T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/1612 Esas KARAR NO : 2025/2217 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI : 2025/7 Esas - 2025/235 Karar TARİH: 08/04/2025 DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 25/12/2025 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun y…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/1612 Esas KARAR NO : 2025/2217 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI : 2025/7 Esas - 2025/235 Karar TARİH: 08/04/2025 DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 25/12/2025 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı (borçlu) şirket ile müvekkili arasında ticari faaliyetler yapıldığını, yapılan bu faaliyetler faturalandırıldığını, ( müvekkil şirket, davalı tarafa endüstriyel mutfak ürünleri - soğuk pasta dolabı, soğuk pasta vitrin, hamur yoğurma makinası v.d. - ürünlerinin satışını yapmıştır.), fatura alacağının tahsili amacıyla İstanbul 8. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı icra dosyasında takip başlatıldığını ancak davalı tarafça takibe haksız ve hukuka aykırı olarak itiraz edildiğini, haksız itirazın iptalini, takibin devamını ve davalı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Taraflar arasındaki Sözleşme'nin 18. maddesi uyarınca işbu uyuşmazlığın tahkim yoluyla çözülmesi gerektiği için tahkim ilk itirazında bulunduklarını, ayrıca taraflar cari hesap ilişkisi uyarınca çalıştığı ve iddia edilen alacağa ilişkin cari hesap kesim dönemi icra takibinin başlatılığı tarih itibarıyla henüz gelmediği için muaccel olmayan borcun talep edilmesi mümkün olmadığını, borç muaccel olmadığı gibi, müvekkilinin temerrüte düşürüldüğüne ilişkin olarak davacı taraf müvekkili şirkete TTK'nın 18/3. Maddesi uyarınca herhangi bir bildirimde bulunmadığını ve dolayısıyla iddia edilen alacaklar herhangi bir ihtara konu edilmediğini, bu sebeple müvekkil şirketin temerrütte olduğundan söz edilemeyeceğini, tüm bu sebeplerle, davanın reddi talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 08/04/2025 tarih ve 2025/7 Esas - 2025/235 Karar sayılı kararında;" Dava, taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında davacı tarafından davalı aleyhine tahakkuk ettirilmiş olan faturaların tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.Somut olayda Taraflar arasında imzalanan 18.07.2023 Tarihli Mutfak Ekipmanları Satın Alma Sözleşmesi kapsamında davacı tarafından davalıya satılması taahhüt edilen endüstriyel mutfak ürünleri - soğuk pasta dolabı, soğuk pasta vitrin, hamur yoğurma makinası v.d. - ürünlerinin satışına yönelik olarak faturaların düzenlendiği, işbu fatura bedellerinin tahsili amacıyla davalı aleyhine İstanbul 8. İcra Dairesinin ... Esas Sayılı dosyasından icra takibine girişmiş olduğu, davalının borca itirazı akabinde takibin durması sebebiyle işbu itirazın iptali davasının açılmış olduğu, davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde tahkim ilk itirazında bulunulmuş olduğu görülmüştür. 6100 Sayılı HMK'nın 116. Maddesinde "(1) İlk itirazlar aşağıdakilerden ibarettir: a) Kesin yetki kuralının bulunmadığı hallerde yetki itirazı. b) Uyuşmazlığın tahkim yoluyla çözümlenmesi gerektiği itirazı...." 