8. Hukuk Dairesi 2016/11635 E. , 2020/2915 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Tapu İptali Ve Tescil Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabul, kısmen reddine karar verilmiş olup, hükmün davacı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. KARAR Davacı Hazine vekili, davalı adına kayıtlı 275 ada 1 parsel sayılı taşınmazın bir kısmının ... N…
**8. Hukuk Dairesi 2016/11635 E. , 2020/2915 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Tapu İptali Ve Tescil Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabul, kısmen reddine karar verilmiş olup, hükmün davacı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. KARAR Davacı Hazine vekili, davalı adına kayıtlı 275 ada 1 parsel sayılı taşınmazın bir kısmının ... Nehri kıyısında kaldığını, bir kısmının ise kuru dere etkisi altında kaldığını öne sürerek davalı adına olan tapusunun iptali ile hazine adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ..., dava konusu taşınmazın kayınpederi ... tarafından 70-80 yıl kullanıldığını, miras yolu ile kendisinin eşi ... ...'a intikal ettiğini, eşinin talebi ile taşınmazın kendisinin adına tescil edildiğini,1968 yılında sele maruz kaldığını, hemen akabinde ıslah edildiğini ve yıllardır kullanıldığını, ... Nehrinin sağı ve solunun hep aynı durumda olduğunu, tüm tarım arazilerinin akım şeridinde olduğunu açıklayarak davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. Mahkemece, hükme esas alınan bilirkişi raporları ve ... Asliye Hukuk Mahkemesinde 1989/71 Esas sayılı dosyası kapsamında, davanın kısmen kabulü ile dava konusu taşınmazın fen bilirkişisi raporunda, C harfi ile gösterilen kısmının tapu kaydının iptali ile dere yatağı olarak terkinine, A ve B harfleri ile gösterilen kısımları yönünden ise davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir. Dava, nehir yatağında kalan yerler bakımından tapunun iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümü için öncelikle; “dava şartı” ile “kesin hüküm” kavramlarının temel hukuki esasları üzerinde durulmasında yarar vardır. Dava şartları, mahkemenin davanın esası hakkında yargılamada bulunabilmesi için gerekli olan şartlardır. Diğer bir anlatımla; dava açılabilmesi için değil, mahkemenin davanın esasına girebilmesi için aranan kamu düzeni ile ilgili zorunlu koşullardır. Dava konusu uyuşmazlığın daha önce bir kesin hüküm ile çözümlenmemiş olması da (olumsuz) dava şartıdır. Birinci dava ile ikinci davanın müddeabihlerinin (konusunun), dava sebeplerinin (vakıaların) ve taraflarının aynı olması maddi anlamda kesin hüküm oluşturur. Kesin hüküm, hem bireyler için hem de devlet için hukuki durumda bir kararlılık ortaya koyar. Bununla, hukuki güvenlilik ve yargı erkine güven sağlandığından kamu yararı ile doğrudan ilgilidir. Mahkeme, hem davanın açıldığı günde, hem de yargılamanın her aşamasında dava şartlarını kendiliğinden araştırıp inceler ve bu konuda tarafların istem ve beyanları ile bağlı değildir. Dava şartları dava açılmasından hüküm verilmesine kadar varolmalıdır.