DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2024/1540 E. , 2024/3168 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2024/1540 Karar No : 2024/3168 TEMYİZ EDENLER (DAVALILAR): 1- ... Kurulu Başkanlığı VEKİLİ: Av. ... 2- ...Üniversitesi Rektörlüğü VEKİLİ: Av.... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:2..., K:... sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGI
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2024/1540 E. , 2024/3168 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2024/1540 Karar No : 2024/3168 TEMYİZ EDENLER (DAVALILAR): 1- ... Kurulu Başkanlığı VEKİLİ: Av. ... 2- ...Üniversitesi Rektörlüğü VEKİLİ: Av.... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:2..., K:... sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde öğretim üyesi olarak görev yapan davacının 2547 sayılı Kanun'un 53. maddesinin (b) fıkrasının 6. bendinin (c) alt bendi uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin Yükseköğretim Yüksek Disiplin Kurulu'nun ... tarih ve ...sayılı kararının iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti:...İdare Mahkemesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; Tıp Fakültesi 4. sınıf öğrencisi İ.O. tarafından yapılan şikayet üzerine davacı hakkında İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının ... numaralı dosyası ile nitelikli cinsel saldırı suçundan dolayı başlatılan soruşturma sonucunda Başsavcılığın ... tarih ve ...sayılı kararıyla "Müşteki İ.O.'nun şüpheli ...'e yazmış olduğu mesajlarda, şüpheli ile ilişkisini kendi rızası ile sürdürdüğü, şüphelinin müşteki üzerinde herhangi bir baskısı olmadığı gibi Tıp Fakültesi 4. sınıf öğrencisi olan müştekinin neyin doğru neyin yanlış olabileceğini irdeleyebilecek bir zeka yapısına sahip olduğu, dolayısıyla tüm bu mesajlar karşısında şüphelinin müştekiye, müştekinin rızası dışında cinsel istismarda bulunmadığı, şüpheli ve müşteki arasında meydana gelen duygusal ve cinsel yakınlaşmanın müştekinin rızası ile olduğunun kabulünün gerekeceği, dolayısıyla şüpheliye müsnet suçun unsurları yönünden oluşmadığı" gerekçesiyle kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildiği ve bu kararın 23/01/2020 tarihinde kesinleştiği, davacı ile öğrencisi İ.O. arasında duygusal yakınlaşma yaşandığı, dosya kapsamında davacının öğrencisine baskı yaptığı veya öğrencisinin zayıflığından yararlandığına ilişkin somut bir tespitin bulunmadığının anlaşıldığı, bu durumda, dosyada yer alan bilgi ve belgeler, soruşturma raporu ve ekleri, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının kararı ile davacıya isnat edilen fiilin niteliği ve bu fiilin karşılığı olan cezanın ağırlığı birlikte değerlendirildiğinde, davacıya isnat edilen fiilin kamu hizmeti veya öğretim elemanı sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak disiplin suçu kapsamında değerlendirilebilecek nitelikte olmadığı anlaşıldığından, anılan madde uyarınca davacının kamu görevinden çıkarma cezası ile tecziyesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka ve mevzuata uygunluk görülmediği gerekçesiyle işlemin iptaline karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; olayda, cinsel istismar suçunun vukua gelmemiş olduğu ilgili Cumhuriyet Savcılığı makamınca ortaya konulmuş ise de aynı Savcılık kararı ve yürütülen idarî soruşturma sonucunda davacı ile öğrencisi İ.O.'nun duygusal ve cinsel birliktelik yaşadıkları iddiasının sübuta erdiği anlaşılmakla işlenen fiil ile ceza arasında adil bir denge kurularak ve disiplin hukukunda geçerli olan "tipiklik ilkesi" de göz önüne alınmak sûretiyle davacıya uygun yeni bir disiplin cezası tayinine gidilebileceğinin tabii olduğu gerekçesiyle davalıların istinaf başvurularının reddine karar verilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Sekizinci Dairesinin 