(Kapatılan)17. Hukuk Dairesi 2010/9672 E. , 2011/1114 K. MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü: -K A R A R- Davacı (3.kişi) vekili, davalı alacaklı tarafından müvekkilinin babası olan borçlu aleyhine yapılan takipte, ... 11.İcra Müdürlüğünün…
**(Kapatılan)17. Hukuk Dairesi 2010/9672 E. , 2011/1114 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü: -K A R A R- Davacı (3.kişi) vekili, davalı alacaklı tarafından müvekkilinin babası olan borçlu aleyhine yapılan takipte, ... 11.İcra Müdürlüğünün 2009/7185 Esas sayılı dosyasından 31.7.2009 tarihinde yapılan haciz işleminde, borçlu ile ilgisi bulunmayan müvekkiline ait işyerindeki menkullerin haczedildiğini ileri sürerek, haczin kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı (alacaklı) vekili, davanın reddi gerektiğini savunmuştur. Davalı borçlu, cevap vermemiştir. Mahkemece, toplanan delillere göre; borçlunun ticari faaliyetini terk ettikten sonra davacının işe başladığı, muvazaalı işlem yapıldığına dair bilgi ve belge bulunmadığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile dava konusu mallar üzerindeki haczin kaldırılmasına karar verilmiş; hüküm, davalı (alacaklı) vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, 3.kişinin İİK’nun 96 ve devamı maddelerine dayalı olarak açtığı istihkak davasına ilişkindir. Haciz 31.7.2009 tarihinde davacı 3.kişi adına kayıtlı adreste yapılmış, haciz sırasında hazır bulunan davacı işyerinin babası olan borçlu ile ilgisi olmadığını, babasının çantacı olup, iki sene önce kapatıp gittiğini, işyerinin ve malların kendisine ait olduğunu belirterek istihkak iddiasında bulunmuştur.Borçlu ve davacı baba-oğul olup, takip konusu borç 30.4.2007 tarihli çekten kaynaklanmaktadır.Dosya kapsamına göre, haciz işleminin takip ve borçluya ödeme emri- nin tebliğ edildiği adreste yapıldığı, ödeme emrini 19.6.2007 tarihinde tebellüğ eden kişinin ise borçlunun oğlu olan davacı 3.kişi olduğu ve tebligat sırasında daimi çalışan sıfatı ile ödeme emrini tebellüğ ettiği anlaşılmaktadır.Öte yandan, davacının dayandığı vergi kaydı, kira sözleşmesi ve faturalar da borcun doğum tarihinden sonraya ilişkin olduğu gibi, vergi dairesinin 11.3.2010 tarihli yazısına göre, borçlunun aynı adreste deri ve deri aksesuarı işi üzerine başladığı ticari faaliyetini borcun doğumundan sonra 05.11.2007 tarihinde terk ettiği, borçlunun oğlu olan davacı 3.kişinin ise aynı adreste, borçlunun işi terkinden bir gün sonra 06.11.2007 tarihinde giyim-aksesuar üzerine ticari faaliyete başladığı, iştigal konularının benzer olduğu görülmektedir. Bu durumda, İİK.nun 97/a maddesinin birinci fıkrasının 2.cümlesi gereğince, haczedilen taşınır malları borçlu ile 3.kişinin birlikte elde bulundurduklarının ve İİK.nun 97/a maddesinde öngörülen mülkiyet karinesinin borçlu, dolayısıyla alacaklı yararına olduğunun kabulü gerektiği gibi, aralarındaki işlemler alacaklıdan mal kaçırmaya yönelik ve danışığa dayalı işyeri devri niteliğinde olduğundan, devir alacaklının haklarını etkilemez. O halde, mahkemece bu maddi ve hukuki olgular göz önüne alınarak, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. SONUÇ; Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı (alacaklı) vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı alacaklıya geri verilmesine 14.2.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.