11. Hukuk Dairesi 2008/12933 E. , 2010/4245 K. MAHKEMESİ : İstanbul 3.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İstanbul 3.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 11.06.2008 tarih ve 2006/498-2008/154 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı-karşı davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dos…
**11. Hukuk Dairesi 2008/12933 E. , 2010/4245 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İstanbul 3.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İstanbul 3.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 11.06.2008 tarih ve 2006/498-2008/154 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı-karşı davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: 09.02.2006 tarihli dilekçe ile davacı vekili, müvekkilinin 18, 25 ve 35 sınıflarda 02.04.2004 tarihli "BLACK CHAOS" ibareli markasının olduğunu, davalının ise 25. sınıfta 22.12.2000 tarihli "CHAOS" ibareli markasının olduğunu, davalının markasını tescil tarihinden itibaren kullanmadığını ileri sürerek, davalının anılan markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, müvekkilinin markasının 22.03.2002 tarihinde tescil edildiğini, bu nedenle de 5 yıllık dava süresinin dolmadığını savunarak, davanın reddini istemiş, karşı dava ile ise, davalı markasının müvekkilinin markasının benzeri olduğunu ileri sürerek, davalı markasının 25. sınıf emtialar bakımından hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, 556 sayılı KHK'nin 6. maddesi uyarınca marka korumasının ve bu KHK'den kaynaklanan hakların marka tescili ile kazanıldığı, bir markayı ihdas veya istimal eden ya da piyasada bilinen hale getiren kişinin o markanın gerçek hak sahipliğini de kazandığı, tescilin üçüncü kişiler bakımından açıklayıcı nitelikte olduğu, taraf markalarında bulunan "CHAOS" ibaresinin esaslı unsur olduğu, karşı davalı markasının karıştırılmaya ve iltibasa neden olacağı ve karşı davalının marka üzerinde öncelik hakkının bulunmadığı gerekçesiyle asıl davanın reddine, karşı davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararı, davacı-karşı davalı vekili temyiz etmiştir. 1-Tarafların tüm delilleri toplanıp, inceledikten ve HUMK’nun 376. maddesine göre, son sözleri dinlenip duruşmanın bittiği bildirildikten sonra hakimin, aynı yasanın 388. maddesi uyarınca kararı gerekçesi ile birlikte yazması ve hüküm sonucu 389. maddede öngörülen biçimde tefhim etmesi asıldır. Ne var ki, uygulamada yasanın 381/son fıkrası hükmüne dayanılarak, zorunlu nedenlerle sadece hükmün sonucu tutanağa geçirilip, tefhim edilmekte, gerekçeli karar daha sonra yazılmaktadır. İşte bu gibi hallerde, HUMK’nun 389. maddesine uygun olarak tarafların hak ve yükümlülüklerini açıkça gösteren tefhim ile aleniyeti ve hukuki varlık kazanan kısa karara uygun olarak gerekçeli kararın yazılması zorunludur. Esasen, kısa kararı yazıp, tefhim etmekle davadan el çekmiş olan hakimin artık bu kararını değiştirmesine yasal olanak bulunmamaktadır. Öte yandan, kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili ya da farklı olması yargılamanın aleniyetine, kararların alenen tefhim edilmesine ilişkin Anayasa’nın 141. maddesi ile HUMK’nun yukarıda değinilen buyurucu nitelikteki maddelerine de aykırı bir durum yaratır. Ayrıca, anılan husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir ödevdir. Aksi düşünce ve uygulama yargının, yargıcın ve kararlarının her türlü düşünceden uzak, saygın ve güvenilir olması ilkesi ile bağdaşmaz. Somut olayda, kısa kararda “asıl davanın reddine, karşı davanın kabulüne, 2004/08927 nolu BLACK CHAOS ibareli markanın 25. sınıf emtialara yönünden kısmen hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, karar kesinleştiğinde özetinin masrafı davalıdan alınmak suretiyle Türkiye genelinde yayın yapan tirajı yüksek üç büyük gazeteden birinde bir kez ilanına” karar verilmiş olmasına karşın, gerekçeli kararda, sadece asıl davanın reddine karşı davanın kabulüne karar verilmiş olup, kısa ve gerekçeli karar arasında farklılık ve çelişki yaratılmıştır. Bu farklılık ve çelişkinin, maddi hataya dayalı olduğunun kabulü ise mümkün değildir. Bu durumda, 10.04.1992 gün ve 1991/7 Esas, 1992/4 Karar sayılı Yargıtay İçtihatları Birleştirme kararı çerçevesinde, bu kısa kararla bağlı kalınmadan, yeni bir kısa ve buna uygun gerekçeli karar verilmek üzere hükmün bozulması gerekmiştir. 2-Bozma neden ve şekline göre, davacı-karşı davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir. SONUÇ:Yukarda 1 nolu bentte açıklanan nedenle, kararın BOZULMASINA, 2 nolu bentte açıklanan nedenle, davacı-karşı davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 20.04.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.