117/1 maddesinde ise "ilk itirazların hepsi cevap dilekçesinde ileri sürülmek zorundadır; aksi halde dinlenemez." hükümleri, 413/1. maddesinde ise "Tahkim sözleşmesinin konusunu oluşturan bir uyuşmazlığın çözümü için mahkemede dava açılmışsa, karşı taraf tahkim ilk itirazında bulunabilir. Bu durumda tahkim sözleşmesi hükümsüz, tesirsiz veya uygulanması imkansız değil ise mahkeme tahkim itirazını kabul eder ve davayı usulden reddeder." hükmü yer almaktadır. Bir uyuşmazlığın tarafları, üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri (tahkime elverişli) bir uyuşmazlığın hakem veya hakem heyeti tarafından çözümlenmesini kararlaştırabilirler. Bir uyuşmazlığın hakemde görüleceğine ilişkin sözleşmeye tahkim sözleşmesi denir. Tahkim sözleşmesi, temel ilişkiyi düzenleyen sözleşmeden ayrı bir tahkim sözleşmesi olarak düzenlenebileceği gibi, temel ilişkiyi düzenleyen sözleşmeye konulacak bir tahkim şartı şeklinde de yapılabilir. HMK'nın 412/1. maddesi uyarınca, "Tahkim sözleşmesi, tarafların, sözleşme veya sözleşme dışı bir hukuki ilişkiden doğmuş veya doğabilecek uyuşmazlıkların tamamı veya bir kısmının çözümünün hakem veya hakem kuruluna bırakılması hususunda yaptıkları anlaşmadır". Bu yasal düzenlemede, UNCITRAL Model Kanunu'ndaki tanım esas almıştır. Benzer bir tanım, Milletlerarası Tahkim Kanunu (MTK)'nun 4. maddesinde de yer almaktadır. Tahkim sözleşmesine dair yasal tanımdan da anlaşılacağı üzere, tahkim sözleşmesinin konusu, tahkime elverişli her türlü hukuki uyuşmazlıklardır. Uyuşmazlığın sözleşmeden, haksız fiilden, sebepsiz zenginleşmeden ya da kanundan doğmuş olmasının bir önemi yoktur. Geçerli bir tahkim sözleşmesinin varlığından söz edebilmek için; tahkim sözleşmesinin yazılı şekilde yapılmış olması, tarafların tahkim iradesinin tahkim sözleşmesinde tereddüde yer vermeyecek derecede açık bir şekilde tecelli etmiş olması ve uyuşmazlık konusunun tahkime elverişli olması ve gerekir. Bu kapsamda somut olay nezdinde taraflara arasındaki sözleşme hükümleri kapsamında belirlenen tahkim şartının geçerli olup olmadığının tespiti bakımından HMK'nın "Tahkim sözleşmesinin tanımı ve şekli" başlığını taşıyan 412. Maddesi hükümlerinin incelenmesi gerekmekte olup buna göre; "(1) Tahkim sözleşmesi, tarafların, sözleşme veya sözleşme dışı bir hukuki ilişkiden doğmuş veya doğabilecek uyuşmazlıkların tamamı veya bir kısmının çözümünün hakem veya hakem kuruluna bırakılması hususunda yaptıkları anlaşmadır.(2) Tahkim sözleşmesi, taraflar arasındaki sözleşmenin bir şartı veya ayrı bir sözleşme şeklinde yapılabilir.(3) Tahkim sözleşmesi yazılı şekilde yapılır. Yazılı şekil şartının yerine getirilmiş sayılması için, tahkim sözleşmesinin taraflarca imzalanmış yazılı bir belgeye veya taraflar arasında teati edilen mektup, telgraf, teleks, faks gibi bir iletişim aracına veya elektronik ortama geçirilmiş olması ya da dava dilekçesinde yazılı bir tahkim sözleşmesinin varlığının iddia edilmesine davalının verdiği cevap dilekçesinde itiraz edilmemiş olması yeterlidir. Asıl sözleşmenin bir parçası hâline getirilmek amacıyla tahkim şartı içeren bir belgeye yollama yapılması hâlinde de tahkim sözleşmesi yapılmış sayılır.