Başvuru, tutuklu yargılama yapılması ve soyut gerekçelerle tutukluluğun devamına karar verilmesi nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının; Kürtçe savunma imkânının tanınmaması, diğer delil elde etme yöntemleri kullanılmaksızın iletişimin tespitine başvurulması, telefon görüşmelerinin kolluk tarafından Türkçeye çevrilmesi ve bilirkişilere çevirisinin yaptırılmaması, tanık dinletme ve soruşturmanın genişletilmesi taleplerinin reddedilmesi, istinabe yoluyla dinlenen tanıkların ifadelerinin ve
Başvuru, tutuklu yargılama yapılması ve soyut gerekçelerle tutukluluğun devamına karar verilmesi nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının; Kürtçe savunma imkânının tanınmaması, diğer delil elde etme yöntemleri kullanılmaksızın iletişimin tespitine başvurulması, telefon görüşmelerinin kolluk tarafından Türkçeye çevrilmesi ve bilirkişilere çevirisinin yaptırılmaması, tanık dinletme ve soruşturmanın genişletilmesi taleplerinin reddedilmesi, istinabe yoluyla dinlenen tanıkların ifadelerinin ve kaydedilmesi yasak olan aile içi görüşmelerin hükme esas alınması, isnat edilen suçun unsurlarının oluşmamasına ve sübuta ermemesine rağmen mahkûmiyet kararı verilmesi, mahkeme kararlarında yeterli gerekçe gösterilmemesi, temyiz aşamasında duruşma yapılmaması nedeniyle tercümandan yararlanma, gerekçeli karar, yargılamanın hakkaniyete uygun görülmesi, tanık sorgulama, duruşmalı yargılama haklarını ve doğrudan doğruyalık ilkesini de içerecek biçimde adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. 2013/7806 ve 2013/7807 başvuru numaralı bireysel başvurular 16/9/2013 tarihinde İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formları ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvuruların Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir. İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 19/1/2015 tarihinde, 2013/7806 başvuru numaralı bireysel başvurunun; Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca 14/10/2014 tarihinde, 2013/7807 başvuru numaralı bireysel başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanları tarafından sırasıyla 5/2/2015 ve 26/12/2014 tarihlerinde başvuruların kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşlerini 31/3/2015 ve 27/2/2015 tarihlerinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüşler 16/4/21015 ve 10/3/2015 tarihlerinde başvuruculara tebliğ edilmiştir. Başvurucu Yusuf Keskin (Keskin) Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamış, başvurucu Sefer Baysal (Baysal) Bakanlığın görüşüne karşı beyanlarını 12/3/2015 tarihinde ibraz etmiştir. 15/10/2015 tarihinde, 2013/7807 başvuru numaralı bireysel başvuru dosyasınınkonu yönünden hukuki irtibat nedeniyle 2013/7806 başvuru numaralı bireysel başvuru dosyası ile birleştirilmesine; 2013/7807 başvuru numaralı bireysel başvuru dosyasının kapatılmasına ve incelemenin 2013/7806 başvuru numaralı bireysel başvuru dosyası üzerinden yürütülmesine karar verilmiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinin 7/9/2009 ve 1/10/2009 tarihli kararlarıyla PKK terör örgütü adına faaliyette bulunduğuna ilişkin kuvvetli şüphenin bulunduğu ve başka şekilde delil elde imkânının bulunmadığı gerekçesiyle başvurucu Baysal'a ait iki telefonun dinlenmesine izin verilmiştir. Bu tedbirlerin süresi, soruşturmaların tamamlanamadığı ve