Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2023/6822 E. , 2024/3949 K. T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2023/6822 Karar No : 2024/3949 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı VEKİLİ : Hukuk Müşaviri ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... Elektrik Nak. San. ve Tic. A.Ş. VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Tuz G…
Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2023/6822 E. , 2024/3949 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2023/6822 Karar No : 2024/3949 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı VEKİLİ : Hukuk Müşaviri ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... Elektrik Nak. San. ve Tic. A.Ş. VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Tuz Gölü havzasında bulunan ... numaralı sahada III. Grup maden sahasına ilişkin ruhsatının ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile iptal edilmesi üzerine, iptal edilen III. Grup göl tuzu ruhsatları dahilinde inşa edilen tuz çökertme havuzlarında biriktirilen tuzun stok olarak kabul edilmesi ve satışına izin verilmesi gerektiği, ... Sulh Hukuk Mahkemesinin ... tarih ve ... kararı ile tespit edilen ruhsat sahasında bulunan ve üretildiği ileri sürülen tuzun bedeli olan (dava dilekçesinde talep edilen miktar ıslah edilmek suretiyle) 191.878.242,14 TL'nin avans faizi ile birlikte tazminine karar verilmesi istenilmektedir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: .... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; mahallinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen bilirkişi raporunda, havuzlarda bulunan ve uygun kalınlık seviyesine sahip olan tuzun stokta bulunan tuzdan farklı olmadığı, her ikisinin de ticari bir değeri olup, satışa hazır bulunduğu, dolayısıyla üretilmiş maden olarak kabul edileceği, davalı idarece stokta bulunan tuzların Maden Kanunu'nun 36. maddesinin 2. fıkrasına göre yerlerinden alınmasının uygun görülmesi karşısında, dava konusu olan ve havuzlarda bulunan tuzların da aynı şekilde değerlendirilmesi gerekirken, bunun kabul edilmemesi nedeniyle anılan tuzların bedellerinin tazmini istemiyle bakılmakta olan dava açılmış olup, davacının yeni bir "ÇED Olumlu" belgesi alması nedeniyle hukuka uygun olarak gösterdiği faaliyet neticesinde, bilirkişi raporuna göre üretilmiş maden olarak kabul edilmesi gereken havuzlarda bulunan tuzun bedelinin tazmini gerektiği anlaşılmakta olup, bahse konu bilirkişi raporunda özetle; "1- Tespit konusu dosya ve ekindeki belgeler ile heyetimizce yapılan inceleme ve değerlendirmeler sonucunda sahanın ... Elek. Mad. Nak. San. Tic. A.Ş. tarafından üretim için seddelerin ve havuzların yapıldığı, suyun tutulmaya başlanıldığı, tuz üretimi için sahanın hazır hale getirildiği, yapılan inceleme ve değerlendirmelerde havuzlarda biriktirilerek üretilmiş olan tuzun ... Elek. Mad. Nak. San. Tic. A.Ş. tarafından üretildiği kanaatine varılmıştır. 2- Havuzların oluşturulmaması durumunda ise; tuzun çöktürülerek kristalleştirilmesi olayının gerçekleşmeyeceği, söz konusu tuzlu suyun gölde tuz oluşmadan tekrar geldiği gözelerden(göl içerisine) geri kaçacağını, dava konusu Ruhsat/Sicil No: ... nolu sahalarda keşif günü yapılan incelemelerde; havuz ve Tuz Gölünün bulunduğu alanlarda gerekli ölçümler yapılmıştır. Her iki tarafta da tuz oluşumunun durumları tuz havuzunun ve gölün içine girilerek incelenmiştir. Havuz tarafında keşif esnasında yapılmış olan araştırma çukurları incelendiğinde ortalama olarak 47,66 cm kalınlığında tuz tabakası olduğunu söz konusu tuz tabakasının altında balçık (çamur) bulunduğunu, göl tarafında ise 1-2 cm kalınlığında bir tuz tabakasının oluştuğu ve tabanda balçık (çamur) bulunduğu gözlenmiştir. 