyla herhangi bir zararının bulunmadığı, böylece davalı yönetim kurulu üye ve denetçilerin şahsi ve mali sorumluluklarının mevcut olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Kararı davacı vekili temyiz etmiştir. Dava, apel ödemelerinin yerine getirilmemesi sebebiyle uğranılan zararın yönetim ve denetim kurulu üyelerinden tahsili istemine ilişkindir. Davacı şirket bir anonim şirket olup, TTK’nun 269. maddesi uyarınca borçlarından dolayı yalnız mamelekiyle sorumlu bulunup, ortakların sorumluluğu ise taahhüt etmiş oldukları sermaye payları ile sınırlıdır. Yine anılan Kanun’un 140. maddesinde her ortağın usulüne uygun tanzim ve imza edilmiş şirket mukavelesiyle koymayı taahhüt ettiği sermayeden dolayı şirkete karşı borçlu olduğu düzenlenmiştir. Anılan maddeler ile ortakların sermaye borçlarını yerine getirme zorunluluğuna ve sermaye borçlarının ortaklardan tahsili usulüne ilişkin olarak çeşitli maddelerdeki (TTK’nun 405 ve devamı maddeleri gibi) düzenlemeler göz önüne alındığında, ortaklar şirkete karşı sermaye borcunu ödemekle yükümlü olup, bu yükümlülüklerine uymamaları halinde şirkete tazminat isteme hakkı da tanınmıştır. Borçlarından dolayı üçüncü kişilere karşı olan sorumluluğu mal varlığı ile sınırlı bulunan anonim şirketlerin bu nedenle de sermayelerinin 3. kişiler için bir teminat ve şirketin mali gücünün ölçüsü yönünden de önemli bir gösterge niteliğinde olması nedeniyle şirket sermayesinin ödenmiş olması 3. kişilerin haklarını da etkileyen bir husustur. Öte yandan, bir şirketin devamını sürdürebilmesi ve ticari faaliyette bulunabilmesi için paraya ihtiyacı olduğundan ortakların şirkete karşı olan sermaye borçlarını yerine getirmemelerinin şirketi mutlak şekilde zarara uğrattığının kabulü gerekir. Bu itibarla, ortaklar yönünden şirkete karşı sermaye borcunu ödeme yükümlülüğü mevcut olduğu gibi bu tutarların tahsil edilmemesinde kusursuz olduklarını kanıtlayamamaları halinde yönetim ve denetim kurulu üyeleri de bundan dolayı sorumlu bulunmaktadır. O halde mahkemece, davacının yönetim ve denetim kurulu üyeleri olan davalılara yönelik iddialarının yukarıda açıklanan yasal hükümler uyarınca incelenerek davalıların meydana gelen zarardaki sorumluluklarının tayin ve tespiti ile sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yasal olmayan yazılı şekildeki gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 16/05/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.