İSTİNAF KARAR TARİHİ: 04/12/2025 Taraflar arasındaki Alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde asıl ve birleşen davada davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı vekili dava d…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/858 KARAR NO : 2025/1793 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 16/11/2021 NUMARASI : 2017/720 Esas - 2021/1237 Karar BİRLEŞEN ANADOLU 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ 2018/107 ESAS DAVA: Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (Alacak) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 04/12/2025 Taraflar arasındaki Alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde asıl ve birleşen davada davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin İstanbul'da özel halk otobüs işletmecisi olarak ulaşım sektöründe hizmet verdiğini, ticari faaliyet kapsamında hat ve otobüs ihtiyacının karşılanması için davalı bankanın Avcılar şubesinden taksitli ticari kredi kullandığını, müvekkilinin 5 adet özel halk otobüsü için otobüsün kendisi ve hattı için 15 adet kredi kullanıldığını, işbu kredilerden 9 adet kredilerin bakiyelerinin tamamının, ... Bankasından kullanılan krediler ile kapatıldığını, banka tarafından talep edilen ve müvekkili tarafından ödenen davaya konu krediler tutarının uygulanan faiz miktarlarının, müvekkili ile banka arasında imzalanan Kredi Sözleşmesine ve konuyla ilgili yasal düzenlemelere aykırı olduğunu ayrıca banka tarafından müvekkiline verilen belgelerin birbiriyle çelişki içerisinde olduğunu ve gerçeği yansıtmadığını, davalı bankanın ödemelerin fahiş ve usulsüz miktarlarda alınması sebebiyle, banka tarafından gerekli araştırmanın yapılarak bilgi verilmesi için 25.04.2017 tarihinde Kartal 25 Noterliğinden ihtarname gönderildiğini, kredi sözleşmeleri, ödeme planları ve sair ilgili bilgi ve belgelerin talep edildiğini, davalı banka cevabında hiçbir yasal dayanağı olmayan fahiş bir bedel olan 500.00 TL karşılığında istenen bilgi ve belgelerin teslim edileceğininin bildirildiğini açıklanan nedenlerle müvekkilinden fahiş ve usulsüz alınan kredi ödemelerinden 900.00 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsiline,yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesi talep ve dava etmiştir. Mahkememiz dosyası ile birleştirilmesine karar verilen İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaeret Mahkemesinin 2018/107 Esas sayılı dosyası ile açılan davanın dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı bankadan toplam 9 adet taksitli ticari kredi kullandığını, kredilerden kalan bakiye borcun ödenerek kapatıldığını, ancak ödeme yapıldıktan sonra kararlaştırılan faiz oranının çok üzerinde faiz tahsil edildiğinin öğrenildiğini, davalının sunduğu ibranamalerin imzalanmadığını, bunun üzerine davalı tarafın parayı iade etmek istediğini ancak paranın iadesi için onay verilmediğini, müvekkilinin protesto çekmesi üzerine davalı taraf bakiye kredi borcu ödemesini kabul ettiğini, davalının müvekkilinden aldığı ödemelerin fahiş ve usulsüz olduğunu, müvekkilinin tüm ödemelerini zamanında yaptığını, kredilerin yeniden yapılandırılması konusunda müvekkilinin beyanı yada onayı olmadığını, davalının sözleşmede belirlenen faiz oranının çok üstünde faiz oranı uyguladığını ve müvekkilinden haksız kazanç elde ettiğini ileri sürerek şimdilik 900,00 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili banka ile imzalanan Genel Kredi Sözleşmeleri çerçevesinde Krediler kullandırıldığını, kredi borç ve miktarlarını kendisinin imzaladığının belgelerle sabit olduğunu, kredilere yapılan tüm ödemelerin de kendi rızası ile olduğunu, müvekkili bankanın zorunlu olmamasına rağmen tamamen iyi niyet çerçevesinde kabul ettiği erken ödeme talebine konu bir kısım borçlarını rızaen ödeyen ve bu ödemeler ile ilgili yıllarca en küçük bir itirazda dahi bulunulmadığını, yapılan ödemelere ilişkin müvekkilinin kayıtsız şartsız gayri kabili rücu ibra ettiğini, tacir sıfatına haiz olan davacının hukuka aykırı olarak tüketici hukukuna istinaden açtığı davanın, hukuki ve fiili gerçeklere aykırı olmakla birlikte aynı zamanda hakkın kötüye kullanılması niteliğindeki haksız ve kötü niyetli davanın reddi gerektiğini, davaya konu taleplerin zamanaşımına uğradığını, tüm borçlandırmalarda, finansmanın tutarı, vadesi, geri ödeme vb hususların davacının rızası ile bizzat kabulünde olan hususlar olduğunu, davacının tacir olduğunu, davaya konu taleplerin tacir olan davacı tarafından talep edilebilir olmadığını, dava