08/12/2023 tarih ve E:2021/5393, K:2023/6967 sayılı kararıyla; Savcılık kararı ve soruşturma raporunda bulunan bilgi ve belgelerin değerlendirilmesi sonucunda öğretim üyesi olan davacının kız öğrenciye yönelik cinsel içerikli söz ve davranışları ile cinsel birliktelik hususunda eylemlerin sübuta erdiğinin görüldüğü, disiplin kurallarına tabi olanlar tarafından işlenen bir fiil ceza hukuku anlamında suç teşkil etmese dahi, üniversitelerin asıl amacı olan eğitim ve öğrenim özgürlüğünü tehdit ettiği ölçüde disiplin hukukunun müeyyidelerine tabi tutulabileceği; davacının söz ve eylemlerinin, kamu hizmeti veya öğretim elemanı sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketler olduğu ve kız öğrenciye cinsel tacizde bulunduğu gerekçesiyle kamu görevinden çıkarma cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık, temyize konu kararda hukuki isabet bulunmadığı gerekçesiyle ... Bölge İdare Mahkemesi ...İdari Dava Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararının bozulmasına karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi ısrar kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; davalıların istinaf başvurularının gerekçeli reddi yolundaki ilk kararda ısrar edilmiştir. TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davalı idarelerden Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı tarafından, davacı hakkında düzenlenen soruşturma raporunun, tüm delillerin ve davacının konuya ilişkin savunmalarının değerlendirilmesi neticesinde tesis edilen işlemin hukuka, kamu yararına ve hizmet gereklerine uygun olduğu, davacının disiplin cezasına konu eyleminin sabit olduğu ve uygulanan cezanın orantılı ve elverişli olduğu belirtilerek temyize konu kararın bozulması gerektiği savunulmuştur. Davalı idarelerden İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Rektörlüğü tarafından, usule ilişkin olarak, Danıştay'ın bozma kararındaki hususlar karşılanmaksızın verilen kararın ısrar kararı olarak nitelendirilemeyeceği; esasa ilişkin olarak, davacının asıl amacı eğitim hizmeti vermek olan yükseköğretim kurumunda görevli olan ve müştekinin dersine giren hocalarından biri olduğu, müştekiden yaşça çok büyük ve evli olan davacının dosyaya sunulu iletişim kayıtları, mesaj dökümleri vb. delillerle görev etiğine aykırı davrandığının açık olduğu, davacı hakkında "cinsel saldırı" suçunun oluşmadığı yönünde takipsizlik kararı verilmiş ise de, dava konusu işlemin cinsel saldırı vb. bir fiil nedeniyle değil, "kamu hizmeti veya öğretim elmanı sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak" eylemi sebebiyle tesis edildiği, Mahkemece bu husus ele alınmaksızın salt takipsizlik kararı gözetilerek karar verildiği, kaldı ki Mahkeme kararının gerekçesinde de davacı ile öğrencisinin duygusal ve cinsel birliktelik yaşadıklarına dair fiillerin subuta erdiğinin belirtildiği, "yüz kızartıcı ve utanç verici hareketler" tanımı konusunda disiplin soruşturması uyarınca tüm delillerin ele alınarak ve ceza teklifinde emsal yargı kararları da değerlendirilerek kanaate varıldığı, dosyada mevcut deliller ve davacının ikrarları ile davacının İ.O. ile ilişkisinin öğrenci-öğretmen ilişkisi olmadığının ispatlandığı, dava konusu işlemin hukuka, hakkaniyete, kamu vicdanına ve tipiklik ilkesine uygun olduğu ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, gerek ceza soruşturması gerekse idari soruşturma safhasında İ.O. ile cinsel birliktelik yaşadığına dair kesin ve şüpheden uzak bir delil bulunmadığı, whatsapp yazışmalarında da bu hususa dair herhangi bir konuşma veya kelime mevcut olmadığı, ispatlanan hususun kendisinin de kabul ettiği üzere rızaen ve karşılıklı gerçekleşen mesajlaşmalar olduğu, iki kişinin rızaları dahilinde mesajlaşmaları ve birbirlerini sevdiklerini söylemesinin "utanç verici bir eylem" olarak kabul