2. Hukuk Dairesi 2025/5248 E. , 2026/236 K. "" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 42. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1874 E., 2025/258 K. DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma İLK DERECE MAHKEMESİ : Gaziosmanpaşa 4. Aile Mahkemesi SAYISI : 2019/579 E., 2022/528 K. Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-davalı kadın vekili tarafından katılma yol…
2. Hukuk Dairesi 2025/5248 E. , 2026/236 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 42. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1874 E., 2025/258 K. DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma İLK DERECE MAHKEMESİ : Gaziosmanpaşa 4. Aile Mahkemesi SAYISI : 2019/579 E., 2022/528 K. Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-davalı kadın vekili tarafından katılma yoluyla zina davasının reddi yönünden; davalı-davacı erkek vekili tarafından ise kusur belirlemesi, kadının davasının kabulü, erkeğin davasının reddi, aleyhine hükmedilen maddî ve manevî tazminatlar ile nafakalar, reddedilen maddî ve manevî tazminat talepleri ile velâyet düzenlemesi yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: Dava, davacı-davalı kadın tarafından açılan zina ve evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedenine dayalı, davalı-davacı erkek tarafınca açılan evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedenine dayalı boşanma davasıdır. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda boşanmaya sebebiyet veren olaylarda öncelikle; davacı-davalı kadının zina davasının kabulüne tarafların boşanmalarına, davalı-davacı erkeğin tam kusurlu olduğu belirtilerek erkeğin davasının reddine karar verilmiş, hüküm davalı-davacı erkek vekilince istinaf edilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda davalı-davacı erkek vekilinin istinaf talebinin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına yeniden hüküm tesisine karar verilmiş, hüküm; davacı-davalı kadın vekili tarafından katılma yoluyla; zina davasının reddi yönünden; davalı-davacı erkek vekili tarafından; kusur belirlemesi, kadının davasının kabulü, erkeğin davasının reddi, aleyhine hükmedilen maddi ve manevi tazminatlar ile nafakalar, reddedilen maddi ve manevi tazminat talepleri, velayet düzenlemesi yönünden temyiz edilmiştir. 6100 sayılı Kanun'un 119/1-(f) hükmü uyarınca, gerek yazılı gerekse basit yargılama usulünde, iddia edilen her bir vakıanın hangi delillerle ispat edileceğinin, dava dilekçesinde belirtilmesi gerekir. Maddenin gerekçesinde bu gerekliliğin, 6100 sayılı Kanun’da bir yenilik olarak düzenlendiği ifade edilmiştir. Böylece, özellikle ispat konusunda davaların usul ekonomisi ilkesine uygun bir biçimde, makul bir sürede sonuçlanması hedeflenmiştir. Delillerin bildirilmesi hakkındaki bu düzenleme, Kanunumuzda kabul edilen somutlaştırma yükünün de bir gereğidir (Hakan Pekcanıtez, Oğuz Atalay, Muhammet Özekes, Medeni Usul Hukuku, Ankara 2013, 14. Bası, s. 506). Hem dava dilekçesinde hem de cevap dilekçesinde gösterilen ve tarafın elinde bulunan belgelerin dilekçeye eklenerek mahkemeye sunulması, başka yerlerden getirtilecek belge ve dosyalar için de bunların bulunabilmesini sağlayıcı açıklamanın dilekçede yer alması zorunludur (6100 sayılı Kanun md. 121, 129/2). Ön inceleme duruşmasında, taraflara dilekçelerinde gösterdikleri, ancak henüz sunmadıkları belgeleri mahkemeye sunmaları veya başka yerden getirtilecek belgelerin getirtilebilmesi amacıyla gereken açıklamayı yapmaları için iki haftalık kesin süre verilir. Bu hususların verilen kesin süre içinde tam olarak yerine getirilmemesi hâlinde, o delile dayanmaktan vazgeçilmiş sayılmasına karar verilir (6100 sayılı Kanun md.140/5). Bu madde metninde vurgulanması gereken husus “dilekçelerinde gösterdikleri” ibaresinin kullanılmış olmasıdır. 6100 sayılı Kanun'un 140. maddesinin gerekçesinde belirtildiği üzere taraflar, delil olarak dayandıkları belgeleri dilekçelerine ekleyerek vermek ya da başka yerden getirilecekse, bunu belirtmek zorundadırlar. Şayet taraflar, bu konuda yapmaları gereken işlemleri eksik bırakmışlarsa, tahkikata başlamadan önce, taraflara son kez kısa bir süre verilerek bu eksiklikleri tamamlamaları düşünülmüştür. Taraflar bu şanslarını da doğru kullanamazlarsa, artık tahkikat mevcut delillerle yürütülecek ve tarafların o delile dayanmaktan vazgeçtikleri kabul edilecektir. Yukarıda belirtilen hükümlerden de anlaşılacağı üzere gerek davacı gerekse davalı bakımından delil gösterme ile delil sunma ayrı olarak ele alınmış; dava ve cevap dilekçelerinde iddia edilen vakıaların hangi delillerle ispatlanacağının belirtilmesi zorunluluğundan söz edildikten sonra, eldeki belgelerin dilekçelere eklenmesi, elde bulunmayan belgeler için ise nereden getirtileceği konusunda bilgi verilmesi gerektiği açıkça öngörülmüştür. 6100 sayılı Kanun'un 140/5. maddesinde de dilekçelerde belirtilen ve fakat henüz sunulmayan belgelerin süresinde sunulmaması halinde uygulanacak yaptırımı açıklamıştır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 20.04.2016 tarih, 2014/2-695 Esas, 2016/522 Karar sayılı ilamı). Bu açıklamalar ışında somut olay incelendiğinde; davacı-davalı kadın vekilinin; asıl dava dilekçesi ve cevaba cevap dilekçesinin deliller kısmında "Belge ve sair her türlü kanuni ve takdiri deliller" ifadesine yer verdiği, 16.01.2020 tarihinde yapılan ön inceleme duruşmasında mahkeme tarafından, taraflara dilekçelerinde gösterdikleri belgeleri ve delilleri sunmak üzere 2 haftalık kesin süre verildiği, davacı-davalı kadın vekili tarafından 22.01.2020 tarihinde sunduğu delil dilekçesinde açıkça otel kayıtlarına dayandığı, bu haliyle, otel kayıtlarının da delil olarak değerlendirmeye alınması gerektiği anlaşılmıştır. Tüm dosya içeriğine göre zinanın varlığı sübut bulmuştur. Öyleyse, kadının zinaya dayalı boşanma davasının kabulü gerekirken, delillerin takdirinde hataya düşülerek yazılı şekilde zina nedenine dayalı davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1-Temyiz olunan, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kadının zinaya dayalı davasının reddi yönünden davacı-davalı kadın yararına BOZULMASINA, 2. Bozma sebebine göre yeniden hüküm kurulması gerekli hale gelen boşanma davalarına ve boşanmanın fer'îlerine yönelik sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, Temyiz peşin harcının istek halinde yatıranlara iadesine, Dosyanın ilgili Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,14.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.