7. Hukuk Dairesi 2009/3615 E. , 2010/2177 K. Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacı hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü: Kadastro sırasında 885 ada 5, 6, 7, 9 parsel sayılı sırasıyla 27.886,01 m², 5333,41 m², 51.288,33 m², 98.763,29 m² yüzölçümündeki taşınmazlardan 885 ada 5, 7 ve 9 parse…
**7. Hukuk Dairesi 2009/3615 E. , 2010/2177 K.** **"İçtihat Metni"** Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacı hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü: Kadastro sırasında 885 ada 5, 6, 7, 9 parsel sayılı sırasıyla 27.886,01 m², 5333,41 m², 51.288,33 m², 98.763,29 m² yüzölçümündeki taşınmazlardan 885 ada 5, 7 ve 9 parsel sayılı taşınmazlar tapu kaydına, miras hakkına, paylaşmaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalılar ... ve ... adına, 885 ada 6 parsel sayılı taşınmaz ise tapu kaydına, satın almaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalılar ... ve ... adına tespit edilmiştir. Davacı hazine tapu kaydına dayanarak dava açmıştır. Mahkemece davacı hazinenin davasının reddi ile taşınmazların tespit gibi tespit malikleri adlarına tesciline karar verilmiş; hüküm davacı hazine tarafından temyiz edilmiştir. İddia ve savunma, duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgeler, bu yolla saptanan dava niteliği dikkate alındığında mahkemece yapılan araştırma, soruşturma hüküm vermeye yeterli değildir. Davalı tarafın tutunduğu tescil yoluyla oluşan tapu kaydı ile hazinenin tutunduğu 4753 ve 5618 sayılı Yasalar uyarınca oluşan tapu kaydının uygulamasına ilişkin yerel bilirkişi sözleri, komşu taşınmazların tespit tutanağı içeriği ve varsa dayanakları kayıtlarla denetlenmediğinden soyut nitelikte gerekçesiz sözlerden ibaret olduğu gibi uzman bilirkişi tarafından düzenlenen rapor ve eki harita, keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan vermediğinden yetersizdir. O halde saptanan dava niteliği dikkate alındığında sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için öncelikle dayanılan tapu kayıtlarının dava dışı başka taşınmaz yada taşınmazlara revizyon görüp görmediği, Tapu Sicil Müdürlüğü ve Kadastro Müdürlüğünden ayrı, ayrı sorulup saptanmalı, revizyon görmüş ise dava konusu taşınmazla birlikte revizyon gördüğü dava dışı taşınmazları ve bu taşınmazlara dıştan komşu taşınmazları da bir arada gösterecek şekilde geniş kapsamlı birleşik harita Kadastro Müdürlüğünden getirtilmeli, bundan sonra dıştan komşu taşınmazların tespit tutanakları ve dayanakları kayıtlar davalı iseler dava dosyaları getirtilmeli, dayanılan kaydın dava dışı başka taşınmazlara revizyon gördüğü ve davalı olduğu saptandığı takdirde usulün 45 ve onu izleyen maddeleri hükmü uyarınca dava dosyalarının birleştirilip birleştirilmeyeceği yönü üzerinde durulmalı, vurgulanan bu olgunun dava ekonomisi ve tapu kaydının kapsamının sağlıklı biçimde belirlenebilmesi için zorunlu olduğu özellikle dikkate alınmalı, daha sonra yöreyi iyi bilen yansız, yerel ve uzman bilirkişi, tutanak bilirkişilerinin tümü, tarafların aynı yöntemle göstereceği tanıklar hazır olduğu halde taşınmazlar başında yeniden keşif yapılmalı, öncelikle 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 20.maddesi hükmü uyarınca davacı hazine ile davalı tarafın tescil hükmü ile oluşan tapu kaydı yerel bilirkişi yardımı, uzman bilirkişi eliyle yerine uygulanmalı, uygulamada varsa davacı hazine ile davalı tarafın tutunduğu tapu kaydının dayanağı haritaların ölçekleri geniş kapsamlı kadastro paftasının ölçeği ile eşitlenerek haritalar çakıştırılmalı, haritalarda tarif edilen belli poligon ve röper noktalar ile arz üzerindeki doğal yada yapay sınır yerlerinden yararlanılmalı, uygulamada tapu kaydının revizyon gördüğü dava dışı taşınmazlar varsa özellikle gözönünde tutulmalı, davalı tarafın dayandığı tapu kaydında tarif edilen sınır yerlerinden yerel bilirkişice bilinemeyen sınır yerleri bulunduğu takdirde bu konuda taraflara tanık dinletme olanağı sağlanmalı, uzman bilirkişiye kayıtlarda tarif edilen sınır yerleri düzenleyeceği haritada ayrı ayrı işaret ettirilmeli, uygulamada davalı tarafın tutunduğu tescil hükmü ile oluşan tapu kaydının dayanağı haritasının bulunduğu saptandığı takdirde 3402 sayılı Kadastro Kanununun 20. maddesi hükmü uyarınca kapsamının haritasına göre belirleneceği düşünülmeli, davalı tarafın tutunduğu tapu kaydının haritası yoksa az yukarıda açıklandığı üzere hazine tapusunun dayanağı harita yerine uygulanarak kapsamı belirlenmeli ve dayanağı belirtmelik tutanağı varsa deliller değerlendirilirken belirtmelik tutanağında vurgulanan maddi ve hukuki olgular gözönüne alınmalı, özellikle tapu kaydının dayanağını oluşturan mahkeme ilamı getirtilip incelenmeli, tapu kaydının dayanağı tescil ilamında hazinenin taraf olduğu saptandığı takdirde hazineyi bağlayacağı, taraflar arasında usulün 237. maddesi hükmünde açıklanan biçimde kesin hüküm bulunduğu, aksi halde sözü edilen ilamın güçlü delil niteliğinde olduğu düşünülmeli, güçlü delilin aksinin daha güçlü delillerle kanıtlanabileceği dikkate alınmalı, uygulamaya ilişkin yerel bilirkişi ve tanık sözleri, dıştan komşu taşınmazların tespit tutanağı içeriği ve varsa dayanakları kayıtlarla denetlenmeli, bu yolla dava konusu taşınmazların dayanılan tapu kaydının kapsamında kalıp kalmadığı duraksamasız saptanmalı, dava konusu taşınmazların tümü yada bir bölümünün dayanılan tapu kaydının kapsamı dışında kaldığı saptandığı takdirde kayıt kapsamı dışında kalan taşınmaz yada taşınmaz bölümleri yönünden yeterli biçimde zilyetlik araştırması yapılmalı, bu konuda zilyetliğin başlangıç günü, süresi ve sürdürülüş biçimi hakkında yerel bilirkişi ve tanıklardan olaylara dayalı bilgi alınmalı, tespit ve belirtmelik tutanağı bilirkişilerinin beyanları ile yerel bilirkişi ve tanık beyanları arasında aykırılık bulunduğu takdirde tespit ve belirtmelik tutanağı bilirkişileri de taşınmazlar başında ayrı ayrı dinlenerek, çelişki giderilmeli, uzman bilirkişiden keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan verecek şekilde ayrıntılı, gerekçeli rapor alınmalı, bundan sonra 3402 sayılı Kadastro Kanununun 13, 14, 20 ve koşullarının varlığı halinde aynı Yasanın 46/1 maddesi hükümleri ile aynı Yasanın 18. maddesi hükmü eşliğinde toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir. Mahkemece böylesine bir araştırma ve soruşturma yapılmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davacı hazinenin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA- 13.04.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.