Başvuru, yakalama, gözaltına alma ve tutuklama tedbirlerinin hukuka aykırı olması, tutukluluğa ilişkin kararların bağımsız ve tarafsız olmayan sulh ceza hâkimliklerince verilmesi, soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının; toplantı hakkı ve ifade özgürlüğü kapsamındaki eylemlerin tutuklamaya konu edilmesi nedeniyle toplantı ve gösteri yürüyüşü yapma hakkı ile ifade özgürlüklerinin ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, yakalama, gözaltına alma ve tutuklama tedbirlerinin hukuka aykırı olması, tutukluluğa ilişkin kararların bağımsız ve tarafsız olmayan sulh ceza hâkimliklerince verilmesi, soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının; toplantı hakkı ve ifade özgürlüğü kapsamındaki eylemlerin tutuklamaya konu edilmesi nedeniyle toplantı ve gösteri yürüyüşü yapma hakkı ile ifade özgürlüklerinin ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 15/5/2015 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir. Bakanlığın görüşü başvuruculara tebliğ edilememiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir: Komünist Partisi üyesi olan başvurucular, Partilerinin çağrısı üzerine 1 Mayıs 2015 tarihinde 1 Mayıs İşçi Bayramı'na ilişkin basın açıklamasına katılmak üzere İstanbul Taksim Meydanı'na gelmişlerdir. Başvurucuların açıklama yapmak için Taksim Anıtı'na yürümek istemelerine polis tarafından izin verilmemesi üzerine başvurucular ile kolluk kuvveti mensupları arasında aşağıdaki olay yaşanmıştır. Başvurucuların beyanlarına göre olay tarihinde Taksim Anıtı önünde saat 00'dan saat 00'e kadar çeşitli sendikalar ve gruplarca 1 Mayıs İşçi Bayramı'na ilişkin olarak açıklamalar yapılmıştır. Komünist Partisi adına açıklama yapmak için emniyetin açık bıraktığı yoldan geçerek Taksim Anıtı önüne geldikleri sırada kendilerine hiçbir uyarı yapılmadan, polis tarafından zor kullanmak suretiyle yere yatırılarak gözaltına alınmışlardır. Başvuruculara göre olayda kendilerine orantısız bir şekilde güç kullanılmıştır. Bakanlığa göre olayın meydana geliş şekli şöyledir: i. İstanbul Valiliğince 16/1/2015 ve 14/4/2015 tarihlerinde alınan karar uyarınca İstanbul'da toplantı ve gösteri yürüyüşü yapılacak alanlar "Fatih Yenikapı Sahil Meydanı, Maltepe Sahil Meydanı, Kadıköy Yeni Salı Pazarı Alanı, Kartal Meydanı Alanı, Pendik Cumartesi Pazar Alanı, Bakırköy Cumhuriyet Meydanı Alanı, Bakırköy Cumartesi Halk Pazarı Alanı ve Beylikdüzü Fatih Sultan Mehmet Camii Otopark Alanında" olarak belirlenmiştir. ii. Çeşitli sendika ve sivil toplum örgütleri, kurdukları ortak platform kapsamında İstanbul Taksim Meydanı'nda 1 Mayıs İşçi Bayramı'nı kutlamak amacıyla İstanbul Valiliğine 28/4/2015 tarihinde dilekçe vermişlerdir. iii. İstanbul Valiliği 30/4/2015 tarihli kararı ile Taksim Meydanı'nda büyük bir kutlama yapılmasına izin verilmeyeceğini bildirmiştir. Ancak bu karara rağmen çeşitli sendika ve sivil toplum örgütlerinin farklı medya organları aracılığıyla 1 Mayıs İşçi Bayramı'nı Taksim'de kutlayacakları çağrısını yinelemeleri üzerine emniyet güçleri Taksim Meydanı'nda 1 Mayıs 2015 tarihinde gerekli önlemleri almışlardır. iv. 1 Mayıs 2015 tarihinde Taksim Meydanı'nın farklı noktalarında eylem yapmak isteyen gruplar farklı saatlerde meydana girmeye çalışmışlardır. Başvurucuların içinde bulunduğu yaklaşık seksen kişilik bir grup da saat 00 sıralarında