11. Hukuk Dairesi 2010/15589 E. , 2012/6793 K. MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 19/07/2010 tarih ve 2007/754-2010/429 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları …
**11. Hukuk Dairesi 2010/15589 E. , 2012/6793 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 19/07/2010 tarih ve 2007/754-2010/429 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin eşinin dava dışı Clairant Türkiye Boya ve Kimyevi Maddeler Sanayi ve Ticaret A.Ş'de çalıştığını, bu firma ile davalı ... arasında imzalanan "Grup Sağlık Sigortası Sözeşmesi" uyarınca davacının da poliçe lehdarı olduğunu, daha önce hiçbir rahatsızlığı bulunmayan davacının 12.08.2007 tarihinde aniden hastalanarak komaya girdiğini, yoğun bakım ve servis tedavisi sonucu iyileştiğini, tedaviyi yapan sağlık kuruluşunca davacıya AVM (Arterio Venöz Malformasyon) tanısı konulduğunu, hastalığın doğuştan var olduğu gerekçesi ile tedavi masraflarının davalı tarafından karşılamadığını, oysa davacının dört yıl önce baş ağrısı şikayeti ile aynı hastaneye yaptığı müracaat sırasında çekilen MR görüntüsünde hastalıkla ilgili her hangi bir patalojik bulgunun saptanmamış olduğunu, literatürde, teşhisi konulan hastalığın doğuştan veya sonradan oluşabileceğinin belirtildiğini, 44.000 TL tedavi masrafının müvekkilince karşılandığını,öte yandan sözleşmeye aykırı davranan davalının aynı zamanda müvekkilinin şahsiyet haklarını da ihlal ettiğini ileri sürerek, tedavi masrafı olarak şimdilik 44.000 TL maddi tazminat ve 50.000 TL manevi tazminatın faizleri ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, tanısı konulan AVM hastalığının doğuştan olması nedeniyle Hastalık Sigortası Genel Şartları ve Sağlık Sigorta Poliçesi özel şartları uyarınca tedavi masraflarının teminat dışı oduğunu, manevi tazminatın poliçe teminatı kapsamında da bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, gerek bilirkişi raporunda gerekse adli tıp raporunda hastalığın doğuştan olduğuna dair bir saptama yapılmadığı, keza davacının 2003 yılında çekilen MR görüntüsünde de hastalığa ilişkin bulguya da rastlanmadığı, bu durumda hastalığın sonradan geliştiği ve davacının olay tarihi itibariyle hastalığın varlığını bilebilecek durumda olmadığı kanaatine varıldığı, şu halde gerçeleşen riskin poliçe teminatı altında bulunduğu, talep edilen 44.000 TL tedavi masrafının kadri matuf olduğu, bununla birlikte manevi tazminat koşullarının oluşmadığı gerekçesi ile, davanın kısmen kabulüne, 44.000 TL maddi tazminatın davacıdan tahsiline,manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. Dava, sigorta bedelinin tahsili ve manevi tazminat istemine ilişkin olup mahkemece, gerek bilirkişi raporunda gerekse adli tıp raporunda hastalığın doğuştan olduğuna dair bir saptama yapılmadığı, bu durumda hastalığın sonradan geliştiği ve davacının olay tarihi itibariyle hastalığın varlığını bilebilecek durumda olmadığı gerekçesi ile maddi tazminat istemi yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir. Oysa, ek bilirkişi raporunda davacıda görülen hastalığının hem doğuştan hemde sonradan meydana gelebileceği, bu konuda ayrım yapılamadığı, ancak davacının daha önce 2003 tarihinde çektirdiği MR de her hangi bir bulgunun saptanmadığı, MR nin tamamen normal olduğu, bu durumun patalojinin daha sonra geliştiğini gösterdiği yönünde görüş bildirilmiş, Adli Tıp raporunda ise -gerekçede yazılanın aksine- AVM hastalığının konjentinal (doğuştan) olan bir hastalık olduğu, özellik arzetmeyen incelemelerle ortaya çıkartılamayacağı, davacıda görülen AVM'nin önceden bulgu veren bir hastalık olmadığı, ayrıca 2003 tarihinde çekilen MR nin küçük AVM'nin tespiti için yetersiz olduğu belirtilmiştir.Bu durumda hastalığın sebebi konusunda ek bilirkişi raporu ile Adli Tıp raporu arasında çelişki doğmuştur. Şu halde, davacıdaki hastalığın doğuştan mı yoksa sonradan mı meydana geldiği konusunda ek bilirkişi raporu ile Adli Tıp raporu arasında çelişki giderilecek şekilde, AVM hastalığı uzmanlarından oluşturulacak bilirkişi kurulundan rapor alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş ve kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 25/04/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.