12. Ceza Dairesi 2024/3426 E. , 2024/4991 K. MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/2080 E., 2023/2337 K. SUÇ : Taksirle öldürme HÜKÜM : Sanık hakkında istinaf başvurularının düzeltilerek esastan reddi kararı İTİRAZNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Yargıtay 12. Ceza Dairesinin, 03.04.2024 tarihli ve 2024/115 Esas, 2024/1643 Karar sayılı kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 19.09.2024 tarihli ve KD-2024/85230 sayılı itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde; 5271 sayılı CMK…
**12. Ceza Dairesi 2024/3426 E. , 2024/4991 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/2080 E., 2023/2337 K. SUÇ : Taksirle öldürme HÜKÜM : Sanık hakkında istinaf başvurularının düzeltilerek esastan reddi kararı İTİRAZNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Yargıtay 12. Ceza Dairesinin, 03.04.2024 tarihli ve 2024/115 Esas, 2024/1643 Karar sayılı kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 19.09.2024 tarihli ve KD-2024/85230 sayılı itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde; 5271 sayılı CMK'nın 308/1. maddesinde belirtilen kanunî süresinde yapılan lehe itiraz başvurusu üzerine dava dosyası, aynı Kanun’un 308/2. maddesi gereği Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İTİRAZ SEBEPLERİ Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itiraz başvurusu, somut olaydaki kazanın meydana gelmesinde site yöneticisi olan sanıkların ağır derecedeki kusurlu eylemlerinin sanık ...'ın eylemiyle meydana gelen ölüm neticesi arasındaki illiyet bağını ortadan kaldırdığı, suçun yasal unsurları adı geçen sanık bakımından gerçekleşmediği halde sanık hakkında ceza hükmü tesis edilmesinin hukuka aykırı olması sebebiyle temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükmün onanmasına ilişkin ilamının kaldırılmasına ve sanık ... yönünden hükmün bozulmasına karar verilmesi talebine ilişkindir. II. GEREKÇE Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itiraz başvurusundaki nedenlerle sınırlı olarak yapılan incelemede; olay tarihinde katılan ... ile eşi ... ve 2021 doğumlu oğlu ...'in birlikte yaşadıkları Salihli İlçesi ... Sitesinde akşamüstü saatlerinde dolaşmak amacıyla site içerisinde bulunan yürüyüş yollarından hareketle parka ve çimenlik alana gittikleri, ...'in bir süre parkta oynamasından sonra dönüş yoluna geçtikleri, saat 17:40 sıralarında ...'in olay tarihinden yaklaşık 6 ay kadar önce site içerisindeki ağaçların sulanması amacıyla açılan yaklaşık 60 metre derinliğe, 31 cm genişliğe sahip sondaj kuyusuna düştüğü, katılanın şok geçirerek çığlık atmaya başladığı, ...'in ise bu sırada kuyuya düşen oğluna yardım etmek için kuyuya atladığı, katılanın sesini duyanların yardıma koştukları, bir süre ...'in sesinin duyulduğu ancak sonrasında ses gelmemeye başladığı, olay yerine yardım ekiplerinin gelerek çalışmalara başladıkları, yapılan paralel kazılar neticesinde 06.01.2023 tarihli Olay Yeri İnceleme ve Ölü Muayene Raporuna göre saat 02:30 sıralarında ...'in; saat 04:00 sıralarında ...'in cenazelerine ulaşıldığı, İzmir Adli Tıp Kurumu tarafından düzenlenen otopsi raporlarına göre; ... ve ...'in solunum yollarının yabancı cisim (toprak, çamur) ile tıkanmasına bağlı mekanik asfiksi sonucu vefat ettiklerinin anlaşıldığı olayda, dosya kapsamından anlaşıldığı üzere site yönetiminin site içerisinde bulunan ağaçların sulanması amacıyla sondaj kuyusu açılmasına karar verdiği, dosya kapsamında tanık olarak beyanı alınan jeofizik mühendisi ...'dan jeofizik etüd raporu aldığı, bu raporun düzenlenmesi sonrasında, 167 sayılı Yeraltı Suları Hakkında Kanun 8. maddesi ve 1563 sayılı Yeraltı Suları Tüzüğü'nün 5. maddesi gereğince