7. Ceza Dairesi 2014/26308 E. , 2014/19910 K. 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’na muhalefet suçundan sanık ...’in, 1163 sayılı Kanun’un ek 2/2, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 62 ve 52. maddesi gereğince 25 gün hapis ve 500 Türk Lirası adlî para cezaları ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, sanığın 5 yıl süre ile denetime tabî tutulmasına dair Fethiye Ağır Ceza Mahkemesinin 03/09/2013 …
**7. Ceza Dairesi 2014/26308 E. , 2014/19910 K.** **"İçtihat Metni"** 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’na muhalefet suçundan sanık ...’in, 1163 sayılı Kanun’un ek 2/2, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 62 ve 52. maddesi gereğince 25 gün hapis ve 500 Türk Lirası adlî para cezaları ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, sanığın 5 yıl süre ile denetime tabî tutulmasına dair Fethiye Ağır Ceza Mahkemesinin 03/09/2013 tarihli ve 2013/177 esas, 2013/216 sayılı kararına itirazın reddine ilişkin Muğla 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 06/11/2013 tarihli ve 2013/1354 değişik iş sayılı kararı aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığından verilen 04.09.2014 gün ve 56999 sayılı kanun yararına bozma istemini içeren dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 16.09.2014 gün ve KYB. 2014-313282 sayılı ihbarnamesi ile daireye verilmekle okundu. Mezkür ihbarnamede; Sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş bulunulması karşısında, kurulan hükmün henüz hukukî bir sonuç doğurmadığı, sanık tarafından denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmesi hâlinde 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/11. maddesi uyarınca mahkemece geri bırakılan hükmün açıklanmasına karar verileceği ve söz konusu hükmün açıklanmasından sonra kanun yollarına tabî olduğu kabul edilmekte ise de, 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun başdenetçi ve denetçilerin niteliklerini düzenleyen 10. maddesinin (f) bendinde “ 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile kasten işlenen bir suçtan dolayı hapis cezasına ya da affa uğramış olsa veya hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmiş olsa bile Türk Ceza Kanununun ikinci kitabının birinci kısmının bir ve ikinci bölümündeki suçlar, Devletin güvenliğine karşı suçlar, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, millî savunmaya karşı suçlar, Devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk suçları ile yabancı devletlerle olan ilişkilere karşı suçlardan veya zimmet, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık suçlarından mahkûm olmamak.” şeklindeki düzenleme ile son zamanlarda yapılan kanun değişiklikleri ile hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına hukuki sonuç bağlandığı gibi, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilerek 5 yıl boyunca denetim süresine tabi tutularak özgürlüğünün kısıtlanması, yaptırımlara tabi tutulması da İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetlerini Koruma Sözleşmesi’nin (AİHS) 6. maddesinde adil yargılanma hakkı başlığında düzenlenen “1. Her şahıs gerek medeni hak ve vecibeleriyle ilgili nizalar gerek cezai sahada kendisine karşı serdedilen bir isnadın esası hakkında karar verecek olan, kanuni müstakil ve tarafsız bir mahkeme tarafından davasının mâkul bir süre içinde hakkaniyete uygun ve aleni surette dinlenmesini istemek hakkını haizdir. Hüküm aleni olarak verilir, şu kadar ki demokratik bir toplulukta amme intizamının veya millî güvenliğin veya ahlâkın yararına veya küçüğün menfaati veya davaya taraf olanların korunması veya adaletin selâmetine zarar verebileceği bazı hususi hallerde, mahkemece zaruri görülecek ölçüde, aleniyet davanın devamınca tamamen veya kısmen Basın mensupları ve halk hakkında tahdidedilebilir. 2. Bir suç ile itham edilen her şahıs suçluluğu kanunen sabit oluncaya kadar masum sayılır. 