Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili davacının davalıya ait işyerinde dökümhane işçisi olarak görev yaptığını, kayden alt işveren işçisi olarak görünmesine rağmen muvazaalı hizmet alımı nedeniyle aslında davalı Kurum işçisi olduğunu, davalının kadrolu işçileriyle aynı işi yaptığını, bu hususta yargı kararları bulunduğunu, 05.12.2017 tarihinde işyerinde yetkili olan Sendikaya üye olduğunu, buna rağmen davalının tarafı olduğu toplu iş sözleşmelerinden yararlandırılmadığını ve eksik ödeme yap
DAVA KONUSU: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili davacının davalıya ait işyerinde dökümhane işçisi olarak görev yaptığını, kayden alt işveren işçisi olarak görünmesine rağmen muvazaalı hizmet alımı nedeniyle aslında davalı Kurum işçisi olduğunu, davalının kadrolu işçileriyle aynı işi yaptığını, bu hususta yargı kararları bulunduğunu, 05.12.2017 tarihinde işyerinde yetkili olan Sendikaya üye olduğunu, buna rağmen davalının tarafı olduğu toplu iş sözleşmelerinden yararlandırılmadığını ve eksik ödeme yapıldığını ileri sürerek 15.01.2016-19.03.2018 ve 26.06.2018-31.08.2018 tarihleri arasında yürürlükte olan toplu iş sözlemesinden kaynaklanan ücret farkı alacağı, ilave tediye alacağı, akdi ikramiye alacağı, kıdem zammı alacağı, giyim yardımı alacağı, sosyal yardım alacağı, şeker yardımı alacağı ve aile yardımı alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. KARAR: Uyuşmazlık, davalı ile dava dışı işverenler arasındaki ilişkinin kanuna uygun kurulup kurulmadığı ve muvazaaya dayanıp dayanmadığı, buna göre davacının davalı Şirketin işçisi sayılıp sayılamayacağı ve asıl işveren işyerinde yürürlükte olan toplu iş sözleşmesi hükümlerinden yararlanıp yararlanamayacağı ile talep edilen alacaklara hak kazanıp kazanmadığı konularına ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.