(4) Tahkim sözleşmesine karşı, asıl sözleşmenin geçerli olmadığı veya tahkim sözleşmesinin henüz doğmamış olan bir uyuşmazlığa ilişkin olduğu itirazında bulunulamaz. (5) Yargılama sırasında tarafların tahkim yoluna başvurma konusunda anlaşmaları hâlinde, dava dosyası mahkemece ilgili hakem veya hakem kuruluna gönderilir."Dosyada bir sureti bulunan taraflar arasında akdedilmiş olan sözleşmenin 18. Maddesinde "Bu Sözleşmeden kaynaklanan veya bu Sözleşmeyle ilişkili olan tüm uyuşmazlıklar; İstanbul Tahkim Merkezi (ISTAC) Seri Tahkim Kuralları uyarınca nihai olarak tahkim yoluyla ISTAC nezdinde çözümlenecektir. Tahkim dili Türkçe olacaktır. Tahkim yeri İstanbul/Türkiye'dir. Uyuşmazlığın esasına Türk hukuku uygulanacaktır. Hakem sayısı 3 (üç) olacaktır." şeklindeki düzenleme uyarınca usulüne uygun olarak tahkim şartının düzenlenmiş olduğu, davalı tarafça süresi içerisinde tahkim ilk itirazında bulunulduğu anlaşılmakla emsal mahiyette olan Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesinin 2023/1226 Esas, 2024/482 Karar Sayılı 20.03.2024 Tarihli ilamı da göz önünde bulundurulduğunda davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir."gerekçesi ile, '' 1-Davalının tahkim ilk itirazının kabulü ile davanın HMK m.413 hükmü uyarınca usulden reddine, '' karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı tarafın, mahkeme tarafından reddedilen dava bakımından İstanbul Tahkim Merkezi'ne başvurmuş olup, ilgili tahkim yargılaması İstanbul Tahkim Merkezi'nin 2025/DA-850 dosya numarası ile derdest olduğunu ancak mahkeme tarafından davanın yekun olarak usulden reddedilmesinin hatalı olup, sözleşme konusu ile ilgili talep edilen miktar ile sözleşme dışındaki taleplere yönelik taleplerin ayrılarak iki ayrı dava görülmesi ve sözleşmeden kaynaklanmayan taleplere karşı mahkeme yolunda yargılamaya devam edilmesi ve yargılamaya devam edilen kısımlara yönelik olarak esasa girilerek davanın reddedilmesi gerekmekte olduğunu, uyuşmazlığın tahkim yoluyla çözülmesi gereken kısmın sözleşmeyle bağlantılı talepler olduğunu; davacının bir kısım talepleri sözleşme ile ilgili olmayıp bu kısım bakımında davanın tefrik edilip mahkemeler nezdinde çözülmesi gerekmekte olduğunu, davacı tarafın, sadece sözleşme uyarınca düzenlendiğini iddia ettiği fatura alacaklarını değil, ayrıca sözleşme ile bağlantısı olmayan 501.154,86-TL'lik vade farkı faturası bedelini de talep ettiğini, davacı taleplerini tek bir icra takibi ile yöneltmiş olsa da, vade farkı alacağının nereye dayandığının anlaşılamadığını, dolayısıyla bu vade farkı talebinin taraflar arasındaki tahkim şartı taşıyan sözleşmeyle bağlantısı bulunmadığını, sözleşme ile bağlantısı bulmayan bu iddia edilen alacak yönünden mahkemelerin yetkisin cari olup, davanın tefrik edilerek 501.154,86-TL yönünden ayrı bir dava ile esas incelemesi yapılması gerekirken esasın incelenmeden davanın yekünen usulden reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunu; Dosyaya sunulan faturalara istinaden iddia edilen borcun müvekkili tarafından kabul edilmediğini, davacı tarafından sunulan icra takibine dayanak yapılan ve Sözleşme ile düzenlenen ticari ilişkiye dayanan faturaların, iddia edilen ticari ilişkinin dava dilekçesinde iddia edilen şekilde gerçekleştiğinin ispatı açısından yeterli olmadığını; sadece davacıdan sadır faturanın düzenlenmesi ve bu faturalara müvekkili tarafından itiraz edilmemiş olmasının, alacağın varlığını tek başına kanıtlamaya elverişsiz olduğunu( Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 2021/7253 E., 2021/12178 K., 29.11.2021 T. Kararı), davacı tarafın takibe ve davaya konu ettiği 501.154,86-TL'lik ... numaralı ve 11.11.2024 Tarihli vade farkı faturasının müvekkili şirket tarafından kabul edilmeyerek ... numaralı ve 14.11.2024 tarihli iade faturası ile vade farkı faturasına itiraz edildiğini; bu