Başvuru, tutukluluğun makul süreyi aşması nedeniyle Anayasa’nın 19. maddesi ile güvence altına alınan kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, tutukluluğun makul süreyi aşması nedeniyle Anayasa’nın maddesi ile güvence altına alınan kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru, 30/7/2013 tarihinde İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi aracılığıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir. Birinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 30/12/2013 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından 16/9/2015 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına ve başvuru belgelerinin bir örneğinin görüş için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmesine karar verilmiştir. Bakanlık 7/10/2015 tarihinde, daha önce yapılan bireysel başvurularda, benzer şikâyetlerin incelenmesinde göz önüne alınacak kriterlere dair görüş bildirildiğinden başvuruya ilişkin görüş sunulmasına gerek duyulmadığını belirtmiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Projesi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, kimya mühendisi olup İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının (4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun mülga maddesi ile görevli bölümü) 2009/1831 sayılı dosyası ile yürütülen soruşturma kapsamında 28/9/2009 tarihinde gözaltına alınmıştır. İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinin (CMK madde ile görevli) 29/9/2009 tarihli ve 2009/108 sorgu sayılı kararı ile başvurucunun “örgüt faaliyeti çerçevesinde uyuşturucu madde imal etme” suçundan tutuklanmasına karar verilmiştir. Kararın gerekçesinin ilgili bölümü şöyledir: “Şüpheliye yüklenen suçun niteliği, aleyhine mevcut delil durumu yüklenen suçu işlediğine dair kuvvetli suç şüphesini varlığını gösteren olguların bulunduğu , delillerin tam olarak toplanmamış bulunması ve suçun niteliğine göre CMK 100/3-a,8, maddesi gereğince tutuklama nedenlerinin var olduğu kabul edildiğinden ...” İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 14/1/2010 tarihli ve E.2010/43 sayılı iddianamesi ile başvurucunun “uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti, suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma” suçlarını işlediğinden bahisle cezalandırılması istemiyle aynı yer Ağır Ceza Mahkemesine kamu davası açılmıştır. İddianamede, başvurucu ile birlikte toplam yirmi üç sanık hakkında cezalandırılma talebinde bulunulmuştur. Davaya bakan İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi (CMK madde ile görevli) tarafından E.2010/15 sayılı dosya üzerinden yürütülen yargılamada 27/5/2010 tarihli celsede başvurucunun kimlik tespiti yapılmış ve savunması alınmış, yargılama başvurucu yönünden tutuklu olarak sürdürülmüştür. Mahkeme 21/5/2013 tarihli celsede başvurucunun tutukluluğunun devamına karar vermiştir. Başvurucu 27/5/2013 tarihinde karara itiraz etmiş, İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinin 13/6/2013 tarihli ve 2013/274 Değişik İş sayılı kararı ile “tutukluluğun devamına ilişkin ara karar usul ve yasaya uygun bulunduğundan” itirazın kesin olarak reddine karar verilmiştir. Anılan karar başvurucuya 2/7/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu 30/7/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi, yargılamanın devamında 10/1/2014 tarihli celsede başvurucunun “tutuklu kaldığı süreyi göz önüne alarak” tahliyesine karar vermiştir. 21/2/2014 tarihli ve 6526 sayılı Kanun’un maddesi ile 5271 sayılı Kanun’un mülga maddesi ile görevli olan ağır ceza mahkemeleri kaldırıldığından İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinin 7/3/2014 tarihli ve E.2010/15 sayılı kararı ile başvurucunun yargılanmakta olduğu dava, İstanbul Anadolu Ağır Ceza Mahkemesine E.2014/115 sayılı dosya numarası ile devredilmiştir. İstanbul Anadolu Ağır Ceza Mahkemesinin 15/6/2015 tarihli ve E.2014/115, K.2015/243 sayılı kararı ile başvurucunun atılı “suç işlemek amacı ile kurulan örgüte üye olma ve örgüt faaliyeti çerçevesinde uyuşturucu madde imal etme” suçlarından, “suçu işlediğine dair aleyhinde mahkumiyetine yeterli her türlü kuşkudan uzak kesin ve inandırıcı kanıt bulunmadığı” gerekçesiyle beraatına karar verilmiştir. Mahkemenin gerekçesinin ilgili bölümleri şöyledir: “Suç işlemek amacıyla örgüt kurma, Yönetme, Örgüte üye olma Suçu yönünden: ... somut olayda, kurulduğu iddia edilen örgütün ne zaman kim tarafından kurulduğu, örgüt liderinin kim olup, hangi suçları örgüt faaliyeti kapsamında işlediklerine ilişkin somut bir iddia ve kanıtın olmayışı, sanıkların çoğunun birbirlerini tanımıyor oluşları, elde edilen başlangıçtaki iddiaya uygun uyuşturucu hapların olmayışı karşısında tüm sanıkların bu nedenle atılı suçtan beraatlerine karar verilmiştir. ... Diğer Uyuşturucu Madde İmal Etme ve Ticaretini Yapma suçları ile ilgili olarak ise: ... Kimya Mühendisi olan sanığın ... 