3- Heyetimizden hesaplanması istenilen tuzun kalınlık değeri, sahada yapılan ölçümlerde dava konusu sahada çökelen tuz kalınlığının ortalama 47,66 cm olarak tespit edilmiştir. Ölçülen söz konusu tuz tabakasının altında ise killi balçıklı bölüm olduğu gözlenmiştir. Tuz işletim sisteminin düzenli çalışabilmesi için havuzlarda çökelen tuz tabakalarının tamamen alınmaması gerekmektedir. Buna göre keşif günü yapılan ölçümlerde ortalama tuz kalınlıklarından 10 cm'lik kısmın tabanda topuk tuzu olarak bırakılması heyetimizce uygun bulunmuştur. Buna göre işletilebilir tuz kalınlığı 47,66-10=37,66 olarak bulunmuş ve hesaplamalarda 38 cm olarak alınmıştır. 4- Keşif günü sahadan alınan tuz numuneleri üzerinde; Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve TÜRK-AK onaylı ... Zemin ve Kaya Mekaniği Laboratuvar Şirketi tarafından yapılan özgül ağırlık/birim hacim ağırlığı , 2.091 g/cm3 olarak ölçülmüştür. 5- Buna göre; dava konusu Sicil No:... sahadaki Tuz Kütlesi(TK)z 2.970.150m2 X 0.38mX 2.091 Ton/m2=2.360.021,79 Ton olarak hesaplanmıştır. 6- Bu alandaki tuzun ocakbaşı maliyeti ve günümüzdeki parasal karşılığı ise; 2018 yılı için, Tuzun bedeli (B)z 2.360.021,79 Ton X 97 TL/Ton= 228.922.113,63 TL olduğu bu değerin üretilerek sahada stoklanmış tuzun satış fiyatı olduğu söz konusu bu miktardan çıkarılmamış tuzun maliyet bedelinin ve Devlet katkı payının çıkarılması gerekmektedir. Buna göre yapılan hesaplamalar sonucunda; Üretim ve Satış Maliyeti = 2.360.021,79 Ton X 7 TL/Ton= 16.520.152,53 TL Devlet Katkı Payı= Tuz Bedeli x 0,0407 228.922.113,63 x 0,040 = 9.156.884,54 TL Toplam : 25.677.037,07 TL Buna göre Bütün giderler düşüldükten sonra havuzlardaki Tuzun bedeli(B) : 228.922.113,63 TL - 25.677.037,07 TL = 203.245.076,56 TL Dava tarihi olan 09.03.2016 tarihindeki havuzlarda mevcut haliyle bulunan Tuzun bedeli (B)= 162.623.336 TL olarak hesaplandığı" sonuç ve kanaatine varıldığı, bu durumda, davacının yeni bir "ÇED Olumlu" belgesi alması nedeniyle hukuka uygun olarak gösterdiği faaliyet neticesinde, bilirkişi raporuna göre üretilmiş maden olarak kabul edilmesi gereken havuzlarda bulunan tuzun bedelinin tazmini gerektiği anlaşıldığından, bu doğrultuda bilirkişi raporu ile tespit edilen 162.623.336,00 TL tuz bedelinin davalı idare tarafından dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesi gerektiği gerekçesiyle, davanın 162.623.336,00 TL'lik kısmının kabulüne, geri kalan 29.254.906,14 TL'lik kısmı yönünden davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, sahadaki tuzun üretime ilişkin hazırlık aşamasında bulunduğu, bu nedenle üretilmiş maden olarak kabul edilemeyeceği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NUN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun "Temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar" başlıklı 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde "temyiz incelemesi sonunda kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa Danıştay'ın kararı düzelterek onayacağı" hükme bağlanmıştır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 332/1 maddesinde; yargılama giderlerine, mahkemece resen hükmedileceği hüküm altına alınmıştır. Yargılama giderlerine hükmedilmesinin kamu düzeninden olduğu ve resen incelenmesi gerekeceğinden, bu kapsamda yapılan değerlendirmelerin aleyhe bozma yasağı kapsamı dışında olduğunun kabulü gerekmektedir. 