T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/993 KARAR NO : 2025/1410 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/798 KARAR NO : 2025/357 DAVA TARİHİ: 23/12/2024 KARAR TARİHİ: 29/05/2025 DAVA: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 10/12/2025 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi, GEREĞİ DÜ…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/993 KARAR NO : 2025/1410 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/798 KARAR NO : 2025/357 DAVA TARİHİ: 23/12/2024 KARAR TARİHİ: 29/05/2025 DAVA: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 10/12/2025 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında 10/06/2009 tarihli hisse devir sözleşmesi ve aynı tarihli ek sözleşme yapıldığını, ek sözleşmenin 1. maddesinde alıcı davalılarca müvekkili satıcılara ödenecek olan 0,003 USD bedelin danışmanlık adı altında bir fatura ile ve lisans müddeti boyunca ödeneceğinin kararlaştırıldığı, lisans müddetince her yıl ödenecek olan 0,003 USD bedelin bir hak olduğunun açıkca kabul ve ikrar edildiğini, İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/881 E. 2024/633 K. sayılı dosya ile görülen davada iki kez verilen ret kararının, İstinaf Mahkemesi tarafından 2 kez kaldırıldığını ve 3.kez müvekkili lehine hüküm tesis edildiğini, bu kez bu davaya konu 2016 yılında üretilen enerji için müvekkillerine ödenmesi gereken ücret için icra takibi yaptıklarını, icra takibine davalı borçlularca itiraz edildiğini belirterek, davalı borçlularca davaya konu İstanbul 26. İcra Müdürlüğünün...Esas sayılı icra takibine yapılan itirazların ayrı ayrı iptaline, takibin devamına ve alacağın %50'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ... Elektrik Üretim A.Ş.'nin 2016 yılında ürettiği toplam enerji miktarı üzerinden talep edilen dönemsel bir alacak kalemi olduğunu, işbu husus davacı tarafından da dava dilekçesinin 3. sayfasında "Yani, lisans müddeti boyunca satıcı müvekkillere, Lisans müddetince ve her yıl ödenecek olan 0,003 USD bedelin bir hak olduğu açıkça kabul ve ikrar edilmiştir" şeklindeki beyanla ikrar edildiğini, TBK m. 147/1 uyarınca dönemsel edimler açısından zamanaşımı süresinin 5 yıl olduğunu, kesinlikle kabul anlamına gelmemekle birlikte, davacının var ise alacağının zamanaşımına uğradığını, her bir müvekkili açısından ayrı ayrı olmak üzere zamanaşımı itirazlarının olduğunu, huzurdaki davaya dayanak, İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/881 E. sayılı dosyasında, davacının müvekkillerinden başlangıçta 2013 ve 2014 yılları kapsamında bir alacağının olup olmadığının tartışıldığı bir dava iken daha sonra davacılar tarafından ıslah dilekçeleri ile 2014 yılı alacaklarından feragat edilmesi sonucu 2013 yılı kapsamında bir alacağının olup olmadığının tartışıldığı bir dava halini aldığını, Mahkemece hukuka uygun olarak ve iki kez işbu haksız davanın reddine karar verildiğini, işbu davanın gelinen aşamasında, Mahkemenin esas hakkında verdiği ret kararının istinaf mahkemesince usulden kaldırıldığını, ve bu davanın kabulüne karar verildiğini, işbu kararın istinaf kanun yoluna taşındığını, bahse konu davanın halen derdest olduğunu ve yargılamasının devam ettiğini, kesinlikle alacağı kabul anlamına gelmemekle birlikte, davacının İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/881 E. sayılı dosyası kapsamında varlığını iddia ettiği alacağını USD olarak talep etmesi mümkün iken, yenilik doğurucu seçimlik hakkını TL olarak kullandığını, davacının yenilik doğurucu, bir kere kullanılmakla sona eren seçimlik hakkını TL olarak kullanmasından sonra, huzurdaki davaya konu icra takibiyle varlığını iddia ettikleri alacaklarını USD olarak talep edebilmesinin mümkün olmadığını, davacı satıcılar ... Elektrik Üretim ve Ticaret A.