T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:31/12/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ:21/04/2022 DAVANIN KONUSU:Tazminat GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:31/12/2025 İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Başkanın görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ:…
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:31/12/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ:21/04/2022 DAVANIN KONUSU:Tazminat GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:31/12/2025 İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Başkanın görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Davacı vekili; müvekkili sigorta şirketili ile dava dışı ... İnş. San. ve Tic. A.Ş.arasında ... numaralı Makine Kırılması Sigorta Poliçesinin 09/09/2018 - 2019 tarihleri kapsamında rizikoları teminat altına almak için düzenlendiğini, riziko adresi olan ... Mevkii - ... Belek - ... Merkez Antalya adresinde voltaj dalgalanması sebebi ile davalı borçlunun kusuru ve sorumluluğu ile poliçe kapsamında hasar meydana geldiğini, dava dışı sigortalıya yapılan 11.659,50 TL ödemenin TTK m. 1472 tahtında halefiyet ilkesi gereği tahsil edilmek üzere yapılan arabuluculuk görüşmelerinde anlaşmaya varılamadığını, riziko adresinde meydana gelen hasarın sebebi voltaj dalgalanması olup davalı borçlunun hasarın meydana gelmesinde kusurlu ve sorumlu olduğunu, sigortalı riziko adresinde 24.05.2019 tarihinde meydana gelen hasar sebebi ile 28.05.2019 tarihinde mahallinde branşında uzman bağımsız eksper tarafından hasar incelemesi yapıldığını, yapılan incelemede, otelde elektrik ana dağıtım panosunda analizör hasarı meydana geldiğinin tespit edildiğini, elektrik kartlarının arızalanması sebebi ile değişimlerinin gerekli olduğunun anlaşıldığını, servisin yaptığı tespit çerçevesinde hasarın şebeke gerilim dalgalanmalarından kaynaklandığının belirlendiğini, meydana gelen hasarın ani ve beklenmedik şekilde davalının kusur ve sorumluluğu ile meydana geldiğini, davalı borçlunun meydana gelen hasardan 6098 sayılı Borçlar Kanunu, Elektrik Tarifeleri Yönetmeliği ve Elektrik Piyasası Dağıtım Yönetmeliği ilgili maddeleri gereğince sorumlu olduğunu, yapılan ekspertiz incelemesi ve alınan bilirkişi raporunda davalı şirketin sigortalı emtianın hasarlanmasına sebebiyet vermekten dolayı %100 oranında kusurlu bulunduğunu, 6102 sayılı TTK m. 1472'de sigortacının sigorta bedelini ödedikten sonra hukuken sigorta ettiren kimsenin yerine geçeceğini, sigorta ettiren kimsenin vaki zarardan dolayı üçüncü şahıslara karşı dava hakkı varsa bu hakkın tazmin ettiği bedel karşılığında sigortacıya intikal edeceğinin belirtildiğini, yapılan sigorta sözleşmesi/poliçesi hükümleri uyarınca, rizikonun gerçekleşmesi üzerine sigortalısına ödemede bulunan sigortacının, sigortalısının kendisine zarar verene karşı sahip olduğu tazminat isteme ve dolayısı ile dava hakkına yasa gereği sahip olduğunu, bunun sigortacı yönünden halefiyetin en önemli hukuki sonucu olduğunu, 6102 sayılı TTK m. 1472'den kaynaklanan halefiyet hakkının sigortacıya zarar sorumlusundan sigortalısına ödediği sigorta bedeli kadar talep hakkı ve bunun doğal sonucu olarak da zarar sorumlusuna karşı dava hakkına sahip olduğunu, işbu nedenle kusuru ve özen yükümlülüğüne aykırı hareketi sonucu müvekkilinin sigortalısına zarar veren davalı borçludan sigortalıya sigorta poliçesi kapsamında yapılan ödemenin tazminini talep etme zarureti olduğunu, meydana gelen zararın rucüen tazmini gerektiğini, meydana gelen voltaj dalgalanması sebebi ile otelde elektrik ana dağıtım panosunda analizör hasarı meydana geldiğinin tespit edildiğini, elektrik ana dağıtım panolarında yapılan kontrolde enerji yönetim sistemindeki güç analizörlerinin 5 adedinin gerilim