11. Hukuk Dairesi 2024/4592 E. , 2025/3456 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/2154 Esas, 2024/834Karar KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2018/971 E., 2020/572 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi taraf
**11. Hukuk Dairesi 2024/4592 E. , 2025/3456 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/2154 Esas, 2024/834Karar KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2018/971 E., 2020/572 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı DOEL firmasının Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) tarafından verilen Elektrik Tedarik Lisansına sahip olduğunu, bu lisansı ve kuruluş sözleşmesi ile belirlenen iştigal konusu kapsamında elektrik enerjisi ticareti yapmakta olduğunu, sözleşme imzaladığı firmalarla elektrik enerjisinin alım ve satımını gerçekleştirdiğini, davalı AGE ile de 05.06.2015 tarihli Elektrik Alım Satım Çerçeve Anlaşması imzalandığını, anlaşmanın davalı şirket AGE ile D Tes Elektrik Enerji Toptan Satış A.Ş. arasında olduğunu, 25.08.2017 imza tarihli Devir Protokolü ile D Tes Elektrik Enerji Toptan Satış A.Ş.'nin davacı DOEL şirketine devredildiğini, söz konusu Devir Protokolünde davalı AGE şirketinin de taraf olduğunu ve devre muvafakat ettiğini, 05.06.2015 tarihli Elektrik Alım/Satım Çerçeve anlaşması ve 01.09.2017 tarihli Risk Paylaşım Çerçeve Sözleşmesine bağlı olarak; 29.11.2017 tarihinde davalı AGE şirketinin alıcı ve davacı DOEL şirketinin satıcı olarak belirlendiği AGE20171129-S1 protokol numaralı ticari uygulama protokolünün gerçekleştiğini, bu protokolün ihtilafa dahil olmadığını, 10.07.2018 tarihli davalı AGE şirketinin satıcı ve davacı DOEL şirketinin alıcı olarak belirlendiği AGE2018710-A1 protokol numaralı ticari uygulama protokolü ile 26.07.2018 tarihli davalı AGE şirketinin satıcı ve davacı DOEL şirketinin alıcı olarak belirlendiğini, AGE2018726-A1 protokol numaralı ticari uygulama protokolünün gerçekleştiğini ve ihtilaf konusu olduğunu, Elektrik tedarik piyasasında; brokerların piyasada faaliyet gösteren farklı firmalardan aldıkları talep ve teklifleri değerlendirerek en uygun koşulları bir araya getirerek söz konusu tarafların taleplerine göre bir teklif belirleyip her iki tarafa da gönderdiğini, alıcı/satıcı olarak bir araya getirilen şirketler broker tarafından işlemin gerçekleştirildiğine ilişkin e-posta bildirimi üzerine geçerli bir alım satım işlemi üzerine komisyon ücretine hak kazandığını, dava dışı Balkaner Enerji Madencilik Petrol Ve Bilişim Yatırımları Ltd Şti.'nin ihtilaf konusu protokollerde broker firma olduğunu, broker firma Balkaner'e taraflarca komisyon ücretinin ödendiğini ileri sürerek AGE2018710-A1 ve AGE2018726-A1 nolu protokollere konu elektrik satımına ilişkin işlemin hukuken geçerli olduğunun tespiti, davalının yükümlülüklerini hukuka aykırı olarak yerine getirmediğinin tespiti , (Elektrik Alım/Satım Sözleşmesinin 7 ve 17.maddesi gereğince ... hakları saklı kalmak kaydı ile) anlaşmanın 8. maddesi uyarınca sözleşmenin 8.i. maddesindeki formüle göre hesaplanan davacı DOEL şirketinin uğramış olduğu 1.200.360,00 TL zarar telafi bedellerinin dava tarihinden itibaren işleyecek merkez bankasının en yüksek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak müvekkili şirkete ödenmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; elektrik piyasasındaki faaliyetler ve bu faaliyetlerin aktörleri arasındaki ilişkide iki tür işlemin söz konusu olduğunu; 1. türün, bir tarafın alıcı diğer tarafın satıcı olduğu fiziksel satış veya alım satım sözleşmesi, 2. türün ise fiziksel olarak elektrik teslimatının yapılmadığı, tamamen nakdi uzlaşmaya dayalı olarak alım veya satım yönünde bir referans fiyat