10. Ceza Dairesi 2023/13476 E. , 2024/25226 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi HÜKÜMLÜ : ... SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma Denizli 10. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile hükümlü hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 191/1 ve 62/1.maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün, istinaf edilmeksizin 17.02.2023 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği
**10. Ceza Dairesi 2023/13476 E. , 2024/25226 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi HÜKÜMLÜ : ... SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma Denizli 10. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile hükümlü hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 191/1 ve 62/1.maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün, istinaf edilmeksizin 17.02.2023 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 13.05.2023 tarihli ve 2023/7213 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 07.07.2023 tarihli ve KYB-2023/62071 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 07.07.2023 tarihli ve KYB-2023/62071 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "Somut olayda, adı geçen şüphelinin 20.03.2015 tarihli eylemi sebebiyle Denizli Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 11.05.2015 tarihli ve 2015/11715 soruşturma, 2015/261 sayılı kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin kararın şüphelinin mernis adresine doğrudan 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesine göre tebliğ edilmesi nedeniyle usule aykırı şekilde yapılmış olduğu, buna göre anılan kararın usulüne uygun olarak sanığa tebliğ edilmemesi sebebiyle kesinleşmediğinden erteleme süresinin işlemeye başlamayacağı, diğer yandan Denizli Denetimli Serbestlik Müdürlüğünün 16.06.2015 tarihli çağrı yazısının 01.07.2015 tarihinde sanığa tebliğ edildiği, sanığın 10 gün içerisinde denetimli serbestlik müdürlüğüne başvuruda bulunmadığından 20.07.2015 tarihli karar ile komisyon tarafından dosyanın kapatılmasına karar verildiği, sanığa ayrıca uyarı yazısının tebliğ edilmeden denetimli serbestlik dosyasının kapatıldığı anlaşılmakla, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan açılan davada "kovuşturma şartı" olan "ısrar koşulu"nun gerçekleşmediği gözetilmeden, Mahkemesince açılan kamu davası hakkında kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden durma kararı verilmesi yerine, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. A. Şüpheli hakkında, 20.03.2015 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Denizli Cumhuriyet Başsavcılığının 11.05.2015 tarihli ve 2015/11715 Soruşturma, 2015/261 Karar sayılı kararı ile; 5237 sayılı TCK'nın 191/2. maddesi uyarınca beş yıl süre ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı Kanun’un 191/3. maddesi gereğince bir yıl süre ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, kararın doğrudan şüphelinin MERNİS adresine tebliğe çıkarılarak 22.05.2015 tarihinde 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre tebliğ edildiği, kararın infazı için 12.06.2015 tarihinde Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği, B. Şüphelinin yükümlülüklerine uygun davranmaması nedeniyle erteleme kararının kaldırılarak Denizli Cumhuriyet Başsavcılığının 28.12.2015 tarihli ve 2015/11715 Soruşturma, 2015/11126 Esas, 2015/9388 sayılı iddianamesi ile Denizli 10. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, C. Denizli 10. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 06.09.2016 tarihli ve 2016/18 Esas, 2016/934 Karar sayılı kararı ile, sanığın, 5237 sayılı TCK'nın 191/1 ve 62/1. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, kararın istinaf edilmeksizin kesinleştiği, Anlaşılmıştır. D. Dosya kapsamına göre; 5237 sayılı TCK'nın 191/2.maddesinde, "Bu suçtan dolayı başlatılan soruşturmada şüpheli hakkında ... beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilir." ve aynı Kanun'un 191/4. maddende "Kişinin, erteleme süresi zarfında; a) Kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi, b) Tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması, c) Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması hâlinde, hakkında kamu davası açılır." şeklinde düzenlemelere yer verildiği ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 10. maddesinde, "Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır. Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır." hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, öncelikle bilinen en son adres (bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise MERNİS adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak, 7201 sayılı Kanun'a göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından tebligata 7201 sayılı Kanun'un 23/ 1-8 ve Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, "Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu'nun 2. maddesinin ikinci fıkrasına göre bu adrese yapılması" gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği şeklindeki düzenleme dikkate alındığında, Şüphelinin, kamu davasının açılmasının ertelenmesi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair karara karşı Sulh Ceza Hakimliğine itiraz hakkının bulunduğu, karar kendisine hiç tebliğ edilmeyen yahut usulüne uygun şekilde tebliğ edilmeyen şüpheli hakkında tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı gibi beş yıllık erteleme süresinin de işlemeye başlamayacağı, sanık hakkında verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair kararın, sanığın doğrudan MERNİS adresine tebliğe çıkarılması ve 7201 sayılı Kanun’un 21/2. maddesine göre yapılması nedeniyle tebligatın usulsüz olduğu, erteleme kararının kesinleşmediği, bu nedenle kovuşturma şartı gerçekleşmediği gibi, Denizli Denetimli Serbestlik Müdürlüğünün 16.06.2015 tarihli çağrı yazısının 01.07.2015 tarihinde sanığa tebliğ edildiği, sanığın 10 gün içerisinde denetimli serbestlik müdürlüğüne başvuruda bulunmadığından 20.07.2015 tarihli karar ile komisyon tarafından dosyanın kapatılmasına karar verildiği, sanığa ayrıca uyarı yazısı tebliğ edilmeden denetimli serbestlik dosyasının kapatıldığı anlaşılmakla, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan açılan davada "kovuşturma şartı" olan "ısrar" şartının da gerçekleşmediği anlaşıldığından; Mahkemesince, kovuşturma şartının gerçekleşmesini beklemek üzere, 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesinin ikinci cümlesi uyarınca "kamu davasının durmasına" karar verilerek, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının usulüne uygun şekilde tebliği ile kesinleşmesini takiben denetimli serbestlik tedbirinin infazına devam edilmesi için Denizli Cumhuriyet Başsavcılığına ihbarda bulunulması ve infazın sonucunun beklenilmesi gerektiği gözetilmeden, sanığın mahkûmiyetine karar verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür. A. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, B. Denizli 10. Asliye Ceza Mahkemesinin 06.09.2016 tarihli ve 2016/18 Esas, 2016/934 Karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nın 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı CMK'nın 309/4-a maddesi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 25.11.2024 tarihinde karar verildi.