Ş. ve ...'ın, 17/05/2006 tarihinde malvarlığı sadece bir üretim lisansı olan ... Enerji Elektrik Üretim ve Ticaret Şirketinin hisselerini...’ten 250.000 TL bedelle satın aldığını, 10/06/2009 tarihinde ise malvarlığı sadece üretim lisansı olan bu şirketi aynen 250.000 TL bedelle satın aldıkları haliyle müvekkillerine 7.500.000 USD bedelle 10/06/2009 tarihli hisse devir sözleşmesi ile sattıklarını belirterek, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine ve davanın esastan reddine, Mahkeme aksi kanaatte ise, İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/881 E. sayılı dosyasının bekletici mesele yapılmasına karar verilmesini ve kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; "Dava İİK.nın 67.maddesi gereğince açılmış itirazın iptali davasıdır. İstanbul 26. İcra Müdürlüğünün...Esas sayılı dosyası ve İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/881 Esas - 2024/633 Karar sayılı dosyası UYAP üzerinden celp edilmiş, taraf delilleri toplanmıştır. İstanbul 26. İcra Müdürlüğünün...Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; davacı tarafından davalılar aleyhine 375.777,90 USD asıl alacak 120.808,89 USD fiili ödeme tarihi 01.02.2017 tarihinden itibaren değişen oranlarda faiz olmak üzere toplam 496.586,79 USD alacak için ilamsız icra takibi yapıldığı, davalılar tarafından süresinde itiraz edilmesi neticesinde takibin durduğu ve bu davanın süresi içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/881 Esas - 2024/633 Karar sayılı dosyasının incelenmesinde; davacılar ... ve ... Tarım A.Ş. tarafından davalılar k ..., , ... ... Holding A.Ş., ... ... Holding A.Ş., ... ve ... Elektrik Üretim A.Ş.ye karşı alacak davası açıldığı, İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/132 E. sayılı dosyasının bu dosya ile birleştiği, daha önce verilen davanın reddine ilişkin iki kararın BAM tarafından kaldırıldığı ve yargılama sonucunda asıl ve birleşen davaların kabulüne karar verildiği görülmüştür.Davacı şirket davalılar aleyhine 25.09.2024 tarihinde başlattığı icra takibi ile, ... Hes'in 2016 yılında ürettiği toplam enerji miktarından sözleşme gereği alacağı sebep göstererek 375.777,90 USD asıl alacak ve 120.808,89 USD fiili ödeme tarihi 01.02.2017 tarihinden itibaren değişen oranlarda faiz olmak üzere toplam 496.586,79 USD alacak talebinde bulunduğu, davalıların süresinde itirazı üzerine işbu itirazın iptali davasını açtığı, davalıların zamanaşımı defininde bulundukları anlaşılmıştır.HMK.nın 142. maddesi gereğince zamanaşımı ile ilgili yapılan incelemede; davacı 10/06/2009 tarihli hisse devir sözleşmesi ve aynı tarihli ek sözleşme yapıldığını, ek sözleşmenin 1. maddesinde alıcı davalılarca kendilerine ödenecek olan 0,003 USD bedelin danışmanlık adı altında bir fatura ile ve lisans müddeti boyunca ödeneceğinin kararlaştırıldığı, lisans müddetince her yıl ödenecek olan 0,003 USD bedelin bir hak olduğunun açıkca kabul ve ikrar edildiğini belirterek 2016 yılına ilişkin alacağı için icra takibi yapmıştır. 