Taksim Anıtı meydanına doğru kurulan güvenlik bariyerlerini aşarak meydana girmeye çalışmışlardır. Kızıl yelek giymiş ve ellerinde "Komünist Parti" ibareli flamalar bulunan grup "Her yer Taksim Her yer Direniş - Yaşasın 1 Mayıs" şeklinde slogan atmışlardır. v. Meydana girmeye çalışan gruba, emniyet güçleri tarafından eylemin yasa dışı olduğu ve eylemi bitirmeleri yönünde gerekli uyarılarda bulunulmuştur. Grubun ikazlara uymaması üzerine emniyet güçleri, başvurucuların da içinde bulunduğu gruba müdahale etmiş ve yaklaşık otuz kişiyi gözaltına almıştır. vi. Emniyet güçleri tarafından hazırlanan fotoğraflı tespit tutanağında başvurucu Deniz Sinan Tunaboylu'nun elindeki beyaz renkli plastik ile emniyet güçlerine saldırdığı tespit edilmiştir. Yine aynı başvurucunun Taksim Anıtı'na doğru koştuğu sırada elinde bulunan flama ile emniyet güçlerine saldırdığı tespit edilmiştir. Görüntülerden yapılan tespitlerde başvurucular Bahtiyar Şahin ve Ali Adıgüzel'in emniyet güçlerine direnen grup içinde olduğu belirtilmiştir. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca başvurucularla birlikte diğer şüpheliler hakkında silahlı terör örgütüne üye olma, toplantı ve yürüyüşlere silah veya maddede (6/10/1983 tarihli ve 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’nun) belirtilen aletlerle katılma, terör örgütü propagandası yapma, görevi yaptırmamak için direnme, Kanun'a aykırı toplantı ve yürüyüşlere silahsız olarak katılarak ihtara rağmen kendiliğinden dağılmama suçlarından soruşturma başlatılmıştır. Başvurucular, gösteriye katılan diğer yirmi yedi kişi ile birlikte 1/5/2015 tarihinde gözaltına alınmıştır. Başvurucular 2/5/2015 tarihinde İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığında hazır edilmiştir. Başvurucuların ifade alma işlemi sırasında müdafileri de hazır bulunmuştur. İfade alma tutanağında; ifade alma işlemi öncesinde başvuruculara haklarının hatırlatıldığı, suçlamaya ilişkin maddi deliller ile suçlamaların niteliğinin açıklandığı belirtilmiştir. Başvurucuların beyanları özetle şöyledir: i. Ali Adıgüzel beyanında; Komünist Partisi üyesi olduğunu, Partisinin çağrısı üzerine Taksim'e 1 Mayısı anmak için geldiğini, bariyerlerden atlamadığını, açık bulunan yerden geçerek alana girdiğini, slogan attığını ancak görevli memurlara vurmadığını ve mukavemet göstermediğini, aksine kendisine polislerin saldırıda bulunduğunu belirtmiştir. Başvurucu müdafi ise başvurucunun anayasal ve demokratik hakkını kullandığını ve atılı suçun oluşmadığını ifade etmiştir.ii. Bahtiyar Şahin beyanında; Komünist Partisi üyesi olduğunu, partisinin çağrısı üzerine Taksim'e 1 Mayısı anmak için geldiğini, birlikte toplanıp yürüyüşe geçtiklerini, bariyerin açık bulunan yerinden geçerek alana girdiğini, Yaşasın 1 Mayıs şeklinde slogan attığını, basın açıklaması yapmak istediklerini ancak polislerin buna izin vermediğini ve etraflarını çevirdiğini, görevli memurlara vurmadığını ve mukavemet göstermediğini belirtmiştir. Başvurucu müdafi ise başvurucunun Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (Sözleşme) kapsamında hakkını kullandığını ve suçsuz olduğunu ifade etmiştir.iii. Deniz Sinan Tunaboylu ise beyanında Kominist partisi üyesi olduğunu, Partisinin çağrısı üzerine Taksim'e geldiğini, bariyerlerden atlamadığını, açık bulunan yerden geçerek alana girdiğini, slogan attığını