1. Hukuk Dairesi 2024/2201 E. , 2025/2901 K. MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi Bölge Adliye Mahkemesince bozma kararına uyularak verilen karar davacı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı; mirasb…
**1. Hukuk Dairesi 2024/2201 E. , 2025/2901 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi Bölge Adliye Mahkemesince bozma kararına uyularak verilen karar davacı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı; mirasbırakan annesi ...’ın maliki olduğu 615 parsel sayılı taşınmazdaki 3 nolu bağımsız bölümü (yeni 126 ada 1 parsel C-Blok 3 nolu bağımsız bölüm) davalıların mirasbırakanı olan oğlu ...’e satış suretiyle devrettiğini, mirasbırakanın taşınmaz satmaya ihtiyacı olmadığı gibi, oğlu ...’in de alım gücü bulunmadığını, temlikin mirasçılardan mal kaçırma amacıyla muvazaalı olarak yapıldığını ileri sürerek tapu kaydının iptali ile miras payı oranında adına tesciline karar verilmesini istemiştir. II. CEVAP Davalılar; mirasbırakanları ...’in , dava konusu taşınmazı muris ...’dan 11.000,00 Alman Markı karşılığında satın aldığını, murisin aldığı satış bedelinden 1.000,00 Alman Markını uhdesinde bırakarak kalan satış bedelini kızlarına paylaştırdığını, murisin hiçbir mirasçısı ile bir sorunu olmadığını, özellikle davacı kızına sürekli nakit para yardımı yaptığını, murisin temlik dışı bir çok taşınmazının da bulunduğunu, bir kısım taşınmazının kamulaştırıldığını, murisin aldığı kamulaştırma bedellerinden davacı kızına da verdiğini, murisin çocukları arasında bir ayırım yapmadığını belirterek davanın reddini savunmuşlardır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı tarafın kesin sürelere rağmen iddialarını ispata elverişli tanık ya da başka bir delil bildirmediği, davacı tarafça iddianın ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Mahkemece 23.01.2023 tarihli ek karar ile, süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmadığı gerekçesiyle istinaf talebinin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 23.01.2023 tarihli ek kararına karşı süresi içinde davacı vekilinin istinaf başvurusunda bulunması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 10.04.2023 tarihli kararı ile; İlk Derece Mahkemesince 23.01.2023 tarihli ek karar ile davacının istinaf talebinin süre yönünden reddine karar verildiği, ek kararın 14.02.2023 tarihinde davacı asile tebliğ edildiği, davacının ek karara karşı bir haftalık istinaf süresi olduğu halde 27.02.2023 tarihinde süresinden sonra istinaf ettiği gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun süreden reddine karar verilmiştir. V. BOZMA KARARI VE SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı Bölge Adliye Mahkemesinin 10.04.2023 tarihli kararının süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 28.11.2023 tarihli ve 2023/2754 Esas, 2023/6882 Karar sayılı kararı ile; “Somut olayda, İlk Derece Mahkemesi 23.01.2023 tarihli ek kararında istinaf kanun yoluna başvurma süresi "bir hafta" olduğu halde süreyi "iki hafta" olarak belirlemiş, ek karar davacıya 14.02.2023 tarihinde tebliğ edilmiş, davacı ek kararı Mahkemenin belirlediği iki haftalık süre içerisinde 27.02.2023 tarihinde istinaf etmiştir. Hâl böyle olunca, davacının Mahkemenin ek kararında gösterdiği süreye uyarak bu süre içerisinde istinaf başvurusunda bulunduğu anlaşılmış olup yukarıda değinilen yasal düzenlemeler ve Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 28.04.2023 tarihli ve 2021/5 Esas, 2023/2 Karar sayılı kararı gereğince, mahkemece kanun yolu süresinin hatalı gösterilmesi halinde hatalı gösterilen kanun yolu süresi içerisinde yapılan başvurunun adil yargılanma hakkı ve mahkemeye erişim hakkı kapsamında incelenmesi gerektiği açık olup Bölge Adliye Mahkemesince yazılı şekilde istinaf talebinin süreden reddine karar verilmesi doğru değildir. ..” gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararı bozulmuştur. B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının istinaf başvurusunun süreden reddine ilişkin Mahkemenin 23.01.2023 ek kararının kaldırılmasına, muris ... ile kendisinden önce ölen eşinin Almanya'da çalıştığı, muris ...'nın eşinin ölümü nedeni ile ondan maaş aldığı, murisin iki kızı bir oğlunun olduğu, tek oğlunun davalıların murisi ... olup 2013 yılında öldüğü, muris ...'nın evlatları arasında hiçbir zaman ayrım yapmadığı, beşeri anlamda ilişkilerinin her dönem iyi olduğu, murisin mirasçı evlatlarına her zaman maddi ve manevi destek verdiği, muris ...'nın dava konusu taşınmazı edinmesinden sonra işçi olarak çalışan oğlu ...'in bu taşınmazda ikamet etmesine izin verdiği, diğer mirasçıların da buna karşı koymadığı, muris adına temlik dışı olarak 307 ada 6 parsel sayılı taşınmazda pay bulunduğu, murisin oğlu ...’in bu taşınmazda oturduğundan dolayı bu taşınmazı oğluna devrettiği, davacının usulünce süresinde delil bildirmediği, davalı tanık anlatımları ile tarafların kabulünde olan hususlar bir bütün olarak değerlendirildiğinde murisin mirasçılarından mal kaçırmak için bir sebebinin bulunmadığı, bu durumda murisin gerçek irade ve amacının mirasçılarından mal kaçırmak, onları miras hakkından yoksun bırakmak olmadığı, davacı tarafça iddianın ispatlanamadığı, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A.Temyiz Sebepleri Davacı temyiz dilekçesinde; Bölge Adliye Mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, murisin taşınmazını oğlu ...’e bağışlamasına rağmen satış olarak gösterdiğini, taraflar arasında gerçek bir satış bulunmadığını, murisin hiçbir zaman taşınmazın satışına ihtiyacı olmadığını, davalı tanıklarının olaylar hakkında bilgi sahibi olmadığını, beyanlarına itibar edilemeyeceğini, tanık beyanlarının birbiri ile çelişkili olduğunu, hiçbir şekilde kendilerine satıştan dolayı herhangi bir bedel ödenmediğini, tapu ve banka kayıtlarının incelenmesinin talep edilmesine rağmen bu hususların araştırılmadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; mirasbırakan 1934 doğumlu ...’ın 01.09.2018 tarihinde öldüğü, geriye mirasçı olarak davacı kızı ..., dava dışı kızı ... ile kendinden önce ölen oğlu ...’den olma davalı torunu ... ile yine, davalılar oğlu ...’den olma torunu ...’in eşi ... ile çocukları ... ve ...’ın kaldığı; murisin, maliki olduğu 126 ada 1 parsel sayılı taşınmazdaki C-Blok 3 nolu bağımsız bölümü 08.07.1998 tarihinde oğlu ...’e satış suretiyle devrettiği anlaşılmaktadır. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacının temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı 187,80 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Körfez 2. Asliye Hukuk Mahkemesine, kararın bir örneğinin Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesine gönderilmesine, 10.06.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.