2013 yılına ait alacak için İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/881 Esas - 2024/633 Karar sayılı dosyasında talepte bulunmuş ve o dava sonuçlanmıştır. Davalılar vekili Mahkememize verdiği cevap dilekçesi ile; ... Elektrik Üretim A.Ş.'nin 2016 yılında ürettiği toplam enerji miktarı üzerinden talep edilen dönemsel bir alacak kalemi olduğunu, işbu husus davacı tarafından da dava dilekçesinin 3. sayfasında "Yani, lisans müddeti boyunca satıcı müvekkillere, Lisans müddetince ve her yıl ödenecek olan 0,003 USD bedelin bir hak olduğu açıkça kabul ve ikrar edilmiştir" şeklindeki beyanla ikrar edildiğini, TBK m. 147/1 uyarınca dönemsel edimler açısından zamanaşımı süresinin 5 yıl olduğunu, davacının var ise alacağının zamanaşımına uğradığını, her bir müvekkili açısından ayrı ayrı olmak üzere zamanaşımı itirazlarının olduğunu belirtmiştir.Taraflar arasındaki 10.06.2009 tarihli ek sözleşmenin 1. maddesinde;" 1.Alıcılar, Şirket'inin 23.05.2008 tarih ve EÜ/1613-8/1172 numara ile elektrik üretim lisansına sahip olduğu ... HES (hidro:elektrik santrali'nin tamamlanıp üretime geçmesinden itibaren başlayarak ve lisans müddetince devam etmek üzere, her yıl tesiste (Hidro Elektrik Santralinde üretilen elektrik'in kwh başına 0.003 USD tutarında bir bedeli, satıcıların, her yılın başında, şirketle Şirket'e danışmanlık yapmak üzere Satıcıların belirleyeceği ana sözleşmesi uygun bir firmaları arasında imzalanacak danışmanlık Sözleşmesine istinaden, Satıcıların “Danışman Şirketi” tarafından Şirket'e kesecekleri fatura karşılığında, yıllık olarak her yıl cari üretim yılının son gününde lisans sahibi şirket adına düzenlenecek fatura karşılığı, takip eden yılın Ocak ayı sonuna kadar, satıcılara Şirket tarafından ödettirilmesini taahhüt etmektedirler. Satıcılar bu hakkını alıcılara haber vermekle başkaca tüzel ve gerçek kişilere de devredebilirler." düzenleme mevcuttur.Davacı vekili dava dilekçesinin 3. sayfasında bu sözleşmenin 1. maddesine göre müvekkillerine lisans müddeti ve her yıl ödenecek olan 0,003 USD bedelin bir hak olduğunu belirtmiş, icra takibinde 2016 yılında üretilen enerji için alacak talebinde bulunmuş ve sözleşme gereği 01.02.2017 tarihinden itibaren işlemiş faiz talebinde bulunmuştur. Taraflar arasındaki 10.06.2009 tarihli ek sözleşmenin 1. maddesi, icra dosyası ve dava dilekçesine göre; davacının talep ettiği alacağın 2016 yılına ait olduğu ve ek sözleşme gereği bu ücretin lisans müddetince devam etmek üzere, her yıl tesiste (Hidro Elektrik Santralinde üretilen elektriğin kwh başına 0.003 USD tutarında bir bedel olduğu ve satıcıların her yılın başında bunu ödeyeceklerinin düzenlendiği, buna göre sözleşmede belirlenen edimin dönemsel bir edim olduğu anlaşılmıştır. TBK.nın 147. maddesinde; kira bedelleri, anapara faizleri ve ücret gibi diğer dönemsel edimlerde zamanaşımının 5 yıl olduğu düzenlenmiştir.Davacı 2016 yılına ait dönemsel ücretini talep ettiği, sözleşmeye göre bu alacağın takip eden yılın ocak ayı sonuna kadar ödenmesi gerektiği, buna göre alacağın 01.02.2017 tarihinde muaccel olduğu ve bu tarihten icra takibinin yapıldığı 25.09.2024 tarihine kadar 5 yıllık zamanaşımı süresinin geçtiği anlaşıldığından davalıların zamanaşımı itirazlarının yerinde olduğu anlaşılmakla davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. Davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verildiğinden