dinlemelerin devamına ihtiyaç duyulduğu belirtilerek Mahkemenin 26/2/2010 ve 29/3/2010 tarihli kararlarıyla uzatılmıştır. Başvurucu Keskin hakkında da İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinin 19/3/2010 tarihli kararıyla PKK terör örgütü adına faaliyette bulunduğuna ilişkin kuvvetli şüphenin bulunması ve başka şekilde delil elde imkânının bulunmadığı gerekçesiyle iletişimin dinlenmesine veya kayda alınmasına izin verilmiştir. Başvurucuların PKK terör örgütüne katılmak üzere eleman gönderdiklerinin değerlendirilmesi üzerine başvurucu Baysal, T.T. ve K.Y. isimli kişilerle birlikte bulunduğu otobüste, başvurucu Keskin ise iş yerinde 28/4/2010 tarihinde gözaltına alınmıştır. Gözaltına alınmalarının ardından başvurucuların ikametlerinde arama gerçekleştirilmiştir. Başvurucular polisteki ifadelerinde susma hakkını kullanmışlardır. Başvurucu Keskin 2/5/2010 tarihindeki Cumhuriyet savcılığı ifadesinde suçlamaları reddetmiş; polis araması gerçekleştirilen evin dayısı O.İ.ye ait olduğunu, evde ele geçen Abdullah Öcalan'ın, terör örgütü üyelerinin fotoğraflarının ve hakkında toplatma kararı bulunan bir kitabın kendisine ait olmadığını belirtmiştir. Başvurucu Baysal, poliste susma hakkını kullandığını, kolluk ifade tutanağındaki imzanın kendisine ait olduğunu söylemiş; dosyayı incelemediği gerekçesiyle Cumhuriyet savcısı önünde de susma hakkını kullanmıştır. İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi önündeki sorgularında başvurucu Baysal susma hakkını kullanmış, başvurucu Keskin ise Cumhuriyet savcılığındaki beyanlarını tekrar etmiştir. Mahkeme 2/5/2010 tarihinde başvurucuların tutuklanmasına karar vermiştir. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 10/6/2010 tarihli iddianamesi ile silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işledikleri iddiasıyla başvurucular, T.T. ve K.Y. hakkında ceza davası açılmıştır. Dava, (kapatılan) İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinin (CMK madde ile görevli) E.2010/263 sayısına kaydedilmiştir. 18/5/2011 tarihinde, İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinde yargılanmakta olan sanık S.Ö.ye ilişkin dosyanın başvurucular hakkındaki davayla birleştirilmesine karar verilmiştir. Başvurucular 23/11/2010 tarihli ilk duruşmada Türkçe konuşmayıp Kürtçe beyanda bulunmuşlardır. Başvurucular vekili ise tercüman atanmasını talep etmiştir. Bu duruşmada, yaşının küçük olması nedeniyle K.Y. hakkındaki davanın görevsizlik kararı verilmek üzere tefrikine ve başka bir esasa kaydedilmesine karar verilmiştir. Mahkeme, başvurucuların Türkiye'de doğup değişik kurumlarda eğitim almalarını ve soruşturma aşamasındaki bütün işlemleri Türkçe gerçekleştirdiklerini gözeterek Kürtçe savunma yapma yönündeki taleplerini reddetmiştir. Başvurular devam eden tüm yargılama sürecinde Türkçe beyanda bulunmamışlardır. 