4. Hukuk Dairesi 2013/16149 E. , 2014/9782 K. "" MAHKEMESİ : Bakırköy 10. Asliye Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 16/05/2013 NUMARASI : 2009/38-2013/222 Davacı G.. K.. vekili Avukat D. S.. tarafından, davalı Ş.. T.. vd aleyhine 04/02/2009 gününde verilen dilekçe ile kişilik haklarına saldırı nedeni ile manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 16/05/2013 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalılar vekili tarafından…
**4. Hukuk Dairesi 2013/16149 E. , 2014/9782 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Bakırköy 10. Asliye Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 16/05/2013 NUMARASI : 2009/38-2013/222 Davacı G.. K.. vekili Avukat D. S.. tarafından, davalı Ş.. T.. vd aleyhine 04/02/2009 gününde verilen dilekçe ile kişilik haklarına saldırı nedeni ile manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 16/05/2013 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalılar vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. Dava, basın yoluyla kişilik haklarına saldırı nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, asıl ve birleşen davalarda istemin bir bölümü kabul edilmiş; karar, davalılarca temyiz edilmiştir. Davacı, davalı yazarın 12/09/2008 ve 17/09/2008 günlü köşelerinde yayınlanan "Hayırlı işler Tuğrul Bey, elinden geleni ardına koyma" ve "Ergenekon kime kaldı?" başlıklı yazılarında kişilik haklarına saldırıda bulunulduğunu, özel hayatının gizliliğinin ihlal edildiğini ve toplumun kin ve nefretine maruz bırakılmaya çalışıldığını, bildirerek uğradığı manevi zararın ödetilmesi isteminde bulunmuştur. Davalılar, dava konusu yazıda yer alan bilgilerin, kamu oyunda Ergenekon Terör örgütü olarak bilinen davanın iddianamesinde yer alan teknik bilgi ve belgelerin basına yansıyan içeriğinden elde edildiğini, davacı gazeteci ve telefon görüşmesi yaptığı siyasetçinin kamuya mal olmuş kimseler olduklarını, özel yaşam alanlarının diğerlerine göre daha dar yorumlanması gerektiğini, dava konusu edilen yazıların basın özgürlüğü sınırları içinde kaldığını, 17/09/2009 günlü yazının davacı ile doğrudan ilgisi bulunmadığını, davacının aktif dava ehliyeti dahi olmadığını haksız ve yersiz davaların reddi gerektiğini savunmuşlardır. Mahkemece, gazeteci ve tanınan bir kişi de olsa davacının rızası dışında özel yaşamına ilişkin bir telefon konuşmasının yayınlanmasının ve içeriğinde davacının bir başkası ile yakınlaştığı iddialarının fotoğrafı da basılmak sureti ile verilmesinin kişilik haklarına saldırı niteliğinde olduğu kabul edilerek asıl ve birleşen davada istemin kısmen kabulüne karar verilmiştir. Basın özgürlüğü, Anayasanın 28. maddesi ile 5187 sayılı Basın Yasasının 1. ve 3. maddelerinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemelerde basının özgürce yayın yapmasının güvence altına alındığı görülmektedir. Basına sağlanan güvencenin amacı; toplumun sağlıklı, mutlu ve güvenlik içinde yaşayabilmesini gerçekleştirmektir. Bu durum da halkın dünyada ve özellikle içinde yaşadığı toplumda meydana gelen ve toplumu ilgilendiren konularda bilgi sahibi olması ile olanaklıdır. Basın, olayları izleme, araştırma, değerlendirme, yayma ve böylece kişileri bilgilendirme, öğretme, aydınlatma ve yönlendirmede yetkili ve aynı zamanda sorumludur. Basının bu nedenle ayrı bir konumu bulunmaktadır.