edilmesini 2547 sayılı Kanun'un 53/b-c-6 maddesinde yer alan "utanç verici" ve "yüz kızartıcı" eylem olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığı, yüz kızartıcı ve utanç verici eylem tabirinin somut delil ve hukuki dayanağa atıf yapılmaksızın aleyhine yorumlanarak subjektif değerlendirilmesi sonucu davacıya ceza verilmesinin hukuki ve vicdani olmadığı, Danıştay Sekizinci Dairesinin bozma kararının gerekçesini teşkil eden ifadelerin lekelenmeme hakkını, masumiyet karinesini ve adil yargılanma hakkını ihlal ettiği; iptal kararı üzerine davacıya 24/09/2021 tarihli işlemle 1/8 oranında aylıktan kesme cezası verildiği belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NUN DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin reddi ile temyize konu ısrar kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra dosya tekemmül ettiğinden davalı İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Rektörlüğü'nün yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : Davacının İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Tıp Fakültesi ...Ana Bilim Dalı, ... bölümünde profesör unvanıyla görev yaptığı, Aynı üniversitede eğitim gören Tıp Fakültesi 4. sınıf öğrencisi İ.O.'nun, pediatrik kardiyoloji branşında eğitim aldığı, davacının 13/09/2019 tarihinden itibaren kendisine yönelik cinsel saldırı, psikolojik şiddet ve istismar eylemlerinde bulunduğunu belirten 30/09/2019 tarihli şikayet dilekçesi ile davacının aynı üniversitede görev yapan eşi F.N.'nin çalışma odasında davacı ile İ.O.'nun aile üyeleri arasında vuku bulan olaya ilişkin olarak Üniversite güvenlik görevlisi, koruma ve güvenlik amiri ile koruma ve güvenlik müdürünce imzalanan ve davacının İ.O.'nun ailesine karşı "ben suçumu biliyorum, istifa edeceğim ama siz şikayetçi olmayın ayrıca maddi olarak ne gerekirse yapabilirim" ifadesini kullandığının belirtildiği 30/09/2019 tarihli tutanağa istinaden Rektörlük makamının 30/09/2019 tarihli onayı ile davacı hakkında "cinsel saldırı, psikolojik şiddet ve istismar, yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak" fiilleri dolayısıyla disiplin soruşturması başlatıldığı, Bu soruşturma neticesinde soruşturmacılar tarafından hazırlanan raporda; "Davacının mesajlarında müştekiye yazdığı "kimseye açık verme" ifadesi ile davranışlarının yanlış olduğunun muhakemesinde olduğu, savunmasında yer alan öğrencinin psikolojik sorunları olduğunu anladığı ve yardımcı olmaya çalıştığı beyanlarından öğrenci ile bu şekilde yakınlık kurduğu, mesajlarda kullanılan özel ifadeler ile "her yerinde izim olmalı, ruhun beynin kalbin vücudun, cennetim senin de günün güzel olsun ben cennetimden hiç çıkmam içinde kalırım, hep seni seviyorum, bol öpüyorum, aşkım, kadınım, ruhum, aşkım gaza getirme beni gelirim valla, sen de iyi uyu güzel rüyalar gör benli olsun cennetim, her yerini öpüyorum" gibi müşteki ile ilişkisinin öğretmen-öğrenci ilişkisi olmadığının açık olduğu, Müştekinin ailesine karşı "ben suçumu biliyorum, istifa edeceğim ama siz şikayetçi olmayın ayrıca maddi olarak ne gerekirse yapabilirim" dediğinin güvenlik görevlilerince tutulan tutanak ve Emniyet Müdürlüğünden gönderilen müştekinin aile üyeleri anne, baba ve ağabeye ait ifadeler ile sabit olduğu, bu şekilde müşteki ile ilişkisinin ahlaki boyutunun farkında olduğu kanaatinin oluştuğu, Davacının cinsel saldırı suçunu işlediğine dair yeterli, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı; ifadelerin ve mesaj içeriklerinin davacıya isnat edilen yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak fiillerini işlediği yönünde kanaat verici ve hükme esas alınabilecek nitelik ve değerde olduğu, Sonuç olarak kamu hizmeti veya öğretim elemanı sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede utanç verici hareketlerde bulunmak fiilinin sübuta erdiği, bu kapsamda