10. Ceza Dairesi 2021/18148 E. , 2025/3024 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SUÇ : Uyuşturucu madde ticareti yapma HÜKÜM : İlk derece mahkemesi hükmünün kaldırılması suretiyle mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin düzeltilerek esastan reddi Sanık hakkında kurulan hükmün, yapılan ön inceleme neticesinde temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyi
**10. Ceza Dairesi 2021/18148 E. , 2025/3024 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SUÇ : Uyuşturucu madde ticareti yapma HÜKÜM : İlk derece mahkemesi hükmünün kaldırılması suretiyle mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin düzeltilerek esastan reddi Sanık hakkında kurulan hükmün, yapılan ön inceleme neticesinde temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I.HUKUKİ SÜREÇ A. Manavgat 1. Ağır Ceza Mahkemesince, sanığın uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan mahkûmiyetine karar verilmiştir. B. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin, yukarıda belirtilen kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf başvurusuna ilişkin olarak duruşmalı yapılan inceleme neticesinde İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile sanığın uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan,mahkûmiyetine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafiinin temyiz sebepleri özetle; Yeterli delil bulunmadığına, beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir. III. GEREKÇE Sanığın, yaşı küçük ... ve ...'e uyuşturucu madde temin ettiği anlaşılmakla 5237 sayılı TCK'nın 188/3-son cümlesi gereği cezanın 15 yıldan az olamayacağının gözetilmemesi aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır. A. Bölge Adliye Mahkemesinin, suçun vasfı ile sübutuna, delillerin değerlendirilmesine ilişkin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, sanık müdafiinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiş, hükümde açıklanan gerekçeler, tüm dosya kapsamına göre usul ve yasaya uygun bulunarak, eleştiri ve aşağıda belirtilen dışında hükümde hukuka aykırılık tespit edilmemiştir. B. İlk derece mahkemesi tarafından kurulan "5 yıl 6 ay 20 gün hapis cezası ve 660 TL adli para cezası ile adli para cezasının on eşit taksitle tahsiline" şeklindeki hükmün sadece sanık lehine temyiz edilmiş olması dikkate alındığında, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından sanığın kazanılmış hakkı gözetilmeden, "5 yıl 6 ay 20 gün hapis cezası ve 660 TL adli para cezası ile adli para cezasının dört eşit taksitle tahsiline" şeklinde hüküm kurulmuş olması, hukuka aykırı olarak değerlendirilmiş; bu hususun Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülmüştür. IV. KARAR Gerekçe bölümünün (B) bendinde açıklanan nedenle, sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesi kararının 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi gereği, BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun'un 303. maddesi gereği Bölge Adliye Mahkemesi hükmünün, Adli para cezasının taksitlendirilmesine ilişkin kısmındaki "4 eşit taksitte" ibaresinin çıkartılarak yerine "10 eşit taksitte" ibaresinin yazılması, Suretiyle, hükümdeki hukuka aykırılığın DÜZELTİLEREK, Tebliğname’ye uygun olarak, Başkan Vekili ...'in değişik gerekçesi ve oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/1. maddesi uyarınca Manavgat 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 18.03.2025 tarihinde karar verildi. DEĞİŞİK GEREKÇE 5237 sayılı TCK’nın 188. maddesinin 3. fıkrasının 1. cümlesinde; uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin, kullanılması dışında bir amaçla ruhsatsız veya ruhsata aykırı olarak ülke içinde satılması, satışa arz edilmesi, başkalarına verilmesi, sevk edilmesi, nakledilmesi, depolanması, satın alınması, kabul edilmesi ve bulundurulması hallerinde, fail hakkında on yıldan az olmamak üzere hapis cezası ile cezalandırılacağı, aynı fıkranın 2. cümlesinde ise uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin bir çocuğa satılması veya verilmesi durumunda hapis cezasının on beş yıldan az olmayacağı belirtilmiştir. 