(Kapatılan) 18. Hukuk Dairesi 2013/4718 E. , 2013/6719 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Hilvan Cumhuriyet Başsavcılığının davanamesinde, ...'ın "..." olan isminin değiştirilmesi istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü ile ...'ın "..." olan adının ... olarak düzeltilmesine ve tesciline karar verilmiş, hüküm davalılar ... ve ... tarafından temyiz edilmiştir. Y A R G I T A Y K A R A R I Temyiz istemlerinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar oku…
**(Kapatılan) 18. Hukuk Dairesi 2013/4718 E. , 2013/6719 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Hilvan Cumhuriyet Başsavcılığının davanamesinde, ...'ın "..." olan isminin değiştirilmesi istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü ile ...'ın "..." olan adının ... olarak düzeltilmesine ve tesciline karar verilmiş, hüküm davalılar ... ve ... tarafından temyiz edilmiştir. Y A R G I T A Y K A R A R I Temyiz istemlerinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Hilvan Cumhuriyet Başsavcılığının 24.09.2012 gün ve 2012/3 sayılı davanamesi ile davalıların 30.08.2012 doğum tarihli kızı olan ...'ın bu isimle nüfusa kaydedildiği, ancak bu kayıt işleminin Soyadı Nizamnamesinin 7. ve 8. maddelerine aykırı olduğu, bu nedenle Nizamnamenin 12. maddesi gereğince ismin değiştirilmesi istenilmiştir. Mahkemece Soyadı Nizamnamesinin 7. ve 8. maddeleri gözetilerek ve ayrıca ... isminin küçük çocuğu ileride toplum önünde rencide edeceğinden ... isminin ... olarak değiştirilmesine karar verilmiştir. Dava, Cumhuriyet Savcısı tarafından açılmış bulunan nüfus kütüğünde kayıtlı adın değiştirilmesine ilişkin bulunduğuna göre, öncelikle böyle bir davanın niteliği ve Cumhuriyet Başsavcılığınca açılıp açılamayacağı üzerinde durulmalıdır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 01.03.2000 gün ve 2000/18-127 Esas, 2000/158 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere; özel hukuk açısından ad, kişiyi tanıtan ve onu diğer bireylerden ayırmaya yarayan bir kavramdır. Başka bir deyişle ad, kişinin toplum içinde tanınmasının ve bu konuda gerekli düzenin sağlanmasının önemli bir aracıdır. Kendine özgü kişiliği ve özvarlığı olan her birey, başkalarından adıyla ayırt edilir, toplum ve ailesi içinde bununla yer alır. Onun içindir ki, her kişinin bir adı olması zorunlu kılınmıştır. Bu zorunluluk kişinin yaşamıyla özdeşleşen ve kişiliğinin ayrılmaz bir öğesini oluşturan adını özgürce seçmesi ve onurla taşıması için kendisine tanınmış bir temel kişilik hakkıdır. Ad üzerindeki bu hak, Anayasamızda güvence altına alınmış bulunan temel hak ve özgürlükler kapsamında olup, her Türk yurttaşının milli kültür ve çağdaş hukuk düzeni içinde eşit olarak yararlanması ilkesine dayandırılmıştır. Adın temel kişilik hakları içerisinde taşıdığı önemi gözönünde bulunduran 4721 sayılı Türk Medeni Kanunumuzda kişiliği korumaya ilişkin hükümlerle yetinilmeyip (m.23-25), onu ayrıca düzenlemek yoluna gitmiştir (m.26,27). Diğer yandan Türk Medeni Kanununun 339.maddesinin son fıkrasında çocuğun adını koyma hakkı anne ve babaya tanınmıştır. Ayrıca adın yabancı kökenli olması da onun değiştirilmesini gerektirmez. Kişi adının yukarıda açıklanan niteliği gereği sürekliliği asıl olmakla birlikte, haklı nedenlerin bulunması koşuluyla değiştirilmesine olanak tanınmış, Türk Medeni Kanununun 27.maddesinde “adın değiştirilmesi, ancak haklı sebeplere dayanılarak hakimden istenebilir” hükmüne yer verilmiştir. Buna göre bir kişinin adı, haklı nedenlerin varlığı halinde değiştirilebilir ise de onun yerine uygun yeni bir ad konulmadıkça her ne sebeple olursa olsun doğrudan değiştirilmesi istenemez. Bu davada var olan adın kaldırılması yani yok kılınması istenmekte ancak, yukarıda açıklanan nedenlerle de yerine yenisinin konulması istenmediğinden ve istenemeyeceğinden dava niteliği itibarıyla adın iptali davasıdır. Dosyadaki bilgi ve belgelerden; 30/08/2012 doğum tarihli, ... ve ... kızı kişinin isminin “...” olarak verildiği bu ismin kamu düzenini ihlal ettiği ve Soyadı Nizamnamesinin 7. ve 8. maddelerine aykırı olduğu gerekçesiyle Cumhuriyet Savcısı tarafından düzeltilmesinin istenildiği anlaşılmaktadır. Mahkemece yapılan yargılamada davalı anne ve baba dinlenilmiş ve çocuklarının isminin ... olarak kalmasında ısrar etmişlerdir. Cumhuriyet Savcısı Soyadı Nizamnamesinin 7. ve 8. maddelerine aykırı olduğu gerekçesiyle, aynı Nizamnamenin 12.maddesine dayalı tashih isteminde bulunmuştur. Mahkemece dayanak yapılan yasal mevzuat 2525 sayılı Yasaya dayalı olarak Bakanlar Kurulunca 27.12.1934 tarihinde çıkartılan Soyadı Nizamnamesi kapsamında ırk, millet, aşiret veya kabile isimlerinin soyadı olarak kullanılamayacağı ve yeniden takılamayacağı düzenlenmiş bulunmaktadır. Buna göre gerçek kişilerin ön adlarının verilmesinin düzenlendiği yasal mevzuat kapsamında söz konusu ismin tescilini ve kullanılmasını engelleyen bir hüküm bulunmamaktadır. Ayrıca bu hakkın kullanılmasını ortadan kaldıracak biçimde mahkemece mevcut ismin silinerek yerine re'sen ... isminin verilmesi hukuken mümkün değildir. Buna göre, istemin reddine karar vermek gerekirken yazılı gerekçelere göre karar verilmesi doğru görülmemiştir. Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 18.04.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.