davacı hakkında yürütülen cezai soruşturmanın utanç verici hareketlerde bulunmak fiilinin sübuta erip ermemesi bağlamında bir etkiye sahip olmadığından beklenmesine gerek olmadığı sonucuna varıldığından fiilinin karşılığı olan kamu görevinden çıkarma disiplin cezası ile cezalandırılmasına ilişkin teklifin uygun görüldüğü, soruşturma konusu fillin ağırlığı ve soruşturulan kişinin eğitim hizmeti veren yükseköğretim kurumunda öğretim üyesi olarak görev yapıyor olması dikkate alınarak davacının daha önce disiplin cezası almamış olmasının ceza teklifinde hafifletici neden olarak değerlendirilmediği" belirtilmiştir. Bu teklif doğrultusunda, "üniversitelerde yürütülen eğitim ve öğretimin unsurlarından biri olan öğretici olan öğretim üyesinin nitelik itibariyle birçok hususu kendinde taşıması gerektiği, amacı öğrenci yetiştirmek, mesleğe kazandırmak olan öğretim üyesinin davranışları ile de öğrenciler üzerinde etkili bir iletişim kuracağının aşikar olduğu, ancak bu etkili iletişimin hiçbir şekilde kötüye kullanılamayacağı ve öğretim üyeliğinin kutsiyeti, ahlakiyeti ve norm değerleri açısından öğretim üyesi öğrenci ilişkisi dışına çıkarak öğretim üyesi sıfatı ve nüfuzunu da kullanarak öğrenci üzerinde baskı oluşturacak şekilde davranış sergileyemeyeceği, soruşturma konusu olaya bakıldığında, kız öğrencisi ile öncelikle whatsapp üzerinde başlayan ve fiile dönüşen bir öğretim üyesi ile öğrenci arasında olmayacak boyutta cinselliğe dönüşen konuşmalara Prof. Dr. ...'in bir itirazının olmadığı, her iki kişi arasında öğretim üyesi öğrenci ilişkisi dışında özel bir ilişki yaşandığı, bu ilişki için öğretim üyesinin öğrencinin zayıflığından yararlandığı, öğretim elemanı sıfatına yakışmayacak ve bu sıfatla bağdaşmayacak fiillerin dosya kapsamında toplanan deliller ile sabit olduğu" gerekçesiyle Yüksek Disiplin Kurulu'nun... tarih ve... sayılı işlemi ile davacının kamu görevinden çıkarma cezası ile cezalandırılması üzerine dava açıldığı anlaşılmaktadır. Öte yandan; öğrenci İ.O.'nun suç duyurusu üzerine İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının ... soruşturma numaralı dosyası ile davacı hakkında nitelikli cinsel saldırı suçundan soruşturma başlatıldığı, yürütülen soruşturma sonucunda İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının ... tarih ve...numaralı kararıyla "Müşteki İ.O.'nun şüpheli ...'e yazmış olduğu mesajlarda, şüpheli ile ilişkisini kendi rızası ile sürdürdüğü, şüphelinin müşteki üzerinde herhangi bir baskısı olmadığı gibi Tıp Fakültesi 4. sınıf öğrencisi olan müştekinin neyin doğru neyin yanlış olabileceğini irdeleyebilecek bir zeka yapısına sahip olduğu dolayısıyla tüm bu mesajlar karşısında şüphelinin müştekiye, müştekinin rızası dışında cinsel istismarda bulunmadığı, şüpheli ve müşteki arasında meydana gelen duygusal ve cinsel yakınlaşmanın müştekinin rızası ile olduğunun kabulünün gerekeceği, dolayısıyla şüpheliye müsnet suçun unsurları yönünden oluşmadığı" gerekçesiyle kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildiği, anılan kararın 23/01/2020 tarihinde kesinleştiği görülmektedir. İLGİLİ MEVZUAT : 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun "Amaç" başlıklı 4. maddesinde, yükseköğretimin amacı aşağıdaki şekilde belirtilmiştir: "a) Öğrencilerini; (1) ATATÜRK İnkılapları ve ilkeleri doğrultusunda ATATÜRK milliyetçiliğine bağlı, (2) Türk milletinin milli, ahlaki, insani, manevi ve kültürel değerlerini taşıyan, Türk olmanın şeref ve mutluluğunu duyan, (3) Toplum yararını kişisel çıkarının üstünde tutan, aile, ülke ve millet sevgisi ile dolu, (4) Türkiye Cumhuriyeti Devletine karşı görev ve sorumluluklarını bilen ve bunları davranış haline getiren, (5) Hür ve bilimsel düşünce gücüne, geniş bir dünya görüşüne sahip, insan haklarına saygılı, (6) Beden, zihin, ruh, ahlak ve duygu bakımından