Başvuru, haksız yakalama ve gözaltına alma işlemlerinden doğan zararların tazmini talebiyle açılan davada yeterli tazminata hükmedilmemesi nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının, nezarethanedeki tutulma koşulları nedeniyle kötü muamele yasağının ve lehe hükmedilen vekâlet ücretinin azlığı nedeniyle de adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine dair iddialara ilişkindir.
Başvuru; haksız yakalama ve gözaltına alma işlemlerinden doğan zararların tazmini talebiyle açılan davada yeterli tazminata hükmedilmemesi nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının, nezarethanedeki tutulma koşulları nedeniyle kötü muamele yasağının ve lehe hükmedilen vekâlet ücretinin azlığı nedeniyle de adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine dair iddialara ilişkindir. Başvuru 7/4/2021 tarihinde yapılmıştır. Komisyon, başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne ve başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmuştur. Başvuru formu ve ekleri ile Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelere göre ilgili olaylar özetle şöyledir:A. Antalya Cumhuriyet Başsavcılığınca Yürütülen Soruşturmaya İlişkin Süreç Başvurucu 9/11/2016 tarihinde; silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediği iddiasıyla hakkında yürütülen bir soruşturma kapsamında, aynı suçu işlediği iddia edilen bir başkasıyla birlikte kaldığı Antalya’daki bir otelin odasında yakalanarak gözaltına alınmıştır. Otel odasında yapılan aramada bulunan başvurucuya ait cep telefonu ile buna takılı GSM hattına el konulmuştur. 28/11/2016 tarihine kadar gözaltında tutulan başvurucu, aynı gün tutuklanarak ceza infaz kurumuna alınmıştır. Soruşturmayı yürüten Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı başvurucu hakkında kamu davası açmıştır. İddianame; başvurucudan elde edilen dijital delillerde terör örgütünün sözde bayrağının, söz konusu örgüte mensup kişilerce işlenen cinayetlere ait görüntülerin, örgütün etkin olduğu bir yerin haritasına ait görüntünün ve Suriye Arap Cumhuriyeti’ndeki çatışma bölgelerinde çekildiği değerlendirilen ve ellerinde uzun namlulu silahlar bulunan şahıslara ait fotoğrafların bulunmasına dayanmaktadır. Başvurucu 1/6/2017 tarihinde tahliye edilmiştir. Yargılamayı yürüten Antalya Ağır Ceza Mahkemesi 4/4/2018 tarihinde başvurucunun beraatine karar vermiştir. Aleyhine kanun yoluna başvurulmadığı için sözü edilen karar 12/4/2018 tarihinde kesinleşmiştir.B. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca Yürütülen Soruşturmaya İlişkin Süreç İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı 2016 yılında, silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediği iddiasıyla başvurucunun da aralarında bulunduğu birçok kişi hakkında bir soruşturma başlatmıştır. Başvurucu hakkındaki soruşturma, başvurucunun DAEŞ terör örgütüne iltisaklı olduğu değerlendirilen iki kişi ile birlikte faaliyet yürüttüğüne ve kurduğu şirketi DAEŞ’e para aktarmak için kullanıyor olabileceğine ilişkin istihbarat bilgisine dayanmaktadır. Kollukça yapılan araştırmalar sözü edilen şirketin adresinin başvurucunun ikamet adresiyle aynı olduğunu ve şirkete ait bir tabelaya rastlanmadığını göstermiştir. Şüphelilerin adreslerinde arama yapılarak bulunacak suç eşyasına el konulması için İstanbul Sulh Ceza Hâkimliğinden karar alınmıştır. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, arama ve elkoyma işlemlerinin yapılması ve şüphelilerin gözaltı alınması için kolluğa talimat vermiştir. Başvurucunun İstanbul’da ikamet ettiği konutta 19/12/2016 tarihinde arama yapılmıştır. Arama işleminde hazır bulunan ve başvurucunun eşi olduğunu söyleyen kişi, polise başvurucunun tutuklu olduğunu beyan etmiştir. Başvurucunun konutunda suç eşyasına rastlanmamış ancak başvurucunun bir yakını, hakkında yapılacak idari işlemler için karakola götürülmüştür. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, başvurucu hakkındaki soruşturmayı diğer şüpheliler hakkında yürütülen soruşturmadan ayırmış ve Antalya Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturmayı (bkz. § 5) dikkate alarak yetkisizlik kararı vermiştir. Soruşturma evrakının gönderildiği Antalya Cumhuriyet Başsavcılığınca yetkisizlik kararına konu soruşturmanın İstanbul’daki faaliyetlere ilişkin olduğu gerekçesiyle yetkisizlik kararı verilmiştir. Bu karar üzerine İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturmayı yeniden ele almıştır. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı 14/8/2017 tarihinde, başvurucunun kurduğu şirketin DAEŞ’e para aktarmak amacıyla kullanılıyor olabileceğine dair istihbarat bilgisinin doğruluğunun araştırılması için kolluğa müzekkere yazmıştır. Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) tespit edilemeyen bir tarihte konuyla ilgili bir rapor hazırlamıştır. Raporda, başvurucunun DAEŞ ile iltisaklı olabilecek bir kişinin yakınlarıyla ve bir şirketle olan para trafiğine yer verilmiştir. Rapora göre sözü edilen şirket ve kişiler başvurucuya para göndermiştir. Başvurucu müdafii 10/11/2017 tarihinde İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına bir dilekçe vererek başvurucunun aynı suç nedeniyle Antalya Ağır Ceza Mahkemesince yargılandığına işaret etmek suretiyle mükerrer soruşturma yürütüldüğünü iddia etmiş ve başvurucunun ikamet ettiği konutun adresini de belirterek ifadesine ihtiyaç duyulması ve bu durumun kendisine bildirilmesi hâlinde başvurucuyu istenen gün ve saatte hazır edebileceğini bildirmiştir. Başvurucu 12/5/2018 tarihinde saat 35 sıralarında, ülkesine gitmek amacıyla bulunduğu Atatürk Havalimanı’nda yakalanmış ve Cumhuriyet savcısının talimatıyla gözaltına alınmıştır. Başvurucunun kolluk ifadesi aynı gün 25-40 saatleri arasında alınmıştır. Başvurucu verdiği ifadesinde DAEŞ’e para aktarmadığını savunmuş ve kendisine para gönderilmesinin sebebine ilişkin açıklamalar yapmıştır. 14/5/2018 tarihinde İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına sevk edilen başvurucu, aynı gün saat 55’te İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığında ifade vermesinin ardından serbest bırakılmıştır. Başvurucu müdafii 11/6/2018 tarihinde, verilen beraat kararı dikkate alınarak başvurucu hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesi için İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına dilekçe vermiştir. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı 14/2/2019 tarihinde, aynı suç isnadı nedeniyle yargılanıp beraat ettiği ve yeniden soruşturma açılmasını gerektirecek yeni delil bulunmadığı gerekçesiyle başvurucu hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar vermiştir. Bu karar başvurucunun müdafiine 25/2/2019 tarihinde tebliğ edilmiştir. Koruma Tedbirleri Nedeniyle Tazminat İstemiyle İlgili Süreç Başvurucu 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun vd. maddelerine dayanarak İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında yakalanıp gözaltına alınmasının hukuka aykırı olduğu iddiasıyla İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinde (Ceza Mahkemesi) tazminat davası açmıştır. Başvurucu dava dilekçesinde özetle şu iddialarda bulunmuştur:- İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, kendisi hakkında aynı suç nedeniyle soruşturma yürütüldüğünün farkında olmasına rağmen gözaltı kararı vermiştir. Nitekim soruşturma dosyasında konuyla ilgili belgeler bulunmaktadır. Ayrıca aynı suçtan beraat etmesine rağmen gözaltına alınması hukuka aykırıdır. - Ülkesine gitmek üzere havalimanında iken yakalanıp gözaltına alındığı için binmesi gereken uçağa binememiştir. Bu nedenle yeniden uçak bileti almış ve bilet tarihine kadar İstanbul’da konaklamak zorunda kalmıştır. İfadelerini vermesi sırasında hazır bulunması sebebiyle müdafiine 000 TL ödemiştir. Uçak bileti ve konaklama için ödediği tutarlar ile müdafiine ödediği ücret tazmin edilmelidir.