dalgalanmalarından etkilenerek arızalandığının anlaşıldığını, yapılan eksper ve servis incelemesinde dava dışı sigortalının zararının poliçe muafiyetleri de uygulanarak 11.659,50-TL olarak tespit edildiğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 11.659,50-TL'nin 10.09.2019 ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi, yargılama giderleri ve vekalet ücreti ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davalı vekili; alacaklı tarafından yokluklarında yapılan ekspertiz raporunu dosyaya sunulan belgeleri ve diğer değerlendirmeleri kabul etmediklerini, zira oluşan hasarın neden kaynaklı olduğu ve arızalandığı iddia edilen aletin daha önce tamir görüp görmediği konusunun bu raporlar doğrultusunda sonuca ulaştırılmasının mümkün olmadığını, davaya ışık tutacak olan hususun mağdur olan abonelerin faydalandığı hatta bir arızanın meydana gelip gelmemesi noktasında olduğunu, arıza faaliyet raporundan anlaşılacağı üzere söz konusu tarihlerde abonelerinin elektrik aldığı hatta herhangi bir arızanın meydana gelmediğini, söz konusu hattan faydalanan hiçbir abonenin bu tarihte herhangi bir zarar görmemiş olmasının zararın müvekkil şirket şebekesindeki arızadan kaynaklanmadığını açıkça ortaya koyduğunu, aynı şebekeden faydalanan diğer abonelerde herhangi bir zarar oluşmamasını mahkemenin takdirine sunduklarını, zarar gören şirketin kullanımında bulunan elektrikli alet sayısı göz önüne alındığında elektrik arızasından kaynaklanan bir durumun olması durumunda diğer elektrikli aletlerinin de bu arızadan zarar görmesinin gerekeceğini ancak mağdur olan sigortalı şirketin sadece dava dilekçesinde belirtilen panosunun zarar gördüğünün belirtildiğini, bunun hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, zararın nereden kaynaklandığı yönünde Mahkemece araştırma yapılması gerekmekle birlikte, arızaya uğrayan cihazın, yetkili servis ya da üretici firmaya, periyodik bakımlarının yaptırılıp yaptırılmadığı hususunun da araştırılması gerektiğini, yapılan açıklamalar ışığında belirtilen tarihlerde şirketlerine ait hatlarda herhangi bir elektrik dalgalanması meydana gelmediğinin aşikâr olduğunu, ayrıca zarar gördüğü iddia edilen sigortalının yüksek gerilimden enerjili özel trafolu abone olup, bu abonelerin hat ve trafolarının bakım ve onarımları ve mülkiyetinin abonelerin kendilerine ait olduğunu, Mahkemece de özel trafolu abonelerin gerilim dalgalanmalarının kendi trafolarından kaynaklanacağının takdir edileceğini, zira voltajın şiddetinin kendi mülkiyetlerinde olan trafo tarafından ayarlandığını, trafoların voltajı dengeleme, voltajı ve gerilimi düşürme gibi fonksiyonları bulunmadığını, söz konusu arızaların, sigortalıya ait trafonun kapasitesinden fazla enerji tüketmesi (trafonun yetersiz olması), trafonun tekniğe aykırı bir şekilde tesis edilmesi, bakım ve onarımlarının periyodik olarak yapılmamış olması, trafo kademe ayarlarının yapılmamış olması vb. sebeplerle kaynaklanabileceğini, bu tür abonelerin 30 Kasım 2000 tarih ve 24264 sayılı resmi gazetede yayınlanan Elektrik Kuvvetli Akım Tesisleri Yönetmeliği'ne göre enerji aldıkları branşman noktasından itibaren tüm tesislerinin sorumluluklarının kendilerine ait olup bu bakımların yapılması ve denetlenmesi amacıyla sürekli olarak sorumlu Elektrik Mühendisi bulundurmak zorunda olduklarını, sigortalının bu şartı taşıyıp taşımadığının, aboneliğe konu yerde koruyucu tedbirlerin alınıp alınmadığının incelenmesi gerektiğini, ayrıca sigortalıya ait trafonun yeterli olup olmadığının, halen kullanılmakta olan trafonun otelde bulunan kurulu gücü karşılayıp karşılayamayacağının da tespitinin gerekeceğini, arızaya konu yerde bulunan abone yüksek gerilim abonesi olup, bu tip hatlarda voltaj dalgalanması, yıldırım vb. doğaüstü olaylar haricinde hemen hemen mümkün