T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/1900 - 2025/2536 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2025/1900 KARAR NO : 2025/2536 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 11/12/2024 NUMARASI : 2019/115 E. - 2024/518 K. DAVANIN KONUSU : Marka Hükümsüzlüğü, Marka Tecavüzü Ve Haksız Rekabetin Tespiti, Önlenmesi, Sonuçlarının Ortadan Kal…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/1900 - 2025/2536 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2025/1900 KARAR NO : 2025/2536 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 11/12/2024 NUMARASI : 2019/115 E. - 2024/518 K. DAVANIN KONUSU : Marka Hükümsüzlüğü, Marka Tecavüzü Ve Haksız Rekabetin Tespiti, Önlenmesi, Sonuçlarının Ortadan Kaldırılması, İlan Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 11/12/2024 tarih ve 2019/115 E. - 2024/518 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı iflas idaresi tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, Müvekkilinin 1988 yılından bu yana pastacılık sektöründe faaliyet gösterdiğini, ... markalı ürünleri 70’den fazla ülkeye sattığını, TPMK nezdinde “...” ibareli tescilli markaları bulunduğunu, müvekkilinin 30 yıla yakın zamandır kullandığı “...” ibareli markalarıyla sektörde bilinen bir marka haline geldiğini, davalının fırıncılık ürünlerinde “...” markasını kullandığını, “... ...” markalarını kendi adına tescil ettirdiğini, davalı adına tescilli markaların müvekkili markaları ile son derece benzer olduğunu aynı/benzer mal/hizmet sınıflarını kapsadığını, müvekkiline ait markaların serisi olduğu izlenimini uyandırdığını, SMK'nın 6.maddesi uyarınca hükümsüz kılınmasının gerektiğini, davalı tarafın internet sitesinde davacının kırmızı renkli “...” markaları ile aynı şekilde “...” logosunu kullandığını, bu kullanımın davacı markasına tecavüz ve haksız rekabet yarattığını, davalının “...” ibareli markaların ününden yararlanmak istediğini, iyiniyetli sayılamayacağını, davalının basiretli bir tacir olarak davacı markalarından haberdar olmadığını söyleyemeyeceğini, markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu beyanla, davalı adına tescilli “...” ibaresini içeren 2011/55566, 2012/31055, 2013/06212, 2012/31048, 2012/31062 ve 2014/109776 sayılı markaların hükümsüzlüğüne, davalı kullanımlarının markaya tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespiti ile önlenmesine, markayı taşıyan emtiaların imhasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, dava tarihi itibarıyla markaların müvekkili adına kayıtlı olmadığını, bu nedenle husumet yokluğu nedeniyle davanın usulden reddini talep ettiklerini, 6769 sayılı kanunun 25/6 maddesi gereği davanın tescil tarihinden itibaren beş yıllık hak düşürücü sürede açılmadığını, davacının dayandığı markalardan müddet olmuş markasına dayanamayacağını, davacının tanınmışlık iddialarının doğru olmadığını, markalar arasında benzerlik bulunmadığını, 2005/17150 sayılı “...” markasının müvekkili şirket tarafından kullanıldığını, ancak şu anda müvekkili adına tescilli olmadığını, hükümsüzlüğü talep edilen markaların dünya çapında kullanılan markalar olduğunu, müvekkilinin sektöründe uzun yıllardır tanınmış köklü bir şirket olduğunu, davacının ününden yararlanma amacı taşımadıklarını, davacının bu yöndeki iddialarının haksız ve kötüniyetli olduğunu, davacı markalarının tanınmış olduğu kabul edilse dahi markalar arasında benzerlik bulunmadığından tanınmışlık iddiasının sonucu değiştirmeyeceğini, davacı taraf adına 1993 yılında tescil edilen “...” ibareli ve 143354 sayılı markanın müddet olduğunu, diğer markaları ile müvekkil şirketin kullandığı iddia edilen logo arasında benzerlik bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davalının 2011 55566 sayılı ... ... ibareli markaları ile bu markalardan önce tescilli olan davacıya ait "... " ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve sesçil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, emtia benzerliği şartının da gerçekleştiği, SMK 6/1 maddesindeki iltibasın bulunması nedeniyle SMK 25/1 maddesindeki, hükümsüzlük koşulunun oluştuğu, davacının davalı markalarından daha önce 