ancak görevli memurlara vurmadığını ve mukavemet göstermediğini, elinde taşıdığı bayrağın polisler tarafından zorla alınmak istenmesi nedeniyle flamanın çıktığını ve sopasının elinde kaldığını, bununla kimseye vurmadığını, bayrağı sallarken bunun birilerine çarpmış olabileceğini ve dağılın uyarısı yapılmadığını, ayrıca olay esnasında polislerin kendisine vurduğunu ifade etmiştir. Başvurucu müdafi ise başvurucunun anayasal ve demokratik hakkını kullandığını, 1 Mayıs kutlamalarının da bu kapsamda olduğunu ve atılı suçun oluşmadığını ifade etmiştir. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı 3/5/2015 tarihinde başvurucuları görevi yaptırmamak için direnmesuçundan tutuklanmaları istemiyle İstanbul Sulh Ceza Hâkimliğine sevk etmiştir. Öte yandan İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, başvurucular hakkındaki soruşturma dosyasına ilişkin olarak kısıtlama kararı verilmesi talebiyle İstanbul Sulh Ceza Hâkimliğine başvuruda bulunmuştur. Hâkimlik 3/5/2015 tarihinde soruşturmanın amacını tehlikeye düşürebileceği gerekçesiyle 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca müdafiinin dosya içeriğini incelemesinin ve belgelerden örnek almasının kısıtlanmasına karar vermiştir. Başvurucuların sorgusu aynı gün İstanbul Sulh Ceza Hâkimliğince yapılmıştır. Tutuklamaya sevk yazısı sorgu işlemi öncesinde başvuruculara Hâkimlikçe okunmuştur. Sorgu Tutanağı'nda, başvuruculara isnat edilen suçların okunup anlatıldığı da belirtilmiştir. Sorgu sırasında başvurucuların müdafileri de hazır bulunmuştur. Başvurucular, sorgu sırasındaki ifadelerinde emniyet aşamasında verdikleri ifadeleri aynen tekrar ettiklerini ve atılı suçlamaları kesinlikle kabul etmediklerini belirtmişleridir. İstanbul Sulh Ceza Hâkimliği, başvurucuların görevli memura görevini yaptırmamak için direnme suçundan tutuklanmalarına karar vermiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:" ... dosyada bulunan mevcut tutanaklar, şüphelilerin görevlilere sopa ve tekme ile saldırdıklarına dair şiddet içeren görüntüler somut delil olmakla şüphelilerin kaçma ve delilleri karartma ihtimali, şiddete başvurmaları nedeniyle olduğu kabul edilmekle ve adli kontrol hükümlerinin bu nedenle yetersiz kalacağı kanaati oluşmakla şüphelilerin CMK.100 ve devamı maddeleri uyarınca ayrı ayrı tutuklanmalarına ... [karar verildi.]" Başvurucular 4/5/2015 tarihinde tutuklama kararına itiraz etmişlerdir. İstanbul Sulh Ceza Hâkimliğince 6/5/2015 tarihinde "... görevi yaptırmamak için direnme suçun vasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu ve delillerin henüz toplanmamış olması, atılı suçun yasada ön görülen cezasının üst sınırı, şüphelilerin üzerine atılı suçu işlediğine ilişkin kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin oluşu nedeniyle tutuklama sebeplerinin var sayıldığı, soruşturma konusu suçun ağırlığı ve önemi dikkate alındığında, adli kontrol hükümlerinin uygulanmasının yetersiz kalacağı, suçun sabit görülmesi halinde verilmesi muhtemel ceza veya güvenlik tedbirleriyle tutuklama tedbirinin ölçülü olduğu, bu suretle şüphelilerin tutukluluk hallerinin sonlandırılmasını gerektirecek nitelikte yeni bir delilin bulunmadığı, tutuklama nedenlerinin ortadan kalkmadığı ..." gerekçesiyle başvurucuların itirazının kesin olarak reddine karar verilmiştir. Başvurucular bu kez itirazın reddi