dengeli ve sağlıklı şekilde gelişmiş, (7) İlgi ve yetenekleri yönünde yurt kalkınmasına ve ihtiyaçlarına cevap verecek, aynı zamanda kendi geçim ve mutluluğunu sağlayacak bir mesleğin bilgi, beceri, davranış ve genel kültürüne sahip, vatandaşlar olarak yetiştirmek, b) Türk Devletinin ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütün olarak, refah ve mutluluğunu artırmak amacıyla; ekonomik, sosyal ve kültürel kalkınmasına katkıda bulunacak ve hızlandıracak programlar uygulayarak, çağdaş uygarlığın yapıcı, yaratıcı ve seçkin bir ortağı haline gelmesini sağlamak, c) Yükseköğretim kurumları olarak yüksek düzeyde bilimsel çalışma ve araştırma yapmak, bilgi ve teknoloji üretmek, bilim verilerini yaymak, ulusal alanda gelişme ve kalkınmaya destek olmak, yurt içi ve yurt dışı kurumlarla işbirliği yapmak suretiyle bilim dünyasının seçkin bir üyesi haline gelmek, evrensel ve çağdaş gelişmeye katkıda bulunmaktır." Aynı Kanun'un "Disiplin ve Ceza İşleri" üst başlıklı 'Genel esaslar' başlıklı 53. maddesinin (b) fıkrasının 6. bendinin (c) alt bendinde; "Kamu hizmeti veya öğretim elemanı sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak" fiili kamu görevinden çıkarma cezasını gerektirir fiiller arasında sayılmıştır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Uyuşmazlığın çözümü, davacının fiilinin, kamu hizmeti veya öğretim elemanı sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketler kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği noktasında toplanmaktadır. 09/05/2014 tarih ve 28995 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 16/01/2014 tarih ve E:2013/110, K:2014/8 sayılı kararında; 2547 sayılı Kanun'un 53/b maddesinin 6-(c) bendi ile paralellik taşıyan 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/E-(g) maddesinin, Anayasa'ya aykırı olmadığına hükmedilmiş olup, kararın gerekçesinde özetle; dava konusu kuralda belirsiz olduğu ileri sürülen “memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerin” tümünün önceden öngörülmesinin ve tespitinin olanaksız olduğu ve söz konusu hareketlerin tek tek ortaya konulmasının mümkün olmadığı, normun daha kesin ve açık bir düzenlemeye olanak tanımaması nedeniyle kullanıldığı anlaşıldığından, anılan kavramların kullanılmasında belirlilik ilkesine aykırılık bulunmadığı, fıkrada genel bir belirleme yapılmadığı, disiplin cezası gerektiren hareketlerin, memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak derecede yüz kızartıcı ve utanç verici olması gerektiği düzenlenerek çerçevesinin çizildiği, kaldı ki, itiraz konusu kural dayanak alınarak tesis edilen idari işlemlere karşı yargı yolu açık olup belirsiz olduğu ileri sürülen kavramlar ve bu kavramların belirttiği hareketler yargı kararları yoluyla da somutlaştırıldığından, itiraz konusu kuralın Anayasa'nın 2.,38. ve 128. maddelerine aykırı olmadığı vurgulanmıştır. Konuya ilişkin olarak Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 02/07/1996 tarih ve E:1996/3-144, K:1996/171 sayılı kararında, "yüz kızartıcı suç"un, yasalarda tanımlanmadığı ve tek tek sayılmadığı, toplumun yapısına göre zaman zaman değişikliğe uğrayan bu suçların tek tek sayılmasının olanaksız olduğu, "...gibi yüz kızartıcı suçlar" denildiğinde maddede sayılmamış olan diğer yüz kızartıcı suçların neler olduğunun yasaları uygulamakla görevli yargı organlarınca saptanacağı belirtilmiştir. Buna göre yukarıda aktarılan yüksek yargı organları kararlarında da belirtildiği üzere, yüz kızartıcı suçların neler olduğu, yasaları uygulamakla görevli yargı organlarınca belirlenecektir. Bu değerlendirme yapılırken de işlenen suçun niteliği, oluş şekli ve ağırlığı göz önüne alınacaktır. Bu doğrultuda, her ne kadar davacı hakkında "nitelikli cinsel saldırı" suçu dolayısıyla yürütülen ceza soruşturması neticesinde kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin karar verilmiş ise de, Kurulumuzca adli ve idari soruşturma ve kovuşturma aşamalarında elde edilen deliller doğrultusunda davacının eylemlerinin, kamu hizmeti veya öğretim elemanı sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici olup olmadığı yönünden değerlendirilmesi gerekmektedir. Bunun dışında, 2547 sayılı Kanun'un 53. maddesinin (b) fıkrasının 6. bendinin (c) alt bendi uyarınca ceza verilebilmesi için, eylemin mutlaka ceza hukuku anlamında yüz kızartıcı suç olması gerekmemektedir. 