15. Ceza Dairesi 2012/15584 E. , 2014/7005 K. MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Dolandırıcılık HÜKÜM : Mahkumiyet Dosya incelenerek gereği düşünüldü; 1-Sanık ...’ın temyiz talebine yönelik yapılan incelemede; Sanığın yokluğunda verilen 20/10/2009 tarihli kararın sanık müdafiine 25/12/2009 tarihinde tebliğ edildiği, sanığın yasal süresi geçtikten sonra yaptığı 21/01/2010 tarihli temyiz inceleme başvurusunun, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 141…
**15. Ceza Dairesi 2012/15584 E. , 2014/7005 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Dolandırıcılık HÜKÜM : Mahkumiyet Dosya incelenerek gereği düşünüldü; 1-Sanık ...’ın temyiz talebine yönelik yapılan incelemede; Sanığın yokluğunda verilen 20/10/2009 tarihli kararın sanık müdafiine 25/12/2009 tarihinde tebliğ edildiği, sanığın yasal süresi geçtikten sonra yaptığı 21/01/2010 tarihli temyiz inceleme başvurusunun, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 317. maddesi uyarınca REDDİNE, 2-Sanık ... ve katılan vekilinin temyiz taleplerine yönelik yapılan incelemede; Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli,olayın özelliği,fiille olan ilişkisi,mağdurun durumu,kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır. Dolandırıcılık suçunun dinî inanç ve duyguların istismar edilmesi suretiyle işlenmesi, bu suçun temel şekline göre daha ağır ceza ile cezalandırılmayı gerektiren bir durum olarak TCK'nın 158/1-a maddesinde düzenlenmiştir. Madde gerekçesine göre, burada dikkat edilmesi gereken husus, dinin bir aldatma aracı olarak kullanılmasıdır. Din, bir topluluğun sahip olduğu kutsal kitap, peygamber ve Allah kavramını da genellikle içinde bulunduran inanç sistemi ve bu sisteme bağlı olarak yerine getirmeye çalıştığı ahlaki kurallar bütünüdür. Dini inanç, dine inanan, belirli bir dine mensup kişinin duygularıdır. Bir insanın dini inanç ve duyguları ile, doğup büyüdüğü, terbiyesini aldığı ailesi, çevresi ve içinde bulunduğu toplum arasında çok sıkı bir ilişki bulunmaktadır. Bu nitelikli unsurun gerçekleşebilmesi ve suçun oluşabilmesi için, dini kurallara bağlı olanların, önem verdiği değerler, dini inanç ve duygular aldatma aracı olarak kötüye kullanılmalı, bu suretle gerçekleştirilen hile ile haksız bir yarar da sağlanmış olmalıdır. Katılanın alış veriş yapmak amacıyla pazarda olduğu sırada, önceden tanımadığı sanık ...'in katılanın peşine takıldığı, yanına gelerek "teyze merhaba, nasılsın, iyi misin?" diyerek elini öptüğü, katılanın kendisini tanımadığını söylemesi üzerine, oğlunu tanıdığını, dükkanından alış veriş yaptığını, ninesinin öldüğünü söylediğini, hayır dağıttığını ve tanıdığı fakir fukara olup olmadığını sorduğunu, katılanın yardım edebileceği iki kişiyi tanıdığını söylediğini, bunun üzerine katılana dört tane 50 TL'lik banknot verdiği, nereye gittiğini sorduğunu, marketten sucuk sosis alacağını söyleyen katılana "ben hazırlatırım, sen alma" dediği, marketin karşısındaki dört katlı binanın girişine gelince içeri girmesini istediğini, katılanın içeri girmediği, sanığın adet gereği hayrın kapı kapalı iken kimse görmeden verilmesi gerektiğini söylediği, bu sırada diğer sanık ...'nın yanlarına geldiği, yurt dışından geldiğini, ninesinin hayrını dağıtacağını, yukarıda mevlüt okunduğunu söylediği, katılana yardımı dağıtacağı için yardım ile birlikte bir eşyasının okunması gerektiğini söylediği ve özel bir eşyasını istediği, katılanın eşyası bulunmadığını söylediği, sanığın katılana kolundaki bileziklerin olabileceğini söylediği, katılanın kolundaki bileziklerin çıkmayacağını söylediği, sanık ...'in katılanın kolundaki bileziği zorlayarak çıkarmaya çalıştığı, bileziklerin çıkmadığı, diğer sanığın elinde sıvı sabunla birlikte bir süre sonra geldiği, ancak katılanın markette sabunlayıp gelirim dediği, onları beklemeye ikna ettiği, sanıkların çekindikleri için katılanın elindeki parayı alarak saat 01.00 da aynı yere gelmesini söyledikleri, katılanın binadan çıkan bir bayana sanıkları gösterip tanıyıp tanımadığını sorduğu, tanımadığını söylemesi üzerine binada ölen birisinin mevlüdünün okunup okunmadığını sorduğu, olumsuz cevap alması üzerine dolandırıldığına kanaat getirdiği, durumu polise bildirdiği, sanıkların teşhis üzerine aynı yerde yakalandıkları somut olayda; 5237 sayılı TCK'nın 158/1-a maddesinde düzenlenen dini inanç ve duyguların istismar edilmesi suretiyle dolandırıcılığa teşebbüs suçunu oluşturmasına rağmen, sanıklar hakkında aynı Kanun'un 157. maddesinde düzenlenen basit dolandırıcılık suçundan mahkumiyet hükmü kurulması, Kabule göre de; Sanıklar hakkında; 5237 sayılı TCK'nın 157/1. maddesi gereğince hüküm kurulurken, hapis cezası ile birlikte adli para cezasına da karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, sadece hapis cezasına hükmedilmesi, Bozmayı gerektirmiş, katılan vekili ve sanık ...’un temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 14.04.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.