11. Hukuk Dairesi 2009/1606 E. , 2010/12902 K. "" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Ankara 8.Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 19.03.2008 tarih ve 2007/153 - 2008/91 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 14.02.2010 gününde davacı avukatı ... ile davalı avukatı ... gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukat…
**11. Hukuk Dairesi 2009/1606 E. , 2010/12902 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Ankara 8.Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 19.03.2008 tarih ve 2007/153 - 2008/91 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 14.02.2010 gününde davacı avukatı ... ile davalı avukatı ... gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacılar vekili, müvekkillerinin davalı şirketin toplam % 37 oranında pay sahibi olduklarını, 2004, 2005 ve 2006 yıllarında yapılan olağan genel kurul toplantılarına ilişkin hazirun cetvellerindeki imzaların müvekkillerine ait olmadığını, kararların yok hükmünde olduğunu ve TTK'nun 374/2. maddesindeki yasağa da uyulmadığını ileri sürerek, alınan kararların iptalini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davacıların pay oranları gözetildiğinde kararların sonucunu etkilemediğini, davacıların usulüne uygun olarak çağrıldıklarını, aksi yönde bir iddianın bulunmadığını, davacılar gelmese dahi toplantının yapılabileceğini, toplantıda davacıları var gösterip onların yerine imza atmaya gerek bulunmadığını, hazirun cetvelinde davacıların imzası olmasa dahi toplantıya katılmışlarsa davacıların imzalarının gerçek olup olmadığının bir önemi kalmayacağını, toplantıya katılıp katılmadıklarının davacıların isticvabı ve toplantıya katılan imza sahiplerinin tanık olarak dinlenilmesi suretiyle belirlenmesi gerektiğini, davacıların birbirlerinin yerine imza atmış olabileceklerini, savcılık aşamasındaki bilirkişi raporunda 2006 yılında yapılan genel kurulun hazirun cetvelinde davacılardan sadece ... ve ...'ın imzalarının onlara ait olmadığının belirlendiğini, işbu davada ise üç davacının tamamının eli ürünü olmadığının belirlendiğini, bu çelişkinin giderilmesi gerektiğini savunmuştur. Mahkemece, dosya kapsamına ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, 11.09.2004 ve 14.09.2005 tarihlerinde yapılan olağan genel kurul toplantısına ait hazirun cetvelindeki imzaların davacılara ait olduğu, bu toplantılara katılmadıkları, sahteliğin bulunmadığı, 3 aylık hak düşürücü sürenin geçirildiği, 09.09.2006 tarihli olağan genel kurul toplantısındaki imzaların ise davacı asillere ait olmadığı, imzaların sahte olduğu, emredici hukuk kurallarına aykırı yapılan toplantının yok hükmünde sayılması gerektiği ve davanın bu kısmının bu nedenle süreye tabi olmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 09.09.2006 tarihinde yapılan olağan genel kurulda alınan kararların iptaline, diğer istemlerin reddine karar verilmiştir.