19/4/2011 tarihli duruşmada, başvurucular vekilinin talebi üzerine başvurucu Keskin'e ilişkin beyanda bulunmuş olan F.Y. ve İ.A.nın talimatla tanık olarak dinlenmesine karar verilmiştir. Diğer yandan başvurucu Baysal tarafından PKK terör örgütüne katılmak üzere gönderildikleri sırada yakalanan Ç. ve Y.Y. hakkındaki belgelerin istenmesine hükmedilmiştir. Talimatla ifadeleri alınan tanıklardan İ.A., oğlu E.A.nın PKK terör örgütüne katılmasına başvurucu Keskin'in neden olduğunu anladıkları, müşteri hizmetlerinden başvurucu Keskin'e ait numarayla oğlunun kullandığı hat arasında mesajlaşıldığını öğrendikleri, görüştüklerinde başvurucunun bu durumu inkâr ettiği, başvurucunun 2009 yılında terör örgütünün kırsal alanında kaldığını tüm köylünün bildiği, başvurucu Keskin'in terör örgütüne eleman topladığına dair görgüye dayalı bir bilgisinin olmadığı ancak terör örgütü adına çalıştığına dair yaygın kanaat olduğu, zaman zaman köyden ayrılıp bir süre sonra dönüp köyde kaldıktan sonra tekrar ayrılıp gittiği yönünde ifade vermiştir. Diğer tanık F.Y. ise bir yakını ile E.A.nın ortadan kaybolduğunu, kaybolmalarının bir gün öncesinde E.A.nın kullandığı telefonamesaj gönderen numaranın başvurucu Keskin'e ait olduğunu öğrendiklerini, başvurucunun E.A.dan bir mesaj gelmediğini söylediğini fakat şüpheli tavırlar sergilemesi nedeniyle ondan kuşkulandıklarını ifade etmiş; kolluk ifadesinin okunması üzerine başvurucu Keskin'in PKK sempatizanı olduğunu bildiği ve PKK'nın kırsal alanına gittiğinin bilindiği şeklinde değil, başvurucunun Barış ve Demokrasi Partisinin faaliyetlerine katıldığının bilindiği şeklinde ifade verdiğini belirtmiştir. Ç.Ç. ve Y.Y.ye ilişkin olarak Mahkeme dosyasına gönderilen belgelere göre Ç. ve Y.Y.nin PPK'ya katılmak üzere İstanbul'dan geldiğinin ihbarla bildirilmesi üzerine bu şahıslar 19/10/2009 tarihinde yakalanmışlardır. Ç. 20/10/2009 tarihli kolluk beyanında susma hakkını kullanmış; müdafiinin huzurunda Cumhuriyet savcısına verdiği 21/10/2010 tarihli ifadesinde ise açık kimliğini bilmediği Ahmet isimli şahsın terör örgütüne katılması yönünde tavsiyede bulunduğunu, kabul edince kendisine telefon verdiğini, konuştuklarında Y.Y.nin de örgüte katılmak istediğini söylediğini, Ahmet tarafından alınan biletlerle otobüse bindiklerini, verilen telefona tanımadığı kişilerce mesajlar gönderildiğini, kendilerini kimin karşılayacağını bilmediğini belirtmiştir. Y.Y. ise müdafisi huzurunda kolluğa ve Savcılığa verdiği ifadesinde Ç.yle konuşmalarının ardından örgüte katılmaya karar verdiğini, Van'a geldiklerinde Ç.nin yanından uzaklaşarak birisiyle görüşüp mesajlaştığını, Ç.yi Ahmet isimli bir kişinin ikna ettiğini, bu şahsı hiç görmediğini söylemiştir. Van Cumhuriyet Başsavcılığı 25/5/2011 tarihinde Ç. ve Y.Y.ye ilişkin takipsizlik kararı almıştır. F.Y. ve İ.A.nın talimatla alınan ifadeleri ile Ç. ve Y.Y. hakkında verilen takipsizlik kararı ve ekleri 13/9/2011 tarihli duruşmada okunmuş, başvurucular vekili talimatla dinlenen tanıkların aleyhte olan beyanlarını kabul etmediklerini söylemiştir. Başvurucular vekili ek olarak Emniyet tarafından Kürtçeden Türkçeye çevrilen iletişim tutanaklarının çevirisinin ehil bir bilirkişi marifetiyle tekrar yapılmasını istemiştir. Mahkeme, yargılamanın bulunduğu aşamayı dikkate alarak talebi kabul etmemiştir. 26/1/2012 tarihli duruşmada, birleşen dosyada yargılanan S.Ö. hakkında beyanda bulunmuş gizli tanığın ifadeleri ve fotoğraftan teşhis tutanağı okunmuştur. 18/12/2012 tarihli karar duruşmasında başvurucular vekili, gizli tanığın yanı sıra tanıklar İ.A., F.Y., , Y.Y. ve arama yapılan evin sahibi olduğu belirtilen O.İ.nin Mahkeme huzurunda dinlenmesini talep etmiştir. İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi; gizli tanıkla ilgili olarak delillerin değerlendirilmesinin Mahkemenin yetkisinde kaldığını,tanıklar İ.A., F.Y.nin dinlenmesi yönündeki talebi istinabe suretiyle bu kişilerin ifadelerinin alınmış olduğunu ve tanık O.