şartları oluşmadığından davalıların kötü niyet tazminat talepleri yerinde görülmemiştir." karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili yasal süre içerisinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; taraflar arasında hisse devir bedelinin lisans bedelini kapsamaması sebebiyle ek sözleşme yapıldığını, ek sözleşmenin hisse devir sözleşmesi nedeniyle devir bedelleri ile ilgili ayrıntıların kararlaştırıldığı bir sözleşme olduğunu ve hisse devir sözleşmesinin tabi olduğu zamanaşımı süresine (10 yıl) tabi olduğunu, bütün hisselerin kül halinde devredilmiş olması nedeniyle ortaklar arasında alacak davası olmadığı için TBK 147.maddesinde ifade edilen 5 yıllık zamanaşımı süresine de tabi olmadığını, ek sözleşme ana hisse devir sözleşmesinin ayrılmaz bir parçası olup devredilen ... Enerji Elektrik Üretim ve Ticaret Şirketi'nin hisse bedelinin bir kısmının şirketin gelecekteki performansına (üretilen enerji miktarına) bağlı olarak yıllara yayılmış bir şekilde ödenmesinin öngörüldüğünü, her yıl bağımsız olarak doğan ve sona eren bir "ücret" alacağı değil, tek bir hukuki işlemden (hisse devrinden) kaynaklanan bir bedelin, ödeme şeklinin ve miktarının belirlenmesinde özel bir yöntemin benimsendiği bir durumun bulunduğundan mahkemenin dönemsel edim olduğundan 5 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğuna dair gerekçesinin de hatalı olduğunu, nitekim bir borcun taksitler halinde ödenmesinin kararlaştırılmasının bu taksitleri dönemsel borç (periyodik edim) haline getirmeyeceğini, sonuç olarak dava konusu hisse alımından kaynaklanan uyuşmazlığın 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğunu, ayrıca mahkemece dava zamanaşımı nedeniyle reddedildiği için maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken nispi vekalet ücretine hükmedilmesinin de hatalı olduğunu beyan ederek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında inceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmış, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilmiş ayrıca HMK'nın 357. maddesindeki "İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz" kuralı nazara alınmıştır.Taraflar arasında ... Elektrik Üretim A.Ş. dışındaki diğer davalılar ile davacılar arasında 10/06/2009 tarihinde "... Enerji Elektrik Üretim ve Ticaret Limited Şirketi'ne İlişkin Hisse Devir Ve Temlik (Alım Ve Satım) Sözleşmesi" başlıklı sözleşme ile yine aynı tarihte "... Enerji Elektrik Üretim ve Ticaret Limited Şirketi'ne İlişkin Hisse Devir Ve Temlik (Alım Ve Satım) Sözleşmesi'ne Ek Sözleşme" başlıklı bir sözleşme imzalanmıştır.Ek sözleşmede kararlaştırılan bedelin tahsili için İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesinde 04/02/2015 tarihinde dava açılmıştır. İşbu davada mahkemece davanın reddine dair karar verilmiş, karar istinaf incelemesi neticesinde Dairemizce kaldırılmıştır. Kaldırma kararının ardından en son İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 18/09/2024 tarihli 2022/881 E. 2024/633 K. sayılı kararı ile asıl ve birleşen davaların kabulüne karar verilmiştir. İstinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemizin 26/02/2025 tarihli 2024/1841 E. 2025/212 K. sayılı kararında özetle; Davacı tarafça dava dilekçesinde taraflar arasında imzalanan "ek sözleşme" gereğince davacı şirketin "danışman şirket" olarak