yasal zorunluluk bulunduğu halde, DSİ'nin ilgili birimine başvurarak proje tasdik ettirilmeden ve gerekli izinleri almadan, 1563 sayılı Yeraltı Suları Tüzüğü'nün "Etüd ve Proje Yapmağa veya Kuyu Açmağa Yetkili Kimseler" başlıklı 7. maddesinin c fıkrasına göre sondaj kuyusu açma hususunda yetkin olan, üniversitede eğitimini sondaj bölümünde aldığı anlaşılan sondör ... ile 05.06.2022 tarihli iş yapım sözleşmesi yapıldığı, gerekli izinlerin alınmadığı hususunun DSİ Genel Müdürlüğü 2. Bölge Müdürlüğünün 12.01.2023 tarihli "...Kurumumuz kayıtlarında yapılan incelemeye göre söz konusu parsel ile ilgili herhangi bir sondaj açma izni talebi bulunmamaktadır. Ayrıca; söz konusu alan Turgutlu-Ahmetli alt havzasında kalmakta olup DSİ Genel Müdürlüğünün 03/01/2022 tarihli Olur yazısı ile yeraltı suyu tahsisine kapatılmıştır. Yeni sondaj kuyu açma izni verilmemektedir. Bu nedenle kuyu açma talebi olsa dahi, kuyu açma izni verilmesi mümkün değildir." şeklindeki cevabi yazısı ile doğrulandığı, belirtilen mevzuat hükümlerine ve kararlara aykırı olarak sanıklar yaptıkları sözleşme kapsamında yer altı tahsisine kapalı alanda 60 metre derinliğinde kuyu açtıkları, bu işlerin yürütülmesi sırasında 1563 sayılı Tüzüğün 7/b maddesinde belirtilen yetkili bir jeolog,hidrojeolog veya mühendisin mesuliyet ve nezaretinin de sağlanmadığı, sanıkların birbirini doğrulayan ifadelerinden anlaşıldığı üzere verimli su alınmaması sebebiyle kazının durdurulduğu, sanık ...'ın elemanlarının kuyuyu kapatmadan olay yerinden ayrıldıkları, kuyunun kapatılması hususunda iş yapım sözleşmesinde açık bir hüküm bulunmadığı ancak yine DSİ Genel Müdürlüğü 2. Bölge Müdürlüğünün 22.05.2023 tarihli cevabi yazısına göre "...kuyu açma sorumluluğu belge sahibine ait olup, belge sahibince anlaşma yapacağı teknik sorumlu jeoloji mühendisi ve sondör tarafından kuyu açtırabileceği, kuyuda su çıkmaması halinde teknik sorumlu mühendis ve sondör tarafından kuyunun kapatılması gerektiği..," bildirildiği, benzer şekilde DSİ Yeraltı Suları Teknik Yönetmeliği III. Bölüm "Kuyuların Terk Edilmesi" başlıklı 15. maddesinde belirtildiği üzere kuyunun açılmasından sonra bulunan suyun yeterli olmaması, fiziksel, kimyasal ve bakteriyolojik özellikleri itibariyle kullanmaya elverişli olmaması halinde "terk edilen kuyular kil veya toprakla tamamen doldurularak, ağız kısımları üst seviyesi, zeminle bir olacak şekilde 1 m. x 1 m. x 0,5 m. ebadına yerinde dökülen bir beton plâkla kapatılır. Bu kuyular içinde kuyu kütüğü doldurularak, kütükte dolgu ve kapatılma şekli ile sebebi belirtilir." şeklindeki yöntemle kapatılması gerektiğinin hüküm altına alındığı, hüküm gereği belirtilen yöntemlerin uygulanmasının ancak teknik bilgi ve yeterlilik sahibi kişilerden beklenebileceği, böylelikle kuyuların terk yöntemi bakımından yetkili ve sorumlu olan kişinin, teknik yetkinliği olan ... olduğu, site yönetimi tarafından kuyunun sonradan kapatılmamasının, ilgili mevzuat hükümleri ve teknik manada sorumlu olan sanığın eylemi ile netice arasındaki illiyet bağını ortadan kaldıramayacağı ve meydana gelen kazada asli kusurlu olduğunun kabulü gerektiği anlaşıldığından, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır. III. KARAR 1. Gerekçe bölümünde belirtilen nedenle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı İTİRAZININ oy birliğiyle REDDİNE, 2. 5271 sayılı CMK'nın 308/3. maddesi uyarınca Yargıtay 12. Ceza Dairesinin, 03.04.2024 tarihli ve 2024/115 Esas, 2024/1643 Karar sayılı temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükmün onanması kararı ile ilgili itirazı incelemek üzere dava dosyasının, Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,07.10.2024 tarihinde karar verildi.