2547 sayılı Kanun'un anılan maddesi ile kamu görevinden çıkarma için aranan ölçüt; kamu hizmeti veya öğretim elemanı sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartı cı hareketlerde bulunmaktır. Bu bentte belirtilen yüz kızartıcı hareketlerin sınırı kamu hizmeti ve öğretim elemanı sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede olmasıdır. Öğretim elemanı sıfatı taşıyan ve yüksek öğretimin asli personel unsurunu oluşturan kişilere toplumun güven duyması, bireylerin yüksek eğitim ve öğretime olan güven ve inancını sağlayacak, bu hizmetin gerekli saygınlığı yitirmiş personel eliyle yürütülmesi ise bireylerin güven duygularının sarsılmasına neden olabilecektir. Öte yandan, 2547 sayılı Kanun'un 4. maddesinde sayılan pek çok amacın yanında yükseköğretimin bir amacının da öğrencilerini Türk milletinin milli, ahlaki, insani, manevi ve kültürel değerlerini taşıyan, beden, zihin, ruh, ahlak ve duygu bakımından dengeli ve sağlıklı şekilde gelişmiş vatandaşlar olarak yetiştirmek olduğu belirtilmiştir. Dava dosyasında yer alan bilgi ve belgelerden, davacının İ.O.'nun derslerine giren öğretim elemanı olduğu, bu bağlamda davacı ile İ.O. arasında öğretim üyesi-öğrenci ilişkisi bulunduğu ve konumu itibarıyla öğrenci üzerinde kullanabileceği yetkileri haiz olduğu; davacı hakkında yürütülen adli ve idari soruşturma sürecinde elde edilen verilerden ve davacının ikrar ettiği whatsapp mesaj içeriklerinden ise, davacı ile öğrencisi İ.O. arasında olması gereken "öğretim üyesi-öğrenci" ilişkisi boyutunu aşan nitelikte yakınlık ve münasebet bulunduğunun sarih olduğu; bu durumdan kaynaklı sorunların şikayete ve suç duyurusuna konu olması ve Üniversite güvenlik görevlilerince bu hususta tutanak düzenlenmesi gözetildiğinde aralarındaki öğretim üyesi-öğrenci ilişkisini zedeleyen durumun özel hayat boyutundan çıkarak kamusal alana sirayet ettiği ve alenileştiği anlaşılmaktadır. Bu durumda, davacının yürüttüğü öğretim üyeliği görevinin önem ve özelliği de dikkate alındığında kendisine yöneltilen fiilin yüz kızartıcı ve utanç verici nitelikte olduğu anlaşıldığından 2547 sayılı Kanun'un 53. maddesinin (b) fıkrasının 6. bendinin (c) alt bendi uyarınca kamu görevinden çıkarma cezası ile cezalandırılmasına dair dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Bu itibarla, temyize konu ısrar kararının bozulması gerektiği sonucuna varılmıştır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; Davalı idarelerin temyiz istemlerinin kabulüne; 2. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik yapılan istinaf başvurusunun gerekçeli reddi yolundaki ... Bölge İdare Mahkemesi ...İdari Dava Dairesi'nin temyize konu ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi...İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 05/12/2024 tarihinde kesin olarak oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY X- Temyiz edilen kararla ilgili dosyanın incelenmesinden; ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince verilen ısrar kararının usul ve hukuka uygun bulunduğu, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenlerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı anlaşıldığından, temyiz istemlerinin reddi ile temyize konu ısrar kararının onanması gerektiği oyuyla, karara katılmıyorum.