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 2 nci maddesinde, yargı işlemlerinden bu Kanuna bağlı (1) sayılı tarifede yazılı olanların yargı harçlarına tâbi bulunduğu; 11 inci maddesinde, genel olarak yargı harçlarını davayı açan veya harca konu olan işlemin yapılmasını isteyen kişilerin ödemekle mükellef olduğu; 15 nci maddesinde, yargı harçlarının (1) sayılı tarifede yazılı işlemlerden değer ölçüsüne göre nispi esas üzerinden, işlemin nev'i ve mahiyetine göre maktu esas üzerinden alınacağı; 16 ncı maddesinde, değer ölçüsüne göre harca tabi işlemlerde (1) sayılı tarifede yazılı değerlerin esas olduğu; 21 inci maddesinde, yargı harçlarının (1) sayılı tarifede yazılı nispetler üzerinden alınması gerektiği; 28 inci maddesinde ise, (1) sayılı tarifede yazılı nispi karar harcının dörtte birinin peşin, geri kalanının kararın verilmesinden itibaren iki ay içinde ödeneceği kurala bağlanmıştır. Anılan Kanunun, yargı harçlarının gösterildiği (1) sayılı tarifesinde, konusu belli bir değerle ilgili bulunan davalarda, esas hakkında karar verilmesi halinde hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden (Binde 68,31) oranında nispi karar harcı alınacağı belirtilmiştir. İstinaf isteminin reddine karar verilen İdare Mahkemesi kararının hüküm fıkrasında davalı idarenin harçtan muaf olması sebebiyle nispi karar harcının tahsiline yer olmadığına dair karar verilmişse de, davalı idarenin harçtan muaf olmasının davacı olduğu davalarda söz konusu olduğu, oysa davalı olduğu davalarda haksız çıkan taraf olduğu durumlarda Mahkeme kararı sonrası yargılama harçlarının davalı idarece ödenmesi gerektiği tartışmasızdır. 492 sayılı Kanun'un 11. maddesi uyarınca, davayı açan veya harca mevzu olan işlemin yapılmasını isteyen kişilerin yargı harçlarını ödemekle mükellef olduğunun kurala bağlanması nedeniyle, davacı tarafından dava açılırken ödenen harçlar, davanın davacı lehine sonuçlanmasıyla birlikte harç olma niteliklerini yitirerek, haksız çıkan tarafa yükletilmesi gereken yargılama giderlerinin bir parçası hâline dönüşecektir. Aktarılan Kanun hükümlerinden de anlaşılacağı üzere; konusu belli bir miktarı içeren davalarda, yargılama gideri içinde yer alan kalemlerden nispi karar harcı dışındaki harç ve posta giderinin, haklılık oranına göre davanın taraflarına yükletilmesi; hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden binde 68,31 oranında hesaplanacak nispi karar harcının ise tümüyle, haksız çıkan tarafa, başka bir deyişle davalı idareye yükletilmesi gerekmektedir. Bu durumda; 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca, ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararının hüküm fıkrasının, "5- Hüküm altına alınan maddi tazminat tutarı üzerinden hesaplanan 11.108.800,00-TL nispi karar harcının davalı idareden tahsili için 6100 sayılı Kanun'un 339. maddesi uyarınca kararın kesinleşmesinden sonra Veraset ve Harçlar Vergi Dairesine müzekkere yazılmasına" şeklinde düzeltilmesi gerekmektedir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle, 1. Temyiz isteminin reddine, 2. ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının yukarıda belirtilen şekilde düzeltilerek ONANMASINA, 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, posta gideri avansından artan tutarın Mahkeme tarafından iadesine, 4. 2577 sayılı Kanunun 50. maddesi uyarınca onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine, 5. Kesin olarak, 28/06/2024 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY : (X)- Dava, Tuz Gölü havzasında bulunan .. numaralı sahada III. Grup maden sahasına ilişkin ruhsatının .... İdare Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile iptal edilmesi üzerine, iptal edilen III. Grup göl tuzu ruhsatları dahilinde inşa edilen tuz çökertme havuzlarında biriktirilen tuzun stok olarak kabul edilmesi ve satışına izin verilmesi gerektiği, ... Sulh Hukuk Mahkemesinin ... tarih