tespiti ve ek sözleşme uyarınca bedelin hesaplanarak tahsili talep edilmiş ise de ıslah dilekçesinde sözleşmede belirtilen bedelin "danışmanlık" değil "49 yıllık lisans bedeli" olduğunu belirtilerek ayrıca davanın miktar itibariyle de ıslah edildiği, sunulan dilekçesinin davanın tamamen ıslahı mahiyetinde olduğu ve HMK 180.maddesi gereğince tüm unsurların ıslah dilekçesinde mevcut olduğu, bu nedenle davanın tamamen ıslah edilmesi karşısında yeni dava dilekçesi esas alınarak inceleme yapılması gerektiği, asıl sözleşmede şirketin tüm hisselerinin satış bedeli 7.500.000,00 USD olarak belirlenmiş ve bu bedel ödenmiş olup ihtilaf bulunmadığı, ihtilaf konusu ise lisansın ayrı olarak devredilemiyor olması nedeniyle hisse devir bedelinin lisans devir bedelini kapsamadığı ve bu yönde ek sözleşme yapıldığı iddiası noktasında olduğu, ek sözleşmede, "üretilen elektrik'in kwh başına 0,003 USD tutarında" bir bedelin belirlenmiş olması da nazara alındığında, ek sözleşmenin aslında lisans süresi boyunca bedelin belirlenmesine yönelik olarak düzenlendiği, tek başına lisans devri yasak olduğu için şirketin külliyen devri ile lisans süresi boyunca ödenecek bedelin taraflar arasında muvazaalı olarak "danışmanlık sözleşmesi" adı altında belirledikleri, muvazaaya dayanan davada muvazaa iddiası, bu işlemin taraflarınca ileri sürülmüşse TMK'nın 6. maddesi gereğince iddia sahibi tarafından ispat edilmesi gerektiği ancak davacı tarafça bedelde ve sözleşmenin niteliğinde muvazaa iddiasına dayanıldığından bu iddianın 6100 sayılı HMK 200 uyarınca ancak yazılı delille ispatının mümkün olduğu, senetle ispatı gereken bir hukuki işlem hakkında delil başlangıcı varsa o hukuka işlemin tanık dinlenerek ispatlanabileceği, elektronik yazışmaların yazılı delil başlangıcı olduğunun ise Dairemizin kaldırma kararında doktrin görüşü ve Yargıtay içtihatlarıyla açıklandığı, somut olayda yazışmalar davalılar adına ...tarafından yapılmakla, davalı taraf Selahattin Keleş'in sadece elektrik mühendisi olarak görev yaptığını ve temsilci sıfatının olmadığını bu nedenle göndermiş olduğu e-postaların davalıları bağlamayacağını ileri sürmüş ise de gerek taraflar arasındaki yazışmalar, gerek kurumlardan celp edilen kayıtlar, gerekse tanık beyanları nazara alındığında ...'in sadece elektrik mühendisi olarak çalışan sıfatıyla yazışmaları yapmadığı, aksine taraflar arasındaki sözleşmenin nasıl uygulanacağına yönelik yazışmalarının mevcut olduğu, faturanın ne şekilde kesileceğini belirttiği, sözleşmede kararlaştırılan 0,003 USD/kWh bedelin 0,0016 USD/kWh olarak revize edilmesi gerektiğini ifade ettiği, yazışmaları ... Direktörü sıfatıyla yaptığı, ihtilaf konusuna ilişkin davalı şirket yetkisinin de katıldığı toplantıyı organize ettiği, yine ...'in ... Elektrik Üretim A.Ş. isimli firmada sigortalı çalışan olarak kaydı mevcut ise de ... Elektrik Üretim A.Ş.'nin davalı ... ... Holding A.Ş.'nin ortağı olduğu, davalı ... Elektrik Üretim A.Ş.'nin de ... ... Holding A.Ş.'nin ortağı olduğu, ...'in ... ... Holding A.Ş.'nin ortağı olduğu, her ne kadar bir kısım tanıklar ve ... ortaklığın usulen olduğunu beyan etmiş iseler de ...'in aynı zamanda ... ... Holding A.