Başvuru, işin görülmesi sırasında uğranılan zararın tazmin edilmemesi nedeniyle maddi ve manevi varlığın korunması ve geliştirilmesi hakkının, yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, işin görülmesi sırasında uğranılan zararın tazmin edilmemesi nedeniyle maddi ve manevi varlığın korunması ve geliştirilmesi hakkının, yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvurucu, tekstil sektöründe hizmet veren bir şirkette işçi olarak çalışmakta iken 1/6/2007 tarihinde geçirdiği iş kazası sonucu sağ kolunda meydana gelen maluliyet oranının tespiti talebiyle Kayseri İş Mahkemesinde (Mahkeme) 17/6/2013 tarihinde dava açmıştır. Mahkemece 29/12/2015 tarihinde davanın reddine karar verilmiştir. Kararın gerekçesinde; Adli Tıp İhtisas Kurulunun (Kurul) 12/10/2015 tarihli raporuna göre başvurucunun iş kazası nedeniyle oluşan bir maluliyetinin bulunmadığı belirtilmiştir. Kurul raporunda; başvurucunun iş kazasından yaklaşık bir yıl önce geçirdiği trafik kazası nedeniyle %39 oranında meslekte kazanma gücü kaybının oluştuğu, iş kazasından sonra ise anılan maluliyet oranının değişmediği tespitlerine yer verilmiştir. Başvurucunun iş kazası nedeniyle gelişen bir araz durumunun bulunmadığı belirtilmiştir. Başvurucu 14/1/2016 tarihli dilekçesiyle temyiz başvurusunda bulunmuştur. Başvurucu temyiz dilekçesinde; geçirdiği iş kazası ve bir yıl önceki trafik kazası sırasında sağ kolunun aynı yerden kırıldığını ancak trafik kazasından sonra tedavi görüp iyileşmiş iken iş kazası nedeniyle sağ kolunu kullanamaz hâle geldiğini ileri sürmüştür. Yargıtay Hukuk Dairesi (Yargıtay) 6/6/2017 tarihinde anılan kararın bozulmasına karar vermiştir. Kararın gerekçesinde; Yüksek Sağlık Kurulundan da rapor alınması gerektiği, Kurul raporuyla çelişki oluşturması hâlinde ise Adli Tıp Genel Kurulundan (Genel Kurulu) rapor alınarak çelişki giderildikten sonra karar verilmesi gerektiği belirtilmiştir. Yargıtayın bozma kararı sonrası Mahkemece Yüksek Sağlık Kurulundan 27/6/2018 tarihli rapor alınmıştır. Anılan raporun da Kurul raporuyla aynı yönde olduğu gerekçe gösterilerek 2/10/2018 tarihinde davanın reddine karar verilmiştir. Başvurucu anılan karara karşı önceki iddialarını tekrarla 22/10/2018 tarihinde temyiz başvurusunda bulunmuştur. Yargıtay 14/11/2019 tarihinde onama kararı vermiştir. Başvurucu, nihai hükmü 3/12/2019 tarihinde tebellüğ ettikten sonra 24/12/2019 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.