(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2009/9739 E. , 2009/13146 K. "İçtihat Metni" Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü vekili avukat ... ile 1-... vekili avukat ... aralarındaki dava hakkında Malatya 3. ASliye Hukuk Mahkemesinden verilen 3.7.2008 tarih ve 360-260 sayılı hükmün Dairenin 15.4.2009 tarih ve 15845-5148 sayılı ilamıyla onanmasına karar verilmişti. Süresi içinde davac avukatınca kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşuldu. KARAR Davacı, davalı ile imzalanan sözleşme
**(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2009/9739 E. , 2009/13146 K.** **"İçtihat Metni"** Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü vekili avukat ... ile 1-... vekili avukat ... aralarındaki dava hakkında Malatya 3. ASliye Hukuk Mahkemesinden verilen 3.7.2008 tarih ve 360-260 sayılı hükmün Dairenin 15.4.2009 tarih ve 15845-5148 sayılı ilamıyla onanmasına karar verilmişti. Süresi içinde davac avukatınca kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşuldu. KARAR Davacı, davalı ile imzalanan sözleşme ile İnönü stadyumunun kiraladıklarını, davalının sözleşme şartlarına aykırı olarak stadyumun aydınlatma direklerinin birisine ... baz istasyonunu kurdurduğunu ileri sürerek, sözleşmeye aykırı ve sağlığa zararlı baz istasyonların sökülerek kaldırılmasına, eski hale getirilmesine karar verilmesini istemiştir. Davalı, baz istasyonlarının Ulaştırma Bakanlığı'nca çıkartılan Yönetmelik hükümlerine uygun olarak kurulduğunu ve denetlendiğini savunarak davanın reddini dilemiştir. Mahkemece, davanın reddine dair verilen, karar Dairemizin 15.4.2009 gün ve 2008/15845-5148 sayılı ilamı ile onanmış, davacı bu kez karar düzeltme talebinde bulunmuştur. Taraflar arasındaki sözleşmenin 11. maddesinde; “ sözleşme süresi sonuna kadar stadyumun kullanım süresince kamuya, gerçek ve tüzel kişilere ait menkul ve gayrimenkuller ile yapı ve tesislerde insan sağlığına zarar verilmemesi, ... ve mal kaybına sebep olunmaması için gerekli bütün tedbirler klüp tarafından alınacaktır “ düzenlemesi getirilmiştir. Uyuşmazlık cep telefonlarında haberleşmeyi sağlayan ve baz istasyonları olarak isimlendirilen tesisin kullanılması sonucu bir zararın bulunup bulunmadığı varsa bu zararın hangi durumlarda söz konusu olabileceği ve yine giderilmesi konusunda ne gibi önlemlerin alınması gerektiği noktasında toplanmaktadır. Dava konusu olan tesisin cep telefonlarının kullanımı için zorunlu olduğu ve bu tesisin geniş bir kitleyi ilgilendirmesi itibariyle de kamuya hizmet vermeyi amaçladığı da tartışmasızdır. Ne var ki, bu hizmetin verilmesinde ve 2009/9739-13146 tesisin kullanılması sonucu hukuk kurallarının bir gereği olarak zarar doğup doğmadığının tartışılması gerekir. Zarardan sorumluluğun da, kusura dayanmayan, tehlike sorumluluğu olarak da kabul edilmesi gerekir. Bu özelliği itibariyle tesisi kullanan ve onu işletenin yüksek özen yükümlülüğü bulunmaktadır. Bunun için zarar görenin zararını değil, tesisin kişilere, bu bağlamda çevreye bir zarar vermediğinin ve herhangi bir olumsuz sonuç yaratmadığının kanıtlanması gerekir. Bu sonuç genel sorumluluk kurallarının aksine olarak, tesisin ağır tehlike doğuracak özelliğinden kaynaklanmaktadır. Bu genel açıklama ve nitelendirmeler göz önünde tutulup somut olay değerlendirildiğinde; dava konusu edilen baz istasyonunun, davacının taşınmazının konumlarının incelenmesi gerekmektedir. Bu bağlamda tesisin kurulma amacına uygun olarak işletilmesi durumunda; kişi ve çevreye