- Terör örgütü üyesi damgası yemesi, suçlu muamelesi görmesi, yaşadığı ceza alma korkusu, nezarethane şartları (Bu şartların ne olduğu konusunda hiçbir açıklama yapılmamıştır.), gözaltı işleminin sonucu olan iş ve sosyal hayatındaki kesinti gibi hususlar da dikkate alınmak suretiyle lehine maddi tazminat olarak 000 TL, manevi tazminat olarak 000 TL ödenmesine karar verilmelidir. Başvurucunun uğradığını ileri sürdüğü maddi zararları ispat etmek amacıyla sunduğu tek delil müdafiine ödediği vekâlet ücretine ilişkin serbest meslek makbuzudur. Ceza Mahkemesi 24/6/2020 tarihinde; başvurucu lehine 106,86 TL maddi tazminata, 300 TL manevi tazminata karar vermiştir. Bu kararın ilgili kısmı şöyledir:“...Maddi tazminat hesabı için bilirkişi raporu alınmasına gerek görülmediği, 2018 yılı net asgari ücretin 603 TL olduğu, davacının gözaltında kalmış olduğu 2 gün için net asgari ücret üzerinden hesaplanan maddi tazminat tutarının 106,86 TL olacağı ayrıca davacının kendisini avukat ile temsil ettirdiğinden bahisle dosyaya eklenen 01/02/2019 tarihliserbest meslek makbuzu ile ödendiği anlaşılan000 TL vekalet ücreti karşılığının maddi tazminat olarak ödenmesi gerektiği anlaşılmakla toplamda 106,86 TL maddi tazminat tutarı hükme esas alınmıştır....Şahsın hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar aldığı olay nedeniyle 12/05/2018 tarihinde gözaltına alındığı, 14/05/2018 tarihinde salıverildiği, bu süre itibariyle hürriyetinden yoksun bırakıldığı anlaşılmakla haksız gözaltı durumunun yarattığı travma ve üzüntü dikkate alınarak 300 TL manevi tazminatın hakkaniyete uygun olacağı anlaşılmış ve bu doğrultuda hüküm kurulmuştur....” Başvurucu ve davalı Hazine, Ceza Mahkemesince verilen karar aleyhine istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Başvurucu, yaptığı başvuruda dava dilekçesindeki iddialarına ek olarak; - İki günden daha fazla gözaltında kaldığını, - Gözaltına alınması nedeniyle kullanamadığı uçak biletlerini kaybettiğini ve maddi zararlarını ispat edecek imkânlardan yoksun kaldığını (Bunun gerekçesi dilekçede açıklanmamıştır.) ancak daha fazla manevi tazminata hükmedilerek maddi zararlarının kısmen de olsa karşılanması gerektiğini,- Hükmedilen manevi tazminatın Anayasa Mahkemesinin benzer ihlaller nedeniyle hükmettiği tazminatlara nispeten yetersiz olduğunu,- Ağır Ceza Mahkemesinde yargılama yapılmasına rağmen sulh ceza hâkimliklerinde takip edilen işler için belirlenen avukatlık ücretine göre vekâlet ücretine hükmedildiğini, bu durumun adil yargılanma hakkı ile eşitlik ilkesini ihlal ettiğini ileri sürmüştür. Başvurucu, istinaf incelemesini yapacak yargı merciine gönderilmek üzere Ceza Mahkemesine verdiği ayrı bir dilekçeyle hükmedilen miktar itibarıyla Hazinenin kanun yoluna başvurma hakkı bulunmadığını iddia etmiştir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi (Ceza Dairesi) başvurucu ve Hazinenin istinaf taleplerini 25/2/2021 tarihinde esastan reddetmiştir. Ceza Mahkemesince verilen kararı başvurucu vekili 8/3/2021 tarihinde öğrenmiştir. İlgili hukuk için bkz. Gülseren Çıtak [GK], B. No: 2020/1554, 27/4/2023, §§ 11-