Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 06.01.1993 tarihinden itibaren Palandöken Belediye Başkanlığında çalışmakta iken, Ağustos 2010 tarihinde iş sözleşmesinin davalı Bakanlığa devredildiğini, Belediye nezdinde çalıştığında Hizmet İş Sendikasının, Sağlık Bakanlığında çalıştığı dönemde Sağlık İşçileri Sendikasının üyesi olarak toplu iş sözleşmelerinden yararlandığını, Belediyede çalıştığı dönemde toplu iş sözleşmelerine uygun ücret hesaplanmadığını, bu nedenle devir tarihindeki ücretinin
DAVA KONUSU: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 06.01.1993 tarihinden itibaren Palandöken Belediye Başkanlığında çalışmakta iken, Ağustos 2010 tarihinde iş sözleşmesinin davalı Bakanlığa devredildiğini, Belediye nezdinde çalıştığında Hizmet İş Sendikasının, Sağlık Bakanlığında çalıştığı dönemde Sağlık İşçileri Sendikasının üyesi olarak toplu iş sözleşmelerinden yararlandığını, Belediyede çalıştığı dönemde toplu iş sözleşmelerine uygun ücret hesaplanmadığını, bu nedenle devir tarihindeki ücretinin eksik bildirildiğini, 01.01.2004 tarihinden itibaren toplu iş sözleşmesi uygulanarak devir tarihinde olması gereken yevmiyesinin belirlenmesini, bu yevmiyeye göre toplu iş sözleşmeleri ile uygulanan artışlar dikkate alınarak, ödenmesi gereken ücretlerinin ve fark alacaklarının hesaplanması gerektiğini ileri sürerek ücret farkı, ikramiye farkı, ilave tediye farkı alacaklarının davalıdan tahsilini talep etmiştir. KARAR: Uyuşmazlık; davacının ücreti, toplu iş sözleşmelerinden yararlanıp yararlanamayacağı, talep ettiği fark alacaklarına hak kazanıp kazanmadığı, faiz türü, oranı ve faiz başlangıç tarihlerine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerinin temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.