kararına itiraz etmişler, İstanbul Sulh Ceza Hâkimliğince 11/5/2015 tarihinde, 6/5/2015 tarihinde verilen kararın kesin nitelikte olduğu gerekçesiyle itirazın reddine karar verilmiştir. Başvurucular 8/5/2015 tarihinde kısıtlılık kararına itiraz etmiştir. İstanbul Sulh Ceza Hâkimliği 14/5/2015 tarihinde, İstanbul Sulh Ceza Hâkimliğince verilen kısıtlılık kararının hukuka uygun olduğunu belirterek bu itirazı reddetmiştir. Başvurucular 15/5/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 11/5/2015tarihli ve2015/15806 sayılı iddianamesiyle başvurucular hakkında görevi yaptırmamak için direnme, kanuna aykırı toplantı ve yürüyüşlere silahsız katılarak ihtara rağmen kendiliğinden dağılmama, toplantı ve yürüyüşlere silah veya maddede belirtilen aletlerle katılma suçlarından kamu davası açılmıştır. İstanbul Asliye Ceza Mahkemesi 5/6/2015 tarihinde iddianamenin kabulüne karar vermiş ve E.2015/247 sayılı dosya üzerinden kovuşturma başlamıştır. Mahkeme, aynı tarihte yaptığı tensip incelemesiyle birlikte başvurucuların tahliyesine de karar vermiştir. Dava, bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla ilk derece mahkemesinde derdesttir. 5271 sayılı Kanun'un "Gözaltı" kenar başlıklı maddesinin (1), (3) ve (5)numaralı fıkraları şöyledir:"(1) Yukarıdaki maddeye göre yakalanan kişi, Cumhuriyet Savcılığınca bırakılmazsa, soruşturmanın tamamlanması için gözaltına alınmasına karar verilebilir. Gözaltı süresi, yakalama yerine en yakın hâkim veya mahkemeye gönderilmesi için zorunlu süre hariç, yakalama anından itibaren yirmidört saati geçemez. Yakalama yerine en yakın hâkim veya mahkemeye gönderilme için zorunlu süre oniki saatten fazla olamaz.... (3) Toplu olarak işlenen suçlarda, delillerin toplanmasındaki güçlük veya şüpheli sayısının çokluğu nedeniyle; Cumhuriyet savcısı gözaltı süresinin, her defasında bir günü geçmemek üzere, üç gün süreyle uzatılmasına yazılı olarak emir verebilir. Gözaltı süresinin uzatılması emri gözaltına alınana derhâl tebliğ edilir.... (5) Yakalama işlemine, gözaltına alma ve gözaltı süresinin uzatılmasına ilişkin Cumhuriyet savcısının yazılı emrine karşı, yakalanan kişi, müdafii veya kanunî temsilcisi, eşi ya da birinci veya ikinci derecede kan hısımı, hemen serbest bırakılmayı sağlamak için sulh ceza hâkimine başvurabilir. Sulh ceza hâkimi incelemeyi evrak üzerinde yaparak derhâl ve nihayet yirmidört saat dolmadan başvuruyu sonuçlandırır. Yakalamanın veya gözaltına alma veya gözaltı süresini uzatmanın yerinde olduğu kanısına varılırsa başvuru reddedilir ya da yakalananın derhâl soruşturma evrakı ile Cumhuriyet Savcılığında hazır bulundurulmasına karar verilir. " 5271 sayılı Kanun'un "Tutuklama nedenleri" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısımları şöyledir:"(1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli veya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama kararı verilemez. (2) Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni var sayılabilir:a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular varsa.b) Şüpheli veya sanığın davranışları; Delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme, Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma,Hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa...." 5271 sayılı Kanun'un "Tutuklama kararı" kenar başlıklı maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:"(1) Soruşturma