Ş.'nin 28/01/2009 tarih 7237 sayılı, 23/03/2009 tarih 7275 sayılı, 15/06/2009 tarih 7332 sayılı, 29/06/2009 tarih 7342 sayılı, 12/10/2010 tarih 545 sayılı, 16/12/2011 tarih 7963 sayılı, 16/02/2012 tarih 8007 sayılı, 04/01/2013 tarih 8229 sayılı ticaret sicil gazetelerinde yer alan kayıtlara göre yönetim kurulu üyeliğini yürüttüğü, gerek davalı şirketlerin adres ve yöneticilerinin aynı olması sebebiyle mevcut bağlantı, gerekse ... yönünden yukarıda yer verilen tespitler karşısında yazışmaların davalıları bağlamadığı yönündeki savunmalara itibar edilmediğ, taraflar arasında belirlenen bedelin lisans süresi boyunca ve üretilen elektriğe karşılık kararlaştırılan bir bedel olduğu, imzalanan ek sözleşme ile "üretilen elektrik'in kwh başına 0,003 USD tutarında" bir bedelin belirlenmiş olması da nazara alındığında, bilirkişi raporunda 2013 yılında üretilen 51.224.400 kwh elektrik nedeniyle 0,003 USD'den 153.673,20 USD hesaplama yapıldığı anlaşılmakla, asıl ve birleşen davanın ayrı ayrı kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği ancak asıl davada bedelin Türk Lirası olarak talep edilmesi karşısında TBK'nın 99.maddesi uyarınca seçim hakkının kullanıldığı, bu nedenle birleşen davada da Türk Lirasına hükmedilmesi gerekirken USD üzerinden hüküm tesis edilmesinin hatalı olduğu gerekçeleriyle davalılar vekilinin asıl dava yönünden istinaf isteminin HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine, davacılar vekilinin birleşen dava yönünden istinaf isteminin HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine, davalılar vekilinin birleşen dava yönünden istinaf isteminin HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca kabulü ile birleşen dava yönünden yeniden hüküm tesis edilmesine karar verilmiştir. Temyiz edilmesi sonucu Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 03/07/2025 tarihli 2025/1264 E. 2025/2748 K. Sayılı kararı ile; 10/06/2009 ek sözleşmenin uyuşmazlık bakımından önem arz eden hükümleri dikkate alındığında "...şirket ile şirkete danışmanlık yapmak üzere satıcıların belirleyeceği ana sözleşmesi uygun bir firmalar arasında imzalanacak danışmanlık sözleşmesine istinaden, satıcıların danışman şirketi tarafından şirkete kesilecek fatura karşılığı takip eden yılın Ocak ayı sonuna kadar satıcılara şirket tarafından ödettirilmesini taahhüt etmektedirler..." şeklinde ibarelere yer verildiği, TBK'nın 19. md gereğince sözleşmenin yorumunda sözleşmenin metninden tamamen ayrılmak suretiyle yorum yapmanın doğru bir yorum yöntemi olmadığı, sözleşmede açıkca sözleşmenin konusunun danışmanlık hizmeti olduğu, danışman atanacağı, atanan danışmanın danışmanlık hizmet faturası keseceği ve ücretin fatura karşılığı ödeneceği hususlarının açıkca kararlaştırıldığı dolayısıyla sözleşmenin lafzi yorumu ile sözleşme kapsamında yapılacak işlerin bir başka deyişle sözleşmenin içeriği, amacı ve konusu göz önünde bulundurulduğunda sözleşmenin danışmanlık hizmeti sözleşmesi olduğunun kabulü gerektiği, sözleşme metninde sözleşmenin lisans devir bedeli olarak yapıldığını kabul anlamına gelecek herhangi bir ibare de bulunmadığı, sözleşmenin konusu ve içeriğinden anlaşılacağı üzere tarafların iştigal sahasıda gözetildiğinde danışmanlığın konusunun elektrik üretim ve yatırımına ilişkin olduğunun kabulü gerekeceği, tarafların ticari defter ve kayıtlarına göre hisse devrine konu şirketin başkaca hiçbir ticari faaliyetinin ve yatırımının bulunmadığı, davalılara devir öncesi davacılar tarafından davalı ... Elektrik Üretim A.