Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2021/899 E. , 2024/5004 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2021/899 Karar No : 2024/5004 TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1- ... 2- ... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Genel Müdürlüğü / ... İSTEMİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. DAVANIN_KONUSU : Davacılar tarafından, çocukları ...'ın 17/07/2016 tarihinde Şanlıurfa
Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2021/899 E. , 2024/5004 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2021/899 Karar No : 2024/5004 TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1- ... 2- ... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Genel Müdürlüğü / ... İSTEMİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. DAVANIN_KONUSU : Davacılar tarafından, çocukları ...'ın 17/07/2016 tarihinde Şanlıurfa ili, Eyyübiye ilçesi, ... mahallesindeki sulama kanalına düşmesi sonucunda boğularak hayatını kaybettiğinden bahisle olayda idarenin hizmet kusuru bulunduğu ileri sürülerek uğradıkları iddia edilen zararlara karşılık şimdilik ayrı ayrı 1.000,00 TL maddi ve 200.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 202.000,00 TL tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; davacıların çocuğu ...'ın 17/07/2016 tarihinde meydana gelen boğulma olayına ilişkin ... Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan ... numaralı soruşturması neticesinde ölümün suda boğulma sonucu meydana geldiğinin, başkasına atf-ı kabil kusurun bulunmadığının anlaşılması nedeniyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, bu kararın davacılara 14/06/2017 tarihinde tebliğ edildiği ve karara karşı 15 gün içerisinde Sulh Ceza Hakimliğine itiraz edilmediğinden 29/06/2017 tarihinde kesinleştiği, müteveffanın hayatını kaybettiği olayda, davacıların boğulma olayını (idari eylemi) en geç kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kesinleştiği 29/06/2017 tarihinde öğrendikleri, kararın kesinleşmesi tarihinden itibaren 1 yıl içerisinde yani 29/06/2018 tarihine kadar idareye tazminat talebiyle başvurmaları gerekirken, bu süre geçtikten sonra 20/07/2018 tarihinde yapılan başvuruya istinaden açılan davanın süre aşımı nedeniyle esasının incelenmesine hukuken imkan bulunmadığı gerekçesiyle davanın süre aşımı yönünden reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; davacıların istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI : Davacılar tarafından, ceza soruşturması sonunda verilen kovuşturmaya yer olmadığı kararının tebligatının usulüne uygun yapılmadığı, bahsi geçen tarihte il dışında olduklarından tebligattan haberlerinin olmadığı, tebligatta imzası olan komşuyu tanımadıkları, davanın süre aşımı yönünden reddi yolundaki kararın hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir. KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davalı idare tarafından savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının gerekçeli olarak onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İLGİLİ MEVZUAT: Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır. İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları ödemekle yükümlü olup; idari eylem ve işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Doğrudan doğruya tam yargı davası açılması" başlıklı 13. maddesinde -ön karar başvurusunun yapıldığı tarihte yürürlükte olan haliyle- "İdari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların idari dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka süretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gereklidir. Bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi halinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya istek hakkında altmış gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren, dava süresi içinde dava açılabilir." hükmüne yer verilmiştir. Maddede yer alan, idari eylem nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemiyle tam yargı davası açılabilmesi için, zarara sebep olan eylemin idariliğinin ve maddi olay ile yol açtığı zararın kesin olarak ortaya çıkması zorunludur. Bu itibarla; ancak zararın varlığı, niteliği ve esaslı unsurları hakkında bir dava açmaya, o davayı ciddi ve objektif bir şekilde desteklemeye, gerekçelerini göstermeye elverişli yeterli hal ve şartların öğrenilmesi halinde zararın öğrenilmiş sayılacağının kabulü gerekmektedir. İdari eylem, idarenin işlevi sırasında bir hareketi, bir davranışı, bir tutumu veya hareketsizliği; idari karar ve işlemle ilgisi olmayan, başka bir deyişle öncesinde, temelinde bir idari karar veya işlem olmayan salt maddi tasarrufları ifade etmektedir. Dolayısıyla zarara sebep olan eylemin ve maddi olayın idariliği ve yol açtığı zarar bazen eylemin yapılmasıyla veya olayın gerçekleşmesiyle birlikte ortaya çıkarken, bazen de çok sonra, değişik araştırma, inceleme ve kesin sağlık raporları sonucu da ortaya çıkabilmektedir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Dava dosyasının incelenmesinden, davacıların çocuğu ...'ın 17/07/2016 tarihinde Şanlıurfa ili, Eyyubiye ilçesi, ... mahallesinden geçen sulama kanalına düşerek boğulmak suretiyle hayatını kaybettiği, boğulma olayına ilişkin olarak başlatılan ceza soruşturması sonucunda 10/05/2017 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığı yönünde verilen kararın 14/06/2017 tarihinde davacılara tebliğ edildiği, tebliğden itibaren 15 gün içerisinde Sulh Ceza Hakimliğine itiraz edilmediğinden 29/06/2017 tarihinde kararın kesinleştiği, davacıların boğulma olayını (idari eylemi) en geç kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kesinleştiği tarihte öğrendikleri düşünüldüğünde bu tarihten itibaren 1 yıl içerisinde idareye tazminat talebiyle başvurmaları gerekirken bu süre geçtikten sonra yapılan başvuruya istinaden açılan davanın süre aşımı yönünden reddine karar verildiği, davacılar tarafından bu karar yapılan istinaf başvurusunun da reddedildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda, davacıların çocuğu ...'ın sulama kanalına düşmesi nedeniyle hayatını kaybetmesine neden olan olayın 17/07/2016 tarihinde meydana geldiği, dolayısıyla dava konusu tazminat talebinin dayanağı olan olayın meydana geliş şekli de dikkate alındığında zarara sebep olan olaydan bu tarihte tereddüte mahal bırakmayacak açıklıkta haberdar olunduğu, öte yandan, müteveffanın anne ve babası olan davacıların müştekisi olduğu soruşturma sonucunda suç ve suç unsuru ile başkasına atf-ı kabil kusur bulunmadığı gerekçesiyle verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın da eylemin idariliğini ortaya koymayacağı sonucuna varılmaktadır. Bu nedenle, olay tarihinde eylemin idariliğinin de öğrenildiğinin kabulü ile davacılar tarafından yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri uyarınca olay tarihi olan 17/07/2016 tarihinden itibaren bir yıl içinde idareye başvurulması ve zararlarının giderilmesinin istenilmesi gerektiği açıktır. Açıklanan nedenlerle, davanın süre aşımı yönünden reddine ilişkin olarak verilen İdare Mahkemesi kararına karşı davacılar tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında sonucu itibarıyla hukuki isabetsizlik görülmemiştir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davacıların temyiz isteminin REDDİNE, 2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararının yukarıda belirtilen gerekçe ile ONANMASINA, 3. Temyiz yargılama giderlerinin istemde bulunanlar üzerinde bırakılmasına, artan posta ücretinin iadesine, 4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine, 18/11/2024 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.