zarar verip vermediğinin belirlenmesi önem taşımaktadır. Bilirkişiler tarafından yapılan inceleme sonunda, sertifikada belirtilen limitlerin yönetmelikte belirtilen limitlere uygun olduğu, hatta yönetmelikteki limitlerin de altında bulunduğu belirtilmiştir. Ne var ki yapılan bu belirlemelerle bir zararın olmayacağı kabul edilemez. Yönetmelik ve bu yönetmelikteki ölçülere göre verilen sertifika, soyut bir belirlemeyi içermektedir. Bu bağlamda, o anda o yerde ve belirtilen güçte kurulacak istasyonun değerlerini belirtmektedir. Nitekim sertifikalar bu nitelikleri içermekte olup, kurulan istasyonun ve çevresindeki binaların konumunu belirtmemektedir. Bu da sertifikadaki ölçülerin tüm bilimsel verilere uygun olduğu ve zarar doğurmayacağı anlamına gelmez. Kaldı ki, hukuk kurallarındaki norm düzenlemesi itibariyle yönetmelik ve yönetmeliğe uygun bir işlem yapılsa bile, buna karşın çevreye verilen zarardan, eylemde bulunanın sorumlu olmayacağı sonucu doğmaz. Ayrıca hakim, uyuşmazlığın çözümünde yönetmeliğe değil yasaya, genel hukuk kurallarına ve sorumluluk hukukunun ilkelerine göre karar vermek zorundadır. Bu nedenle, yerel mahkeme, yönetmeliğe ve yönetmeliğe göre verilen sertifikayı bağlayıcı olarak kabul etmemelidir. Bu itibarla ölçüm sonuçlarının düşük olmasının zarar doğurmayacağı sonucuna varılamaz. Diğer koşulların bu bağlamda, tesisin kurulduğu yerin yerleşim yerlerine ve davacı taşınmazına yakın olup olmadığı göz önünde tutulmalıdır. Bu hizmetten elde edilen yarar ve bunun karşılığında verilen zararın dengelenmesi gerekmektedir. Hiçbir hizmetin, kişi yaşamının önüne geçmesi ve ona üstünlük tanınması doğru bir yaklaşım olarak düşünülemez. Kaldı ki, bu hizmetin aynı yerde verilmesinde zorunluluk olup olmadığı, daha fazla bir giderle de olsa, 2009/9739-13146 başka bir yerde aynı sonuçları sağlayacak bir istasyonunun kurulması ve hizmet verilmesinin olanaklı olup olmadığı da önem arzetmektedir. Bir ... yönetmeliğe uygun olarak çalıştırılsa dahi, zarar verdiği takdirde yönetmeliğe uygun olduğundan söz edilerek zarar verenin sorumluluktan kurtulması, kullanıma devam edilmesi sonucunu doğurmaz. Yönetmeliğe uygun değilse, zaten hukuka aykırılık gerçekleşmiş olacaktır. Yukarıda ayrıntılı şekilde açıklandığı gibi, kullanılan istasyonun konumu itibariyle uzun sürede kişi ve çevreye zarar verip vermediği, bu nitelikteki bir istasyonun halen bulunduğu yerde kullanılmasının sakıncalı bulunup bulunmadığı, bunun daha uygun ve yerleşim çevresinden daha uzakta kurulmasının gerekli olduğu hususları ile dar anlamda ve para ile ölçülebilen bir zarar bulunmasa da, çevre binalarda yaşayanların sağlık bakımından büyük endişeler taşıyıp, psikolojik olarak yaşamlarını olumsuz biçimde etkileyeceği hususları da değerlendirilmeli ve sonucuna uygun bir karar verilmelidir. Değinilen bu yönler gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken davanın reddine karar verildiği ve daha önce yapılan temyiz incelemesinde bu yönün zuhulen gözden kaçırılmış olduğu bu kez yapılan incelemede anlaşıldığından, Dairemiz onama kararının kaldırılarak mahkeme kararının yukarıda açıklanan nedenlerle bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı davacının karar düzeltme talebinin kabulü ile Dairemiz 15.4.2009 gün 2008/15845 E. 2009/5148 sayılı onama ilamının kaldırılarak mahkeme kararının davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan 32.30 TL temyiz harcının istek halinde iadesine, 12.11.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.