10. Hukuk Dairesi 2012/17043 E. , 2012/15753 K. Mahkemesi :İş Mahkemesi No :201-707 Dava, davacının 01.09.1988-31.12.2005 tarihleri arasında, 506 sayılı Yasa kapsamında zorunlu sigortalılık süreleri hariç, 2926 sayılı Yasa kapsamında tarım Bağ-Kur sigortalılığının tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece bozmaya uyularak, konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Hükmün, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyi…
**10. Hukuk Dairesi 2012/17043 E. , 2012/15753 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi :İş Mahkemesi No :201-707 Dava, davacının 01.09.1988-31.12.2005 tarihleri arasında, 506 sayılı Yasa kapsamında zorunlu sigortalılık süreleri hariç, 2926 sayılı Yasa kapsamında tarım Bağ-Kur sigortalılığının tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece bozmaya uyularak, konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Hükmün, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 22.09.2010 tarih, 2010/10-380 Esas, 2010/420 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere; anılan yasanın 3.maddesinde “tarımsal faaliyette bulunanlar”; “Kendi mülkünde, ortaklık veya kiralamak suretiyle başkalarının mülkünde, kamuya mahsus mahallerde ekim dikim, bakım, üretim, yetiştirme ve ıslah yollarıyla veya doğrudan doğruya tabiattan istifade etmek suretiyle bitki, orman, hayvan ve su ürünlerinin üretimini, avlanmasını, avcılar ve yetiştiriciler tarafından muhafazasını, taşınmasını sağlayanları veya bu ürünlerden sair bir şekilde faydalanmak suretiyle kendi adına ve hesabına faaliyette bulunanlar” olarak ifade edilmiştir. Başka bir ifade ile 2926 sayılı Kanun’un 2. ve 3.maddeleri kapsamında, kendi nam ve hesabına tarımsal faaliyette bulunanlardan yasanın uygulanma tarihinde 50 yaşını dolduran kadınlarla, 55 yaşını dolduran erkekler dışındakiler bakımından tarım Bağ-Kur sigortalılığı zorunlu sigortalılık niteliğinde bulunmaktadır. Sigortalı olmak hak ve yükümlülüğünden vazgeçip kaçınmak mümkün değildir. Diğer yandan resen tescil başlığını taşıyan 9.maddeye göre bu yasa kapsamında sigortalı sayılanların sigortalılıklarının başladığı tarihten itibaren 3 ay içinde Kurum’a kayıt ve tescilini yaptırmayanların tescil işlemlerinin Kurum’ca re’sen yapılması gerekmektedir. 2926 sayılı Yasa’nın 36.maddesi kapsamında Kurum’un prim alacaklarını Bakanlar Kurulu Kararı ile ürün bedellerinden tevkifat suretiyle tahsil etmesi mümkündür. Bu bağlamda 2.madde kapsamına girenlerin belirtilen şekilde prim borçlarının ürün bedellerinden tevkifat suretiyle kesilerek Bağ-Kur’a ödenmesi halinde kayıt ve tescil için Kurum’a başvuru olmasa dahi bahse konu biçimde prim ödenmesi suretiyle kayıt ve tescil konusundaki iradelerini ortaya koydukları tartışmasızdır. Bağ-Kur’un iş bu prim ödenmesine rağmen, sigortalıyı re’sen kayıt ve tescil etmemesi yasanın kendisine yüklediği re’sen tescil mükellefiyetine aykırılık teşkil etmektedir. Sigortalı sayılanların Kanunun 7. maddesi uyarınca sigortalı sayıldıkları tarihten itibaren en geç üç ay içinde Kuruma başvurarak kayıt ve tescillerini yaptırmak zorundadırlar. Bu Kanuna göre sigortalı sayılanlardan Kanun kapsamına girdikleri tarihten itibaren üç ay içerisinde Kuruma başvurarak kayıt ve tescillerini yaptırmayanların tescil işlemi Kurumca resen yapılarak, Kanunun 5. maddesi hükmü ile tescil edildikleri tarihi takip eden aybaşından itibaren sigortalı sayılacaklar, öngörülen süre içinde kayıt ve tescillerini yaptırmayan sigortalıların hak ve yükümlülükleri ise kayıt ve tescil edildikleri tarihi takip eden aybaşından itibaren başlayacaktır.Diğer yandan, 2926 sayılı Kanun’un 10.maddesine göre kayıt ve tescil işlemlerinde Valilik, Kaymakamlık, Özel İdare, Belediye, Muhtarlık ve Nüfus İdareleri kayıtları ile diğer kamu kurum ve kuruluşlarının, kanunla kurulu meslek kuruluşlarının, tarım satış kooperatifler kanununa göre kurulan pancar ekicileri İstihsal Kooperatifleri ile Birliği, T.