11. Hukuk Dairesi 2009/1587 E. , 2010/12940 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 27.06.2008 tarih ve 2008/260 - 2008/203 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 14.12.2010 gününde davacı avukatı... ile davalı avukatı ... gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları
**11. Hukuk Dairesi 2009/1587 E. , 2010/12940 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 27.06.2008 tarih ve 2008/260 - 2008/203 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 14.12.2010 gününde davacı avukatı... ile davalı avukatı ... gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili davalı şirketin 29.9.2006 tarihli olağan genel kurulunda; şirket bilançosunun kabulüne, yönetim kurulu ve denetim kurulu üyelerinin ibrasına, şirket tasfiyesinin sona erdirilerek kapanışın yapılmasına ve unvanın terkinine, tasfiye memurunun ibrasına ayrıca yöneticiler için TTK m.341 uyarınca sorumluluk davası açılması talebinin reddine karar verildiği; davalı şirket yöneticilerin kasti eylemleri ile şirkete zarar verildiği, yöneticiler hakkında sorumluluk davaları açtığı; yöneticiler hakkında açılmış sorumluluk davaları mevcut iken genel kurulda bilançonun kabul edilmesi ve ibra kararı verilmesinin mutlak butlanla hükümsüz olduğu; keza alınan kararların kanuna, ana sözleşmeye iyi niyet kurallarına aykırı olduğu belirtilmiş; genel kurul kararlarının butlan hükmünde olduğunun tespitine veya iptaline karar verilmesi istenmiştir. Davalı vekili davaya cevabında şirketin mali durumunun yetersiz olduğu, ekonominin ağır şartları nedeniyle varlığını sürdüremediği, 19.8.2004 tarihli genel kurulda tasfiye kararı alındığı, son genel kurulda da tasfiye sona erdiğinden tasfiyenin kapatılmasına karar alındığı, kararların kanuna, ana sözleşmeye, iyi niyet kurallarına uygun olduğu belirtilmiş davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece iddia, savunma, dosyadaki kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davacı 29.9.2006 tarihli olağan genel kurulda alınan kararların, şirket yöneticileri hakkında sorumluluk davası açtığı sebebiyle öncelikle mutlak butlan hükmünde olduğunun tespitini istediği, genel kurul kararlarının kanunun emredici hükümlerine, ahlaka – adaba aykırı olmaları, konularının imkansız olması hallerinde butlan hükmünde olduğunun tespiti mümkün olduğu,ancak davacının genel kurul kararlarının belirtilen şekilde kanunun emredici hükümlerine aykırı olduğunu, ahlaka – adaba aykırı olduğunu, konusunun imkansız nitelikte olduğunu iddia edip kanıtlayamadığı, davacı ortak tarafından, yönetim kurulu üyeleri hakkında sorumluluk davası açılmış olmasının ise genel kurulda alınan ibra ve diğer kararların mutlak butlan hükmünde olduğu sonucunu doğurmayacağı,genel kurulun ibra kararına rağmen ortaklar tarafından ayrıca sorumluluk davası açılmasının mümkün olduğu, zira ibra kararının sadece ortaklığın dava hakkını ortadan kaldıracağı, ortakların dava hakkı ise ortaklıktan bağımsız bir hak olduğundan ibra kararından etkilenmeyeceği bu sebeple davacının mutlak butlan iddialarının yerinde olmadığı, sorumluluk davalarının sonucunun beklenmesine de gerek bulunmadığı, davacı ayrıca alınan kararların kanuna, anasözleşmeye, iyi niyet kurallarına aykırı olduğunun ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Karar davacı vekilince temyiz edilmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve 22.12.1998 ve 14.09.1999 tarihli genel kurul toplantılarında davacı adına atılan imzaların sahte olması karşısında TTK’nun 370.maddesine göre çağrısız yapılan bu genel kurulların yoklukla malül olması gerekmekte ise de;şirketin çağrılı olarak 15.01.2004 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurul toplantısında yönetim kurulunun belirlenmiş bulunmasına,bu toplantıya çağrı ve nisaplarda her hangi usulsüzlüğe rastlanamamasına, 19.08.2004 tarihli olağan genel kurul toplantısında da şirketin fesih ve tasfiyesine ilişkin TTK’nun 434.b.9 yollamasıyla 388.maddenin 2.fıkrası uyarınca toplantı için aranan 2/3 nisapla karar alınmış bulunmasına ve esasen davacının alınmış kararlara karşı TTK’nun 381.maddesi uyarınca usulünce yapılmış bir muhalefetinin de bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, takdir edilen 825.00 TL duruşma vekillik ücretinin davacıdan alınark davalıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 03,15 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 15.12.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.