olmadığını, voltaj dalgalanmasının sigorta poliçesi kapsamında olmadığını, bu sebeple sigortacının sigortalıya yaptığı ödemenin kendi hatasından kaynaklandığını, sigortalının poliçe şartlarını yerine getirip getirmediğinin, süresinde ihbar yapıp yapmadığının araştırılması gerektiğini, sigortalıya ödenen miktarların fahiş olduğunu, zamanaşımı itirazları olduğunu, yapılan masrafların servis tarafından gerçekçi olmadığını ve gerçek zararın araştırılması gerektiğini belirterek davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, "... Bütün dosya kapsamı, mahkememizce alınan yukarıda tarihi belirtilen hüküm kurmaya, mahkeme ve kanun yolu denetimine elverişli bilirkişi raporunda, davalının haksız fiilin meydana gelmesinde kusurunun bulunduğu, zarar ile davalının kusurlu davranışı arasında illiyet bağının olduğu buna göre meydana gelen zarardan davalının sorumlu olduğunun kabulü ile bilirkişi hesabıyla da doğrulananan sigorta tarafından ödenen toplam tazminat tutarı olan 11.659,50 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine" karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Karara karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel Mahkemenin tüm haklı itirazlarına rağmen davacının elektronik cihaz sözleşmesi nedeniyle sigortalıya ödenen tazminata ilişkin olarak müvekkili şirkete yöneltilen rücuen tazminat davasının kabulüne karar verdiğini, Yerel Mahkeme kararının taraflarına 14/12/2022 tarihinde e- tebliğ yolu ile tebliğ edilmiş olup verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, verilen kararın yeterli gerekçeden yoksun ve hükme esas alınan bilirkişi raporunun denetime ve uyuşmazlığı aydınlatmaya elverişli olmadığını, dosya kapsamında alınan raporların ihtimale dayalı oluşturulmuş olup somut olaya ilişkin herhangi bir tespitin ortaya konulmadığını, incelenen arıza kayıtlarının tek başına davacı yanın hasar iddialarından müvekkili şirketi sorumlu tutmaya yeterli olmadığını, gerekli araştırma ve inceleme yapılmaksızın salt davacı yanın iddialarına dayanılarak hüküm kurulduğunu, verilen kararın gerekçesinde her ne kadar davaya konu edilen hasarın oluşması ile müvekkili şirketin davranışı arasında illiyet bağı olduğu belirtilmiş ise de söz konusu illiyet bağının varlığına ilişkin hiçbir gerekçe ortaya konulmadığını, tamamen soyut ve varsayımsal olarak illiyet bağının var olduğunun kabulünün açıkça hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, davaya konu edilen hasarın müvekkili şirket kusurundan kaynaklandığı iddiasını kabul etmemek kaydıyla; davacı yanın sunmuş olduğu "makine kırılması poliçe eki" incelendiğinde elektrik şebekesinde meydana gelen arızaların ve elektrik kesilmelerinin yol açacağı ziya ve hasarların teminat dışı olduğunun imza altına alınmış olup davacı yanın huzurdaki davayı müvekkili şirkete yöneltmesinin hukuki dayanağı bulunmadığını, ayrıca huzurdaki davada müvekkili şirketin talep edilen hasar bedelinden sorumlu olmadığı itirazları baki kalmak kaydıyla; davacı yanın ödediğini iddia etmiş olduğu müvekkili şirketten talep edilen miktarın rayiç bedellere uygun olup olmadığı, söz konusu ödemenin gerçekten yapılıp yapılmadığı hususunun da Yerel Mahkeme tarafından araştırılmadığını, davacı yanın müvekkili şirketin yokluğunda almış olduğu ekspertiz raporunun kabulünün mümkün olmadığını, kabul anlamına gelmemek üzere hasar gören tesisin özel trafolu abone olduğu sabit olup söz konusu hat üzerinden enerji alan bütün müşterilerin voltaj dalgalanmasından etkilenmesi gerektiği gibi voltaj dalgalanmasının tesiste bulunan enerji analizörlerinin yanı sıra başka elektrikli ve elektronik cihazları da etkilemesi gerektiğini, zarar gördüğü iddia edilen enerji analizörlerinin arızalanmasının voltaj dalgalanmasından ileri geldiğine yönelik tespitlerin ihtimaller üzerine