ve ... kararı ile tespit edilen ruhsat sahasında bulunan ve üretildiği ileri sürülen tuzun bedeli olan (dava dilekçesinde talep edilen miktar ıslah edilmek suretiyle) 191.878.242,14 TL'nin avans faizi ile birlikte tazminine karar verilmesi istemiyle açılmıştır. Maden Kanunu'nun 36. maddesinin 2. fıkrasında ''İşletme ruhsatının herhangi bir sebeple sona ermesi halinde, sahadan üretilmiş madenlerin, pasa, bakiye yığınları ve cürufların, ruhsat sahibince nakledilmesi için bu Kanunda zikredilen mücbir sebepler dışında altı aylık süre verilir. Bu süre içerisinde nakledilmeyen ve ekonomik değeri olan madenler valilik tarafından ihale edilerek satılır. Satıştan sağlanan gelir özel idareye aktarılır. Ekonomik değeri olmayan maddeler için 32 nci madde hükümleri uygulanır.'' kuralına yer verilmiştir. İdare Mahkemesince alınan 30/05/2018 tarihli bilirkişi raporunda, cevherlerin üretim yöntemlerinin çok farklı olabildiği belirtildikten sonra, tuz üretim sürecinden bahsedilmiştir. Tuzlu solüsyonların bir havuz içerisine deşarj edilmesi ve daha sonra suyun doğal yollarla buharlaşması sonucunda suyun içerisindeki tuz konsantrasyonunun arttığı, tamamen doymuş bir çözeltinin kristalleşerek katı faza geçtiği, bunların yerine yeniden tuzlu su basılarak tuz kaynağı oluşturulduğu ve döngünün sonunda, makul bir süre içerisinde üretilmeye uygun kalınlıkta tuz tabakası oluştuğu belirtilmiştir. Bu bakımdan, tuzun üretilme safhaları sırasıyla tuzlu suyun havuzlara alınması, buharlaştırma yöntemiyle suyun buharlaştırılması, havuzların içerisinde kalan tuzun toplanması, stok sahasına taşınması ve satılması aşamalarından oluşmaktadır. Dava konusu havuzlarda bulunan tuzun ekonomik bir değer ifade ettiği söylenebilirse de, uyuşmazlık, tuzun ekonomik değerinden ziyade üretilmiş maden olup olmaması noktasındadır. Tuzun üretim safhaları dikkate alındığında, havuzlarda bulunan tuzun mevcut haliyle satılmasının mümkün olmadığı açıktır. Çünkü, tuzun satılabilmesi için ağırlığının bilenebilir olması, bunun için de havuzdan çıkartılmış olması gerekmektedir. Bu nedenle havuzlardan çıkarıldıktan sonra tuzun satılabileceği, bunun için de insan veya makine gücüyle bulunduğu yerden alınması gerektiği, bu haliyle (havuzdan çıkarılması akabinde) nihai olarak üretilmiş maden olacağı sonucuna varılmaktadır. Nitekim, havuzlardan çıkartıldıktan sonra üretimi tamamlanan tuzun stoklandığı, satışa hazır olduğu, üretilmiş maden olarak kabul edilmesi nedeniyle de Maden Kanunu'nun 36. maddesinin 2. fıkrasına uygun şekilde işlem yapılabileceği ve davacının stokta bulunan tuzu için de aynı hükmün idarece işletildiği görülmektedir. Ayrıca, dava konusu havuzlarda bulunan tuzun havuzlardan alınarak taşınabilmesi için belirli bir kalınlığa ulaşması gerektiği gerek İdare Mahkemesince alınan bilirkişi raporu gerekse de davacı beyanlarıyla sabittir. Davacının işletme ruhsatının 2015 yılında iptal edildiği gözönüne alındığında, havuzlarda bulunan tuzlu su çözeltisinin bilirkişi raporunun alındığı 2018 yılına kadar doğal yollarla suyunun uçmaya devam ettiği, bunun sonucunda anılan süreç boyunca tuz tabakasının kalınlaştığı anlaşılmaktadır. Zira, davacı tarafından ... Sulh Hukuk Mahkemesi'nde alınan bilirkişi raporu ile İdare Mahkemesince alınan bilirkişi raporunda da söz konusu kalınlıkların farklı olduğu görülmüştür. Tuz kalınlığının artmaya devam ettiği açık olduğundan, havuzlardaki tuzun üretilmiş bir maden olarak kabul edilmemesi gerekmektedir. Aksi halde, havuzda bulunan ancak uygun kalınlıkta olmayan tuzun yerinden alınması mümkün olmadığından, üretilmiş kabul edilip edilemeyeceği yönünde ikilem doğacaktır ki bu durum havuzlardaki tuzun üretilmiş maden olmadığını göstermektedir. Bu durumda, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, havuzlardaki tuzun üretilmiş maden olduğundan hareketle tazminat isteminin kabul edilen kısmına ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının yukarıda yer verilen gerekçe ile bozulması gerektiği görüşüyle, aksi yöndeki çoğunluk kararına katılmıyorum. KARŞI OY : (XX)- Dava, Tuz Gölü havzasında bulunan ... numaralı sahada III. Grup maden sahasına ilişkin ruhsatının .... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile iptal edilmesi üzerine, iptal edilen III. Grup göl tuzu ruhsatları dahilinde inşa edilen tuz çökertme havuzlarında biriktirilen tuzun stok olarak kabul edilmesi ve satışına izin verilmesi gerektiği, ... Sulh Hukuk Mahkemesinin ... tarih ve ... kararı ile tespit edilen ruhsat sahasında bulunan ve üretildiği ileri sürülen tuzun bedeli olan (dava dilekçesinde talep edilen miktar ıslah edilmek suretiyle) 191.878.242,14 TL'nin avans faizi ile birlikte tazminine karar verilmesi istemiyle açılmıştır. İdare Mahkemesince yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen raporu uyarınca, havuzlarda bulunan ve uygun kalınlık seviyesine sahip olan tuzun stokta bulunan tuzdan farklı olmadığı, her ikisinin de ticari bir değeri olup, satışa hazır bulunduğu, dolayısıyla üretilmiş maden olarak kabul edileceği sonucuna varılmıştır. Bununla birlikte, havuzlarda bulunan tuzlu su ile tuzların hangi tarih itibarıyla tazmin edilmesi gerektiğinin ortaya konulması gerekmektedir. 2577 sayılı Kanunun 50. maddesinin 4. fıkrasında, Danıştayın bozma kararına uyulduğu takdirde, bu kararın temyiz incelemesinin, bozma kararına uygunlukla sınırlı olarak yapılacağı hükmüne yer verilmiş olup, Dairemizin 23/03/2022 tarih ve E:2019/7031, K:2022/1993 sayılı bozma kararında havuzlarda bulunan tuz üretilmiş maden olarak kabul edildiğinden, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararı bozma kararı doğrultusunda incelenmiştir. Davacı tarafından, dava konusu tuz bedeline esas olmak üzere ... Sulh Hukuk Mahkemesinin ... D.İş sayılı dosyası üzerinden yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi (Tespit davası) sonucunda düzenlenen raporda, doğal süreçler sonucunda tuzun kalınlığının her yıl ortalama 10 cm arttığı ifade edilmiş; havuzlarda bulunan tuzun yerinden çıkartılarak yapılan ölçümünde tuz kalınlığının ortalama 28 cm olduğu tespit edilmiştir. Davacı tarafından bu rapor esas alınarak hesaplanan bedel üzerinden tazminat talep edilmiştir. İdare Mahkemesince, aradan geçen yaklaşık 30 aylık süreden sonra yaptırılan ve hükme esas alınan bilirkişi raporunda ise, tuz kalınlığının ortalama 48 cm olduğu tespit edilmiş olup, adli yargı yerinde yaptırılan keşfin 09/11/2015 tarihinde, idari yargı yerinde yaptırılan keşfin ise 02/05/2018 tarihinde icra edildiği dikkate alındığında, aradan geçen sürede ruhsatın iptal edildiği tarihten sonra havuzlarda bulunan tuzlu su çözeltisinin suyunun uçması neticesinde tuz kalınlığının arttığı anlaşılmaktadır. Bu haliyle, adli yargı yerince icra edilen keşfin davacının ruhsatının iptal edildiği 11/05/2015 tarihinden hemen sonrasına ait olması ve sahanın mevcut halini tespit etmesi nedeniyle, söz konusu keşif sonucunda düzenlenen rapordaki tuz kalınlığının hükme esas alınması ve hesaplamanın 28 cm'lik tuz kalınlığı üzerinden yapılması gerekmektedir. Bu durumda, tazminat hesaplamasına konu olacak tuz kalınlığı yanlış şekilde belirlenmiş olup, bu hususa ilişkin ek bilirkişi raporu alınması ve yeniden hesaplama yapılması gerektiğinden, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşüncesiyle, aksi yöndeki çoğunluk kararına katılmıyorum.