Ş’nin hisselerinin davacılar tarafından 250.000,00 TL bedel ile satın alındığı ve davalılara satılmadan önceki son 4 yılda 106.335,00 TL zarar ettiği , elektrik piyasasındaki uygulamalara göre şirketin elektrik üretim lisansı dışında başkaca herhangi bir yatırımının, ticari faaliyetinin bulunmadığı ve başkaca bir aktifinin olmadığı, davalılar tarafından satın alındıktan sonra 228.247.807,73 TL ... yapıldığı da gözetildiğinde, hisse devir bedeli olarak ödenen 7.500,000 USD bedelin piyasa koşullarına uygun olduğu ödenen bedelin gerçekte lisans devir bedeli olarak ödenmiş olduğunun kabulü gerektiği, resmi senedin aksinin aynı mahiyette ve yazılı bir belge ile kanıtlanması gerekmesine karşılık, davacıların bu konuda aynı mahiyette bir belge ve delil sunamamış oldukları, 10/06/2009 tarihli ek sözleşme adi yazılı şekilde yapılmış olup resmi şekilde yapılan hisse devir sözleşmesinden ayrı olarak tarafların kendi aralarında adi yazılı şekilde ve sadece taraflar arasında hüküm ve sonuç doğurmak üzere açıkça lisans devir bedeli adı altında bir sözleşme yapmalarına yasal bir engel bulunmadığı, taraflar arasındaki 10/06/2009 tarihli sözleşmenin davacının ilk dava dilekçesinde belirtildiği üzere danışmanlık hizmet sözleşmesi olmayıp lisans devir bedelinin belirlenmesine ilişkin olduğu kabul edilmiş ise de ıslah yoluna dava açıldıktan sonra sadece usul işlemleri için başvurulabileceği, dava dilekçesi de dahil sadece usul işlemlerinin bu kapsamda dava ve cevap dilekçelerinde ileri sürülen iddia ve savunmaların ıslah yoluyla değiştirilebileceği veya düzeltilebileceği, dava açılmadan önce gerçekleşen ve maddi hukuk bakımından sonuç doğuran işlemlerin, irade açıklamalarının, hukuki sonuç doğuran kabul ve beyanların bir usul hukuku işlemi olmaması nedeniyle ıslah yoluyla düzeltilmesine veya değiştirilmesine yasal olanak bulunmadığı davadan önce davacılar tarafından gönderilen ihtarnamede ek sözleşmede danışmanlık sözleşmesi olduğuna ilişkin hukuki sonuç doğuran irade açıklaması ve kabul beyanlarının ıslah suretiyle değiştirilemeyeceği, tüm dosya kapsamına göre taraflar arasında 10/06/2009 tarihli adi yazılı hisse devir sözleşmesi, 05/08/2009 tarihli noterden yapılan şirket hisse devir sözleşmeleri ile hisse devir bedellerinin ödendiği konularında yine danışman atanmadığı, danışmanlık hizmet sözleşmesi kapsamında bir hizmet verilmediği, danışmanlık hizmet faturası düzenlenmediği danışmanlık hizmetinden kaynaklanan bir alacak olmadığı konularında taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmadığı, ek sözleşmenin ise asıl sözleşme olan hisse devir sözleşmesinin devamı ve ayrılmaz bir parçası olduğu lisans devir bedelinin hisse devir bedeli olarak ödendiği aksine bu sözleşmenin muvazalı olarak lisans devir bedeli yerine danışmanlık sözleşmesi olarak yapıldığının kabulü yerinde görülmediğinden asıl ve birleşen davanın reddi yerine yazılı gerekçeler ile asıl ve birleşen davaların kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığı açıklanarak Dairemiz kararının bozulmasına karar verilmiştir.Dairemizin 17/09/2025 tarihli 2025/1036 E. 2025/961 K. sayılı kararı ile Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin bozma ilamına direnilmesine karar verilmiştir. Eldeki dava ise aynı sözleşmeden kaynaklanmaktadır ve 2016 yılında üretilen enerji bedelinin tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemiyle açılmıştır.Mahkemece her ne kadar TBK.nın 147. maddesinde kira