5237 sayılı TCK’nın 188. maddesinin 3. fıkrasının 2. cümlesinde yer alan düzenleme, 28 Haziran 2014'te yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile TCK’ya eklenmiştir. Uyuşturucu veya uyarıcı madde satılan veya verilen kişinin çocuk olması hâlinde verilecek cezanın arttırılmasını öngören bu düzenlemenin Kanun’a eklenmesindeki amaç, madde gerekçesinde, uyuşturucu ve uyarıcı maddelerin etkilerinden çocukların korunması ile uyuşturucu veya uyarıcı madde suçlarıyla mücadeleyi güçlendirme olarak açıklanmıştır. TCK’nın 188. maddesinin 3. fıkrasının 2. cümlesinde yer alan bu düzenlemede kanun koyucu hareket çeşitliliği yönünden bir sınırlamaya gitmiştir. TCK’nın 188. maddesinin 3. fıkrasının 2. cümlesinde, 1. cümlede yer verilen hareketlerden sadece “satmak” ve “başkalarına vermek” hareketlerine yer verilmiştir. Şu hâlde, diğer hareketler yönünden bu arttırım maddesinin uygulanması mümkün değildir. Kaldı ki, “satmak” ve “başkalarına vermek” seçimlik hareketlerinin meydana geliş şekilleri de göz önüne alındığında, bu iki hareket dışındaki hareketlere fıkranın 2. cümlesinde yer verilmesi Kanun’un düzenleniş amacına da uygun değildir. Kanun koyucunun bu düzenlemeye yer vermesinin altında yatan sebep, bir kazanç unsuru içersin içermesin uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin bir çocuğa verilmesinin veya satılmasının yaratacağı tehlikenin, bir yetişkine verilmesi veya satılmasının yaratacağı tehlikeden daha büyük oluşudur. Diğer bir açıdan da, fıkranın 2. cümlesinde, 1. cümlede yer alan seçimlik hareketlerden sadece “satmak” ve “vermek” hareketlerine yer verilmiş olması, kendisine uyuşturucu veya uyarıcı madde satılan çocuk ile bu uyuşturucu veya uyarıcı maddeyi kendisine satan veya veren fail arasında bir iştirak iradesinin bulunmaması gerektiğine işaret eder. Söz konusu iki seçimlik hareketin gerçekleşme şekillerine bakıldığında, uyuşturucu veya uyarıcı maddenin satılması veya verilmesi ile satan veya verenin bu uyuşturucu veya uyarıcı madde üzerindeki fiili hakimiyeti sonlanır. Fail ile çocuk arasında bir iştirak ilişkisi varsa suç konusu üzerinde bir hakimiyet kaybı veya değişikliği olmayacağından, TCK’nın 188. maddesinin 3. fıkrasının 2. cümlesi anlamında “vermek” veya “satmak” hareketlerinin gerçekleştiği söylenemez, suç konusu üzerinde hakimiyet el değiştirmemiştir. Hakimiyeti değiştirmeden, fiziken vermek şeklinde gerçekleşen davranışlar bu kapsamda değerlendirilemez. Bu durumda, uyuşturucu veya uyarıcı maddeyi hem alan hem veren, aynı suçun faili konumundadır. Failin, uyuşturucu veya uyarıcı maddeyi, nakletmesi, bulundurması, depolaması için iştirak ilişkisi içerisinde birlikte hareket ettiği çocuğa vermesi hallerinde, suçu, iştirak iradesi altında birlikte gerçekleştirdiklerinden bu nitelikli hal uygulanma alanı bulmaz. Çocuk, uyuşturucu veya uyarıcı maddeyi kendisine veren failin fiiline “birlikte fail” olarak veya “yardım eden” sıfatıyla da suça katılsa, uyuşturucu veya uyarıcı maddeyi çocuğa veren fail hakkında nitelikli hal uygulanmayacaktır. Kanun metnine ve gerekçesine bakıldığında, uyuşturucu veya uyarıcı maddeyi satın alan veya kabul eden çocuğun, suça konu maddeyi, kendisiyle iştirak ilişkisi içinde olmayan failden alırken bir amaca sahip olması gerektiğine ilişkin bir şart aranmamıştır. Bu nedenle çocuk, suç konusunu kendi kullanımı için almışsa da bir başkasına satmak için almışsa da bu nitelikli hal uygulama alanı bulur. Bu açıklamalar doğrultusunda somut olay incelendiğinde; Suça konu uyuşturucu maddenin tanık ...’ın üzerinde ele geçtiği, bu maddeyi diğer tanık ... ile birlikte sanık ... adına sakladıkları, suça konu maddenin bir kısmını okula girmeden önce tanıklar ve sanığın birlikte kullandıklarını, ele geçen maddeyi ise okula girmeden önce sanığın tanıklara saklamaları için verdiği anlaşılmıştır. Tanıklar ve sanığın aşamalardaki beyanlarından, suça konu uyuşturucu maddenin okula sokulmasından önceki aşamada birlikte hareket ettikleri ve okula sokulmasından sonra da suç konusu uyuşturucu maddeyi birlikte içmek niyetinde olduklarını beyan ederek suç konusu üzerindeki hakimiyetlerini devam ettirdikleri anlaşılmaktadır. Bu durumda suç konusu üzerinde tanıklar ve sanığın aynı amaç doğrultusunda birlikte bir hakimiyet kurdukları ve bu nedenle de iştirak iradesi altında hareket ettikleri anlaşılmakla, sanığın suç konusu uyuşturucu maddeyi tanık ...’a teslim etmesi TCK’nın 188. maddesinin 3. fıkrasının 2. cümlesi anlamında “vermek” fiili olarak nitelendirilemez. Her ne kadar tanıklar hakkında yargılama yapılmamışsa da sanık ve tanıklar aynı suça iştirak eden faillerdir. Açıkladığım nedenlerle; Bölge Adliye Mahkemesi hükmüne yönelik temyiz talebinin esastan reddi ile hükmün onanmasına ilişkin sayın çoğunluğun görüşlerine katılmakla birlikte, sanık hakkında TCK’nın 188. maddesinin 3. fıkrasının 2. cümlesinin uygulanmamasının hukuka aykırı olduğuna dair eleştiri yapılmasına ilişkin sayın çoğunluğun kararına katılmamaktayım. 18.03.2025