belirlenerek tarafların buna göre pozisyon alması ve her ay sonu oluşan piyasa takas fiyatına göre referans fiyat doğrultusunda faturalama yapılan ilişkiler şeklindeki, kısaca finansal işlem veya risk paylaşım sözleşmesi olduğunu, ticari faaliyetlerde öncelikle ilişkideki genel hatların belirlenmesi maksadıyla bir çerçeve sözleşme imzalandığını, işbu sözleşmelerde genel maddelerin düzenlendiğini, çerçeve anlaşmasının imzalanmasının tarafların alıcı/satıcı olarak faaliyetlerine başlaması için yeterli olmadığını, çerçeve anlaşması imzalandıktan sonra her bir ticari işlem için işlemin türüne göre özel şartlar üzerinde ayrıca mutabık kalınıp ayrı bir protokol imzalanarak ticari faaliyete başlandığını, protokoller üzerinde mutabakat olmadıkça herhangi bir ticari faaliyete başlanmadığını, davacı tarafça geçerli olduğunun tespiti talep edilen protokollerin elektrik alım/satım anlaşmasına dayalı olduğunu, davacı tarafın geçerli olduğunu iddia ettiği protokollerin hiçbir zaman kurulmadığını, davacı ile elektrik alım/satımı hakkındaki ilişkinin 05.08.2017 tarihli devir protokolü ile D Tes Elektrik Enerji Toptan Satış AŞ tarafından davacıya devri gerçekleştirilen 05.06.2015 tarihli elektrik alım/satım anlaşmasına dayalı olduğunu, davaya konu 2 protokole ilişkin henüz taraflarca protokol örneği dahi sunulmamış ve herhangi bir onay verilmemişken davalı şirket tarafından gönderilen 17.08.2018 tarihli e-posta ile ilgili işlemlerin gerçekleştirilmesi yönünde davalı şirketin kabulü olmadığı ve işlemlere devam edilmeyerek protokol kurulmayacağının açıkça davacıya bildirildiğini, bu yüzden protokollerin aslında kurulmuş olduğunun iddia edilmesinin hukuken kabul edilemeyeceğini, protokollerin kurulmasına davalı şirketin muvafakat etmediğini ve ilgili protokollerin kurulması sürecine artık devam edilmeyeceği ve protokollerin imzalanmayacağının belirtildiğini, davacı tarafça sunulan protokollerin davalı şirket imzasından yoksun olduğunu, broker'ın tarafları temsil etme veya taraflar adına sözleşme akdetme gibi bir yetkisinin bulunmadığını, broker tarafından gönderilen e-postanın yalnızca tarafların protokol onay sürecine başlaması ve tarafların bir araya getirilmesi iradesinden ibaret olduğunu, brokerlerden alınan hizmet neticesinde broker'a yalnızca hizmet bedeli ödemesi yapıldığını, bu ödemenin de sözleşmenin kurulup kurulmadığı koşuluna asla bağlanmadığını, davacının ne protokollerin kurulmuş olduğunu ne de davalıdan talep ettiği alacağa hak kazandığını hukuken ispatlayamadığını, davacı tarafça talep edilen 1.200.360,00 TL tutarındaki bedelin meşru ve somut bir dayanağı bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile alınan bilirkişi heyeti raporuna göre, davanın tarafları arasında 05.06.2015 tarihli Elektrik Alım/Satım Çerçeve anlaşması ve 01.09.2017 tarihli Risk Paylaşım Çerçeve Sözleşmesinin yapıldığı, çerçeve sözleşmeler genel esasları belirlemekle birlikte çoğunlukla borç ve yükümlülük içermediği, yani alım-satım borcunun sonradan yapılacak münferit sözleşmelere bırakıldığı, bu münferit sözleşmelerin isminin sektörde enerji alım satımı protokolleri olarak anıldığı, bu protokollerin de esasen münferit, yani çerçeve sözleşmeden ayrı, bağımsız borç içeren sözleşmeler olduğu ve tarafların alım-satım borcunun bu sözleşmelerin kurulmasıyla başladığı, enerji satım münferit sözleşmelerinin yani sektördeki ismiyle protokollerin kuruluşunun esasen özel bir şekil şartına bağlanmadığı, ancak bu protokollerin sektör teamülü olarak ıslak imzalı şekilde yapıldığı, taraflar arasında süregelen ticari ilişkide de bu protokollerin önceden beri tarafların her ikisinin de ıslak imzasını taşıyarak yapıldığı, sözleşmenin bu şekilde kurulduğu, sözleşmenin