Başvurucu, 24/11/1994 tarih ve 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun’un 22. maddesi kapsamında şahsa bağlı hak uygulamasından yararlandırılma talebiyle idareye yaptığı başvurunun reddedilmesi üzerine 22/9/2005 tarihinde Diyarbakır İdare Mahkemesinde açtığı iptal ve tam yargı davasının reddedildiğini ve yargılamanın makul sürede sonuçlanmadığını belirterek, mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüş ve tazminat talep etmiştir.
Başvurucu, 24/11/1994 tarih ve 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun’un maddesi kapsamında şahsa bağlı hak uygulamasından yararlandırılma talebiyle idareye yaptığı başvurunun reddedilmesi üzerine 22/9/2005 tarihinde Diyarbakır İdare Mahkemesinde açtığı iptal ve tam yargı davasının reddedildiğini ve yargılamanın makul sürede sonuçlanmadığını belirterek, mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüş ve tazminat talep etmiştir. Başvuru, 13/6/2014 tarihinde Batman İdare Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. İdari yönden yapılan ön incelemede başvurunun Komisyona sunulmasına engel bir durumunun bulunmadığı tespit edilmiştir. İkinci Bölüm İkinci Komisyonunca 12/12/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesi Bölüm tarafından yapılmak üzere dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından 9/1/2015 tarihinde, kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru konusu olay ve olgular ile başvurunun bir örneği görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir. Adalet Bakanlığının 11/2/2015 tarihli yazısında, Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen, başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve ekleri ile başvuruya konu yargılama dosyası içeriğinden tespit edilen ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, Petrol Ofisi Batman Bölge Müdürlüğünde sözleşmeli olarak müdür yardımcılığı görevini yürütmekte iken 4046 sayılı Kanun’un maddesi kapsamında 23/10/2000 tarihinde Batman Köy Hizmetleri İl Müdürlüğüne atanmıştır. Başvurucu, 4046 sayılı Kanun’un maddesi uyarınca, 22/1/1990 tarih ve 399 sayılı Kamu İktisadi Teşebbüsleri Personel Rejiminin Düzenlenmesi ve 233 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Bazı Maddelerinin Yürürlükten Kaldırılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname Eki 1 Sayılı Cetvel’de yer alan görevlerde iken anılan Kanun gereğince başka kurumlara atananlara tanınan "şahsa bağlı hak" uygulamasından yararlandırılması talebiyle 1/8/2005 tarihinde idareye yaptığı başvurunun reddedilmesi üzerine 22/9/2005 tarihinde Diyarbakır İdare Mahkemesinde, hakkında tesis edilen atama işlemi nedeniyle maaşının dondurulmasına ilişkin idari işlemin iptalini ve uğradığı parasal kayıpların giderilmesini talep etmiştir. Mahkemenin 14/6/2007 tarihli ve E.2005/584, K.2007/827 sayılı kararıyla başvurucu hakkında tesis edilen 23/10/2000 tarihli atama işleminin öğrenildiği 15/1/2001 tarihinden itibaren altmış gün içinde davanın açılması gerektiği belirtilerek süre aşımı nedeniyle dava reddedilmiştir. Temyiz üzerine, Danıştay Beşinci Dairesinin 30/6/2008 tarihli ve E.2007/6388, K.2008/4040 sayılı ilâmıyla; başvurucunun idareye müracaat ettiği tarih itibarıyla davanın süresinde açılan kısmı yönünden işin esasına girilerek karar verilmesi gerekirken, davanın tamamının süre aşımı yönünden reddedilmesinde isabet bulunmadığı gerekçesiyle ilk Derece Mahkemesinin kararı bozulmuştur. Mahkemece bozma kararına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda, 21/5/2010 tarihli ve E.2008/2294, K.2010/920 sayılı kararla davanın reddine karar verilmiştir. Mahkeme kararının ilgili kısmı şöyledir: " ... Mahkememizce yapılan ara kararları üzerine gerek Devlet Personel Başkanlığı gerekse davacının eski kurumu olan Petrol Ofisi A.