1. Hukuk Dairesi 2005/1609 E., 2005/4426 K. 1. Hukuk Dairesi 2005/1609 E., 2005/4426 K. - İRAT KAYDI - ÖLÜNCEYE KADAR BAKİM AKTİ- 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 4 ] - 818 S. BORÇLAR KANUNU [ Madde 98 ] - 818 S. BORÇLAR KANUNU [ Madde 43 ] - 818 S. BORÇLAR KANUNU [ Madde 44 ] - 818 S. BORÇLAR KANUNU [ Madde 517 ] "" Taraflar arasında görülen davada; Davacı, 53 parsel sayılı taşınmazdaki 5 nolu bağımsız bölümü ölünceye kadar bakma akti ile davalıya verdiğini, davalının edim…
1. Hukuk Dairesi 2005/1609 E., 2005/4426 K. **1. Hukuk Dairesi 2005/1609 E., 2005/4426 K.** **- İRAT KAYDI - ÖLÜNCEYE KADAR BAKİM AKTİ**- 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 4 ] - 818 S. BORÇLAR KANUNU [ Madde 98 ] - 818 S. BORÇLAR KANUNU [ Madde 43 ] - 818 S. BORÇLAR KANUNU [ Madde 44 ] - 818 S. BORÇLAR KANUNU [ Madde 517 ] **"İçtihat Metni"** Taraflar arasında görülen davada; Davacı, 53 parsel sayılı taşınmazdaki 5 nolu bağımsız bölümü ölünceye kadar bakma akti ile davalıya verdiğini, davalının edimlerini yerine getirmediğini ileri sürüp, tapu iptali ve tescil isteğinde bulunmuştur. Davalı, davacı tarafından evden kovulduğunu, bu nedenle bakım borcunu yerine getiremediğini, belirtip, davanın reddini savunmuştur. Davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar Dairece, uyuşmazlığın Borçlar Kanununun 517/son maddesi uyarınca çözümlenmesi, irat kaydı hususunun düşünülmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda davacının tapu iptal ve tescil isteğinin reddine, Borçlar Kanununun 517. maddesi gereğince irat tahsisine karar verilmiştir. Karar, taraflarca süresinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla; tetkik hakiminin raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi gereği görüşülüp düşünüldü: Dava, akte aykırılık nedeniyle bakım sözleşmesinin feshi ve tapu iptali isteklerine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne ilişkin olarak önceden kurulan hüküm, Dairece, 4.6.2003 tarih 6007-6768 sayılı ilamla taraflar arasında düzenlenen aktin niteliği ve akte aykırılığın sonuçlan açıklanmak suretiyle taraflar arasındaki sözleşmenin devamının imkansız hale geldiği ve bu imkansızlıkla davalıya yüklenebilecek bir kusur bulunmadığına değinilerek Borçlar Kanununun 517. maddesi hükmü gereğince irat kaydı hususunun düşünülmemiş bulunmasının doğru olmadığı gerekçesiyle bozulmuştur. Mahkemece, bozma hükmüne uyulduktan sonra keşfen yapılan inceleme sonunda bilirkişilerden alınan rapor doğrultusunda davacı yararına irat bağlanmasına hükmedildiği anlaşılmaktadır. Gerçekten de böyle bir saptamanın, bir yandan akte konu taşınmazın değer ve getireceği gelirin, diğer yandan davalının bakım yükümlülüğünün karşılığının belirlenmesi suretiyle olanaklı bulunduğu kuşkusuzdur. Ne var ki, bu suretle belirlemede akit taraflarının sosyal ve ekonomik durumlarının gözetilmesi ve hakkaniyet kurallarına uyulması da zorunludur. Somut olayda, bozma ilamında belirtildiği gibi davalının akit gereklerinin yerine getirilmesinde kusurunun bulunmadığı açıktır. Diğer yandan, mahkemece hükmedilen iradı ödeme güçsüzlüğü de ortadadır. Öyle ise, mahkemece yapılacak iş, Türk Medeni Kanununun 4. ve Borçlar Kanununun 98. maddesi yollamasıyla aynı Yasanın 43 ve 44. maddelerinin gözetilmesi suretiyle, iradın belirlenmesinden ibarettir.