İ.nin dinlenmesinin ise bulunulan aşama itibarıyla dosyaya katkı sağlamayacağını belirterek reddetmiştir. İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi 18/12/2012 tarihli ve E.2010/263, K.2012/295 sayılı kararıyla başvurucuları ve S.Ö.yü terör örgütü üyeliği suçundan 7 yıl 6 ay hapis cezasına mahkûm etmiştir. Mahkeme, başvurucuların tutukluluk hâllerinin devamına karar vermiş ve diğer sanık T.T.nin beraatına hükmetmiştir. Mahkeme kararının başvurucularla ilgili kısımları şu şekildedir:"Sanık Sefer Baysal'ın PKK terör örgütünün kırsal alanına elaman aktarımı faaliyetlerinde bulunduğu[,] kırsal alana terör örgütünde faaliyet yürütmek üzere .. Ç... ve Y... Y... isimli şahısları gönderdiği[,] bu şahısların ... yakalandıkları..., ayrıca T... T... ve K... Y... isimli şahısları kırsal alana gönderme hazırlığı yaptığı, teknik takibe yakalanmamak amacıyla yapmış olduğu görüşmelerde birçok şifreli kelime ve rakamsal şifre kullandığı anlaşılmıştır.Y... Y... ve E... A...nun PKK Terör örgütüne katıldıkları yönünde Emniyete müracaatta bulunan F... Y... ve İ... A...nun beyanları dosyasının arasındadır.Sanık Y... K...in ikametinden Abdullah Öcalan'ın resminin bulunduğu özgür önderlik özgür gelecek yazısı bulunan resminin ele geçirildiği, ön ve arka yüzlerinde iki adet fotoğrafta PKK terör örgütünün kırsal alanda faaliyet gösteren silahlı örgüt mensuplarına ait fotoğraflarının[] bulunduğu, sanığın PKK terör örgütünün faaliyet gösterdiği kırsal alana elaman aktarımı faaliyetlerinde bulunduğu ve T... T... isimli şahsın kırsal alana gitmesi için Sefer Baysal'la birlikte faaliyet yürüttüğü teknik takibe yakalanmamak amacıyla telefon görüşmelerinde birçok şifreli kelime kullandığı Mahkemece kabul edilmiştir.Terör örgütlerinin yurtiçi ve yurtdışındaki kaplarına örgüte katılmak üzere eleman göndermenin, bu örgütlere üye sağlamanın başlıca yollarında[n] biri olduğu, terör örgütlerinin amaç suçun işlenmesi yolunda güven, disiplin ve sıkı irtibata önem veren iş bölümüne dayalı, hiyerarşik düzene sahip yapılara olarak istihbarata, gizlilik, güvenlik ve denetim konularında duyarlı oldukları, işleyiş ve yapılanma itibariyle bu özellikleri gösteren terör örgütlerinin, örgütün "hiyerarşik yapısına" dahil edilmek üzere gönderilen elamanları, irtibat halinde olmadıkları, güvenilir bulmadıkları, denetlemedikleri kaynaklardan kabul etmeyecekleri gibi gizlilik ve güvenlik kuralları ile hiyerarşiye uymayan kişilerin bu tür faaliyetlerine de izin vermeyecekleri terör örgütlerine yeni eleman temin etme, barındırma, gönderme veya ulaşımını sağlama gibi faaliyetlere ilişkin organizasyonunun örgütsel yapı dışında değerlendirilemeyeceği kabul edilmiştir.Sanıklar Sefer Baysal, Yusuf Keskin ve S... Ö...'nın silahlı terör örgütünün kırsal alanında faaliyet gösterdiği anlaşılan .. G.... Kod ... ile irtibatlı olarak ve bu kişinin talimatları doğrultusunda örgütsel disipline riayet ederek, T... T.... ile Y... Y... ve .. Ç...'i silahlı terör örgütünün kırsaldaki kampına götürmek üzere harekete geçtikleri, bu şahısların alınan bilgi doğrultusunda kırsala ulaşamadan yakalanmaları şeklinde gerçekleşen eylemleri nedeniyle örgütün hiyerarşik yapısına dahil örgüt üyesi olarak cezalandırılmalarına karar vermek gerekmiştir." Mahkemenin kararına gerekçe yaptığı iletişimin tespiti tutanaklarının Ç., Y.Y., T.T. ve K.Y.nin PKK'ya katılmak üzere başvurucu Baysal tarafından kırsala gönderilmesine ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Kararda başvurucuların kendi aralarında, başvurucu Baysal'ın X erkek şahıs, Ç., T.T., S.