evresinde şüphelinin tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi tarafından, kovuşturma evresinde sanığın tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine veya re'sen mahkemece karar verilir. Bu istemlerde mutlaka gerekçe gösterilir ve adlî kontrol uygulamasının yetersiz kalacağını belirten hukukî ve fiilî nedenlere yer verilir. (2) Tutuklamaya, tutuklamanın devamına veya bu husustaki bir tahliye isteminin reddine ilişkin kararlarda;a) Kuvvetli suç şüphesini,b) Tutuklama nedenlerinin varlığını,c) Tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu, gösteren deliller somut olgularla gerekçelendirilerek açıkça gösterilir. Kararın içeriği şüpheli veya sanığa sözlü olarak bildirilir, ayrıca bir örneği yazılmak suretiyle kendilerine verilir ve bu husus kararda belirtilir." 5271 sayılı Kanun'un "Adlî kontrol" kenar başlıklı maddesinin (1) ve (3) numaralı fıkraları şöyledir:"(1) Bir suç sebebiyle yürütülen soruşturmada, 100 üncü maddede belirtilen tutuklama sebeplerinin varlığı halinde, şüphelinin tutuklanması yerine adlî kontrol altına alınmasına karar verilebilir.… (3) Adlî kontrol, şüphelinin aşağıda gösterilen bir veya birden fazla yükümlülüğe tabi tutulmasını içerir: a) Yurt dışına çıkamamak. b) Hâkim tarafından belirlenen yerlere, belirtilen süreler içinde düzenli olarak başvurmak. c) Hâkimin belirttiği merci veya kişilerin çağrılarına ve gerektiğinde meslekî uğraşlarına ilişkin veya eğitime devam konularındaki kontrol tedbirlerine uymak. ...f) Şüphelinin parasal durumu göz önünde bulundurularak, miktarı ve bir defada veya birden çok taksitlerle ödeme süreleri, Cumhuriyet savcısının isteği üzerine hâkimce belirlenecek bir güvence miktarını yatırmak. g) Silâh bulunduramamak veya taşıyamamak, gerektiğinde sahip olunan silâhları makbuz karşılığında adlî emanete teslim etmek. ...j) Konutunu terk etmemek. k) Belirli bir yerleşim bölgesini terk etmemek. l) Belirlenen yer veya bölgelere gitmemek." 5271 sayılı Kanun'un "Müdafiin dosyayı inceleme yetkisi" kenar başlıklı maddesinin (2) numaralı fıkrasının ilgili kısmı ile (3) ve (4) numaralı fıkraları şöyledir:"(2) Müdafiin dosya içeriğini inceleme veya belgelerden örnek alma yetkisi, soruşturmanın amacını tehlikeye düşürebilecek ise Cumhuriyet savcısının istemi üzerine hâkim kararıyla kısıtlanabilir. a) 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza KAnununda yer alan;... Suç işlemek amacıyla örgüt kurma,... Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar,... (3) Yakalanan kişinin veya şüphelinin ifadesini içeren tutanak ile bilirkişi raporları ve adı geçenlerin hazır bulunmaya yetkili oldukları diğer adli işlemlere ilişkin tutanaklar hakkında, ikinci fıkra hükmü uygulanmaz." (4) Müdafi, iddianamenin mahkeme tarafından kabul edildiği tarihten itibaren dosya içeriğini ve muhafaza altına alınmış delilleri inceleyebilir; bütün tutanak ve belgelerin örneklerini harçsız olarak alabilir." 5271 sayılı Kanun'un "Tazminat istemi" kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili kısımları şöyledir:"Suç soruşturması veya kovuşturması sırasında;a) Kanunlarda belirtilen koşullar dışında yakalanan, tutuklanan veya tutukluluğunun devamına karar verilen,...Kişiler, maddî ve manevî her türlü zararlarını, Devletten isteyebilirler." 