1989 yılında … Kimya Şirketini kurup işletmesi, şirketin 2008 yılında iflas etmesi nedeniyle Beylikdüzünde bulunan bazı malzemelerin sanık H.R. tarafından kurulan … Kimya ile yine sanık G.Ç.’ye ait Tuzla da bulunan … Kimya Şirketinin depolarına konulmuş olması yine teknik ve fiziki takibe göre sanığın bu iş yerine en son 22/06/2009 tarihinde gelmiş olması oysa aramanın yapıldığı 09/09/2009 tarihine kadar şirkete gelip gitmediğinin sabit olması daha önceden H.R. ile ortaklık yapmış olmaları nedeniyle bu ortaklık ilişkisinin gerektirdiği görüşmeler dışında iddianame de belirtildiği üzere amfetamin üretimi konusunda diğer sanıklar ile hareket ettiğine ilişkin somut hiçbir kanıtın bulunmayışı nedeniyle sanığın bu suçtan beraatine karar verilmiştir.” Dava, inceleme tarihi itibarıyla diğer bir kısım sanıklar yönünden temyiz aşamasındadır.B. İlgili Hukuk 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Kanun’un “Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti” kenar başlıklı maddesinin (1), (5) ve (8) numaralı fıkraları şöyledir: “(1) Uyuşturucu veya uyarıcı maddeleri ruhsatsız veya ruhsata aykırı olarak imal, ithal veya ihraç eden kişi, yirmi yıldan otuz yıla kadar hapis ve yirmibin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. (5) (Değişik: 18/6/2014 – 6545/66 md.) Yukarıdaki fıkralarda gösterilen suçların, üç veya daha fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi hâlinde verilecek ceza yarı oranında, suç işlemek için teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hâlinde, verilecek ceza bir kat artırılır. (8) Bu maddede tanımlanan suçların tabip, diş tabibi, eczacı, kimyager, veteriner, sağlık memuru, laborant, ebe, hemşire, diş teknisyeni, hastabakıcı, sağlık hizmeti veren, kimyacılıkla veya ecza ticareti ile iştigal eden kişi tarafından işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır.” 5237 sayılı Kanun’un “Suç işlemek amacıyla örgüt kurma” kenar başlıklı maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir: “ Suç işlemek amacıyla kurulmuş olan örgüte üye olanlar, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.” 5271 sayılı Kanun’un “Tutuklama nedenleri” kenar başlıklı maddesinin ilgili bölümü şöyledir:“(1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli veya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama kararı verilemez. (2) Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni var sayılabilir: a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular varsa. b) Şüpheli veya sanığın davranışları; Delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme, Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma, Hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa. (3) Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı halinde, tutuklama nedeni var sayılabilir: a) 2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan; … Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti (madde 188),...” 5271 sayılı Kanun’un “Tutuklama kararı” kenar başlıklı maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:“(1) Soruşturma evresinde şüphelinin tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi tarafından, kovuşturma evresinde sanığın tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine veya re'sen mahkemece karar verilir. Bu istemlerde mutlaka gerekçe gösterilir ve adlî kontrol uygulamasının yetersiz kalacağını belirten hukukî ve fiilî nedenlere yer verilir. (2) (Değişik: 2/7/2012-6352/97 md.) Tutuklamaya, tutuklamanın devamına veya bu husustaki bir tahliye isteminin reddine ilişkin kararlarda; a) Kuvvetli suç şüphesini, b) Tutuklama nedenlerinin varlığını, c) Tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu, gösteren deliller somut olgularla gerekçelendirilerek açıkça gösterilir. Kararın içeriği şüpheli veya sanığa sözlü olarak bildirilir, ayrıca bir örneği yazılmak suretiyle kendilerine verilir ve bu husus kararda belirtilir.”