2003 10052,2004 03585,2004 14370,2005 23760,2008 69414,2009 15394 sayılı ... ibareli tescilli markalarının olduğu, davalı tarafın internet ortamında kırmızı yuvarlak içinde beyaz harflerle “...” ibaresini kullandığı ve bu kullanımların davacı markalarının kapsamında bulunduğu, davalı eyleminin davacıya ait tescilli marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, davalı müflis şirkete ait 2011/55566, 2012/31055, 2013/06212, 2012/31048, 2012/31062 ve 2014/109776 sayılı markaların hükümsüzlüğüne, davalı müflis şirketin eyleminin davacıya ait tescilli marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunun tespitine, bütün eylemlerin önlenmesine, sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, ihlal konusu her türlü ürünün ele geçtiğinde imhasına, kararın hüküm özetinin Türkiye genelinde yayınlanan ve tirajı 100.000 adetin üzerinde olan bir gazetede masrafı davalı taraftan sonra tahsil edilmek üzere bir kez ilanına karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davalı şirket hakkında iflas kararı verildiğinden davadaki taleplerin iflas masasına yöneltilmesinin, yine iflas kararı nedeniyle yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıdan tahsili yerine iflas masasına kayıt ve kabulüne karar verilmesinin gerektiğini, dava konusu markaların dava tarihinde müflis şirket adına kayıtlı olmadığını, dava konusu markaların tescil tarihleri göz önüne alındığında davacının sessiz kalma nedeniyle hak kaybına uğradığını, taraf markaları arasında benzerlik bulunmadığını, davacı markalarının tanınmış olduğunun kabul edilemeyeceğini, müvekkili şirketin sektöründe bilinen köklü bir şirket olduğunu, davacının ününden yararlanma amacının bulunmadığını, ilgili tüketici nezdinde markalar yönünden karıştırılma ihtimalinin söz konusu olmadığını, markalar ve kullanılan işaretler benzer olmadığından marka tecavüzü ve haksız rekabet oluşturmadığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, marka hükümsüzlüğü ile marka tecavüzü ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, sonuçlarının ortadan kaldırılması, hükmün ilanı istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacının "..." asli unsurlu tescilli markaları ile davalı müflis şirketin dava konusu 2011/55566, 2012/31055, 2013/06212, 2012/31048, 2012/31062 ve 2014/109776 sayılı "..." ibareli markaları arasında, kapsamlarında bulunan 29,30,35 ve 43.sınıf mal ve hizmetlerin tamamı yönünden 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin bulunduğu, zira karşılaştırılan markalar arasında asli unsurlarını oluşturan "..." ibaresinin ortaklığından kaynaklanan yüksek seviyeli benzerlik bulunduğu, dava konusu markalarda yer alan tali unsurların, davacı markalarına nazaran yeterli ayırt ediciliği sağlamadığı, bunun dışında davalının internet sitesinde, davacının "..." ibareli markalarının tescilli olduğu sınıflarda kırmızı yuvarlak içinde beyaz harflerle yazılı “...” logosu kullanımlarının, davacının tescilli markalarına yanaşmak suretiyle marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğu, bu nedenle mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı, dava tarihi itibariyle dava konusu markaların tescilinin üzerinden beş yıldan uzun süre geçmediğinden, davacının sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığından söz edilemeyeceği, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 12/12/2017 tarih, 2017/2094 Esas, 2017/7155 Karar, 20/03/2017 tarih, 2015/13769 Esas, 2017/1635 Karar, 07/04/20169 tarih, 2015/7759 Esas, 2016/3871 Karar ve 19/09/2019 tarih, 2019/472 Esas, 2019/5615 Karar sayılı kararlarında da vurgulandığı üzere davalı müflisin maktu harç ve vekalet ücretinden sorumlu tutulmasının yerinde olduğu anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcı davalı tarafından istinaf aşamasında peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 3-İstinaf aşamasında davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davalı uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 25/12/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 02/01/2026 Başkan Üye Üye Katip 96449 Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.