Ö. ve A.K. ile gerçekleştirdiği ve başvurucu Keskin'le T.T. arasındaki görüşmelere de yer verilmiştir. İletişimin tespiti tutanaklarında 19/10/2009 tarihinde başvurucu Baysal ile Ç arasında ve Ç. ile X erkek şahıs arasında Ç.nin Van'a ve Yüksekova'ya gelmesine, biriyle buluşacağına dair görüşmeler yapıldığı; X erkek şahsın başvurucu Baysal'a 20/10/2009 tarihinde "Adamlar yakalandı, dikkatli ol." şeklinde mesaj attığı belirtilmektedir. Başvurucu Keskin ile T.T. arasında ise 27/4/2010 tarihli görüşmelerde T.T.nin bir yerde beklemekte olduğu ve başvurucu Keskin'in başka bir şahısla bir konuyu görüştüğü şeklinde konuşmalar geçtiği belirtilmektedir. Başvurucular bu kararı, başvurucu Baysal ile ilişkilendirilen diğer sanık S.Ö. aleyhinde beyanda bulunan gizli tanığın ve başvurucunun örgüte gönderdiği belirtilen Ç. ile Y.Y.nin, başvurucu Keskin yönünden evinde arama yapılan O.İ. ile hakkında beyanda bulunan İ.A. ve F.Y.nin dinlenmediği, iletişimin tespitine başkaca delil elde etme imkânı kullanılmaksızın başvurulduğu, başvurucu Keskin'in yaptığı görüşmelerin birçoğunun kayda alınmasının yasak olmasına rağmen hükme esas alındığı, görüşmelerin kolluk tarafından şifreli ifadeler kullanılmış gibi çevrildiği, objektif bir çevirinin yapılmadığı, tarafsız bilirkişilerce çevirisinin yapılmadığı, telefon görüşmelerinin yan delillerle desteklenmediği müddetçe kanıt olarak kullanılamayacakları, soyut görüşme tutanaklarına dayalı mahkûm edildikleri, maddi gerçeğin ortaya çıkartılması için gerekli olan soruşturmanın genişletilmesi taleplerinin tümünün reddedildiği, kovuşturma aşamasında Kürtçe konuşmasına rağmen tercüman bulundurulmadığı, 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun maddesinde yapılan değişiklik uyarınca kararın bozulması gerektiği, üzerlerine atılı suçun unsurlarının oluşmadığı gibi gerekçelerle kararı temyiz etmişler ve duruşma talebinde bulunmuşlardır. Yargıtay Ceza Dairesi 4/6/2013 tarihli ve E.2013/3828, K.2013/8366 sayılı ilâmıyla hükmü onamıştır. Nihai karar, başvurucular vekiline 16/8/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucular 16/9/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.B. İlgili Hukuk 5271 sayılı Kanun’un "Tercüman bulundurulacak hâller" kenar başlıklı maddesinin (1) ve (4) numaralı fıkraları şöyledir:"(1) Sanık veya mağdur, meramını anlatabilecek ölçüde Türkçe bilmiyorsa; mahkeme tarafından atanan tercüman aracılığıyla duruşmadaki iddia ve savunmaya ilişkin esaslı noktalar tercüme edilir.…(4)(Ek fıkra: 24/01/2013-6411 S.K./ mad)Ayrıca sanık;a) İddianamenin okunması,b) Esas hakkındaki mütalaanın verilmesi,üzerine sözlü savunmasını, kendisini daha iyi ifade edebileceğini beyan ettiği başka bir dilde yapabilir. Bu durumda tercüme hizmetleri, beşinci fıkra uyarınca oluşturulan listeden, sanığın seçeceği tercüman tarafından yerine getirilir. Bu tercümanın giderleri Devlet Hazinesince karşılanmaz. Bu imkân, yargılamanın sürüncemede bırakılması amacına yönelik olarak kötüye kullanılamaz."