bedel bakımından esasa girilerek, vade farkı bakımından davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, çünkü taraflar arasında vade farkına ilişkin bir anlaşma veya teamül bulunmadığını (Yargıtay İBHGK, 2001/1 E., 2003/1 K. Sayılı içtihatı birleştirme kararı), dava davacı tarafın takibe ve davaya konu ettiği ... numaralı ve 12.12.2023 tarihli faturasının ise davacıya banka havalesi yolu ile ödendiğini, davacı Şirket tarafından Sözleşme uyarınca alınması planlanan ekipmanlara ilişkin olarak bir indirim yapıldığını, bu iskonto uyarınca müvekkili şirket tarafından ... numaralı ve 12.09.2024 tarihli fiyat farkı faturası düzenlendiğini ve davacı şirket'e gönderildiğini; bu iskontonun dikkate alınması gerektiğini, vade farkına talebine dair uyuşmazlığın mahkemede görülmesi ve reddi ile icra inkar tazminatı talebinin reddi gerektiğini (Yargıtay 23. Hukuk Dairesi, 25.09.2014 tarihli ve 2014/1155 E., 2014/5943 K. sayılı kararı),İleri sürerek, yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle, fazlaya ilişkin tüm hakları saklı kalmak kaydıyla, istinaf taleplerinin kabulüne, vekalet ücreti ile yargılama giderlerinin davacı taraf üzerine bırakılmasına, karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; taraflar arasındaki 18/07/2023 tarihli sözleşme kapsamında tanzim edilen faturalara dayalı ilamsız takibe vaki itirazın iptali istemi ilişkin olup, mahkemece davalının tahkim ilk itirazı kabul edilerek, davanın usulden reddine karar verilmiş, karara karşı davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Davalı tarafından, taraflar arasındaki sözleşmede vade farkı talep edilebileceğine dair anlaşma bulunmadığından, dava konusu takibe konu edilen faturalardan vade farkına ilişkin fatura bakımından uyuşmazlığın tahkim kapsamında olmadığı, bu fatura yönünden davanın tefrik edilmesi gerektiği ileri sürülerek istinaf talebinde bulunulmuştur. Mahkeme gerekçesinde belirtildiği üzere taraflar arasındaki 18/07/2023 tarihli Mutfak Ekipmanları Satın Alma Sözleşmesi'nin 18 inci maddesinde; "Bu Sözleşmeden kaynaklanan veya bu Sözleşmeyle ilişkili olan tüm uyuşmazlıklar; İstanbul Tahkim Merkezi (ISTAC) Seri Tahkim Kuralları uyarınca nihai olarak tahkim yoluyla ISTAC nezdinde çözümlenecektir. Tahkim dili Türkçe olacaktır. Tahkim yeri İstanbul/Türkiye'dir. Uyuşmazlığın esasına Türk hukuku uygulanacaktır. Hakem sayısı 3 (üç) olacaktır." düzenlemesinin bulunduğu, tahkim sözleşmesinin geçerli olduğu, davalının süresinde sunduğu cevap dilekçesi ile dava konusu takip dayanağı alacağın tamamı bakımından tahkim ilk itirazında bulunduğu, dava konusu takip dayanağı faturaların taraflar arasında satın alma sözleşmesi kapsamında tanzim edilen satış faturaları ile bu faturalara bağlı vade farkı faturasından oluştuğu, davalı istinafının aksine davacının davalıdan vade farkı talep edip edemeyeceğinin de sözleşme ile ilişkili uyuşmazlık olduğu, aksi yöndeki istinaf sebebinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Sonuç itibariyle; ilk derece mahkemesinin tahkim ilk itirazının kabulü ile davanın usulden reddine dair hüküm ve gerekçesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi, kamu düzenine aykırılık da saptanmadığından, davacının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcı istinaf eden tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 25/12/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.