Ş. tarafından sunulan cevap dilekçesi ve ekli belgelerden; davacının eski görevi olan 'Bölge Müdür Yardımcılığı' görevinin 399 sayılı KHK eki 1 sayılı cetvele tabi olmayıp davacının 22/5/2003 tarih ve 1475 sayılı İş Kanunu'na tabi kapsam dışı personel olarak görev yapmakta iken nakle tabi tutulduğu anlaşılmıştır. Bu durumda, 4046 sayılı Kanun gereğince atanmadan önceki görevinin 399 sayılı KHK eki 1 sayılı cetvele tabi bir görevde olmadığı anlaşılan davacının şahsa bağlı hak uygulamasından yararlandırılmamasında hukuka aykırılık bulunmamaktadır." Temyiz üzerine, Danıştay Beşinci Dairesinin 7/5/2012 tarihli ve E.2011/144, K.2012/2969 sayılı ilâmıyla hüküm onanmıştır. Başvurucunun karar düzeltme talebi, aynı Dairenin, 3/4/2014 tarihli ve E.2013/4465, K.2014/2762 sayılı ilâmıyla reddedilmiştir. Karar, başvurucuya 14/5/2014 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu, 13/6/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.B. İlgili Hukuk 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun maddesinin (2) numaralı fıkrası, maddesinin (3) ve (4) numaralı fıkraları, maddesinin (5) numaralı fıkrası, maddesi, maddesinin (3) numaralı fıkrası ile maddesi, 4046 sayılı Kanun’un maddesinin altıncı fıkrası şöyledir: “399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye ekli (1) sayılı cetvelde belirtilen kadrolarda görev yapmakta iken nakle tâbi tutulan personelin (bu Kanuna göre anonim şirket halinde birleştirilen kuruluşlardaki personel dâhil), Devlet Personel Başkanlığına bildirildikleri tarihteki kadrolarına ilişkin olarak bildirim tarihi itibarıyla almakta oldukları aylık, ek gösterge, zam, özel hizmet tazminatı, makam tazminatı, temsil tazminatı, görev tazminatı bir bütün olarak, göreve başladıkları tarihi izleyen aybaşından geçerli olmak üzere üç yıl süre ile saklı tutulur ve şahsa bağlı haktan yararlanılan süreler 5434 sayılı Kanun’un ek 68 inci ve ek 73 üncü maddelerinde belirtilen sürelerin hesabında (daha önce nakledilenler dâhil) dikkate alınır. İlgililerin yeni kadrolarına atandıkları tarihten önce, eski kadroları için mevcut olan ve saklı haklar kapsamında bulunan gösterge, puan, oran ve katsayı artışları şahsa bağlı haklarda artış sayılır. Ancak eski kadro için bu tarihten sonra ihdas edilmiş hiçbir malî ve sosyal hak ve yardım ile sair ödemeler şahsa bağlı hak kapsamında değerlendirilmez. Atanılan kadrodaki derece yükselmeleri veya kademe ilerlemeleri, aylık gösterge ve ek gösterge dışındaki ödemelerde, şahsa bağlı olarak saklı tutulan hakların ödendiği eski kadronun derecelerinin yükseltilmesi veya kademelerinin ilerletilmesi sonucunu doğurmaz. Bu personelin (bu Kanuna göre anonim şirket halinde birleştirilen kuruluşlardaki personel dâhil), Devlet Personel Başkanlığına bildirildikleri tarihteki kadrolarına ilişkin olarak bildirim tarihi itibarıyla almakta oldukları aylık, ek gösterge, ikramiye, her türlü zam ve tazminatları (ek tazminat ve bankacılık tazminatı dâhil), makam tazminatı, temsil tazminatı, görev tazminatı, ücret (fazla mesai ücreti hariç), ek ücret, ek ödeme ve benzeri adlarla yapılan ödemelerin toplam net tutarının (bu tutar sabit bir değer olarak esas alınır); nakledildiği kurum ve kuruluş tarafından şahsa bağlı hak olarak ödenen aylık, ek gösterge, zam, özel hizmet tazminatı, makam tazminatı, temsil tazminatı, görev tazminatı ödemeleri ile şahsa bağlı hak dışında yapılan ikramiye, ücret, ek ücret, ek ödeme, ek tazminat, teşvik ödemesi, döner sermaye payı ve benzeri adlarla yapılan her türlü ödemelerin (fazla mesai ücreti, fiilen yapılan ders karşılığı ödenen ek ders ücreti hariç) toplam net tutarından fazla olması hâlinde aradaki fark tutarı, herhangi bir vergi ve kesintiye tâbi tutulmaksızın fark kapanıncaya kadar ayrıca tazminat olarak ödenir. Atandıkları kurumdaki kadro unvanı veya pozisyonlarında isteğe bağlı olarak herhangi bir değişiklik olanlarla, başka kurumlara geçenlere şahsa bağlı hak uygulaması ile fark tazminatı ödenmesine son verilir.”