konusu edilen ödemelerin üzerinden uzun bir süre geçtiğini ve davacı tarafın geçen bu süre içinde her hangi bir itirazda bulunmadığının davacının idiasının haksız olduğunu gösterdiğini, davacı tarafın yaptığı ödemeler de dahil olmak üzere müvekkili bankaca gerçekleştirilen tüm işlemlerin davacı tarafından kabul edildiğini ve tüm işlemlerle ilgili olarak müvekkili bankayı kayıtsız ve şartsız gayri kabili rücu olarak ibra ettiğini açıklanan nedenlerle öncelikle davanın zamanaşımına uğramış olması nedeniyle ve hukuka açıkça aykırı, haksız ve kötü niyetli tüm taleplerinin reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesi talep edilmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI : İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " ,Dava konusu davalının indirim yapılmasını talep ettiği miktar aynı sözleşmeden kaynaklandığından mahsup itirazından kaynaklı olduğu ve her aşamada ileri sürülebileceği anlaşılmış, mahkememizce dikkate alınmıştır. Yine Yargıtay 23.HD'nin 2015/2459 E. 2015/8405 K. Sayılı ilamı da bu yöndedir. Hal böyle olunca davacının talep ettiği 14.473,30-TL'den asıl dava ve birleşen davada fazladan tahsilat yapıldığı tespit edilen 2.992,42-TL+13,44+13,44+13,12-TL miktarın düşülmesi neticesinde davanın 11.440,88-TL üzerinden kabulüne karar verilmiş, birleşen davanın ise fazla tahsilat yapılmadığı anlaşıldığından reddine karar verilmiş, davacı davalıyı dava öncesi temerrüde düşürmediğinden ve davadan önce gönderilen ihtarnamede herhangi bir miktar alacak talep edilmediğinden, miktar belirtilmediğinden dava tarihi itibariyle temerrüde düştüğü kanaatine varılmış, dava dilekçesinde davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığı belirtilmediğinden Yargıtay HGK'nın 2021/(22)9-485 E. 2021/971 K. Sayılı ilamı gereği davanın kısmi dava olarak açıldığı anlaşılmış, ıslah edilen kısma da ıslah tarihinden itibaren faiz işletmek gerekmiş ..." asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Asıl ve Birleşen davada davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili banka davacı'dan fazla bir tahsilat yapmadığı gibi, eksik tahsilatlar yaptığını, tüm borçlandırmalar davacının imzası ile bizzat kabulünde olan hususlar olmasına karşın, mahkemece davacının iddialarına itibar edilmesinin mümkün olmadığını, dava konusu edilen ödemelerin üzerinden çok uzunca bir süre geçmiş olmasına karşın herhangi bir itirazda bulunulmamasının da davacının bu işlemlere icazet verdiğini gösterdiğini, davacı yaptığı ödemeler de dahil olmak üzere müvekkili bankaca gerçekleştirilmiş tüm işlemleri kabul etmiş ve tüm işlemlerle ilgili olarak müvekkili bankayı kayıtsız ve şartsız ve gayrıkabili rücu olarak ibra ettiğini, mahkeme tarafından davacının ibra metnine itibar edilmemesini kabul etmediklerini, kabulün ve ibranın bilinen hukuki niteliği ve hükmü gereği, başkaca hiçbir araştırmaya gerek dahi olmaksızın tek başına vaki kabul ve ibra nedeni ile de huzurdaki davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 16.11.2021 tarihli ve 2017/720 Esas, 2021/1237 Karar sayılı kararının istinaf incelemesinden geçirilerek kaldırılmasına, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı’ya yükletilmesine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. GEREKÇE: Dava, genel kredi sözleşmesi kapsamında kullandırılan kredilerin erken kapatılması nedeniyle fazladan yapılan tahsilatın iadesi davasıdır.İlk derece mahkemesince, asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmiş, davalı vekilince süresinde istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, davalı banka tarafından dava konusu krediler nedeniyle fazla tahsilat yapılıp yapılmadığı, davacının Borç Kabul ve Ödeme Taahhüdüne göre davalıdan talepte bulunup bulunamayacağı noktalarındadır.Taraflar arasında 13.05.2013 tarihli 4.500.000,00 TL limitli ve 04.06.2014 tarihli 1.500.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmeleri imzalanmış olup, bu genel kredi sözleşmeleri kapsamında davacıya asıl davada dokuz ve birleşen davada dokuz olmak üzere toplamda 18 adet Taksitli Ticari Taşıt ve Taksitli Ticari İşletme Kredileri kullandırılmıştır. Davacının kredilerini ödemede temerrüde düşmesi sonucunda, taraflar arasında Borç Kabul ve Ödeme Taahhüdü imzalanarak, 2, maddesinde söz konusu kredilerin Yeni Ödeme Planında yer alan vade ve miktarlarda ödeneceği ve 11. maddesinde, bankanın yapmış olduğu tüm işlemleri kabul ettiği, bankanın bugüne kadarki tüm iş ve işlemlerinden dolayı kayıtsız, şartsız ve gayrikabili rücu olarak ibra ettikleri düzenlenmiştir.Mahkemece alınan bilirkişi ek raporlarında, taraflar arasındaki kredilerin, 25/04/2014 tarihinde, kredilerin aylık %1,20 kar payı oranı üzerinden, kalan anaparalar üzerinden 60 ay vade ile 27/05/2019 tarihine kadar yeniden yapılandırıldığı, akabinde asıl davaya konu kredilerin 09/06/2015 tarihinde, birleşen davaya konu kredilerin 08.11.2017 tarihinde erken kapama yapılarak kapatıldığı, davacı tarafça borç ödeme ve kabul taahhüdünün imza altına alınması sebebiyle, davacının davalı alacaklı bankaya olan toplam ödenecek borcu ve ödeme tablosuna göre ödeme vadelerini kabul ve taahhüt ettiğinden, yapılan hesaplamada 3 nolu proje için 13,12 TL eksik tahsilat, 13 nolu proje için 3.574,61 TL fazladan tahsilat, proje 8 için 1.534,88 TL fazladan tahsilat, proje 6 için 13,44 TL eksik tahsilat, proje 14 için 3.438,37 TL fazladan tahsilat, proje 9 için 1.311,09 TL fazladan tahsilat, proje 4 için 13,44 TL eksik tahsilat, proje 16 için 3.438,37 TL fazladan tahsilat, proje 11 için 1.476,51 TL olmak üzere toplam 14.773,83 TL fazla tahsilat yapıldığı, birleşen dava dosyası yönünden ise birleşen davaya konu krediler yönünden toplam 2.992,42 TL eksik tahsilat yapıldığı, bileşik faizin bir birim döneminde elde edilen anapara ve faiz toplamının sonraki birim dönemlerde hesaba anapara olarak katılarak yeni tutar üzerinden faiz hesaplanması olduğu, bu şekilde faize faiz ödendiği, bankaların bireysel müşterileri ile kredi kartı ürünlerinde bu yöntemi uygulayamayacağı, ancak ticari müşterilerinde müşteriden talep edilebildiğini, bankanın 25/05/2015-09/06/2016 tarihleri arasında işleyen kar payı tutarı hesaplarken 30 günlük dönemde işleyen kar payı tutarını anaparaya ekleyerek oluşan tutara sonraki dönem için kar payı işletilerek bileşik hesaplama yöntemi ile hesaplama yaptığı, kullandırılan krediler ticari krediler olup, kredilerde gecikme, muacceliyet oluşmadığı, genel kredi sözleşmeleri ve kullandırılan kredinin ödeme planında bileşik kar payı hesaplama ile ilgili bir kar payı işleyişi hesaplama maddesi bulunmadığını, erken kapama ile tüm krediler kapatıldığından ibra tarihinden önce bankanın fazla tahsil ettiği miktar bulunmadığı, yapılan tüm tahsilatların erken kapama tarihinde yapıldığı, bankanın erken kapama ücreti altında herhangi bir ödeme almadığı tespit edilmiştir.Her ne kadar taraflar tacir olsa da, taraflar arasında imzalanan sözleşmede davalının bileşik faiz talep edebileceğine dair bir hüküm bulunmamaktadır. TTK. m. 8/2'de düzenlenen bileşik faiz ancak taraflar arasında bu konuda bir anlaşma olması halinde talep edilebileceğinden, davalı vekilinin faize yönelik istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.Somut olayda, davacı tarafından asıl ve birleşen davada, davalı tarafından kullandırılan Taksitli Ticari Taşıt ve Taksitli Ticari İşletme Kredilerinin ödenmesinde, davacının temerrüde düşmesi nedeniyle taraflar arasında Borç Kabul ve Ödeme Taahhüdü imzalanarak, borcun yapılandırılmış olduğu tarafların kabulündedir. Davacı tarafından yapılandırmadan sonra toplam 18 adet kredi erken kapatılmış olup, davalı banka tarafından erken kapama komisyonu alınmamıştır. Ancak erken kapatılmaya ilişkin herhangi bir faiz oranın da belirtilmediğinden, tarafların kabulünde olan Borç Kabul ve Ödeme Taahhüdü geri ödemelerinde kararlaştırılan %1,20 kar payı oranına göre yapılan hesaplamada, asıl davaya konu 3,6,4 numaralı projelerde toplam 40,00 TL eksik tahsilat yapıldığı, diğer 13,8,14,9,16,11 numaralı projelerde toplam 14.773,83 TL fazla tahsilat yapıldığı, birleşen davaya konu kredilerde toplamda 2.992,42 TL eksik tahsilat yapıldığı görülerek, davalının mahsup itirazı dikkate alınarak, Mahkemece asıl davanın 11.440,88 TL yönünden kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Her ne kadar davalı vekili, taraflar arasındaki Borç Kabul ve Ödeme Taahhüdüne göre ödemeleri bizzat kabul ederek kendilerini ibra ettiğini beyan etmişse de, dava konusu kredilerin yapılandırılmasına konu Borç Kabul ve Ödeme Taahhüdüne göre krediler yapılandırılıp Yeni Geri Ödeme Planı yapıldıktan sonra davacının kredileri erken kapattığı, erken kapama nedeniyle davalı tarafından fazla tahsilatlar yapıldığı görülerek, davalının bu husustaki itirazı yerinde görülmemiştir.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir. KARAR : Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 195,38 TL harcın, alınması gerekli olan 781,53 TL harçtan mahsubu ile bakiye 586,15 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 04/12/2025