5271 sayılı Kanun'un "Tazminat isteminin koşulları" kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:"Karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat isteminde bulunulabilir." 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun maddesi şöyledir:"(1) Kamu görevlisine karşı görevini yapmasını engellemek amacıyla, cebir veya tehdit kullanan kişi, altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (2) Suçun yargı görevi yapan kişilere karşı işlenmesi hâlinde, iki yıldan dört yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. (3) Suçun, kişinin kendisini tanınmayacak bir hâle koyması suretiyle veya birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi hâlinde, verilecek ceza üçte biri oranında artırılır. (4) Suçun, silâhla ya da var olan veya var sayılan suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten yararlanılarak işlenmesi hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır. (5) Bu suçun işlenmesi sırasında kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hâllerinin gerçekleşmesi durumunda, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır." 2911 sayılı Kanun’un maddesinin birinci fıkrası şöyledir: “Herkes, önceden izin almaksızın, bu Kanun hükümlerine göre silahsız ve saldırısız olarak kanunların suç saymadığı belirli amaçlarla toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir.” 2911 sayılı Kanun’un maddesinin (b) bendi şöyledir:"(Değişik bent: 30/07/1998 - 4378/1 md.) Ateşli silahlar veya havai fişek, molotof ve benzeri el yapımı olanlar dâhil patlayıcı maddeler veya her türlü kesici, delici aletler veya taş, sopa, demir ve lastik çubuklar, boğma teli veya zincir demir bilye ve sapan gibi bereleyici ve boğucu araçlar veya yakıcı, aşındırıcı, yaralayıcı eczalar veya diğer her türlü zehirler veya her türlü sis, gaz ve benzeri maddeler ile yasadışı örgüt ve topluluklara ait amblem ve işaret taşınarak veya bu işaret ve amblemleri üzerinde bulunduran üniformayı andırır giysiler giyilerek veya kimliklerini gizlemek amacıyla yüzlerini tamamen veya kısmen bez vesair unsurlarla örterek toplantı ve gösteri yürüyüşlerine katılma ve kanunların suç saydığı nitelik taşıyan afiş, pankart, döviz, resim, levha, araç ve gereçler taşınarak veya bu nitelikte sloganlar söylenerek veya ses cihazları ile yayınlanarak, ... Yapılan toplantılar veya gösteri yürüyüşleri Kanuna aykırı sayılır." 2911 sayılı Kanun’un maddesi şöyledir: “(Değişik madde: 22/7/2010-6008 S.K/md.) Kanuna aykırı toplantı veya gösteri yürüyüşlerine katılanlar, ihtara ve zor kullanmaya rağmen dağılmamakta ısrar ederlerse, altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Bu suçu, toplantı ve gösteri yürüyüşünü tertip edenlerin işlemesi halinde, bu fıkra hükmüne göre verilecek ceza yarı oranında artırılarak hükmolunur.İhtara ve zor kullanmaya rağmen kolluk görevlilerine karşı cebir veya tehdit kullanılarak direnilmesi halinde, ayrıca 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 265 inci maddesinde tanımlanan suçtan dolayı da cezaya hükmolunur.23 üncü maddede yazılı hallerden biri gerçekleşmeden veya 24 üncü madde hükmü yerine getirilmeden yetki sınırı aşılarak toplantı veya gösteri yürüyüşlerinin dağıtılması halinde, yukarıdaki fıkralarda yazılı fiilleri işleyenlere verilecek cezalar, dörtte bire kadar indirilerek uygulanabileceği gibi, ceza vermekten de vazgeçilebilir.”