olduğunu, alınan bilirkişi raporları ile davaya konu edilen hasarın müvekkili şirket nedeniyle meydana geldiğinin şüpheye mahal vermeyecek şekilde ispat edilemediğini, söz konusu hasar ile müvekkili şirketin illiyet bağının bulunmadığını, bu nedenle davacının hasar bedelini davalıya rücu koşullarının oluşmadığının kabulü gerektiğini, ayrıca gerilim seviyeleri, Elektrik Dağıtımı ve Perakende Satışına İlişkin Hizmet Kalitesi Yönetmeliği madde 23.2/a-2'de öngörüldüğü gibi -%10, +%10 değerleri aralığında değişmesi gerektiğini, izah edildiği gibi olaya konu bölgede üç faz gerilim raporuna istinaden herhangi bir orta gerilim (OG), yüksek gerilim (YG) arızası meydana gelmediğini, ayrıca herhangi bir otel, hastane gibi büyük ticarethane ve kurumlar özel trafolu OG müşterisi olduklarından ve trafolarında yapacakları gerilim ayarlamaları kendi uhdelerinde olduğundan müvekkili şirketin hiç bir şekilde müdahalesinin söz konusu olamayacağını, bu hususun bile işletmeye tek başına sağlıklı şekilde enerji verildiğinin açık göstergesi olduğunu, zarar gören otelin kullanımında bulunan elektrikli alet sayısı göz önüne alındığında elektrik arızasından kaynaklanan bir durumun olması halinde diğer elektrikli aletlerin de bu arızadan zarar görmesi gerekirken bilirkişinin diğer cihazların zarar görmeme sebebini açıkça belirtmediğini, bu husus üzerinde raporda teknik ve uzman görüşlerine yer vermemiş olan bilirkişinin zararın nereden kaynaklandığı yönünde yaptığı araştırmanın da eksik olduğunun ve bu nedenle raporunun da eksik kalacağının kabulünün gerektiğini, trafoların voltajı dengeleme, voltajı ve gerilimi düşürme gibi fonksiyonları bulunduğunu, söz konusu arızaların sigortalıya ait trafonun kapasitesinden fazla enerji tüketmesi (trafonun yetersiz olması), trafonun tekniğe aykırı bir şekilde tesis edilmesi, bakım ve onarımlarının periyodik olarak yapılmamış olması, trafo kademe ayarlarının yapılmamış olması vb. sebeplerle kaynaklanabileceğine ilişkin iddialarının göz ardı edilerek, gerekli araştırma yapılmaksızın tamamen davacı tarafın beyanları esas alınarak oluşturulan bilirkişi ek raporunun kabulünün mümkün olmadığını, arızaya konu yerde bulunan abonenin yüksek gerilim abonesi olup, bu tip hatlarda voltaj dalgalanması, yıldırım vb. doğaüstü olaylar haricinde, hemen hemen mümkün olmadığını, bu noktaların bilirkişinin uzmanlık alanının konusu olmakla beraber bilirkişi tarafından meydana gelen zarara dair sebep sonuç ilişkisi çerçevesinde uyuşmazlığı aydınlatacak açıklamaların eksik bırakıldığını, davacının iddialarını kabul anlamına gelmemek üzere; voltaj dalgalanmasının, sigorta poliçesi kapsamında olmadığını, bu sebeple sigortacının sigortalıya yaptığı ödemenin kendi hatasından kaynaklandığını, sigortalının poliçe şartlarını yerine getirip getirmediği, süresinde ihbar yapıp yapmadığı araştırılmadan rapor oluşturulduğunu, sigortalının ilgili rizikonun gerçekleşmesi halinde sigortalıya düşen yükümlülükleri belirleyen maddeler çerçevesinde hareket edip etmediği araştırılmadan oluşturulan bilirkişi ek raporunun hükme esas alınmasının mümkün olmadığını, sigortalının, hasara sebep olan olayın yerini, zamanını, meydana geliş şeklini ve yol açtığı genel sonuçları sigortacıya bildirmekle yükümlü olduğunu, sigortalının bu yükümlülüğe aykırı hareket etmesi halinde sigortacının, o hasarla ilgili her türlü sorumluluktan kurtulduğunu, ayrıca sigortacının onayı alınmaksızın, zorunlu haller dâhil, hasar konusu yer ve şeylerde herhangi bir değişiklik ya da tamirat yapıldığı veya yaptırıldığı takdirde sigortacının o hasar ile ilgili her türlü sorumluluğunun ortadan kalktığını, belirttikleri yükümlülüklere uymadığı halde sigortalıya ödeme yapılmışsa bu halde bu zararın şirketlerinden istenmesinin hukuka aykırı olacağı için bilirkişi tarafından