taraflarca benimsenmesi, kısmen dahi ifasına başlanmış olması, örtülü kabulü gösterecek işlem veya eylemlerin bulunması durumunda sözleşmenin davalı tarafça kabulü ve kurulmuş olduğundan bahsedilebeceği, somut olayda; davalı tarafça benimseme veya kabulü gösteren bir ifa faaliyeti yada davalı tarafça kabul edildiğini gösterir bilgi belge tespit edilemediği, taraflar arasında dava konusu olan iki adet alım satım protokolünün piyasa teamülleri ve taraflar arasındaki önceki alım/satım sözleşmesi uygulamaları ile karşılaştırıldığında açık veya örtülü şekilde kurulmadığı, davalı bakımından bağlayıcı olamayacağının sabit bulunduğu, protokollerin kurulmadığı sabit bulunduğundan; davacı tarafın AGE2018710-A1 ve AGE2018726-A1 nolu protokollere konu elektrik satımına ilişkin işlemin hukuken geçerli olduğunun tespiti, davalının yükümlülüklerini hukuka aykırı olarak yerine getirmediğinin tespiti ve bu nedenle davacı tarafın istediği zarar telafi bedelinin davalıdan tahsili isteminin reddi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında akdedilen 05.06.2015 tarihli "Elektrik Alım/Satım Çerçeve Anlaşması"nın Tanımlar başlıklı 2.1. maddesinde; "Protokol:İş bu anlaşma çerçevesinde üzerinde mutabık kalınacak olan Ticari Uygulama Protokolü" olarak, yine 01.09.2017 tarihli "Risk Paylaşım Çerçeve Sözleşmesi"nin Tanımlar başlıklı 2.1. maddesinde; "Protokol: Taraflar arasında daha sonra mutabık kalınacak olan Ticari Uygulama Protokolü" olarak tanımlandığı ve taraflar arasındaki elektrik alım satıma ilişkin ticari işleyişin ticari uygulama protokolleri çerçevesinde gerçekleştiği, protokol tanımı ve taraflar arasında fiilen süregelen ticari ilişki incelendiğinde işin niteliği gereği tarafların protokol hükümleri hususunda açıkça mutabık kalmaları gerektiği, bu durumda somut olayda 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 6. ve 11. maddelerinin uygulama yeri olmayıp, davalının açık onayına ihtiyaç duyulmadığından ve uygun bir sürede öneri reddedilmediğinden sözleşmenin kurulduğuna ve önerinin davalıya ulaştığı andan itibaren sözleşmenin hüküm ifade ettiğine ilişkin davacı iddiasına itibar edilmediği, nitekim davalı tarafından dosyaya sunulan ve ihtilaf konusu olmayan taraflar arasında akdedilen önceki tarihli ticari uygulama protokollerinin hepsinde tarafların karşılıklı imzalarının bulunduğu davacı tarafından davalıya gönderilen protokollerde ise davacının imzası olmakla birlikte davalı tarafından imzalanmadığı ve broker tarafından yapılan önerilerin kabul edilmediğinin davalı tarafından mail ile davacıya iletildiği, ayrıca önerinin davacı veya davalıdan gelmediği, tarafları sözleşme yapmak üzere mail ile bir araya getirmek için faaliyet yürüten brokerden geldiği, taraflarca broker ücretinin ödenmesi de tek başına sözleşmenin kurulduğunun ve hüküm ifade ettiğinin ispatı için yeterli olmadığı, davacı tarafından brokerden gelen önerinin taraflarca tartışıldığına ve açıkça mutabık kalındığına ve sözleşmenin kurulduğuna ilişkin dosyaya geçerli yazılı ve kesin delil sunulmadığı, açıklanan nedenlerle İlk Derece Mahkemesi karar ve gerekçesinin usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, taraflar arasında akdedilen 05.06.2015 tarihli "Elektrik Alım/Satım Çerçeve Anlaşması" ve 01.09.2017 tarihli "Risk Paylaşım Çerçeve Sözleşmesi" kapsamında elektrik alım satımına ilişkin AGE2018710-A1 ve AGE2018726-A-1 numaralı Ticari Uygulama Protokollerinin kurulduğunun tespiti ve söz konusu protokoller kapsamında davalının edimini ifa etmemesi sebebiyle telafi bedellerine ilişkin müspet zararın tazmini istemine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 20.05.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi