10. Hukuk Dairesi 2024/2028 E. , 2025/1637 K. MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/2998 E., 2023/3590 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Karabük İş Mahkemesi SAYISI : 2020/100 E., 2023/115 K. Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince taraf vekilleri…
**10. Hukuk Dairesi 2024/2028 E. , 2025/1637 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/2998 E., 2023/3590 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Karabük İş Mahkemesi SAYISI : 2020/100 E., 2023/115 K. Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne ve duruşmanın düzenlendiği 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369. maddesinde sayılı ve sınırlı olarak gösterilen hâllerden hiçbirine uymadığından, temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin isteğin reddine karar verildikten ve Tetkik Hakimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 28.07.2017 günü işveren ... Demir Çelik End. San. Tic. A.Ş.'ye ait ağır metal ve demir- çelik fabrikasında çalışırken, kazanın olduğu gece vardiyasında vinç arıza anonsu yapılması üzerine vincin arıza yerine geldiğini, bu vinç arızasını tamir esnasında müvekkilinin, kendi görev alanı dışında olan arızalı vincin halatını tutmakta iken, halatta bulunan eli tambur muhafazasına ve makaraya sıkıştırdığını, bu elim kaza sonucu genç yaşta ( 24 yaş ) olan kazazede müvekkili, Karabük Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi - engelli sağlık kurulu raporu'na göre; sağ el parmaklarından 3. , 4., 5. parmaklarında ampütasyon sekel ve skarı mevcut" kaybı suretiyle kalıcı vaziyette yaralandığını ve % 13 oranında engelli ve sakat kaldığını, kazanın meydana gelmesinde müvekkilinin atfı kabil hiçbir hatası ve kusuru bulunmadığını, kusur incelemesi yaptırılmasına karar verilmesini, davalı işveren söz konusu iş kazasının meydana gelmemesi için gerekli ve zorunlu hiçbir tedbiri almadıkları gibi, işçilerin iş kazalarından korunması için gerekli koruyucu ekipman temininde bulunmadığını, İş Kanun'un 77. maddesiyle, sair İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği mevzuatına göre işçilerine, olası iş kazalarından korunma konusunda gerekli periyodik ve zorunlu eğitimleri de vermediklerinden, ilgili kazanın meydana gelmesinde tam ve asil kusurlu bulunduğunu, davalı taraflar, müvekkili ile gerektiği şekilde ilgilenmediğini, müvekkilinin maddi zarara uğramasına ve mağduriyetinin artmasına neden olduklarını, olayda davalı şirketin kusursuz sorumluluğu bulunduğu açıkça ortada olup, bu nedenle davalının sonuçtan ve zarardan sorumlu tutulması gerektiğini, yapılacak yargılama sırasında sayın mahkemece re'sen gözetilecek sair sebeplere istinaden yargılama yapılarak; mezkur iş kazası sonucunda % 13 oranında sürekli olarak meslekte kazanma gücü kaybına uğrayıp iş göremez duruma düşen müvekkilinin oluşan efor ve işgücü kaybı nedeniyle, fazlaya ilişkin tüm dava ve talep hakları saklı kalmak üzere, 6100 sayılı Kanun'un 107. maddesine göre bilirkişi raporuyla belirlenecek nihai maddi tazminat üzerinden müddeabihi artırım hakkımızı kullanmak üzere şimdilik 1000 TL maddi tazminat ve olayın sebep olduğu ruhi yıkım ve sair zararların tazmini için de 100.000 TL manevi tazminatın tacir olan ve bu sebeple de tüm borçları ticari olan davalıdan olay tarihi olan 28.07.2017 tarihinden itibaren işletilecek özel bankalarca uygulanan en yüksek ticari avans faizi ve yanı sırada, TTK.'nın 1426. maddesi kapsamında makul yargılama giderleri ile birlikte davalı işverenden tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, bilirkişi raporu doğrultusunda maddi tazminat davasını ıslah etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; meydana gelen yaralanmanın ortaya çıkmasında müvekkili şirkete kusur izafe edilmesi mümkün olmadığını, müvekkili şirket tarafından işçi sağlığını korumaya yönelik olarak tüm tedbirler alındığını, kaza olayı müvekkilinin ya da istihdam etmekte olduğu bir başka işçinin kusurundan kaynaklanmadığını, müvekkili şirket tarafından iş güvenliğine ilişkin tüm tedbirler alınmış iş güvenliği koruyucu ekipman ve teçhizatlar sigortalıya teslim edildiğini, müvekkili şirkete kazanın oluşumuyla ilgili kusur izafesi mümkün olmadığını, dava dilekçesinde dahi sigortalının işyeri uygulamaları emir ve talimatlara aykırı şekilde hareket ettiği anlaşıldığını, müvekkili şirketin tüm özen ve dikkati sarf etmiş olmasına rağmen kullanım amacına aykırı şekilde hiçbir emir ve talimat olmaksızın olası riskleri bilen deneyimli bir işçi vinç işletmesinde ne şekilde hareket edilmesi gerektiğini, iş başı eğitimlerinde halat vb hareketli aksamalara el ile temasta bulunulmayacağı talimatlandırılmış ve bildirilmiş olmasına rağmen tüm riskleri üzerine alarak talimatlara aykırı hareketi ile tüm sorumluluğu üzerine alarak hareket ettiğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte işverene tali de olsa bir kusur izafe edilmesi yoluna gidilmesi durumunda; işverenden objektif olarak beklenebilecek tüm tedbirler alındığını, işçinin kendi inisiyatifinde olarak hareket ederek yaralanması nedeniyle müvekkili şirkete kusur izafesi mümkün olmadığını, kabul anlamına gelememekle birlikte müvekkili şirkete kusur izafesi yoluna gidilmesi halinde tüm tedbirlerin alınmasına karşın olayın meydana gelmiş olduğu nazara alınarak olayda öngörülemezlik/ kaçınılmazlık olduğu nazara alınarak asgari % 30 oranından az olmamak üzere indirim tatbiki yapılması gerektiğini, davacı taraf ile müvekkili işverenlik sürekli olarak ilgilenmiş tüm tedavisi ile alakadar olmuş özel hastane masraflarını karşılamış ayni ve nakdi yardımda bulunduğunu, maddi manevi olarak davacının yanında bulunulmasına rağmen gerçeğe aykırı iddialar ile dava ikame edilmesi maddi gerçeklerle bağdaşmayacağını, 2019/278 E. sayılı dosyasında SGK tarafından rücu talepli olarak dava ikame edildiğini, münderecatındaki belgelerden davacı taraf iş göremezlik ve diğer ödemeleri tahsil etmiş olmasına rağmen gayri ahlaki şekilde mükerrer tahsil talebiyle eldeki davada da talepte bulunduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte anılan dosyada kurum tarafından tahsil edilecek miktarın ve yine hüküm altına alınacak tazminat miktarının eldeki davadaki hesaplamada da nazara alınarak tenzili gerekeceğinden 2019/278 E. sayılı dosyanın neticesinin aradaki fiili hukuki irtibat nedeniyle bekletici mesele yapılmasına karar verilmesi gerektiğini, Mahkeme tarafından talep edilen şahsi sicili dosyası da sayın mahkemenin 2019/278 E. sayılı dosyasına ibraz edilmiş bulunduğunu, şahsi sicil dosyası tetkik edildiğinde; sabit olduğu üzere sigortalı işçinin tüm iş güvenliği eğitimleri verdirildiğini, iş sağlığı ve işçi güvenliğini teminen tüm ekipman ve malzemeler işçiye verildiğini, işyerinde gerekli kontroller zamanında sağlandığını, hukuki temelden yoksun davanın öncelikle usulden HMK m. 107 2 şartları taşımadığından reddini, davanın Ak Sigorta A.Ş.'ye ihbarını, 2019/278 E. cayılı dosyanın bekletici mesele yapılmasını, davanın esastan reddine karar verilmesini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle, 28.07.2017 tarihinde ... Demir Çelik End. San. Tic. A.Ş. ünvanlı iş yeri sigortalı çalışanı ...'nın vinç arızasına müdahale etmek amaçlı olarak vincin halatını tuttuğu esnada halatın ani olarak hareket etmesi ile sağ elinin tambur ile halat arasına sıkışması sonucu yaralanması şeklinde meydana geldiği, SGK Müfettişi tarafından düzenlenen 08.05.2019 tarih 93266/02/İR/02 sayılı inceleme raporunda özetle: Meydana gelen kaza olayının 5510 sayılı Kanun'un 13. maddesinin birinci fıkrasının a ve b bentleri uyarınca iş kazası olduğu, ... Demir Çelik End. San. Tic. A.Ş.'nin meydana gelen kaza olayında %80 oranında kusurlu olduğu, ...'nın meydana gelen kaza olayında %20 oranında ağır kusurlu olduğu, kanaati belirtildiği, mahkemece kusur raporu aldırıldığını, 04.05.2022 tarihli heyet raporunda: Davalı ... Demir Çelik End. San. Tic. A.Ş.'nin yerine getirmediği yükümlülüklerinin kaza olayının meydana gelmesinde %80 (yüzde seksen) oranında etken olduğu, kazazede ...'nın yerine getirmediği yükümlülüklerinin kaza olayının meydana gelmesinde %20 (yüzde yirmi) oranında etken olduğu, SGK Müfettişi tarafından düzenlenen 08.05.2019 tarih 93266/02/İR/02 sayılı inceleme raporunda tespit edilen değerlendirmelere katılmakta olduklarını belirtildiğini, Sosyal Güvenlik Kurumunun 02.01.2019-02 tarih sayılı kararında: Sürekli iş göremezlik oranının E cetveline göre: %16.20 olduğu, kontrol gerekmediği, Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunun 07.12.2020-16816 tarih sayılı kararında: dava dosyası incelendiği, sigortalının 28.07.2017 tarihinde geçirmiş olduğu iş kazasına bağlı maluliyet oranı %16.2 olduğu, kontrol muayenesi gerekmediği ve ATK 3. İhtisas Kurulu kararına göre ise E cetveline (yaşına) göre %16.2(yüzdeonaltınoktaiki) oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağı, Aynı yönetmelik çerçevesinde başka birisinin sürekli bakımına muhtaç durumda olmadığı oy birliği ile mütalaa olunduğu, bordrolara göre davacının kaza tarihindeki günlük brüt ücreti 59,35 TL'dir. Kaza tarihindeki günlük brüt asgari ücret 59,25 TL olup, davacı asgari ücretin 1,00168 katı gelir elde ettiği, Yargıtay içtihatları karşısında tazminatın 1,00168 kat üzerinden hesaplanması gerektiği, aktürerya bilirkişisinin 31.03.2023 tarihli raporunda bu ücret üzerinden yapılan hesaplama itibar edilerek, oay nedeniyle davacının üzüntü ve ızdırap duyduğu, bu acının bir nebze olsun giderilmesi amacıyla davacı tarafa bir miktar tazminat ödenmesi gerektiği, manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanması amacını da taşımadığı, 22.06.1966 tarihli 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararının gerekçesinde belirtilen ilkeler dikkate alınarak toplanan delillere, dosya içeriğine, davacının olaydaki kusur durumu, tarafların sosyal ve ekonomik koşulları, paranın satın alma gücü dikkate alınarak davacının 50.000,00 TL manevi tazminata hükmetmenin hakkaniyete uygun olacağı gerekçesiyle; “1-Davacının Maddi Tazminata ilişkin davasının kısmen kabulü ile 311.042,33 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 28.07.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebinin reddine 2-Davacının manevi tazminatına ilişkin davasının kısmen kabulü ile 50.000 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 28.07.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine” şeklinde karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1-Davacı istinaf dilekçesinde özetle, tazminat hesabının yapılığı tarihte Kardemir Karabük Demir Çelik San. ve Tic. A.Ş. firmasında bordrolu olarak çalıştığını, bordrosunu mahkemeye sunduğunu, aktüer tazminat hesabında artık bilinen bir gelir de mevcut olup, varsayımsal veya başkaca bir gelir esas alınamayacağını, kaza tarihinden sonra 25.02.2020 tarihinde Kardemir A.Ş.'ye işe başladığı ve o iş yerindeki ücret bordroları olduğu, davalı iş yerine ait bordrolar olmadığı gerekçesiyle hesaplamaya esas alınmamasının hatalı olduğunu, gerçek zararının belirlenerek hüküm kurulabilmesi için dosyanın yeniden bilirkişi raporu alınması talebinin kabul edilmeksizin hüküm kurulduğunu, hükme dayanak Aktüer raporu 15.06.2022 tanzim tarihli olup, bu tarihte geçerli (01.01.2022 - 30.06.2022) asgari ücret brüt 5.004,00 TL, net 4.254,00 TL olduğunu, 01.07.2022 tarihinden itibaren ise bu rakam brüt 6.471,00 TL, net 5.500,00 TL, raporun düzenlendiği tarihte bu Türkiye gündeminde olan rakam olup, raporun mahkeme sunulmasından ve tarafımıza tebliğinden ve yine karar tarihinden önce 01.07.2022 tarihi itibariyle yürürlüğe girdiğini, bilinmeyen dönemin karar tarihine en yakın tarihli rapor alınmaması sebebiyle hatalı hesaplandığını, takdir edilen 50.000,TL manevi tazminatın az olduğunu beyan ederek Mahkemenin kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. 2-Davalı işveren istinaf dilekçesinde özetle, şirkete izafe edilen kusur oranını kabul etmediklerini, olayın meydana gelmesinde hiçbir kusuru bulunmadığını, işin tehlikesiz olarak yapılması için gerekli tüm tedbirleri almış, işçilere gerekli eğitimleri aldırmış ve iş güvenliği ile ilgili tüm ekipman ve malzemeleri teslim ettiğini, objektif olarak beklenebilecek tüm özeni göstermiş olmasına ve gerekli tedbirleri azami derecede almış olmasına rağmen kazazede işçi tarafından makara ile zincir arasına elini sokmak suretiyle sırf kendi inisiyatifinde hareket ederek kazaya sebebiyet verdiğini, işverenin sorumluluğuna gidilebilmesi için olayla ilgili uygun illiyet bağının bulunmasının zorunlu olduğunu, uygun illiyet bağını kesen unsurlardan ilkinin kaza geçiren işçinin kusurunun ağırlığı olduğunu, işçinin kendi davranışı sonucunda iş kazasına uğradıysa işverenin sorumluluğuna gidilemeyeceğini, kazazede işçinin maruz kaldığı iş kazasına kendi kusur ve kabahati neden olması sebebiyle uygun illiyet bağı bulunmaması sebebiyle işverenin sorumluluğuna gidilemeyeceğini, davacıya SGK tarafından yapılan geçici iş göremezlik ödemesi ile ilk gelir peşin sermaye değeri üzerinden şirkete izafe edilen kusur oranı üzerinden indirim yapılması isabetli olmadığını, bilirkişi tarafından tazminat hesabına esas ücret bakımından davacının dönemsel asgari ücretin 1,348 katı tutarında ücretle çalıştığından bahisle hesaplama yapılmasının da hatalı olduğunu, davacının pasif dönem zararı bakımından yapılan hesaplamada %10 ıskonto uygulamasının sadece ilk ay üzerinden değil tüm aylara yansıtılması gerektiğini beyan ederek Mahkemenin kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulüne dair İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde, usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, yerinde görülmeyen taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. 2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi tazminat ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369. maddesinin birinci fıkrası ile 371. maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13, 16, 20 ve 21. maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77. maddesi 3. Değerlendirme A)Taraf vekillerinin davacı yararına hükmedilen manevi tazminat alacağına ilişkin temyiz istemi yönünden; Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Dosya içeriğine göre davacı vekilince dava dilekçesinde davacı için 100.000,00 TL manevi tazminat talebinde bulunduğu, İlk Derece Mahkemesince davacı yararına 50.000,00 TL manevi tazminata hükmolunduğu, Bölge Adliye Mahkemesi'nin yukarıda anılan kararı ile taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği gözetildiğinde reddine ve kabulüne karar verilen tazminat miktarlarının Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 238.730,00 TL’nin altında kaldığı anlaşıldığından taraf vekillerinin temyiz itirazlarının miktardan reddine karar verilmiştir. B) Taraf vekillerinin davacı yararına hükmedilen maddi tazminat alacağına ilişkin temyiz istemi yönünden; 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekilleri tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR Açıklanan sebeple; Taraf vekillerinin davacı yararına hükmedilen manevi tazminat alacağına yönelik temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE, Taraf vekillerinin davacı yararına hükmedilen maddi tazminat alacağı yönünden yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının ilgilisinden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 06.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.