bu hususta da inceleme yapılması gerekirken raporda böyle bir değerlendirme yer almadığını, izah edildiği üzere, özel trafoda periyodik bakımların düzenli olarak yapılmasının davanın kabulüne karar vermek için yeterli olmadığını, abonenin elektrik aldığı voltaj dalgalanmasına ilişkin herhangi bir arıza meydana gelmediğinin de dosya kapsamına sunulan belgeler ile sabit olduğunu, rasyonellikten ve bilimsellikten uzak biçimde ihtimallere dayanılarak müvekkili şirkete kusur izafe etmeye çalışılan bilirkişi raporunun hükme esas alınmasının hak arama özgürlüklerinin ihlaline sebep olduğunu, dosya bütününde sundukları tüm savunma ve itirazları tekrarla Yerel Mahkemece hükmedilen her yönüyle hukuka aykırı kararın istinaf incelemesi neticesinde ortadan kaldırılarak yapılacak yargılama neticesinde davanın reddine karar verilmesi gerektiğini istinaf sebepleri olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Dava, sigorta sözleşmesi kapsamında sigortalıya ödenen tazminat tutarının rücuen davalıdan tazmini istemine ilişkindir. Mahkemece yazılı gerekçeyle, davanın kabulüne karar verilmiştir. Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. 6100 sayılı HMK'nın 359/3. maddesi uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgiler, yasaya uygun gerektirici nedenler, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda davacının sigorta teminatı sağladığı elektronik cihazı olan telefon santralinin hasarının voltajda meydana gelen dalgalanmadan meydana geldiğinin, enerji sağlayan kuruluşun abonesine dalgalanma olmayan harmoniksiz ve sağlıklı enerji temin etmesi yükümlülüğünün bulunduğunun, meydana gelen hasarın poliçede belirtilen elektrikli makineler ibaresinden dolayı sigorta kapsamında olduğunun, otel trafosunun bakımının periyodik olarak yapıldığının belgelenmesinden dolayı voltaj dalgalanmasının, davalıya ait hatta oluşan milisaniye ve saniyeler bazında çok kısa süren ve bu yüzden arıza kaydı oluşturmaya sebebiyet vermeyecek dalgalanmanın ani darbesiyle oluşabileceğinin ve bu durumda dalgalanmaya davalının sebebiyet vermiş olacağının, periyodik bakım ve kontrollerin yapılması nedeniyle dava dışı sigortalı otel işletmesinin üzerine düşen teknik hususları yerine getirdiğinin, meydana gelen zarar miktarının 11.659,50 TL olduğunun belirtildiği, yangının çıktığı sayacın da davalının bakım ve gözetim yükümlülüğü altında bulunduğu, rizikonun meydana gelmesinden davalının sorumlu olduğu ve davacının ödediği tazminatı davalıya rücu hakkının bulunduğu anlaşılmış olmakla Yerel Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, HMK'nın 355/1. maddesi gereği inceleme istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmakla, re'sen gözetilmesi gereken kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmadığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu, bu itibarla davalının istinaf itirazlarının yerinde olmadığı anlaşıldığından davalının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerektiği sonuç ve kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 796,46 TL nispi istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 199,11 TL harcın mahsubu ile bakiye 597,35 TL istinaf karar harcının davalıdan tahsili ile Hazineye GELİR KAYDINA, harç tahsil müzekkeresinin İlk Derece Mahkemesince YAZILMASINA, 3-Davalının istinaf başvurusu nedeniyle yapılan yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA, 4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesince ilgilisine İADESİNE, 5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından davacı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 6-Kararın İlk Derece Mahkemesi tarafından taraflara TEBLİĞİNE, Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a. maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.31/12/2025 ...