3. Her sanık ezcümle: a) Şahsına tevcih edilen isnadın mahiyet ve sebebinden en kısa bir zamanda, anladığı bir dille ve etraflı surette haberdar edilmek, b) Müdafaasını hazırlamak için gerekli zamana ve kolaylıklara malik olmak, c) Kendi kendini müdafaa etmek veya kendi seçeceği bir müdafii veya eğer bir müdafi tâyin için mali imkânlardan mahrum bulunuyor ve adaletin selâmeti gerektiriyorsa, mahkeme tarafından tayin edilecek bir avukatın meccani yardımından istifade etmek, d) İddia şahitlerini sorguya çekmek, veya çektirmek, müdafaa şahitlerinin de iddia şahitleriyle aynı şartlar altında davet edilmesini ve dinlenmesinin sağlanmasını istemek, e) Duruşmada kullanılan dili anlamadığı veya konuşamadığı takdirde bir tercümanın yardımından meccanen faydalanmak,” şeklindeki düzenlemeye aykırı olduğu, Sanık hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına itiraz üzerine merci tarafından 5271 sayılı Kanun’un 231/5-14. fıkralarındaki koşullar kapsamında denetlenerek, somut olayda hükmün açıklanmasının geri bırakılması koşullarının bulunup bulunmadığı, ceza miktarı, daha önceden kasıtlı bir suçtan mahkûmiyet, zararın giderilip giderilmediği, suçun inkılap yasasında belirtilen suçlardan bulunup bulunmadığı ve denetim süresinin doğru tayin edilip edilmediği gibi hususlara ilişkin hukuka aykırılıklar nedeniyle denetim yapılabilmesinin, açıklanması geri bırakılan hükmün içeriğine ilişkin olan hukuka aykırılıkların denetlenememesinin anılan sözleşmeye ek 7 numaralı protokol'ün 2. maddesinde “Cezai konularda iki dereceli yargılanma hakkı” başlığı altında düzenlenen “ Bir mahkeme tarafından cezai bir suçtan mahkum edilen her kişi, mahkumiyet ya da ceza hükmünü daha yüksek bir mahkemeye yeniden inceletme hakkını haiz olacaktır. Bu hakkın kullanılması, kullanılabilme gerekçeleri de dahil olmak üzere, yasayla düzenlenir.” şeklindeki düzenlemeye aykırı olacağı, Anayasamızın 90. maddesi uyarınca “Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarda kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır.” düzenlemesi birlikte değerlendirildiğinde AİHS iç hukukumuzun uyulması zorunlu bir parçası olduğu ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kanun yararına bozma konusu olacağı anlaşılmakla; kamu görevlilerinin konut edinilebilmeleri amacıyla kurulan Altınşehir Konut Yapı Kooperatifinin yönetim kurulu üyesi olan sanık ...’in, Mahkemesince, Muğla Valiliği Çevre Şehircilik İl Müdürlüğü tarafından yapılan denetimler sonucunda söz konusu kooperatifi diğer yönetim kurulu üyeleriyle toplantıya çağırmadığından bahisle Kooperatifler Kanunu’na muhalefet suçundan dolayı cezalandırılmasına karar verilmiş ise de; yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre, kooperatifin üye sayısının zaman içinde azalmasından dolayı olağan genel kurul toplantısının yapılamaması hallerinde, sanıkların bu yöndeki savunmalarının doğruluğunun araştırılıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiğinin belirtildiği, somut olayda da sanığın üye sayılarının azaldığı ve genel kurulu toplayamadıklarını belirtmeleri karşısında söz konusu savunmanın doğruluğunun araştırılıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiş ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozmaya atfen ihbar olunmuş bulunmakla Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü; Fethiye Ağır Ceza Mahkemesinin 03.09.2013 gün 2013/177-216 sayılı kararı ile sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilirlik koşullarının olup olmadığı ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararında hukuka aykırılık bulunup bulunmadığı hususunda itiraza tabi olduğu, itiraz üzerine Muğla 1. Ağır Ceza Mahkemesinin incelenmesinin de bu ölçütler içinde yapıldığı, henüz kesinleşmiş bir mahkumiyet kararı bulunmadığından verilen kararın esası yönünden olağan ya da olağanüstü kanun yoluna tabi olmadığı anlaşıldığından, Yargıtay Cumhuriye Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, 26.11.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.