bedelleri, anapara faizleri ve ücret gibi diğer dönemsel edimlerde zamanaşımının 5 yıl olduğu, bu nedenle davanın zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, öncelikle davanın niteliğinin tespit edilmesi ve zamanaşımı süresinin ise bu tespit çerçevesinde değerlendirilmesi gerekmektedir. Zira aynı sözleşmeden kaynaklanan 2013 yılı alacaklarına ilişkin açılan davada yukarıda açıklandığı üzere Dairemiz kararında ek sözleşmede her ne kadar danışmanlık sözleşmesi ibaresine yer verilmiş ise de, tarafların gerçek iradesinin lisans bedelinin ödenmesine yönelik olduğu, zira taraflar arasında devir 2009 tarihinde gerçekleşmiş olmasına rağmen davacı tarafından herhangi bir danışmanlık hizmeti verilmediği, hisse devir bedelinin lisans devir bedelini kapsamadığı ve EPDK mevzuatı gereği lisansın ayrıca devre konu edilemediği gerekçesiyle lisans bedelinin ödenmesinin ek sözleşme ile kararlaştırıldığına dair karar verilmiştir. Yargıtay bozma ilamında ise sözleşmenin niteliği danışmanlık sözleşmesi olarak değerlendirilmiştir.6098 sayılı TBK'nın 146.maddesinde; "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, her alacak on yıllık zamanaşımına tabidir.",TBK'nın 147.maddesinde; "Aşağıdaki alacaklar için beş yıllık zamanaşımı uygulanır:1. Kira bedelleri, anapara faizleri ve ücret gibi diğer dönemsel edimler.2. Otel, motel, pansiyon ve tatil köyü gibi yerlerdeki konaklama bedelleri ile lokanta ve benzeri yerlerdeki yeme içme bedelleri.3. Küçük sanat işlerinden ve küçük çapta perakende satışlardan doğan alacaklar.4. Bir ortaklıkta, ortaklık sözleşmesinden doğan ve ortakların birbirleri veya kendileri ile ortaklık arasındaki; bir ortaklığın müdürleri, temsilcileri, denetçileri ile ortaklık veya ortaklar arasındaki alacaklar.5. Vekâlet, komisyon ve acentalık sözleşmelerinden, ticari simsarlık ücreti alacağı dışında, simsarlık sözleşmesinden doğan alacaklar.6. Yüklenicinin yükümlülüklerini ağır kusuruyla hiç ya da gereği gibi ifa etmemesi dışında, eser sözleşmesinden doğan alacaklar." hükmü yer almaktadır.Taraflar arasında imzalanan ek sözleşmenin niteliği yönünden gerek Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 03/07/2025 tarihli 2025/1264 E. 2025/2748 K. sayılı kararındaki tespit, gerekse Dairemiz kararında tespit uyarınca davanın TBK 147.maddesinde yer alan 5 yıllık zamanaşımı süresine değil TBK'nın 146.maddesinde yer alan 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu açıktır. Bu durumda bozma ilamına karşı Dairemizce direnme kararı verildiğinden, mahkemece öncelikle işbu dava sonucu beklenilerek değerlendirme yapılması gerekirken yazılı gerekçelerle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi hatalı olduğundan davacı vekilinin istinaf talebi kabul edilerek, ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca kaldırılmasına dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/798 E. 2025/357 K. Sayılı 29/05/2025 tarihli kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,2-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahal mahkemesine İADESİNE,3-Davacı tarafça yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye irat kaydına,4-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilk derece mahkemesince iadesine,5-Davacının yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1.g bendi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 10/12/2025