Şeker Fabrikaları Anonim Şirketi ve tarım kesimine yönelik faaliyette bulunan milli bankaların kayıtlarının esas alınacağı bildirilmiştir. Bu kayıtların tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışmanın yasal karinesi olduğu ortadadır.Yargıtay’ın kararlılık kazanmış uygulaması ile tarım Bağ-Kur'luluğun kanıtlanması yönünde zirai kuruluşların kayıtları karine olarak kabul edilmektedir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 06.02.2002 gün ve 2002/21–69 E.-44 K., 03.07.2002 gün ve 2002/21–576 E.-584 K., 14.02.2007 gün ve 2007/21–73 E.-71 K., 14.02.2007 gün ve 2007/21–172 E.-2007/177 K., 03.03.2010 gün ve 2010/10–107 E.-127 K., 07.07.2010 gün ve 2010/10–359 E.-368 K. sayılı kararları). Somut olayda; talep edilen süreler yönünden Kurum tarafından tescil yapılmadığı halde mahkemece , konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi isabetsiz bulunmuştur. Dava dilekçesinde 01.09.1988 tarihinden itibaren tarım Bağ-Kur sigortalılığın başlatılması istenilmiş ise de, davacı adına herhangi bir tevkifatın bulunup bulunmadığı hususunda mahkemece araştırma yapılmamıştır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 14.02.2007 gün ve 2007/21-73-71 sayılı kararında da açıkça belirtildiği gibi, 2926 sayılı Yasa kapsamında tarım Bağ-Kur sigortalılığının kabulü için, bu sigortalılık kapsamında prim ödenmesi,ürün teslimatı sebebiyle tevkifat yapılması ya da yeniden başvurusu gereklidir. Yöntemince yapılacak araştırma sonucu, davacının tescil başvurusu, prim ödemesi veya prim tevkifatının varlığının belirlenmesi halinde,takip eden aybaşı itibari ile tarım Bağ-Kur sigortalılığı başlatılmalı,devamında ise; 2926 sayılı Yasa 3. maddede belirtilen tarımsal faaliyetin kesintisiz sürdürülmesi aranmalıdır. Tarımsal faaliyetinin süregeldiği kuşkuya yer bırakmayacak şekilde belirlenmesi gerekli olup,davacının nerede oturduğu, ortaklık veya kiralamak suretiyle başkalarının mülkünde tarımsal faaliyette bulunup, bulunmadığı, varsa bu ortaklık veya kiralamaya ve arazi miktarına ait delillerinin neler olduğu, icar sözleşmesi bulunup bulunmadığı, tarımsal faaliyete ara verip vermediği, hangi tür ürünler ektiği, ne kadar ürün elde ederek nerelere sattığı, ilçe tarım müdürlüğü, tarım kredi ile çay veya davacının ürettiği ürün çeşitlerine göre üyesi olma ihtimali bulunan kooperatif kayıtlarının başlangıç ve bitiş tarihleri, ortalama gelirinin ne kadar olduğu ve geçimini sağlamaya yetip yetmeyeceği, doğrudan gelir desteği alıp almadığı, kooperatif ve bankalardan tarımsal amaçlı kredi kullanıp kullanmadığı, tohum veya gübre alımlarına ilişkin belgeleri bulunup bulunmadığı, traktörünün bulunup bulunmadığı, hayvanı; dolayısıyla hayvan satış sözleşmeleri veya süt satımına ilişkin müstahsil makbuzları ile özel şirketlere ürün teslim etti ise buna ilişkin belgeler celp edilmeli, ilgili kişi ve kurumlardan sorulmalı ,varlığının tespiti halinde; 506 sayılı Yasa kapsamındaki çalışmaları da dikkate alınarak hüküm tesis edilmeli, aksi halde davanın reddine karar verilmelidir. Açıklanan maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm tesisi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O hâlde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ:Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 21.09.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.